Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
Ormancılar, yangını söndürmek isterken daha da büyüttü! |
Son yılların en büyük yangını ormancıların ters yangın yöntemi yüzünden felakete dönüştü. Orman Bakanı Nami Çağan, yapılan yanlış işlemi onaylamak zorunda kaldı.
Muğla’nın Marmaris ilçesinde iki gün önce başlayan orman yangını kontrol altına alınamıyor. 2 bin hektar alanı kül eden yangının önünü kesmek için ‘ters yangın’ denilen sistemin uygulandığı ve bu yüzden alevlerin yeniden yayıldığı anlaşıldı. Marmaris’te Çetibeli köyünde 3 gündür devam eden yangın, söndürme çalışmalarında yapılan bir hatayı ortaya çıkardı. Perşembe günü öğle saatlerinde elektrik tellerinin kopması sonucu başlayan orman yangını, önceki gün sabah saatlerinde kontrol altına alındı. Ancak, yangın aynı gün öğle saatlerinde yeniden yayılmaya başladı. Yangının, ormancıların ‘ters yönden ateş yakma’ yöntemi sebebiyle yeniden başladığı belirtildi. ‘Ters yangın’ diye tabir edilen sistemde, yangının önünü kesmek için ormanın belirli bir bölümü yakılıyor. Orman Bakanı Nami Çağan, bu yöntem yüzünden yangının kontrolden çıktığını doğruladı.
Marmaris’te söndürme çalışmaları sırasında ters yangın yakıldı; ancak rüzgarın tersten esmesi sonucu yayıldı. Orman Bakanı Nami Çağan, orman yangınlarında ters yangın uygulamasının hep yapıldığına dikkat çekerek, “Kozalaklar etrafa yayılarak yangının artmasına katkı sağlar. Marmaris’te, rüzgarın ters yönden esmesi, yangının kontrolden çıkmasına yol açtı. Sistem Marmaris’te olumsuz sonuçlandı. Yangın engellenemedi, aksine devam etti.” dedi. Bakan Çağan, İstanbul, Çanakkale, Bursa, İzmir, Kütahya, Eskişehir, Isparta ve Antalya bölgelerinden uçak, helikopter, dozer, arozöz, işçi ve teknik eleman takviyesi yaptıklarını kaydetti.
Marmaris’te, bin hektarlık alanda etkili olan yangını söndürme çalışmaları dün de sürdü. Orman Bakanlığı, orman yangınlarına ‘havadan müdahale yapılmadığı’ iddialarını yalanladı. Bakanlık, 2 C 130 askeri uçak, 15 THK uçağı ve 12 yangın söndürme helikopteri ile toplam 29 hava aracı ile yangına müdahale edildiğini belirtti. Yetkililer, yangının ilk başladığında hava ulaşım araçları dahil bütün ekipmanlar ile müdahale ettiklerini kaydetti. Yetkililer, devam etmekte olan yangına 29 hava aracı, 85 arozöz (yangın söndürme aracı) 25 dozer ve 900 civarında yangın söndürme işçisi ile müdahale etmeye devam ettiklerini kaydetti.
Öte yandan; Orman Mühendisleri Odası, son günlerde yaşanan Balıkesir ve Marmaris yangınlarının rantı yüksek olan yerlerde çıkmasının düşündürücü olduğunu bildirdi. Odadan yapılan açıklamada, seçim dönemine girilmesinden dolayı orman yangınlarına gerekli desteğin sağlanamadığı belirtildi. Asıl tehlikenin toplumun bu gibi olaylara duyarsızlaşması olduğu ifade edilen açıklamada, orman yangınlarının her seçim arefesinde çıkarılmasının da düşündürücü olduğu vurgulandı. Yangın söndürmenin değil, yangını önlemenin amaç olması gerektiği aktarılırken, son yıllarda yaşanan yangınların kaynağının orman içinden geçen enerji nakil hatları olduğu öne sürüldü. Açıklamada, enerji nakil hatlarının yenilenmesi gerektiği anlatılırken, orman köylüsünün orman yağmasına karşı uyanık olması istendi.
|
|
Lütfi Aykurt
/ Marmaris
18.08.2002
|
|
| |
Deprem korkusu kapı kilitlemeyi unutturdu |
Acısı hâlâ dinmeyen Marmara Depremi’nin ardından aile içi ilişkiler ve dayanışma daha önemli hale geldi. Kişilerin ‘deprem olur’ korkusu ile kapılarını kilitlemekten de çekindikleri belirlendi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Deprem ve Kent Araştırması’na katılanların yüzde 21’i tuvalet kapılarını tam olarak kapatmadığını belirtti. Araştırmaya katılan 2 bin 500 kişinin yüzde 65’i odalarının kapısını sürekli açık tutuyor, yüzde 21’i de tuvalet kapılarını tam olarak kapatmıyor. Yüzde 54’ünde ise deprem fobisi meydana geldi.
Katılımcıların yüzde 34’ü yatma–uyuma kıyafetlerini, yüzde 25’i de banyo alışkanlıklarını değiştirdiğini açıkladı. Araştırma, depremin olumlu etkilerine de dikkat çekti. Ailelerin yüzde 31’i depremden sonra aile içi ilişkilerin ve dayanışmanın daha iyiye gittiğini belirtti. Deneklerin yüzde 11’i kent içinde farklı yerlere taşındığını ifade ederken, yüzde 18’i İstanbul’dan göç etmeyi düşündüğünü ifade etti.
Katılımcılar, ‘Depreme en çok nasıl yakalanmaktan korkuyorsunuz?’ sorusuna, yüzde 31’i ‘yatak odası’, yüzde 49 ‘uyurken’ cevabını verdi.
Araştırmaya katılanların yüzde 22’si eşyalarını sabitleştirdiğini, yüzde 31’i deprem sigortası yaptırdığını, yüzde 22’si deprem çantası hazırladığını, yüzde 46’sı evlerinin en güvenli yerini tespit ettiğini, yüzde 72’si deprem anında ne yapacağını bildiğini, yüzde 12’si evinde deprem provası yaptığını ifade etti. Deneklerin yüzde 23’ü evlerinde, yüzde 13’ü ise işyerinde depremin hâlâ konuşulduğunu belirtti.
Vatandaşlar, deprem açıklamalarında en güvenilir kurum olarak (yüzde 69) Kandilli Rasathanesi’ni görüyor. Araştırmaya katılan deneklerin yüzde 38’i depremin kendi üzerlerinde kalıcı etki bıraktığını ifade etti. Depremin, etkilediği en büyük kitleyi (yüzde 49) hanımlar oluşturuyor. Katılımcıların yüzde 34’ü muhtemel bir depreme karşı kendilerini rahatlatan şeyin evlerinin sağlamlığına olan güvenleri olduğunu ifade ederken, yüzde 26’sı inançlarını öne çıkardı. İstanbul’da apartmanda yaşayanlar depreme karşı tedbir olarak en çok üst katlarda oturmak istiyor. Vatandaşların yüzde 66’sı yaşadıkları binanın depreme dayanıklı olduğunu düşünüyor; ancak yüzde 54’ü binasını kontrol ettirmemiş.
Araştırma sonuçlarını açıklayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, felaketlerden bütün dersleri azami ölçüde çıkarmayı amaçladıklarını belirterek, “Bu çalışmayla İstanbul’un depremden sonraki psikolojik ve sosyal durum haritasını çıkardık. Amacımız, 50 yıl sonra da olsa meydana gelecek bir depremle nasıl barışık yaşayabileceğimizin çaresini aramaktır. Ayrıca, kentimizi ve kendimizi koruyarak halkımızda oluşan deprem fobisini ülkenin dışına atmak istiyoruz.” dedi.
|
|
18.08.2002
|
|
| |
‘Göçer’ konutları enkazı üzerinde sabahladılar |
Veli Göçer’in Yalova Çınarcık’ta yaptırdığı konutların yıkıntısı altında kalarak ölen depremzedelerin yakınları 17 Ağustos 1999 depreminin üçüncü yıldönümünde enkaz üzerinde bir araya gelerek yitirdiklerini andı.
Saatler sarsıntının başladığı 03.02’yi gösterdiğinde yitik anne ve babalar çocukları, çocuklar anne ve babaları için ateşin etrafında halka oluşturup bir dakikalık bir sessizliğe gömüldü. Ardından bir imam ölenlerin ruhuna Kur’an okudu. Kur’an okunurken gözleri yaşla dolan halkadakiler, hocanın yanık sesiyle başladığı bir ağıtı andıran ilahiyi dinlerken kendilerini tutamayıp hüngür hüngür ağladı. Hocanın ölenler için rahmet duasına içten ‘aminler’ çekildi.
Enkazdan 3 kızının cesedi çıkan Veli Göçer’in hemşehrisi Şerife Çimen anma buluşması için Elbistan’dan Çınarcık’a geldi. Ancak enkaz alanında saat 03.02’yi beklerken yaşadıkları hatırına gelip fenalaştı. Şerife Çimen, ‘Göçer’zedelerin ateşin etrafında oluşturduğu saygı duruşu, Kur’an dinleme ve dua halkasına katılmak için ayakta duracak gücü kendisinde bulamadı.
Buruk mutluluk
Enkazın altından sağ çıkarılan Salim Çakır ve eşi ile kurtarıcıları Çınarcıklı genç kuaför Ali Tan ve arkadaşları önceki gece 3 yıl önceki hayata dönüş sevincini buruk tazeledi. Çakır çifti 11 yaşındaki oğulları Can’ın, yıkıntıların arasından cansız bedeninin çıkışının acısını enkaz üzerinde bir kez daha yaşadı.
Göçer’in yaptırdığı 7 katlı 7 apartman çöküp pasta haline gelirken Şadiye ve Mehmet Yüce çifti betonların arasında sıkışıp ezildi. Yüce çiftinin öğretmen damadı Arslan Bozdemir ve öğretmen kızı Gülseren ölen anne ve babası için Mersin’den; İstanbul’daki kızı Şehriban ile damadı Mustafa Ergüden ise İstanbul’dan enkaz alanına geldi.
Saat 22.00’de yakınlarını kaybeden ve çoğu İstanbul’dan gelen 25 kişilik grup Veli Göçer enkazı üzerindeki yazlık bir tahta örtünün altında bir araya geldi. Getirilen seyyar ocakta çay demlenip saat 03.02’ye kadar 17 Ağustos gecesi konuşulup dertleşildi. Herkesin unuttuğu depremi kendilerinin unutmasının mümkün olmadığı, buluşanların birbirlerine hatırlattığı ortak duyguydu.
Civardaki ayakta kalan sitelerde tek tük oturan yazlıkçılar da onlara katıldı. Bu Çınarcık’taki tek anma organizasyonuydu. Gece saat 24.00’ü geçtiği saatlerde ise Çınarcık sahili yürüyüşe çıkan tatilcilerle dolup taşıyor, yüksek sesli müzik yayını çok geniş bir alandan duyuluyordu. Çınarcık’ın sahildeki sakinleri, enkaz alanındakilerin aksine depremi unutmuş görünüyordu.
Göçer konutlarında kayınpeder ve kayınvalidesi Yüce çiftini kaybeden Mustafa Ergüden, depremden sonra Göçer’in bürosundan ellerine geçen 5 çuval dolusu evrakın Veli Göçer’in tutuklanmasında en önemli etken olduğunu söyledi. Ergüden, Çınarcık’ta çökerek içindekilere mezar olan 11 apartmandan 7’sinin Veli Göçer’in sattığı binalar olduğunu ifade etti.
İzmit’ten Çınarcık’a kadar olan deprem bölgesinde artık enkaz yığını yok. Gündüz yolculuk yapıldığında sır vermeyen binalar gece depremin izini açıkça gösteriyor. Yol boyunca 8 katlı apartmanlar veya sitelerde bir veya birkaç dairenin ışıkları yanıyor. Çınarcık’taki 10 otomobilden 6’sı İstanbul plakalı iken, Yalova, Ankara ve Eskişehir plakalı otomobiller de göze çarpıyordu. Çınarcık’ta Veli Göçer konutlarına komşu sitede tek başına oturan bir yazlıkçı, 17 Ağustos 1999 günü bütün dairelerin sahipleri ve misafirle dolu olduğunu ifade etti.
|
|
İbrahim Balta
/ Çınarcık
18.08.2002
|
|
| |
‘Doğum tarihleri farklı, ölüm tarihleri aynı’ |
Yalova’da 17 Ağustos’un 3. yılında saat 03.02’de deprem anıtında toplanan 5 bini aşkın kişi, yaşamını yitirenlerin isimlerinin yer aldığı deprem anıtındaki mermer sütunları, gözyaşlarıyla yıkayıp çiçeklerle süsledi.
Yalova’da önceki gün akşam saat 23.00’te toplanmaya başlayan kalabalık, 17 Ağustos sabahı saat 05.00’e kadar deprem anıtında kaybettiği yakınlarının isimlerinin bulunduğu mermer sütunlar arasında sabahladı. Depremzedeler, deprem anıtındaki taziye defterine ve depremde ölenlerin isimlerinin yer aldığı mermer sütunlara ‘Doğum tarihleri ayrı, ölüm tarihleri aynı olan tüm deprem şehitleri, sizleri ve 17 Ağustos’u unutmadık.’ diye yazdı. Etkinliklerde deprem şiirlerinin yanı sıra müftülük tarafından ilahiler okundu. Adapazarı’nda, depremzedeler sessiz ancak gözyaşı akıtarak deprem gecesini ve kaybettiklerini andı. Sakarya Valiliği önünde önceki akşam saat 21.30’da toplanan az sayıda kişi depremi anlatan sinevizyon gösterisini izledi. Görüntüleri izlerken gözyaşlarına hakim olamayanlar vardı. Çok az sayıda kişi ise depremin meydana geldiği 03.02’yi Atatürk Bulvarı’nda bekledi.
|
|
Ali Karadeniz
/ Duran Savaş
18.08.2002
|
|
| |
Gece 03.02’yi sessizce geçirdiler |
Depremin yıldönümünde Kocaeli Gölcük Barbaros Hayrettin Lisesi (GBHL)’de gece saat 03.02’de hayatını kaybedenlerin isimlerinin yer aldığı balonlar geçen yıl olduğu gibi gökyüzüne uçuruldu.
Törenlere gece saat 11.00 civarında start verildi. Gece saat 02.57’de ‘Sessizlik eylemi’ başladı. Üzerlerine GBHL yazılı tişörtler giyen öğrenciler bahçenin ortasında ışıklandırılmış büyük amblemin etrafına, ellerinde hayatını kaybeden öğrencilerin isimlerinin bulunduğu balonlarla oturdu. Saat 03.00’te saygı duruşunun ardından, 03.02’de balonlar gözyüzüne uçuruldu. Sessizlik eylemi, saygı duruşu ve balonların uçması esnasında okulun bahçesini dolduran Gölcüklüler gözyaşlarına hakim olamadı. Programın sonunda tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter’in okuduğu GBHL adına hazırlanan bildiri sinevizyondan dinlendi. Dün İzmit’te çeşitli yerlerde ölenler için mevlit okutuldu. Akşam üzeri saat 19.00’da Gölcüklüler, kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra denize çiçek bıraktı. Gece Gölcük Belediyesi Tasavvuf Müziği ekibi kısa bir konser verdi. Depremde kaybolanlar için amfitiyatroda mumlar yakılırken, Telsiz ve Radyo Amatörleri Cemiyeti üyeleri de dünyadaki tüm ülkelere mesaj gönderdi.
|
|
Abdulhamit Yıldız
/ Fikri Kaya
18.08.2002
|
|
| |
Hasarlı bina 3 yıl sonra çöktü |
Avcılar’da 17 Ağustos depreminde büyük hasar gören 7 katlı bir bina depremin yıldönümünde çöktü.
Depremde büyük hasar gördüğü için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından ağır hasarlı bina raporu verilerek yıkılmak istenen 7 katlı bina, bazı hak sahiplerinin mahkemeye başvurarak yıkımı durdurması üzerine 3 yıldır yıkılamıyordu. Ancak ağır hasarlı bina daha fazla dayanamadı ve dün akşam saat 20.30 sıralarında çöktü. Avcılar Gümüşpala Mahallesi Barış Sokak’ta bulunan binanın boş olması, muhtemel bir faciayı önledi. Binanın onarımına yardım eden müteahhit Mustafa Bağdatlı, daire sahiplerinin devletten konut hakkı elde ettiği için binanın yıkılmasını istediklerini; ancak giriş kattaki dükkan sahiplerinin buna karşı çıkarak mahkemeye başvurduklarını ve yıkımı durdurduklarını söyledi.
|
|
Kazım Canlan
/ İstanbul
18.08.2002
|
|
| |
Depremzedeler, tepki gösterdi |
Kuzey Marmara’da 17 Ağustos 1999’da meydana gelen deprem, felaketten etkilenen şehirlerde çeşitli etkinliklerle anıldı. Depremin üçüncü yılında yaralarını sarmaya çalışan depremzedelerin tepkili oldukları gözlendi.
Depremzede dernekleri, yıldönümünde miting yapılmasına izin vermeyen Sakarya Valiliği’ne tepki gösterirken, Kocaeli’nin Gölcük ilçesindeki törenlere katılan Demokratik Türkiye Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Bayar alkışlarla protesto edildi. Kocaeli’nin Körfez ilçesinde ise bir grup esnaf kepenk indirdi. Esnaf, 17 Ağustos’un ulusal yas günü ilan edilmesini istedi.
|
|
18.08.2002
|
|
| |
Çocuklar için kendini feda etti |
İstanbul, dün öğleden sonra aniden bastıran sağanak yağmura teslim olurken Kâğıthane ilçesinde akıl almaz bir olay yaşandı. Halı sahada futbol oynayan 13–14 yaşları arasındaki çocuklardan üçü soyunma odasının önünde biriken sudaki elektrik akımına kapılarak hayatlarını kaybetti.
Oğlunu almak için saha kenarına gelen 40 yaşındaki Mustafa Eryılmaz, çocukları ellerinden çekerek kurtarmaya çalışırken akıma kapıldı. Eryılmaz, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Elektrik akımına kapılan çocukları kurtarmak isterken hayatını kaybeden Eryılmaz’ın oğlu Burak Eryılmaz, olay anını şöyle anlattı: “Babam futbol sahasına arabası ile beni almak için geldi. Su içinde çırpınan arkadaşlarımı görünce arabayı durdurmadan aşağı atladı. Sudaki çocukları kurtarmaya koştu. Bir iki arkadaşımı kurtarıp dışarı attı. Bir arkadaşımı daha kurtarmak için sudan çekip çıkarttığı anda kendisi suya düştü.” Mustafa Eryılmaz’ın yakınları ve arkadaşları Eryılmaz’ın çok iyi niyetli bir insan olduğunu ve herkesin yardımına koştuğunu ifade ediyor. Kağıthane Belediyesi’nin düzenlediği 12–13 yaş Yıldızlar Futbol Turnuvası’nda dün Abide–i Hürriyet Futbol Takımı ile Gültepe Futbol Takımı maçı oynandı. Maçın bitiş düdüğü ile birlikte aniden başlayan yağmusporcular, soyunma odasına doğru koştu.
Soyunma odası ile saha arasında bulunan yerde su birikintisine basan çocuklar elektrik akımına kapıldı. Su birikintisi içinde çırpınan arkadaşlarına yardıma giden diğer sporcular ile bir sporcunun babası da akıma kapıldı.
Elektrik akımına kapılan çocukları kurtarmak isterken hayatını kaybeden Mustafa Eryılmaz’ın oğlu Burak Eryılmaz, olay anını şöyle anlattı: “Babam futbol sahasına arabası ile beni almak için geldi. Su içinde çırpınan arkadaşlarımı görünce arabayı durdurmadan aşağı atladı. Sudaki çocukları kurtarmaya koştu. Bir iki arkadaşımı kurtarıp dışarı attı. Bir arkadaşımı daha kurtarmak için sudan çekip çıkarttığı anda kendisi suya düştü.” Mustafa Eryılmaz’ın yakınları ve arkadaşları Eryılmaz’ın çok iyi niyetli bir insan olduğunu ve herkesin yardımına koştuğunu ifade ediyor.
Elektrik akımının kesilmesinin ardından sudan çıkarılan 8 kişi, İstanbul Okmeydanı Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan Ortun Türkyılmaz (14), Ufuk Değirmi (13), Caner Batıgün (13) ve 40 yaşındaki Mustafa Eryılmaz hayatını kaybetti. Mustafa Makaroğlu, Engin Pınaroğlu, İsa Ateş ve Uğur Çağlayan’ın tedavisi sürüyor. Hastanede çocukları kurtarmak isterken akıma kapılan babası Mustafa Eryılmaz’ın yaşamını yitirdiğini öğrenen Burak Eryılmaz, sinir krizleri geçirdi. Bu arada maçın hakemi Cihan Ağırkol, olayın şokunu yaşadığını belirtirken şunları vurguladı: “Maç bitmişti. Gültepe Futbol Takımı oyuncuları soyunma odasına girmişti. Abide–i Hürriyet’in yarısı içerde yarısı dışarıda idi. Ani bastıran yağmur tesislerin ön tarafında su birikintisine yol açmıştı. Her taraf göl oldu. Bir anda su birikintisinin içinde çocukların çırpındığını gördüm. Çocukları kurtarmaya çalışan arkadaşları ve çevredeki büyükleri de elektrik akımına kapıldı. Kendimi çok kötü hissediyorum. Psikolojim olumsuz etkilendi.” Kağıthane Belediyesi Yıldızlar Futbol Turnuvası Organizatörü Hakan Öztürk ise olaydan sonra ambulansın geç geldiğini öne sürdü. Öztürk, “Ani bastıran yağmur nedeniyle sporcuların bir kısmı kapının önünde bekleyen minibüse binmek için harekete geçmişti. Minibüse giden çocukların yere düştüğünü gördük. Bir anda çocukların su içinde çırpındığını gördüm. Elektriğin kesilmesi için TEK’e haber verdik. Polis ve ambulans çağırdık. Ambulans yarım saat geç geldi. Suya dokunan gidiyordu.” dedi.
Olayın görgü tanıklarından Sanayi Spor’un menajeri Tayfun İnceoğlu, spor kulübünün tam önünde demirci ustalarının kaynak makinesi ile çalıştığını söyledi. İnceoğlu, şöyle devam etti: “Spor tesisinin önündeki çukurun ızgarası yok ve su dolmuştu. Maç bittikten sonra soyunma odasına gidiyorlardı. Çukura düşen elektriğe çarpılıyordu. Olayı fark ettim ve hemen gidip şarteli indirdim. Bir yandan çukura düşen çocukların kafalarını bir çocuk tahta ile kaldırıyordu. Bir başka kişi de plastik hortumu kafası kalkan çocuğun boynuna geçirerek kurtarmaya çalışıyordu.” Bazı görgü tanıkları ise sahanın bulunduğu zemin altından TEDAŞ’ın yüksek gerilim hatlarının geçtiğini ve kısa bir süre önce bu hatlardan yan taraftaki halı sahaya kablo çekildiğini belirtti.
Bilirkişi: Topraklama işlemi doğru yapılmamış
İstanbul Elektrik Mühendisleri İstanbul Şubesi Başkanı Tarık Uzunkaya, olay yerinde elektrik kablolarının topraklama işleminin doğru olarak yapılmadığnıı gördüklerini belirterek, asıl sonucun koruma cihazlarının çalışıp çalışmadığına bakıldıktan sonra ortaya çıkacağını söyledi.
Olay yerinde kablonun dışarıda olup olmamasından çok, korumanın olması gerektiğine dikkat çeken Uzunkaya, “Topraklama işleminin doğru olmadığını gördük. Ne yazık ki BEDAŞ gibi müesseselerde bu işlem düzgün yapılmıyor. Örneğin evlerimizde sigorta var. Herhangi bir tehlikeli durum oldu mu elektrik akımı devre dışı kalıyor. Aynı şekilde bu tesisteki elektrik kaçağını kesecek koruma cihazlarının olması gerekir. Eğer hat başındaki cihazlara iyi yatırım yapılmadıysa bu tür kazalara daha rastlamaya devam edeceğiz demektir.” şeklinde konuştu.
Bu arada Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş, olayda şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını bildirdi. Şirketin yazılı açıklamasında, yapılan ön etüt sonucu, Silahtar Yolu Gün Yamaç Spor Tesisleri’nde meydana gelen olayın, anılan tesisleri besleyen kablonun abone sorumluluğunda yapılan çalışmalar neticesinde yıpratılmasından ve aşırı yağış nedeniyle su birikintisi içinde kalarak kaçak akım oluşmasından kaynaklandığının anlaşıldığı belirtildi. Açıklamada, “Sorumluluk tamamen ilgili abonede olup, şirketimizin bir sorumluluğu bulunmamaktadır” denildi.
|
|
İstanbul
/ Zaman
18.08.2002
|
|
| |
Yağmur İstanbul’u teslim aldı |
İstanbul'da sağanak yağış sebebiyle, 426 ev ve işyerini su bastığı bildirildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Sabri Yalın, kentte sağanak yağışın sabah saatlerinden itibaren etkili olmaya başladığını belirterek, kendilerine çeşitli yerlerden su baskını ihbarları geldiğini söyledi.
Sağanak yağış nedeniyle birçok yerde trafik aksadı, kentin çeşitli yerlerinde elektrik kesintileri meydana geldi. BEDAŞ yetkilileri arızaların hızla giderildiğini belirtirken, İSKİ de elektrik kesintilerinden ötürü kente düzenli su verilemediğini açıkladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampusu’nun bulunduğu tarihi binanın çatısına yıldırım düştü. Olayda ölen ve yaralanan olmazken binada maddi hasar meydana geldi.
Hava Limanı ve çevresinde saat 13.00’ten itibaren etkili olmaya başlayan sağanak yağış nedeniyle, THY’nin Tiran, Düsseldorf, Nürnberg, Antalya, Ankara ve İzmir seferleri 15 ile 30 dakika arasında gecikmeli olarak yapıldı. Meteoroloji İstanbul Bölge Müdürü Saffet Sarı da, sağanak yağışın, aralıklı olarak 20 Ağustos Salı gününe kadar devam edeceğini belirterek, sıcaklıkların ise 25 derece civarında seyredeceğini kaydetti.
|
|
İstanbul cha
18.08.2002
|
|
| |
Eylülde 3 bin kişi memurluğa atanacak |
Binlerce memur adayının merakla beklediği memurluk için başvurular yarın başlıyor. Devlet memurluğu sınavlarına giren adayların öğretmenlik hariç sadece 3 bin 594’ü bir kadroya yerleştirilebilecek.
6–7 Temmuz’da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) 519 bin 564 kişi sınava girmiş ve sınava girenlerden 517 bin 445’inin puanı hesaplanırken, 2 bin 119 adayın puanı hesaplanamamıştı. Başvurular 28 Ağustos 2002 günü sona erecek. Adaylar kılavuz ve tercih formu için 3 milyon, yerleştirme ücreti olarak ise 7 milyon lira ödeyecek. Kılavuz, Türkiye’de 144 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) sınav merkezi yöneticilerinden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Lefkoşa Sınav Merkezi yöneticiliğinden temin edilecek. Başvuru için devlet memurluğu sınavlarından (Devlet Memurluğu Sınavı, Kurumlar İçin Merkezi Eleme Sınavı, Kamu Personeli Seçme Sınavı) birine girmiş olmak gerekiyor. 1999–DMS’den 70 ve daha fazla puan alanlar başvuru hakkına sahip iken, KMS veya KPSS’ye girenlerin puan almaları yeterli bulunuyor. ÖSYM’nin hazırladığı 2002–Tercih Kılavuzu’na göre, devlet memurluğu sınavlarına giren adaylardan 768 lise ve dengi okul mezunu, 164 iki yıllık önlisans mezunu, 2 bin 662 de 4 ve daha fazla yıllık lisans mezunu olmak üzere toplam 3 bin 594 kişi memurluğa atanacak. Tercih Kılavuzu’nda hangi kamu kurum ve kuruluşunun hangi ilde kaç kişilik kadrosu bulunduğu ve şartları detaylı olarak yer alıyor. Buna göre memur adayları, atanmak istedikleri kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarını bu kılavuzdan seçecek. Adaylar, kadrolar içinden şartları kendisine uyanlardan istediklerini, 15’i geçmemek üzere tercih sırasına koyacak. Tercihlerin geçerli olabilmesi için formların teslim edildiği tarihte sınava girilen düzeydeki bir okuldan veya programdan mezun olunması zorunlu tutuluyor. 28 Ağustos 2002’den sonra mezun olanların tercihleri işleme alınmayacak. Koruma ve güvenlik görevlisi, çözümleyici, programcı, bilgisayar işletmeni, idare memuru, infaz ve koruma memuru, zabıt katibi, elektronik teknisyeni, matbaacı, teknisyen, mühendis ve mimar gibi B grubu kadrolara yerleştirme ÖSYM tarafından bilgisayarla merkezi olarak yapılacak. Yerleştirme işlemlerinde lisans mezunları için DMS, KMSP3 ve KPSSP3, önlisans mezunları için DMS ve KPSSP93, ortaöğretim mezunları için DMS ve KPSSP94 numaralı puanlar kullanılacak. Adaylar önce puanına sonra tercih sırasına bakılarak kadrolara yerleştirilecek. Kurum ve kuruluşlar, ÖSYM’ce yerleştirme yapılsa bile, şartlara uymayan adayların atamaları yapılmayacak. ÖSYM’ce yerleştirilen adaylar, bu kamu kurum ve kuruluşlarına istedikleri belgelerle birlikte atanmak üzere 14 Ekim 2002 tarihine kadar başvuracak. ÖSYM tarafından yerleştirilen adaylar, başka bir sınav veya mülakat yapılmadan doğrudan atanacak. Boş kalan kontenjanlar için ÖSYM ek bir yerleştirme yapacak. Kamu kuruluşları, boş kalan kadrolarını 21 Ekim 2002 tarihe kadar ÖSYM’ye bildirecek. ÖSYM’de bu kadrolar için ek yerleştirme kılavuzu hazırlayacak. Ek yerleştirme için başvurular ise 4–8 Kasım 2002 tarihleri arasında yapılacak. Ek yerleştirme sonuçları 2002 Kasım ayının son haftası içinde duyurulacak ve yerleştirmesi yapılan adaylar 16 Aralık 2002 tarihine kadar kamu kurum ve kuruluşlara atanmak üzere başvuracak.
|
|
İbrahim Asalıoğlu
/ Ankara
18.08.2002
|
|
| |
Okulların açılışı bir hafta ertelendi |
İlköğretim ve liselerin eğitim öğretime başlama tarihi 9 Eylül’den 16 Eylül’e ertelendi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Necdet Tekin, bir yıl önceden belirlenen okulların açılış takvimini değiştirdi. Pazartesi başlayacak okullara kayıtlarda bir değişikliğe gidilmezken, birinci dönemin sona erme tarihi de değişmedi.
Yeni duruma göre, 2002–2003 eğitim–öğretim yılının birinci dönemi 16 Eylül 2002 tarihinde başlayacak, 31 Ocak 2003 tarihinde sona erecek. Öğrenciler 3–14 Şubat tarihleri arasında yarıyıl tatili yapacak. İkinci dönem ise 17 Şubat 2003 tarihinde başlayacak. 2002–2003 öğretim yılı 13 Haziran 2003 tarihinde sona erecek. Bakan Tekin, düzenlediği basın toplantısında, okulların açılışının bir hafta ertelenmesini, “sınıfta kalan yaklaşık 60 bin öğrencinin yetiştirme kurslarına devam etmesi ile yaklaşık 170 bin öğrencinin de ortalama yükseltme sınavına girecek olmasını” gerekçe gösterdi. Tekin, kurs ve sınavların 7 Eylül’de tamamlanacağını, dolayısıyla öğrenci ve öğretmenlerin yeni öğretim yılına ‘yorgun vaziyette’ başlamasının söz konusu olacağını kaydetti. Yılbaşı tatili ve Ramazan Bayramı’nın çakıştığını belirten Tekin, böylece 180 gün olması gereken eğitim gününün altına inilmeyeceğini söyledi. Bakan Tekin, 30 bin öğretmenlik için yapılacak ilk atamada fen–edebiyat fakültesi mezunlarının sınıf öğretmenliğine atanamayacağını hatırlatarak, atandıkları yere gitmeyenlerin yerine yapılacak ikinci atamada bu mezunların sınıf öğretmenliği için değerlendirileceğini açıkladı. Tekin, sınıf öğretmenliği sertifikalı fen edebiyat fakültesi mezunlarının kendi branşlarında (tarih, coğrafya, fizik, kimya, biyoloji) atanabileceğini ifade ederek, ikinci atamada da bu mezunlara imkan vereceklerini belirtti.
|
|
Ankara, Zaman
18.08.2002
|
|
| |
Okul kayıtları yarın başlıyor |
İlköğretim okulları ve genel liselere kayıtlar 19 Ağustos Pazartesi günü başlayacak. Kayıtlar, 6 Eylül Cuma gününe kadar sürecek. Anadolu ve fen liselerine kesin kayıtlar ise 19–23 Ağustos günleri arasında yapılacak.
Yabancı dil ağırlıklı liseler (süper liseler) ile Anadolu güzel sanatlar liselerine kayıtlar da bu ay içinde farklı tarihlerde gerçekleştirilecek. Milli Eğitim Bakanı Necdet Tekin, kayıt sırasında velilerden “zorla bağış alınmayacağını” bildirdi. Tekin, “Bağış için hiç kimse zorlama yapılmayacak, yapan olursa onu görevden alacağım.” dedi.
|
|
Ankara, Zaman
18.08.2002
|
|
| |
Kız öğrenciler bu yıl pantolon giyemeyecek |
Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun, devlet memurlarına tanınan pantolon giyme hakkının, kız öğrencilere de tanınmasına yönelik çalışmasının bu öğretim yılına yetişmeyeceği bildirildi.
Talim ve Terbiye Kurulu yetkilileri, okul kıyafetleri konusunda bir sektör oluştuğuna işaret ederek birdenbire yapılacak değişikliğin çeşitli sıkıntılara neden olacağını, bu nedenle gerekli hazırlıkların tamamlanabilmesi için süreye ihtiyaç duyulacağını kaydettiler. Yetkililer, pantolona izin verilmesi halinde uygulamanın bazı büyük illerde pilot olarak başlaması, uygulamadan olumlu sonuçlar alınırsa yaygınlaştırılması seçeneğinin de göz önüne alınabileceğini ifade ettiler.
|
|
Ankara, aa
18.08.2002
|
|
| |
‘Okulumuzdan kimse sınır dışı edilmedi’ |
Rusya Federasyonu’na bağlı Başkortostan Özerk Cumhuriyeti’nde eğitim faaliyetlerini sürdüren Başkort–Türk Liseleri Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz günlerde ülkeden sınır dışı edilen 3 Türk vatandaşının okullarla hiçbir bağlantısının bulunmadığını açıkladı.
Konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Ülkeden sınır dışı edilen Saydi Çalışkan ve adı açıklanmayan diğer iki Türk vatandaşının okullarımızla hiçbir ilişiği bulunmamakta ve okul idareci ve yetkililerimizce de tanınmamaktadır. Kurulduğu 1992 yılından bu yana ülke içinde ve uluslararası bilim olimpiyatlarında önemli başarılara imza atmış Başkort–Türk Liseleri’nin, Türkiye’de bazı gazetelerde yer aldığı şekliyle herhangi birinin kapatılması söz konusu değildir.” denildi. Öte yandan, Başkort Türk Liseleri, geçtiğimiz günlerde düzenlediği bir resepsiyonla 10. yılını kutladı. Resepsiyonda bir konuşma yapan Başkortostan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Amir Yoldaşbayev, okulların iki ülke arasında kültür köprüsü vazifesini yerine getirdiğini ve bu okullar sayesinde iki kardeş halkın birbirini daha iyi tanıma imkanı bulduğunu söyledi. Başkortostan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mihail İvanoviç de, okulların dünya standartlarında eğitim verdiğini ifade etti.
|
|
İsmail Işık
/ Ufa
18.08.2002
|
|
| |
Anestezi uzmanı olmadığı için ameliyat yapılamıyor |
360 yataklı Mardin Devlet Hastanesi’nde sadece 2 anestezi uzmanı görev yapıyor. Hastanede acil vakalar dışında ameliyat yapılamıyor. Hastane Başhekimi Dr. Çetin Yücesoy, “Servislerimiz durma noktasına geldi. Lütfen bize personel gönderin.” diyor.
Mardin Devlet Hastanesi’nde yaşanan personel sıkıntısı yüzünden ameliyatlar durdu. Servislerin tek hemşire ile çalıştığı 360 yataklı hastanede 2 anestezi uzmanı görev yapıyor. Ameliyatların aksamaması için acilen 6 anestezi uzmanına ihtiyaç duyuluyor. Hastanede şu anda acil vak’alar dışında ameliyat yapılamıyor. Acil serviste de yığılmalar yaşanırken bu tür vak’alar da Diyarbakır’a sevk ediliyor. Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çetin Yücesoy, hastanede hizmetlerin durma noktasına geldiğini söyledi.
Uzmanlar, Mardin Devlet Hastanesi’ndeki personel sıkıntısının doğuda birçok hastanede yaşandığının altını çiziyor. Doktorların doğuya gitmeme sebebi olarak, akademik kariyer yapmak istemeleri ve bölgedeki ağır şartlar gösteriliyor. Yücesoy, bir yıldan beri anestezi uzmanı ve hemşire sıkıntısı yüzünden gelen acil hastaları bile Diyarbakır’a göndermek zorunda kaldıklarını ifade etti.
Mardin Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çetin Yücesoy, “Hastanemize gelen hastaları Diyarbakır'a sevk etmemiz kimi zaman hastanın ya canına veya sakat kalmasına sebep oluyor. Sadece iki tane anestezi uzmanı ile acil vakalar dışında ameliyat yapamıyoruz. Hemşire yetersizliğinden dolayı servislerimizde 30 hastaya bir hemşire bakıyor.” diyerek çaresizliğini ifade etti.
Hastane acil servisinde 10 hemşire bulunması gerekirken 3 hemşire bulunduğunu söyleyen Başhekim Dr. Çetin Yücesoy, “Bu da işlerin aksamasına acil vakalarda sıkıntı çekmemize sebep oluyor. Acil olarak 8 anestezi uzmanına ve hemşireye ihtiyacımız var. Bakanlıktan ve yetkililerden yardım bekliyoruz. Lütfen bize personel gönderin. Vatandaşlarımıza yeterince hizmet veremiyoruz.” şeklinde konuştu.
Mardin İl Sağlık Müdürü Celal Abakay da, Mardin’deki sağlık kurumlarında ciddi anlamda personel sıkıntısı yaşandığını söyledi. Abakay, “Başta Mardin olmak üzere Nusaybin, Kızıltepe ve Midyat devlet hastanelerinde sağlık personeli konusunda ciddi anlamda sıkıntılar yaşıyoruz. Özellikle Mardin Devlet Hastanesi’nde bu eksiklik had safhaya çıktı. Hastanede 150 hemşire bulunması gerekirken 80 hemşire mevcut. Bu da sağlık hizmetini aksatmaktadır.” ifadesini kullandı.
Doktorlar doğuya gitmek istemiyor
Mardin Devlet Hastanesi’ndeki personel sıkıntısı doğuda birçok hastanede yaşanıyor. Doktorların doğuya gitmeme sebebi olarak akademik kariyer yapmak istemeleri ve doğudaki ağır şartlar gösteriliyor. İstanbul Tabipler Odası Genel Sekreteri Şebnem Korur Fincancı, doğudaki hastanelerin altyapı ve teknik donanım bakımından yeterli imkana sahip olmadığını, bu nedenle de doktorların doğuyu tercih etmediğini söyledi. Fincancı, “Bu şartlar düzelmeden doktorları doğuda çalıştırma şansınız yok.” dedi. Hekimler için doğu hizmetinin cazip hale getirilmesi gerektiğini belirten Fincancı, sözlerine şöyle devam etti: “Doktorlar 6 yıllık gibi uzun bir eğitim döneminden geçiyor. Mezun olduklarında 24–25 yaşında oluyorlar. İyi şartlar isteyen bu insanları, birden farklı ve zor şartların içine itiyorsunuz. 300 milyon maaşı nasıl olsa bir şekilde kazanırım, şeklinde düşünenler de istifa yolunu seçiyor. Tıbba olan rağbet bu nedenle her geçen gün azalıyor. Ankara Tabipler Odası yetkilileri ise pratisyen hekimlerin doğuya gitmek istememelerinin nedeninin doğuda akademik kariyer yapacak üniversite hastanelerinin olmaması olduğunu söyledi. Yetkililer, pratisyen hekimlerin doğuya gitmek yerine büyük şehirlerdeki sağlık ocaklarında görev alıp TUS’a hazırlandıklarını söyledi.
|
|
Şeyhmus Edis
/ Zeliş Yıldıral
18.08.2002
|
|
| |
Hava limanında yatıp kalkan Güney Afrikalı ülkesine döndü |
Tatil için geldiği Türkiye’de para çantasını çaldırınca İstanbul Atatürk Hava Limanı’nda yatıp kalkmak zorunda kalan Güney Afrikalı Petrus Christian Pieterse’e yardım eli uzandı. Pieterse’le ilgili haberin, önceki gün gazetemizde yayınlanması üzerine Dış Hatlar Terminali’nin işletmecisi Tepe – Akfen – Vie (TAV) çalışanları, aralarında topladıkları para ile bilet aldı.
Emirates Havayolları da indirimli bilet imkanı sağladı. Pieterse, 15 gün boyunca samimi olduğu hava limanı personeliyle vedalaşırken duygulu anlar yaşadı. Müjdeli haber üzerine, dönüş için hazırlıklara başlayan Pieterse, önce iki haftasını geçirdiği bank üzerindeki eşyalarını bavula yerleştirdi. Terminal berberinde saç ve sakalını kestiren Pieterse, kendisine mecburi misafirliği süresince ilgi gösteren hava limanı çalışanlarıyla vedalaştı. Pieterse’e biletini TAV Genel Sekreteri Ersagun Yücel verdi. Kendisi ile ilgili haberi yayınlayan Zaman Gazetesi’ne teşekkür eden Pieterse, son 15 günü oldukça sıkıntılı geçen tatiline rağmen, Türkiye’ye gelmekten vazgeçmeyeceğini söyledi. Dalaman’da hırsızlara çantasını çaldırdığında moralinin bozulduğunu; ancak son yaşadıklarıyla Türkiye’ye olan sevgisinin daha da arttığını belirten Pieterse, şöyle konuştu: “Dünyanın her ülkesinde hırsız var; ama sanırım Türkiye dışında başka bir ülkede böyle zor durumda kalsam kimse yardım etmezdi. Hırsızlar, Türkiye’ye olan sevgimi yok etmeyi başaramadılar. Ülkemin yetkilileri bile yardımcı olmazken, burada her şeyimi karşıladılar. Herkese minnettarım. Seneye tekrar geleceğim; ama hem çantamı kaptırmayacağım, hem de biletimi gidiş dönüş olarak yolculuk öncesi alacağım.” Kız arkadaşıyla birlikte Türkiye’ye tatile gelen Güney Afrikalı Petrus Christian Pieterse, çantasını Dalaman’da çaldırınca Türkiye’de beş parasız kalmıştı. Ülkesine dönebilmek için 700 dolara ihtiyacı olan Pieterse 15 gündür Atatürk Hava Limanı Dış Hatlar Terminali’nde banklar üzerinde sabahlıyordu. Pieterse, yetersiz beslenme ve stres sebebiyle 2 hafta içinde yaklaşık 10 kilo zayıflamıştı.
|
|
Mustafa Gün
/ İstanbul
18.08.2002
|
|
| |
Anne karnındaki bebeğin öldüğünü fark edemeyen doktora soruşturma açıldı |
Van Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Hastanesi’nde muayene ettiği kadının karnındaki çocuğun öldüğünü fark edemeyen ve annenin hayatını tehlikeye sokan bir doktor hakkında soruşturma açıldı.
Van’ın Muradiye ilçesinde yaşayan Seracettin Seçkin, doğum öncesi bebeğinin sağlığını öğrenmek için eşi Zeynep Seçkin’i Van SSK Hastanesi Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Şenol Şentürk’e götürdü. Seçkin’in verdiği bilgiye göre, muayenenin ardından ‘bebek sağlıklı’ denilerek geri gönderildi. Bir süre sonra bebeğinin hareketlerini hissetmeyen Zeynep Seçkin’in ısrarı sonucu çekilen ultrasonda bebeğin 3 hafta önce anne karnında öldüğü ve kafasının çürümeye başladığı ortaya çıktı.
Baba Seracettin Seçkin, Doktor Şenol Şentürk’ün ‘kendilerinden istediği 500 milyon lira sezaryenle doğum ücretini vermediği için hastayı iyi muayene etmediği ve eşinin hayatını riske soktuğu’ iddiasıyla Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Şikayet üzerine SSK Bölge Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Necmi Özdemir, Op. Dr. Şenol Şentürk hakkında idari soruşturma başlattı.
Op. Dr. Şenol Şentürk, kendisi hakkındaki iddiaları reddederek, “Ben onlardan kesinlikle 500 milyon lira para talebinde bulunmadım. Annemin rahatsızlığı sebebiyle 1 hafta izin alıp memleketime gittim. Döndüğümde Zeynep Seçkin, rahatsızlığı sebebiyle Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Tıpta ani ölümler olabilir. Bu hastanın çocuğu da aynı şekilde ölmüş olabilir. Muayene ederken hastaların yoğunluğu ve aşırı ses yüzünden bebeğin kalp atışlarını fark edememem bir hatadır. Bunu kabul ediyorum. Onun cezasını çekmeye hazırım.” diye konuştu. SSK Van Bölge Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Necmi Özdemir, Seçkin’in şikayeti üzerine Op. Dr. Şenol Şentürk hakkında idari soruşturma başlattıklarını belirterek, “Hastanemizin dahiliye doktoru Hüseyin Yıldırım’ı soruşturmanın yapılması için görevlendirdik. Yapılacak olan soruşturmadan sonra gerekli işlem yapılacaktır.” açıklamasını yaptı.
|
|
M. Alihan Hasanoğlu
/ Van
18.08.2002
|
|
| |
Traktör 40 metreden uçtu: 5 ölü, 14 yaralı |
Yalova’da meydana gelen trafik kazasında 5 kişi hayatını kaybetti, 14 kişi yaralandı. 6 kişiyi arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Çınarcık'a bağlı Şenköy’den 25 köylüyü traktörle pikniğe götüren Bahattin Sevencan (37), Fener mevkiinde direksiyon hakimiyetini kaybetti.
Traktör 40 metre yükseklikteki uçurumdan denize uçtu. 5 kişi ölürken, 9’u ağır olmak üzere 14 kişi yaralandı. Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan traktör yolcularından Emel Sevencan, Nebihe Sevencan, İlknur Sevancan (18), Nazlıhan Öztürk(18), Gönül Kaya denizde boğularak can verdi. Kimlikleri tespit edilemeyen 6 kişinin aranmasına başlandı.
|
|
Ali Karadeniz, Fatih Karakılıç
/ Yalova
18.08.2002
|
|
| |
Mahsun Kırmızıgül kaza geçirdi |
Türkücü Mahzun Kırmızıgül, Çanakkale–İzmir karayolunda geçirdiği trafik kazasında hafif yaralandı.
Kırmızıgül’ün kullandığı 34 UM 9376 plakalı otomobil, dün sabah İzmir yönüne giderken, yolun 20. kilometresinde karşı yönden gelen bir yolcu otobüsünün hatalı sollama yapması sonucu şerit değiştirmek isterken takla attı. Kazada, Kırmızıgül ile Bade İşçil (19), Murat Tokat (33) ve Neval Aldırma (24) hafif yaralandı. Kazanın ardından kontrol için Çanakkale Özel Hastanesi’ne getirilen Kırmızıgül ilk tedavisinin ardından taburcu edildi.
|
|
Çanakkale, cha
18.08.2002
|
|
| |
Türk filmlerinin tarihî mekânı Anemas Zindanları restore edilecek |
Kara Murat ve Kahpe Bizans gibi tarihî içerikli Türk filmlerinin çekildiği mekan olan Anemas Zindanları’nı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi içinde bulunduğu harabe durumdan kurtaracak.
‘Kara Murat’, ‘Senede Bir Gün’, ‘Şahmaran’ ve ‘Kahpe Bizans’ gibi ünlü Türk filmlerinin çekildiği tarihi Anemas Zindanları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından restore edilecek. Ayvansaray’daki tarihi Bizans yapısı zindanlarda son yılların sevilen televizyon dizisi ‘Üvey Baba’nın da bazı sahneleri çekilmişti. Yerli ve yabancı turstlerin de ilgisini çeken Anemas Zindanları’nı günde 200’e yakın turist ziyaret ediyor.
İBB, Anemas Zindanları’nın restorasyon projesi için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile bir protokol imzaladı. Restorasyon projesini hazırlayacak olan İTÜ’den Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, İBB ile görüşmelerin son noktaya geldiğini belirterek, kısa bir süre içinde projenin hazırlanmaya başlanacağını kaydetti. Anemas’ın çok özgün ve ender bir saray altyapısı olduğunu belirten Ahunbay, restorasyondan sonra zindanın kamuoyuna açılacağını belirtti.
Restorasyon sırasında zindan ve çevresinde arkeolojik araştırmalar da yapılacak, ortaya çıkacak eski eserler İstanbul’un kültürel yaşamına yeniden kazandırılacak. Restorasyon için Fatih Belediyesi tarafından iç temizliği yapılarak dolguları temizlenen zindanda hazırlanacak proje doğrultusunda, sergi mekanları ve gezi yolları oluşturulacak. Çevre düzenlemesi yapılarak kent yaşamına katılacak zindanın girişine de dinlenme mekanları ve kafeler inşa edilecek.
Bizans döneminin en büyük saray komplekslerinden biri olan Blahernia Sarayı’nın bir parçası olan Anemas Zindanları, Haliç’e yakın eski sur duvarlarına bitişik olarak inşa edilmiş 14 hücre odasından ve bu odaların altındaki iki katlı bodrumdan oluşuyor. Bizans’tan günümüze ayakta kalan tek yeraltı zindanı olan, tarihi ve mimari özellikleriyle dünyada başka benzeri bulunmayan Anemas Zindanları, son yıllarda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Anemas Zindanı, adını Arap asıllı bir Bizans askeri olan “Mihael Anemas’tan alıyor. 1107 yılında İmparator Aleksios’a karşı suikast girişimi tasarlarken yakalanan Anemas, suçunun cezasını zindandaki bir kuleye hapsedilerek çekmiş, gözlerine mil çekilerek kör edildikten sonra da imparatorun kızı Anna’nın yardımıyla kurtulmuştu. Anemas’ın ardından İmparator I. Kommenos, İmparator Isaakios ve oğlu Aleksios, veliaht Andronikos Palaiologos ile Sultan I. Murad’ın oğlu Savcı Bey gibi birçok ünlü kişinin de tutuklu kaldığı zindanın fetihten sonra ne amaçla kullanıldığı bilinmiyor.
|
|
Mehmet Özdemir
/ İstanbul
18.08.2002
|
|
| |
Bu adada kimse cep telefonu kullanmıyor! |
Avustralya’nın uzaklardaki Norfolk Adası’nın sakinleri cep telefonu kullanmıyor. İngiliz Kraliyet Donanması’nın 18. yüzyılda seferdeki HMS Bounty askeri gemisinde isyan çıkaran kişilerin torunları olan Norfolk Adası’nın sakinleri, cep telefonunun yanısıra birçok kitle iletişim araçlarına da hayatlarında yer vermiyor.
Nüfusu yaklaşık 2 bin 100 olan adada cep telefonu kabul görmüyor. Önümüzdeki hafta cep telefonu kullanımı için de referanduma gidiliyor. Referandumda ezici çoğunlukla “cep telefonuna hayır” cevabının çıkması bekleniyor. Ada sakinlerinin teknolojisiz yaşam tarzı sayesinde her yıl eski yaşam tarzına meraklı binlerce turist bölgeye akın ediyor. 18. yüzyıl İngilizcesi ile Polinezya karışımı diyalektlerinden gurur duyan Norfolk Adası’nın isyankarlarının torunları ve sakinleri, bu diyalekti okulda çocuklara öğretiyor. Adalılar cep telefonunun yanısıra sinemaya da karşı. Televizyonda sadece üç kanal var. Adanın bitki örtüsü ve çeşitliliği de oldukça zengin. Geçim kaynağı ise ağırlıklı olarak balıkçılık.
|
|
Norfolk Island, aa
18.08.2002
|
|
| |
Batı Avrupa hâlâ alârmda, tahliyeler devam ediyor |
Almanya’da sel felaketinin meydana geldiği bölgelerde durum ciddiyetini koruyor. Normal şartlar altında seviyesi 2 metre olan Elbe Nehri’ndeki su seviyesinin, tarihi Dresden kentinde 9 metre 40 santime ulaştığı bildirildi. Bitterfeld kentinde de alınan tüm önlemlere rağmen tarihi şehir merkezinin büyük bölümünün sular altında kaldığı belirtildi.
Macaristan’da Tuna Nehri’nin taşması yüzünden önceki gün bin dün de bin 500 kişi tahliye edildi. Nehirdeki su seviyesinin başkent Budapeşte’de 782 santimetreye ulaştığı, bugün ise seviyenin 850 santimetre civarında olacağının tahmin edildiği bildirildi. Tuna Nehri yakınlarından geçen karayollarının çoğu ulaşıma kapalı durumda. Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’daki hayvanat bahçesinde bulunan ve seller nedeniyle kaybolan su aygırı “Slavek”, sağ salim bulundu. Prag’da Tuna Nehri kıyısı yakınlarında bulunan hayvanat bahçesinden bin kadar hayvan kurtarılmış; ancak bir fil, bir arslan, bir ayı ve bir dişi su aygırı ölmüştü.
Çin'de yine can kaybı
Çin’in güneybatısındaki Yunnan bölgesinde de mevsim yağmurlarının yol açtığı toprak kaymasında 52 kişinin öldüğü, 41 kişinin de kaybolduğu bildirildi. Bölgedeki köyleri çamur ve toprak altında bırakan felaketin yüz binlerce dolar hasara yol açtığı belirtilen haberlerde, bölge için ana gelir kaynağı olan tütün bitkilerinin de felakette zarar gördüğü kaydedildi. Vietnam’da da sel ve toprak kayması sonucu 4 kişi öldü.
|
|
Budapeşte
/ Berlin
18.08.2002
|
|
| |
AB Anayasası’na Türk katkısı, Maliye Bakanlığı’na takıldı |
Maliye Bakanlığı, Avrupa Birliği Anayasası’nın hazırlık çalışmalarına davet edilen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku ve İlimleri Araştırma–Uygulama Merkezi’ne 4 bin Euro’yu tahsis etmedi. Merkezi Atina’da bulunan, Avrupa Kamu Hukuku Merkezi (European Public Law Center), Avrupa Birliği Anayasası için ön hazırlık çalışmaları yapmak için çekirdek bir komisyon oluşturdu.
Komisyonun haziran ayında yapılan toplantısına İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku ve İlimleri Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar Araştırma–Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. İl Han Özay davet edildi. Avrupa Kamu Hukuku Merkezi’nin Türkiye’nin Avrupa Anayasası çalışmalarına katılımının bir kişiyle sınırlı kalmamasını istediğini belirten İl Han Özay, İstanbul Üniversitesi Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak çalışmalara katılmalarının talep edildiğini, bunun için de 4 bin Euro aidat ödenmesi gerektiğini belirtti.
Konuyu prosedürlere uygun bir şekilde YÖK’e ileten ve bu kanal aracılığıyla da Maliye Bakanlığı’ndan ödenek talep eden Prof. Özay, bakanlıktan olumsuz cevap almış. Maliye Bakanlığı, bütçede ödenek bulunmadığını ve bu üyeliğin hangi uluslararası anlaşmalara dayandığının anlaşılamadığını bildirmiş. Bakanlığın bu kararına tepki gösteren Prof. Dr. Özay, tepkisini şöyle dile getiriyor: “Türkiye AB üyesi değil. İlk kez bir Türk kuruluş üyeliğe davet edilerek Avrupa Birliği Anayasası’nın çalışmalarına katılması isteniyor. Bunun önemini Maliye Bakanlığı’nda bizim başvurumuza olumsuz cevap veren alt kademedeki bürokratların anlamadığı anlaşılıyor. 6–7 milyar lira tutan bir para çok görülüyor.”
|
|
Erkan Acar
/ İstanbul
18.08.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
18 Ağustos 2002
|
|

Zaman Spor
Haberler
|
|
|
|
|