Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

NUH GÖNÜLTAŞ



Herkesin gönlündeki aslandır milletvekili olmak!

Her kesimden, hemen herkesin mutlaka Parlamento’ya, milletvekillerine yönelik menfi eleştirileri olmuştur. İşin garip tarafı bu eleştirileri yöneltenlerin çoğu da seçim zamanı geldiğinde siyasi partilerin kapılarında milletvekili adayı olabilmek için kuyruğa geçer, o partinin liderinin karşısında takla atar, cambazlık yapar.

Bürokratlar, gazeteciler, askerler, ilahiyatçılar, şarkıcılar, türkücüler, sinema sanatçıları, artistler, mafya babaları, liderlerin doktorları, özel kalem müdürleri, çaycıları, çorbacıları... Herkesin gönlündeki aslandır milletvekili olmak... Öyle ki kamuoyunda azıcık şöhreti olan herkes mutlaka bir gün kapağı TBMM’ye atmayı planlar.

Aldığı maaşta, yediği yemekte vatandaşın gözü vardır. Her türlü olumsuzluğun faturası onlara kesilir; ama seçim zamanı geldiğinde herkes milletvekili olmak ister, hatta bu uğurda çuval çuval para harcayanlar bile vardır.

Türkiye’deki 550 dokunulmaz kişiden biri olmak neden bu kadar cazip acaba?

Meclis’te 2 metrekarelik bir oda, bir telefon, bir sekreter, ucuz yemek, çay, lojman, harcırah... Gerisi, stres, sıkıntı, beddua, lider sultası... Bir de mütemadiyen erken seçim korkusu var! Bu yüzden bir defa milletvekili seçilen herkes mutlaka bir sonraki seçimi de garanti altına alıp yeniden seçilmek istiyor. Bunca sıkıntısına rağmen herkes milletvekili olmak istiyor, neden?

Vatandaş, ağzını milletvekili diye açtığı zaman çok kötü sözler eder. Ama işi düşünce de gidecek ilk yer olarak milletvekillerinin kapısını aşındırır. Memlekete gidecek parası biten, Ankara’da işi olan, hastaneye yatacak olan, çocuğuna iş arayan... Bu listeyi çoğaltmak o kadar mümkün ki, eğer öyle yapsak bu yazı bitmez.

Vekil işte... Aslında mana itibarıyla milleti temsil eden, milletin hak ve çıkarlarını kollayan, yasama yetkisini kullanabilen kişi. Asil olan millet. Ama bu durum milletvekili seçilinceye kadar. Milletvekili seçilince asil ve vekil yer değiştiriyor. Vekil büyüyor, büyüyor, asil devlet kapısındaki işlerini yapabilmek için onun kapısını çalmak zorunda bırakılıyor.

Milletvekilliğini cazip kılan en önemli şey dokunulmazlık zırhı olmalı. Kamu hizmetinde çalışıp da sonunda milletvekili olmak isteyenler en çok bu yüzden tercih ediyorlar milletvekili olmayı. Eğer milletvekili olursa görevinde yaptığı suiistimaller yüzünden yargılanma ihtimali ortadan kalkıyor.

Bir başka sebep, milletvekillerinin kendi kendilerinin maaşlarına zam yapabiliyor olmalarıdır. Milletvekilleri diledikleri zaman kendi maaşlarına belli oranlarda zam yapabilmek için bir araya gelebilirler. Belki de milletvekilliğinin en cazip tarafı bu. Bir defasında vekillerimiz kendi maaşlarını asgari ücretin 58 katına kadar artırmışlardı!

Herkes bir tarafa da benim, milletvekili olmasına en çok üzüldüğüm kişiler gazetecilerdir. Milletvekili adayı gazeteci, gazetecilik yaparken milletvekili olmayı planladığı partiyi izler, bu vesile ile lidere yakın olmaya çalışır. Partinin aleyhine hiç haber yapmaz, her zaman lehte olur. Lider bu durumu anlamışsa onu adeta bir partili gibi kullanır. Zaman zaman manipülatif haberler ona sızdırılır. Seçim zamanı yaklaştıkça liderin eli öpülür. Ne çok gazeteci gördüm milletvekili olabilmek için el etek öpen bir bilseniz!

“Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler.

Kimi alçak kimi hırsız dediler.

Künyeni almak için gazeteye ettim telefon.

Bizdeki kayda göre o şimdi mebus dediler.”

Tabii herkesin milletvekili olabilme gerekçeleri farklı farklıdır; ancak ortak payda “millete hizmet etmektir!”

17.08.2002

Yazarımızın E-Postası: n.gonultas@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (12.08.2002) - AK Parti Körfez Savaşı öncesindeki Irak ordusu gibi!

> (05.08.2002) - 3. TBMM “Ulus Devlet” tabularını yıktı!

> (22.07.2002) - ‘Yeni Oluşum’un şansı nedir?

> (08.07.2002) - Dikkat, iç ve dış ekonomik çevreler Ecevit sonrasına göre pozisyon alıyor!

> (01.07.2002) - Faşist bir ülkede şehrin herhangi bir noktasına sakın zoom yapmayın!

> (25.06.2002) - Hakan Şükür asla sadece Hakan Şükür değildir, İlhan’dır, Emre’dir, Arif’tir

> (24.06.2002) - Aldırma Hakan!

> (23.06.2002) - İlhan'dı, unutulmayacak bir andı...

> (17.06.2002) - Kürtler Bill Gates’in kapısını çalmaya hazırlanıyor!

> (10.06.2002) - Eğer Atatürk yaşasaydı Türkiye çoktan AB’ye girmiş olurdu!





Zaman'da Bugün
17 Ağustos 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Anadolu Finans Kurumu

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.