Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

“Ahirzamanda İslam Batı'dan doğacak”

Batılılarla, Batı düşüncesi ile bütünleşmemizde, mahzursuz ve gerekli olan noktalarda bir bütünleşmenin gerçekleşmesinde bence bir beis yok. Zaten bu kaçınılmazdır da... Allah; insanı, aklı ve vicdanıyla “mükerrem” yaratmıştır. Üstadın bir ifadesi ile “Allah, insanı kerim olarak yaratmıştır. Hep iyiyi, güzeli arar. Ama bazen batıl, bir külah gibi insanın başına geçebilir...” Eğer biz kendi benliğimizi bulmuşsak, onlardan alacağımız şeyler ancak güzellikler olur.

Soru: Ahirzamanda İslam Batı’dan doğacak deniyor. Şu anda görebildiğimiz kadarıyla Batılı, İslam’a sempati ile bakmıyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Batı dünyası, kadimden bu yana İslam’a hiçbir zaman sıcak bakmamış ve ona karşı hiç mi hiç alaka duymamıştır. İslam’ın ilk zuhuru itibariyle Batı, ona günümüzden daha çok muhtaç idi. Ne var ki, bu karanlık dönemde bütün Batılılar kör bir taassup uğruna, İslam’a sığınacaklarına, antikiteyi İslam’ın karşısına çıkarmış ve çok önemli bir fırsatı kaçırmışlardır. Evet onlar, geçmişteki şanlı ve muhteşem tarihlerine sığınarak, onunla İslam’a karşı koymuş ve böylece yeni bir düşmanlık süreci başlatmışlardır. Bu önemli yanılmayı ve hüsranı aşağıdaki sebeplerle hülasa etmek mümkündür:

Her şeyden önce, bu dönemde Hıristiyanlık, maksadı aşan bir tavırla İslam’a karşı olabildiğine müteassıbâne davranmıştır. Dinler ve mezhepler arasında bir kısım farklılıkların olması ve bu farklılıkların bazı çekişmelere sebep olması tabiî karşılanabilir. Ancak Hıristiyanlık, İslamiyete ve Müslümanlara karşı hiçbir zaman itidali koruyamamış ve çok sert tavırlar almıştır. Bu katı taassup sebebiyle de Müslümanlarla Yermük, Mute gibi yerlerde savaşmış.. ve daha sonra da, her fırsatta Müslümanların üzerine haçlı seferi düzenlemiş ve ne kendi rahat eylemiş ne de başkalarına huzur vermiştir. Hasılı Batı insanı, kendisini İslam’a karşı sürekli olumsuz bir gerilim içinde tutmuş ve neticede bu yüce dine karşı hep kinle, nefretle kapalı kalmıştır.

Bu arada, Müslümanların İslamiyeti hakkıyla temsil edememelerini zikredebiliriz. Evet, İslamiyet ve onun zengin kültürünün insanlar üzerinde iz bırakabilmesi için, Müslümanlar tarafından çok iyi bir şekilde yaşanması ve temsil edilmesi gerekmektedir. İslamiyeti Müslümanların şahıslarında tanımaya çalışan batılı için, bilhassa yakın tarih itibariyle gördüğü manzara hiç de hoş değildir. Zira, bu tâlisiz dönemde Müslümanlar, fakir, olabildiğine bilgisiz (Müslüman’a saygısızlık olmasın diye ‘cahil’ diyemiyorum), görgüsüz ve tefrika içinde, hatta gruplar halinde birbirini yiyen yığınlar görüntüsü arz etmektedir. Böyle bir temsil, Batılıya “Müslümanlık, araştırılmaya ve üzerinde durulmaya değer bir din” mülahazası veremezdi; vermedi de. Dolayısıyla İslam’ı temsildeki bu seviyesizlik, Batılının İslam’a karşı geçmişten tevarüs ettiği o kötü imajı biraz daha pekiştirdi. Bu itibarla da o, dün olduğu gibi, bugün de İslam’a karşı asla sempati duymadı ve duyamadı. Zaten Hıristiyan misyonerler böyle olmasını istedikleri.. ve şu anda dünya medyası da bunu böyle planladığı için, dünden bugüne devam edegelen olumsuz tavırlar, daha bir şiddet kazanarak sürüp gitti. Batı’nın İslam’a karşı sempati beslemesi ve önyargısız olabilmesi, her şeyden önce salim bir mülahazayla, bu meseleye yaklaşmayı gerektirir. Oysa Batı, Müslümanlığa sıcak bakmayı her zaman kendisi için bir kayıp saymış ve sekiz–on asırdan beri devam edegelen düşmanlığından hiçbir zaman taviz vermemiştir.

Devletler platformunda çok geniş bir coğrafyayı içine alacak şekilde İslamiyete karşı bir sempatinin oluşması, hiç şüphesiz zaman isteyen bir mevzudur. Bazı alimler, ahirzamanda güneşin batıdan doğacağını haber veren hadis–i şerifle İslam’ın batıdan bir güneş gibi doğuşunu anlamışlardır. Türkiye’de Süleyman Efendi Hazretleri ve talebeleri bu yorumu yaptıkları gibi Bediüzzaman’ın talebelerinin de bu manada yorumları söz konusudur. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri İstanbul’da bulunduğu sırada, Mısır Camiü’l–Ezher Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahît Efendi’nin Bediüzzaman’ı ilzam için, Ayasofya Camii’nden çıkıp bir çayhaneye oturulduğunda diğer alimlerin de hazır olduğu bir anda ona sorduğu “Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir?” şeklindeki sorusuna Üstad’ın; “Avrupa, bir İslam devletine hamiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlılar da Avrupa’ya hamiledir, o da (vakti geldiğinde) onu doğuracak.” cevabını vermiştir. Cevap vermiş ve Şeyh Bahit’i hayrete düşürmüştür. (T. Hayat: 53–54)

Tabii ki devletler arası bu türlü istihaleler uzun zaman ister. Bununla birlikte fırsat henüz kaçmış değildir. Bizim hesabımıza bu yüksek idealin gerçekleşebilmesi için henüz yeterli vakit fevt olmuş sayılmaz. Hatta şimdilerde, güneşin batıdan doğuşu, geçmişe nispeten daha güçlü bir ümitle beklenebilir. Zira bugün Batı’da; “İsevîyim; ama Hz. Muhammed’in de Hz. İsa gibi Allah’ın Rasulü olduğunu kabul ediyorum.” diyenlerin sayısı hiç de az değildir. Ve yine bugün Batı dünyasında, İslam’ı arayan pek çok aşina gönül ve salim düşünce sahibi mütefekkir ve geniş kitleler vardır.

İşte zikrettiğimiz bütün bu hususlar, zuhur edecek bir fecr–i sâdıkın şafak emareleri sayılabilir. Böyle bir atmosferde bize düşen, büyük bir vazife şuuru içinde, kavlî dualarımızın yanında fiilî dualarımızı da en güzel şekilde eda etmek ve bir yarım asır, belki de bir çeyrek asır daha ümit ve sabırla beklemektir. Bekleyelim ve görelim, “gün doğmadan meşîme–i şeb’den neler doğar.”

19.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
19 Ağustos 2002


Zaman Spor

Akademi

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Başlıklar

> “Ahirzamanda İslam Batı'dan doğacak”

> Gümrük Birliği ve...

> Batı ile münasebetler adına düşülmüş bir not

> HİS DÜNYASI -


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.