O zıpkının acısını unutmayalım!
‘En fazla 20 dakika yağdı yağmur...
Çok geçmeden ajansa düştü haber: ‘Yağış sonucunda İstanbul’da 4 kişi öldü!’ ‘Bu kadar ucuz ve basit mi olmalı insan yaşamı?’ diye başlayan bir yazı kaleme alıyordum. Öyle bir ülke ki; ölüm ile adeta oyun oynar gibi oynuyor, dalga geçiyorduk yaşamla. Bakın yaşadığımız son sel felaketi akabinde bölge bayındırlık yetkililerinin Rizeli afetzedeler için verdiği ev raporunda ne yazılmış: ‘Hasarlı oturulabilir, yağmurda kopabilir!’
Bir yazıya, hatta kitaba sığmayacak büyüklükte bir hacim kaplıyor ülkemizde olup biten tiraji–komiklikler.
Ancak klavyeye dokunduğunuz tarih 17 Ağustos olunca zihninize hücum eden başka olgular oluyor.
Milliyet gazetesinin tam göbeğindeki resimli haber içimi titretti. ‘Çocuklarını görmeye geldi’ başlığıyla verilen haberde, resim olarak eşini sırtına alıp mezarlığa gelmiş gözü yaşlı bir baba vardı. İlk sayfadaki resimden belli olmuyordu; ama belli ki, kocasının sırtında evlatlarının mezarına giden gözü yaşlı anne Sultan Kiraz’ın ayaklarında bir problem vardı. Heyecanla haberin devamı için iç sayfayı açtığımda yüreğimden zıpkın yemiş gibi irkildim! Ahmet Bey’in boynuna dolanan Kiraz Hanım’ın belinden aşağı kısmı yoktu. Enkazdan kurtarabildiği kısımlarıyla koşmuştu yıldönümünde evlatlarının ruhlarını ziyarete.
Yaptığımız aptallıklar, vurdumduymazlıklarla ölü efelenen bir toplum olarak, felaketlerden yeterince ders almadığımız kesin. Ve unutkanlık her geçen gün hafızalarımızın üzerindeki şalın kalınlığını biraz daha artırıyor.
Birkaç gün önce gazetemizde yayınlanan çok ilginç bir haberi burada size tekrar aktarmak isterim: Depremde uzuvlarını kaybedenlerden bazıları, her gün tıbbın ‘fantom ağrıları’ adını verdiği bir hastalıkla boğuşuyor. Fantom ağrılarının şiddeti, “Sağlam bir insanın ayağını mengeneye sokup kırsanız, bu şiddette ağrı hissetmez.” diye tarif ediliyor. Söz konusu hastalar, kol ve bacaklarını tonlarca yükün altında kaybederken hissettiği acıyı beyninden atamıyor. Enkazın altında kaldıkları sıradaki acıları tekrar tekrar yaşıyor.
Ve haber 32 yaşındaki Asime Genç isimli bir hanımefendiden bahsediyor. İzmit Gölcüklü Genç, 17 Ağustos depreminde iki çocuğunu ve eşini kaybetti. Bir kolu ve bacağını da depremde kaybeden Genç, iki yıla yakın süren tedaviye rağmen fantom ağrılarını azaltmayı başaramadı. Asime Hanım, tıpkı terör saldırılarından sonra kolunu bacağını kaybeden Mehmetçikler gibi yıkıldığı anı tekrar yaşamak zorunda kalıyormuş. 54 saat sonra enkazın altından çıkarak yaşama sarılan Asime Hanım, beyninden bir türlü silemediği acı kayıtları sebebiyle dinmek bilmeyen ağrılarıyla yaşamaya devam ediyor.
İnsanın elinde değil şüphesiz; ancak düşünmeden de edemiyor. Keşke bu ‘fantom ağrıları’ denen illet, başta siyasiler, bürokratlar, yetkililer ve etkililer olmak üzere, bütün topluma yapışsa ve 3 yıl önce yaşadığımız o büyük felaketi, hiç olmamış gibi davranmak yerine her an yaşasak. Belki bir sonrakinde acılarımız daha azalır ve Asime Hanım’ların sayısı asgari olur!
Yoksa, 20 dakikalık yağmurlarda daha çok yaşamlar yitiririz!
18.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
n.hazar@zaman.com.tr
|