17 Ağustos depreminin 4. yılına girdiğimiz bu günde Marmara’da deprem riski nedir? Bu soruyu cevaplamak, depremin oluşacağı fayı, fayın konumu, uzunluğu, fayın yırtılma derinliği ve depremde yırtılacak düzlemin büyüklüğü sayısal olarak ortaya koymaktır. Bu parametrelerin yanında fayda biriken atım stresi bir başka ifade ile deprem anında fay boyunca yer değiştirme miktarı da bilinmelidir.
17 Ağustos’tan hemen sonra, yakın deprem riskinin Düzce ve Marmara Adası açıkları Tekirdağ’da olacağını ileri sürdüğümde tüm yerbilimcilerinden farklı olan bu görüşümün doğruluğu, gerçekleşen depremler ile kanıtlandı. Görüşlerimdeki tutarlılık Marmara Denizi çevresinde Istranca Dağları, Biga Yarımadası’nda 20 yıldır sürdürdüğüm tektonik çalışmalarımın getirdiği bakış ile Marmara Denizi’nin tektoniğine yaklaşmam ve doğru tektonik işleyişi kavramam nedeniyledir. TPAO’nun yıllardır sürdürdüğü Marmara Denizi’ndeki çalışmalarının ürünü sismik kesitler, MTA Sismik I sismik kesitleri, Dokuz Eylül Piri Reis’in sismik kesitleri ve deprem sonrası İstanbul Üniversitesi Arar gemisinin sismik kesitleri kılı kırk yararcasına incelenerek tektonik modelin ışığında Marmara Denizi’ndeki aktif fayları tanımlamıştır.
Ereğli ve Kumburgaz fayları ikincil faylar
Bu veriler 17 Ağustos’ta çalışan (yer değiştiren) Körfez fayının batı uzanımının Yalova–Çınarcık kıyı düzlüğü boyunca devam ettiğini, fayın Kocadere açıklarında ikiye ayrılarak bir kolunun batı kuzeybatı yönünde uzandığı, 20–30 km uzunluğundaki bu ikincil kolun orta Marmara sırtında sonlandığı görülür. Diğer ana kolun güneybatıya dönerek Esenköy–Bozburun kıyısı boyunca uzandığı ve bu kolun İmralı fayı ile birleştiği ortaya çıkar. İmralı fayı batıya uzanarak Marmara Adası’na ulaşamadan sonlanır. Batı Marmara’da ise Gaziköy fayı Tekirdağ ve Silivri çukurlarının güney kesiminde yer alan Batı Marmara fayı ile birleşir. 70 km kadar uzunluğa sahip bu faya verev gelen Ereğli fayı ve Kumburgaz fayları ikincil faylardır.
Sismolojik kayıtlar, GPS verileri bu tektonik yapıyı çalıştıran ve depremselliği oluşturan sistemi anlamamızı ve yorumlamamızı kuvvetlendirir. 17 Ağustos’ta çalışan fayın Çınarcık’ın batısına kadar uzandığı sismolojik, GPS ve uydu verileri ile ortaya çıkmıştır. Tuzla, Kartal artçı depremleri, Hayırsız Ada artçı depremleri, Yalova–Çınarcık fayına verev gelen ikincil fay kollarındaki yer değiştirmelerdir. 17 Ağustos depreminde çalışan, yer değiştiren fayın batı devamında Çınarcık batısı ikincil kolunda ve Esenköy, Bozburun, İmralı ana kolunda stres birikimine neden olmuştur. Bu kolda yırtılma derinliği 10 km kadar olup, fay uzunluğu 50 km kadardır. Yer değiştirme miktarı ise 1894 depreminde bu Esenköy–İmralı fayının çalıştığı varsayılırsa yer değiştirme birikimi 100 yılda 2–2,5 cm’den 200–250 cm kadardır. Bu verileri teorik sismolojik formülasyon ile değerlendiren Prof. Dr. Ülben Ezen, olabilecek deprem büyüklüğünün 6,8 olacağını ortaya koyar.
İstanbul’a 50 km uzaklıkta olan bu fayın çalışması ile oluşacak 6,8 büyüklüğündeki deprem İstanbul’a 25–30 km uzaklıktaki Yalova–Çınarcık fayının yırtılması ile oluşan 7,8 büyüklüğündeki 17 Ağustos depreminden daha düşük olacaktır.
Batı Marmara’da ise Tekirdağ–Silivri fayının kırılma derinliği 10 km den sığdır. Fayın uzunluğu 65–70 km arasındadır. Bu fayda son oluşan depremin 1935’te oluşan 6,4 ve 6 büyüklüğündeki depremler olduğunu varsayarsak bu depremden bu yana oluşan yer değiştirme birikimi 140 cm. Bu büyüklükler 6,7’lik bir deprem üretebilir. Yer değiştirme büyüklüğü 360 cm lik bir büyüklüğe ulaşmış ise bu 7 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeline sahiptir. Bu fayda 1766’dan bu yana bir deprem oluşmamış ise yer değiştirme büyüklüğü 450 cm’ye ulaşır. Bu en büyük değerleri göz önüne aldığımızda Prof. Ülben Ezen’in teorik hesaplaması, depremin büyüklüğünün 7 olacağını gösterir.
17 Ağustos’ta oluşan deprem dalgaları batıya doğru sönümlenmeksizin ilerlerken Batı Marmara’da oluşacak depremin doğuya doğru sönümlendiği, deprem dalgalarının yayılma modellemesi çalışmaları ile ortaya çıkmıştır.
“Büyük İstanbul depremi” senaryoları ise, İstanbul’a 10 km kıyısı olan Yalova’dan başlayıp Çekmece’ye kadar uzanan Çınarcık çukuru kuzey kenar fayının yanal atımlı çalışması ile oluşacak. Geçen yıl 8,1, bu yıl ise 7,5 büyüklüğünde bir depremin oluştuğundaki senaryolardır. Bu senaryoların temelini oluşturan Çınarcık çukuru kuzey kenar fayı düşey faydır ve 17 Ağustos depremi ile yırtılan Körfez fayının devamı değildir. Bu görüşümü ileri sürdükten sonra Le Pichon da bu fayın düşey fay olduğu ve Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile ilişkili olmayan yaşlı, susmuş bir fay olduğunu kabul etmiştir. Keza, bu fay modelini ileri süren Okay da bu fayın 1894’te yırtılarak stresini boşalttığını ileri sürmüştür.
İstanbul depremi senaryosu
Pichon, KAF’ın Çınarcık çukurunun ortasından geçtiğini, ada güneyinden geçen fayın önemsiz olduğunu tekrar tekrar söylemesine karşın Çınarcık çukuru ortasından geçen fay da yoktur. Gerçekte KAF Yalova–Çınarcık düzlüğünden geçen ve 17 Ağustos’ta kısmen yırtılmıştır. Hal bu durumda iken Pichon ve gemisinin çalışması sonrası Çınarcık çukuru ortasında fay olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durumda Le Pichon daha önce susmuş fay kabul ettiği Çınarcık çukuru kuzey kenar fayına paralel uzanan küçük faylar çizerek Körfez fayını Yalova’dan Yeşilköy’e kadar uzatarak bir fay hattı çizmiştir. bu fay verileri sismik kesitlerde yoktur. Gerçekte ise düşey bir fay olan Çınarcık çukuru kuzey kenar fayı bizzat genç kuzey–güney gidişli faylarca kesilmiştir. bu faylar Çınarcık, Yalova faylarının 2. kollarıdır. 17 Ağustostan sonra oluşan artçı depremler Tuzla, Kartal, Burgaz adası depremleri bu kuzey güney gidişli genç 2. faylardan oluşmuştur. Jeologlarca kabul edilmeyen bu fayı esas alan inşaatçılar, bu fayın yırtılması ile İstanbul’un 10 km yakınında oluşacak 7,5 büyüklüğündeki deprem ile “İstanbul depremi” senaryosunu yanlış temel üzerine kuruyorlar.
İstanbul’un tarihte etkilendiği faylar...
Gerçekte ise İstanbul tarihte batıda Tekirdağ–Silivri fayı, doğuda Körfez fayı, güneyinde ise Yalova–Çınarcık–İmralı fayında oluşan depremlerden etkilenmiştir. Günümüzdeki gerçek tehdit Çınarcık batısı ve İmralı’daki yırtılmayan fay kolları ile Tekirdağ–Silivri fayı ve ona verev gelen Kumburgaz faylarından gelmektedir. Bir Yunan’lı deprem bilimcinin bu ilk baharda yazdığı makalede Biga yarımadası ve Simav bölgesinde olabileceğini ileri sürdüğü 6,5 ve 7 büyüklüğündeki iki depremin “Marmara’da iki deprem olacağı” şeklinde basında yer alması bu ilkbaharda yaşadığımız ilginç bir olaydır. Bu açıklaması nedeniyle bu Yunanlı depremcinin görevine son verildiği basında yer almış; fakat işaret edilen deprem yerlerinin Marmara’da olmadığı düzeltmesi henüz yapılmamıştır.
Son İtalyan gemisi ile yapılan çalışma 110 km olduğu söylenen Batı Marmara fayının batı ucundaki 30 km kesiminin 1912’de yırtıldığı ve geride kalan yırtılmamış 80 km fay ise Silivri çukurunda birbiri ile birleşmeyen iki parçadan oluştuğu ortaya çıkmış tır.
Prof. Dr. İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğr. Üyesi
17.08.2002
|