Film tadında bir pazar hikâyesi
Jenerik akmaya başladığında ABD’de ‘oval ofis’te Başkan’ın iki askeri danışmanıyla konuştuğunu görürüz. Önemli bir kararın arifesinde olduğumuz anlaşılmaktadır. Başkan bu iş için karşı taraftan da çok güvenilir birinin bulunması gerektiğini söyler. Komutanların yüzünün ciddiyetinden böyle birinin bulunmasının ne kadar zor olduğunu anlarız. İki asker bürolarına döndüklerinde biri kıtalar arası bir telefon konuşması yapar. Karşısında kendi muadili bir subay bulunduğu anlaşılır. Sahne telefonun diğer ucundaki büroya kayarken, dünyanın doğu ucunda iç savaş tehdidi altında bir ülkede olduğumuzu anlarız. Misyonun zorluğu bu büronun da üzerine çökmüştür... Böyle bir misyonu kim becerebilir acaba?..
Kamera ani bir kesmeyle dağlarda savaşmakta olan bir özel timi görüntüler. Tim, komutanı sayesinde bir pusudan kurtulur. Askerler komutana neredeyse tapmaktadırlar; o ise basit bir iş yapmışçasına mütevazı bir biçimde tek tek yaralılarla ilgilenir. Karargaha dönüldüğünde üst subayı kendisinin merkezden istendiğini söyler. Görev gizlidir; ama kahramanımız (ona A.G. veya M.Ç. gibi isimler takabiliriz; ama biz kısaca K. diyelim) timini bırakıp gitmek istemez. Zorlukla ikna edildiğinde duygusal bir ayrılık sahnesi yaşarız...
Merkez karargahta son emirleri alan K. yeni timinin elemanlarıyla tanışır. Onun şöhretini herkes bilmekte ve ona saygı duymaktadır. Bir Amerikalı subayla yaptığı teke tek görüşmede, Amerikalının küstahça tavrından rahatsız olan K. askeri disiplinden ayrılmadan gereken cevabı verir ve içinde olduğu her görevde nihai kararın kendisine ait olduğunu Amerikalıya hatırlatır. K. odadan çıkarken diğerinin yüzünde, düştüğü durumdan memnun olmadığını; ancak bu genç adamın kişiliği karşısında ezildiğini gösteren bir ifade vardır.
Sahne bir anda helikopter gürültüleri ile dolar. Vahşi bir ormanın üzerinden alçalan helikopteri K. kullanmaktadır. Diğerleri endişe ile etraflarına bakarken, o sanki oraları avucunun içi gibi biliyormuşçasına inişe geçer. İnilen yer Afrika kıtasının ücra bir noktasıdır. Bir süre beklendikten sonra ormandaki birileri ile işaretleşmeler başlar. Derken birkaç Amerikalı yanlarında gözü bağlı biri olduğu halde yaklaşırlar. K. emaneti teslim alır, adamı helikoptere oturtur ve havalanır...
Bu inanılmaz görevi başarmış olan K.’nın prestiji çok artmıştır; ama aslında o eski görevini geri istemektedir. Her neyse uzatmayalım, ülkenin Başkanı’nın talebiyle askeri görevinden ayrılır ve parlamentoda milletvekili olarak çalışmayı kabul eder. Tabii kendisine uygun bir siyasi partiyi seçmiştir ve kısa zamanda yükselerek, parti sözcülerinden biri haline gelir. Aslında misyonu henüz bitmemiştir...
Meclis ABD’nin zoruyla isyancı liderlerin affedilmesini gündeme almıştır. K. bu hakların aleyhine çok güçlü bir konuşma yapar. Ancak karşı grup daha kalabalıktır ve yasa meclisten geçer. Herkes yenilmiş olan K.’ya bakmaktadır. K. ağır ağır meclisin içinde yürür, kapıya yaklaştığında yüzü hafifçe değişmiştir, kapıdan çıkarken koridorun ucunda duran birine göz kırptığını fark ederiz. Şimdi yüzünde görevini başarmış insanların gururu okunmaktadır. Kamera hızla koridorun ucuna döner; fakat artık orada kimse yoktur. Arka taraftan ise hızla gazeteciler yaklaşmaktadır. Kamera bu kez geriye, K.’nın bulunduğu yere döner ve geniş açıyla ortalığı tarar. Ama koridor tamamen boştur...
18.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
e.mahcupyan@zaman.com.tr
|