Belirsizlik sokağındaki siyaset, piyasaları düşündürüyor
Ekonomik belirsizliğin azalmaya başladığı bir sırada, hükümet içindeki eşgüdümsüzlükten yakınmalar başladı. Bunun, bir erken seçimle aşılabileceği gündeme getirildi. Bu konuda çeşitli senaryolar yazıldı. Ekonomik krizlerden bunalan; ancak ‘alternatifi yok’ denilen hükümet, istifalarla sayısal çoğunluğunu kaybetti. Hükümet değişikliği beklentileri, baskın erken seçim kararıyla ortadan kalktı. Erken seçime hazırlıksız yakalanan partiler, tepede ittifak arayışına girdiler. Bu nedenle belirsizlikten kaçanlar kendilerini belirsizlik sokağında buldular. Şimdi bu sokaktan çıkış için adres arıyorlar. Bunun için de çok fazla zamanları kalmadı. Ayrıca, ekonomide başarılı olmak, siyasette de başarılı olunur anlamına gelmiyor.
Halkın ve piyasaların gündemi oldukça farklı. Halkın büyük bir kısmı takım tutar gibi parti tutma alışkanlığını bıraktı. Denenmemişleri deneme fikriyle kendisini en iyi yönetecekleri aramaya başladı. Bir kısım halkın ise bu konudaki kararsızlığı seçime kadar sürecek gibi görünüyor. Siyasi partiler de tepede yapmayı denedikleri ittifaklarla bu kararsızların peşine düşmüş görünüyorlar.
Ekonomik krizlerden bunalan ve bu konuda geleceğini arayan piyasalar; hem daha iyi idare edilmenin hem de mevcut puslu havadan kurtularak, geleceğe umutla bakabilmenin derdindeler. İşini, aşını, işyerini, pazarını ve umutlarını kaybedenler, sahip oldukları dinamizm ve müteşebbis güçleriyle, tekrar bunları kazandıracak siyasi oluşumu ülke yönetimine getirebilme belirsizliğine çözüm arıyorlar.
Siyasi ittifaklarda arabuluculuk ve sözcülüğe soyunarak kazanç peşinde olanlar da var. Geçtiğimiz hafta; Hazine’nin yüklü iç borç ihalelerinde, daha düşük faiz oranıyla rahat borçlanabildiği ve fiyatların gerilemeye yöneldiği bir ortamda bunlar; birileri adına bilerek, zamansız yaptıkları açıklamalarla piyasaların bozulması ve fiyatların dalgalanmasında etkili oldular. Piyasalar bu hareketlerini, rant elde etmeye yönelik olarak değerlendirdi. Görevleri sırasında istikrarı savunanlar da bu gelişmeye seyirci kaldılar.
Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Sayın Masum Türker bir haftadaki icraatında, hükümetin 3 senede yakalayamadığı ekonomik istikrarı, 3 ayda oluşturma imajı vererek, adetâ otomatiğe bağlanmış ekonominin sorumluluğuna soyundu. O halde hükümet içinde, bu derece piyasalara ve konulara hakim bir milletvekili varken, neden ekonomik krize girildi ve dışarıdan bir bakan atama ihtiyacı duyuldu?
Birçok olumsuzluk düzeldikten sonra, yapılanları hiçe saymanın bir anlamı yok. Siyasi belirsizliğin zirveye tırmandığı günlerde bile döviz fiyatlarının yüzde 2 oranında bir fiyat değişimi içinde kaldığı düşünülürse, ekonomik programın başarısını ve döviz talebinin doyuma ulaştığını gözden uzak tutmamak gerekir. IMF ve Dünya Bankası kredileri, ihracat ve turizm gelirleri, döviz arzının genişlemesinde önemli rol oynuyor.
ABD’den başlayan ve gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yayılan ekonomik durgunluk, terör ve muhtemel Irak operasyonu beklentisi pariteler üzerinde etkili oluyor. Siyasi belirsizliğin döviz fiyatlarına fazlasıyla yansımış olması nedeniyle, parite değişimleri fiyatlar üzerinde fazla etkili olmuyor. Ağustos ayı süresince beklenmedik bir olumsuzluk olmaması koşuluyla döviz fiyatlarının yukarı yönlü hareketinin aşağı yönlü hareketine göre daha kısıtlı olacağı düşüncesindeyim.
ABD’de faiz indirimi beklentisiyle bir miktar yükselen altın fiyatları, bu beklentinin gerçekleşmemesinin ardından bir miktar geriledi. Ancak altın yine de dünyadaki mevcut koşullarda güvenli liman olma özelliğini koruyor. Bu nedenle teknik olarak kısa vadede altın 312–317 dolar/ons fiyat aralığında hareket edecektir.
Altının iç piyasadaki işlem hacmi, beklenen mevsimsel talebin altında seyrediyor. Bu nedenle altın fiyatının oluşumunda; ons ve doların TL fiyatı etkili oluyor. Seçime yaklaşıldıkça, altının tasarruf amaçlı alımlarında bir miktar artış olabileceği düşüncesindeyim.
Sizlere hayırlı ve bol kazançlı bir hafta dilerim.
19.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.yildirimturk@zaman.com.tr
|