Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Uzun ömürlü beyin pilini bulan Türk, yılın bilim adamı seçildi

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Tulgar, İngiltere Cambridge’de bulunan Uluslararası Biyografi Merkezi’nce ‘2002 Yılı Uluslararası Bilim Adamı’ seçildi.

Prof. Dr. Tulgar, kronik ağrıların kontrolü ve hareket özürlülerinde tedavi amacıyla kullanılan beyin pilleri üzerindeki çalışması ile bu ödüle layık görüldü. Tulgar’ın ödülü olan altın madalya, yazılı bir belge ile birlikte posta yoluyla Gaziantep’e gönderildi.

15 yıl süren bilimsel çalışmalar sonucu beyin pillerinde yeni bir teknik geliştiren Prof. Dr. Tulgar, Liverpool Tıp Fakültesi’nde doktorasını yaptı. Daha sonra Amerika’da Philadelphia Thomas Jefferson Üniversitesi’nde beyin pilleri araştırmalarına katıldı. Tulgar, burada yaptığı araştırmalar sonunda beyin pilleri için yeni bir teknik geliştirdi. Tulgar’ın konuyla ilgili uluslararası dergilerde de 10 civarında makalesi yayımlandı.

Tulgar, geliştirdiği teknikle arıza riskini sıfıra indirip, kullanım süresini ömür boyu uzatarak beyin piline Türk damgasını vurdu. İçinde çok sayıda elektronik devre bulunan Amerikan üretimi beyin pillerini saf dışı eden Tulgar, özel dizayn edilmiş bobin sistemini geliştirdi. Hastaya ameliyatla takılan Amerikan elektronik pillerinin arızası halinde ikinci bir operasyon gerekirken, Tulgar’ın buluşu piller sayesinde bu durum tamamen ortadan kalkmış oldu.

Amerikan yapımı beyin pillerinin maliyeti ameliyatla birlikte 30 bin doları bulurken, Prof. Dr. Tulgar, gelişmiş beyin pilinin maliyetini 500 dolara kadar düşürdü. Bu sayede beyin pillerinin omuriliğe takılması için yapılan ameliyat masrafı bin 500–2 bin dolara kadar indi.

Omuriliğe yerleştirilen ve yaydığı elektromanyetik frekans dalgaları sayesinde sinirleri duyarlı hale getiren beyin pilleri sayesinde konuşamayan insanların konuşabildiği, yürüyemeyen insanların yürüyebildiği öğrenildi. Özellikle spastik çocuklarda 7–8 yaşlarına kadar yapılacak bir uygulamayla yüzde 60’lara varan bir iyileşme sağlandığı bildirildi.

Bu ödüle layık olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten Prof. Dr. Metin Tulgar, bu başarının 15 yıllık çalışmanın sonunda geldiğini söyledi. Geliştirdiği pillerde arıza riskinin sıfıra indirgendiğini kaydeden Tulgar “Bu piller ömür boyu güvenli ve etkili kullanılabiliyor. Özel dizayn edilen bobinlerle yapılan beyin pillerinin maliyeti ABD’nin ürettiği beyin pillerine göre 20’de 1 oranında daha ucuz. Bin 500 dolara beyin pilleri takılabiliyor. Bu piller ömür boyu güvenli ve etkili kullanılabiliyor. ABD’nin beyin pilleri bir hastaya 30 bin dolara takılabilirken, bizim geliştirdiğimiz beyin pillerinden aynı fiyata 20 hastaya takma imkanı vardır.” dedi.

Söz konusu beyin pillerinin şu anda Türkiye’de üretiminin imkansız olduğunu vurgulayan Tulgar, bunun için maddi kaynak ve çok iyi bir araştırma grubunun kurulması gerektiğini ifade etti. Tulgar, bu pillerin seri üretimi için maddi destek istedi.

Mehmet Şahin / Gaziantep

20.08.2002


 

İstanbul’un bir yakasında güneş diğerinde sel vardı

Geçen hafta il genelinde sel baskınına uğrayan İstanbul, dün ilginç bir durumla karşı karşıya kaldı. Avrupa yakasında güneşli bir hava yaşanırken, Anadolu yakasında etkili olan sağanak yağış sonucu Maltepe’de 26 ev ve işyerini su bastı.

Dün öğle saatlerinde etkili olan yağış sonucu Küçükyalı Üstündağ Caddesi üzerinde bodrum ve giriş katlarında bulunan birçok ev ve işyeri sular altında kaldı. Ev veya işyerlerini su basanların yardımına gelen Maltepe İtfaiye ekipleri, içeride biriken suları boşalttı. Bazı vatandaşlar da sular altında kalan eşyalarını dışarı çıkardı. Yağmur sonucu bazı dükkanlarda su yüksekliğinin 60 santimetreye kadar ulaştığı görüldü. Hava Tahminleri Daire Başkanı Seyfullah Çelik, İstanbul’da yaşanan bu durumun iklim değişikliği ile ilgisi olmadığını söyledi. Yaz mevsiminde görülen yağışların sağanak ve gök gürültülü olduğunu vurgulayan Çelik, “Bu durum lokal alanlara değişik miktarda yağışlar bırakır. Yaz mevsiminde kış mevsiminde olduğu gibi düzenli yağışlardan bahsedilemez.” dedi.

Mükremin Albayrak - Ercan Yıl / İstanbul

20.08.2002


 

Balkonda uyuşturucu yetiştiren devlet sanatçısı gözaltında

Evinin balkonundaki saksılarda hintkeneviri yetiştiren Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası fagot sanatçısı Hüseyin Ertuğ, narkotik polisince düzenlenen bir operasyonla gözaltına alındı.

Emniyet kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Antalya Emniyet Müdürlüğü’nce 15 Ağustos’ta gerçekleştirilen operasyonlarda 1 kilo 250 gram esrar ele geçirildi. Operasyonlar sonrasında gözaltına alınan Muharrem Özdemir’in esrar maddesini bir gün önce Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası sanatçısı Hüseyin Ertuğ’un sattığını ifade etti. Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Narkotik Büro Amirliği dedektifleri, Ertuğ’un Ayrancı’daki evine operasyon düzenledi. Ertuğ gözaltına alındı. Ertuğ’un, evinin balkonunda bulunan saksılarda hintkeneviri yetiştirdiği belirlendi. Operasyonlarda saksılar içinde yetiştirilen 35 kök hintkeneviri söküldü. Ertuğ’un evinde 738 gram hintkeneviri kırıntısı, 12 gram civarında kubar esrar, 750 gram esrar maddesi, 7 adet içinde esrar bulunan sigara ele geçirildi.

Devlet sanatçısı Hüseyin Ertuğ, polisteki ifadesinde 3 yıldır uyuşturucu kullandığını söyledi. Ertuğ, ele geçirilen uyuşturucuyu 2 buçuk yıldan beri tanıdığı Antalya’da bulunan Abidin Bozkurt adlı kişiden aldığını itiraf etti. 150 gram kadar esrar maddesine 230 milyon verdiğini dile getiren Ertuğ, uyuşturucunun geri kalanını ise 750 milyon lira veresiye ile satın aldığını polise anlattı. Ertuğ, adliyeye çıkarıldı. Sedat Güneç, İstanbul

20.08.2002


 

Yatağan’da facianın eşiğinden dönüldü

Muğla Yatağan Termik Santralı’nda dün sabah saat 7.20’de meydana gelen patlama sonucunda 3 numaralı trafoda bulunan 50 tonluk yağ tankerlerinde yangın çıktı.

Yangın, saat 9.30 sıralarında kontrol altına alındı. Muğla Valisi Hüseyin Aksoy, olayda yaralı veya ölü olmadığını söyledi. Yağatan Termik Santralı Müdürü Bülent Barut yangının 3 numaralı trafonun patlaması sebebiyle meydana geldiğini kaydetti.

Yetkililer; yangının diğer trafolara sıçramaması için gerekli önlemlerin hızla alındığını ve ünitelerin devre dışı bırakıldığını ifade etti. Müdür Barut, santralın bir ünitesini devreye almak için çalışmalara başladıklarını dile getirerek, patlayan trafonun maliyetinin 3,5 trilyon lira olduğunu bildirdi. Patlama ve yangında can kaybı olmadığını belirten Vali Aksoy, “Yangının çıktığı trafoya, teknik sebeplerden dolayı suyla müdahale edemedik. Onun için köpükle müdahale ettik ve yangın tamamen kontrol altına alındı. Teknik soğutmalara devam ediliyor.” dedi. Lütfi Aykurt, Muğla

20.08.2002


 

Yangında çocuğuyla birlikte can verdi

Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Tosmur beldesinde çıkan yangında, Orhan Doger (41), kurtarmak istediği 2 yaşındaki oğluyla birlikte yanarak öldü. Ömer Koparan Sokak’ta bulunan bir evde saat 05.00 sıralarında yangın çıktı.

Evde bulunan Orhan Doger (41), eşi Gülnaz (32), kızı Emel (9) ve büyük oğlu İlker’i (8) dışarı çıkarmayı başardı. Orhan Doger, yatağında uyuyakaldığını fark ettiği 2 yaşındaki oğlu Burhan’ı kurtarmak üzere yeniden eve girdi. Baba–oğul, dışarı çıkmayı başaramayarak, evde yanarak öldüler. Alanya ve Oba beldesi belediyeleri itfaiyelerinin müdahalesiyle söndürülen yangının çıkış sebebiyle ilgili bir açıklama yapılmadı. Cenazeler, Alanya Devlet Hastanesi’nde yapılan otopsinin ardından, defnedilmek üzere, Hatay’a gönderildi. Hatay, aa

20.08.2002


 

Marmaris’teki yangın kontrol altına alındı

Muğla’nın Marmaris ilçesinde geçen perşembe günü başlayan orman yangını kontrol altına alındı. Muğla Valisi Hüseyin Aksoy, Çetibeli köyü yakınlarında çıkan orman yangınını soğutma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.

Yangında tehlikeli bir durum görünmediğini, bölgenin özelliği itibarıyla rüzgarın hafif olarak devam ettiğini dile getiren Vali Aksoy, “Yangında bin 500 hektarlık orman alanının zarar gördüğünü tahmin ediyoruz; ama kesin rakam teknik çalışma yapıldıktan sonra belirlenecek.” dedi. Marmaris’in Çetibeli köyü yakınlarında çıkan orman yangınının, elektrik tellerinin kopmasından kaynaklandığı belirlenmiş ve yangın, kontrol altına alınmasına rağmen üç kez yeniden başlamıştı. Marmaris, aa

20.08.2002


 

Otobüs faciasına 1 değil 5 ölümcül hata yol açtı

34 kişinin hayatına mal olan Mersin’in Tarsus ilçesindeki trafik kazasına her biri skandal nitelikteki 5 ayrı hata yol açtı. Otobüsün şoförü Mehmet Ali Şalbay’ın uzun yol tecrübesi olmadığı ve ehliyetini 35 gün önce aldığı ortaya çıktı.

45 kişilik otobüse tam 63 kişi alındı. Şehirlerarası seyahate uygun olmayan eski model otobüs, Emniyet Müdürlüğü izin vermemesine rağmen sefere çıktı. Otobüs şoförünün, hız sınırlarını limitlerin çok üzerinde aştığı görgü tanıklarınca dile getirildi. Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Veysel Sarı da, kazanın meydana geldiği yolun hatalı olduğunu ve daha önce de birçok kazanın meydana geldiğini söyledi.

Mersin Valisi Akif Tığ, kazayla ilgili soruşturma açtırdığını, fazla yolcu alan otobüsün mutlaka denetlenmesi gerektiğini söyledi. Mersin Emniyet Müdürü Akın Küçükbarak yaptıkları ilk incelemede otobüste 63 kişinin bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Küçükbarak, otobüsün izinsiz yola çıktığına işaret ederek, firma hakkında yasal işlem başlatacaklarını söyledi.

Küçükbarak, “Bu tür otobüsler şehirlerarası yola çıkamazlar. Hacı Bektaş–ı Veli’yi anma etkinliklerine gitmeden önce Emniyet Müdürlüğü’ne gelerek izin istediler. Kendilerine bu otobüslerin şehirlerarası yola çıkamayacaklarını bildirerek, şehirlerarası yola çıkabilecek otobüs tutmalarını istedik. Bu otobüslerin de çok para istediklerini söylediler. Mersin’deki firma hakkında yasal işlem yapacağız.” şeklinde konuştu. Küçükbarak, kaza sonrasında konvoyda olduğu belirlenen 33 S 0534 plakalı Ahmet Böke yönetimindeki bir başka otobüsün de, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine orta bariyerlere çarptığını ve bu kazada 9 kişinin yaralandığını ifade etti.

Karayolları 5. Bölge Müdürü Yusuf Topaloğlu, otobüsün hızına dikkat çekerek kazanın olduğu bölgede otobüslerin en fazla 60–70 kilometre hızla gitmesi gerektiğini, bu yönde de uyarıcı levhalar olduğunu dile getirdi. Görgü tanıkları da ifadelerinde kaza yapan otobüsün arkasından fren balatalarının ısınmasından dolayı dumanlar çıktığını ve daha sonra otobüsün karşı şeride geçerek takla attığını aktardı.

Feci kazanın, 1998 yılında tarım işçilerini taşıyan kamyonun devrilmesi sonucu 19 işçinin arkadan gelen kamyonların altında kalarak öldüğü mevkide meydana gelmesi, dikkatlerin Tarsus Taşobası yakınında bulunan Damlama rampasına ve sürekli kazaların olduğu Pozantı–Tarsus otoyoluna yönelmesine sebep oldu. Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Veysel Sarı, Damlama rampasını daha önce kara nokta olarak belirlediklerini kaydetti. Pozantı–Tarsus otobanının özellikle Tekir Yaylası’ndan sonra 60 kilometre iniş olduğunu belirten Sarı, “Bize göre bu yol otoban değildir. Bir otobanda sürekli iniş olmaz. Bu yolda 60 kilometre iniş iniyorsunuz. Eğer sürücü yolu tanımıyor ve yük haddini de aşmışsa kilometreler ilerledikçe, fren balataları ısınıyor. Isınma sonucunda frenler tutmuyor. Yoksa fren bir anda patlamaz. Fren kilometrelerce önce sinyal verir. Bu kaza da maalesef buna benzer bir olay. Biz yıllardır bu yolda iyileştirilme yapılması gerektiğini söylüyoruz.” dedi.

45 kişiyi taşıyacak kişinin ehliyet alır almaz 35 gün sonra direksiyon başına geçmesinin bu tür facialara zemin hazırladığının altını çizen Sarı, Türkiye’de ehliyetlerin çok kolay verildiğini belirtti. Ehliyeti veren kursların sınavı da kendisinin yaptığını anlatan Sarı, “Her ne hikmetse bu sınava girenlerin hepsi de başarılı oluyor ve direksiyon başına geçiyor. Bu sistemin mutlaka değişerek ehliyet sınavının Trafik, Karayolları, Şoförler Odası, Milli Eğitim’den katılacak bir komisyon tarafından verilmesi lazım.” diye konuştu.

Türkiye’de Bayındırlık Bakanlığı’nın kazalardaki yol hatasını yüzde bir olarak açıkladığına işaret eden Sarı, Amerika’nın yol hatalarını yüzde 35 olarak açıkladığını; bunun için Türkiye için açıklanan rakamın çok küçük olduğunu, yolların mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Ümit Pıtır / Mersin

20.08.2002


 

Geri geri giderken TIR’ın altında kaldı

İstanbul Bahçeşehir, TEM otoyolunda geri geri gelmeye çalışan otomobil TIR’ın altında kaldı. Otomobil sürücüsü TIR’ın tekerlekleri arasında sıkışarak hayatını kaybetti.

Sürücünün isminin Hüseyin Demir(30) olduğu bildirildi. Demir’in Robert Kolej’de görevli olduğu, aracın da koleje ait olduğu belirtildi.

Edinilen bilgiye göre, Hüseyin Demir’in kullandığı 34 YA 5739 plakalı otomobil, otoyolun emniyet şeridinden geri geri geldiği sırada aynı yönde seyir halinde bulunan 41 FZ 143 plakalı TIR’ın altında kaldı. Saat 10.00 sularında meydana gelen kaza sonucu otomobil sürücüsü TIR’ın tekerlekleri arasında sıkıştı. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri tekerlerin arasında bulunan cesedi çıkarmak için saatlerce uğraştı. Kaza sebebiyle TEM otoyolunda trafik uzun bir süre aksadı. Ölen sürücünün cesedi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Yetkililer otoyolda geri geri gelmeye çalışan sürücünün Bahçeşehir yol ayrımını kaçırmış olabileceğini, Bahçeşehir’e gitmek için emniyet şeridinde geri geri gelmeye çalışırken TIR’ın altına kalmış olabileceğini bildirdi.

Özcan Keser / İstanbul

20.08.2002


 

Mahalleli, elbirliğiyle özürlüye asansör yaptı

Erzurum’da yürüyemeyen özürlü gence mahalle sakinleri ile Kazım Karabekir Endüstri Meslek Lisesi öğretmenleri el ele vererek asansör yaptı.

Yunus Emre Mahallesi’nde bir apartmanın ikinci katında ailesiyle birlikte oturan 29 yaşındaki Yusuf Serçeoğlu’nun, 11 yıl önce geçirdiği bir hastalık sonucu iki ayağı da tutmaz oldu. Tekerlekli sandalye ile dolaşabilen Serçeoğlu arkadaşlarının kucağında evinden aşağı inip çıkıyordu. Serçeoğlu’nun daha rahat aşağıya inip çıkmasını kolaylaştırmak için semt sakinleri ile aynı mahallede bulunan Kazım Karabekir Endüstri Meslek Lisesi İş Makinesi bölümü öğretmen ve öğrencileri aralarında topladıkları para ile asansör yaptı.

Asansör sayesinde hayatının kolaylaştığını ifade eden Yusuf Serçeoğlu, herkese teşekkür etti. Serçeoğlu, “Arkadaşlarıma, dostlarıma yük olduğum için üzülüyordum. Komşularımızın ve semtimizde bulunan meslek lisesinin öğretmen ve öğrencilerinin katkısıyla asansör yaptırdık. 3 buçuk milyar liraya mal olan asansör aileme 300 milyon liraya mal oldu. Herkese teşekkür ediyorum ” dedi. Orhan Yıldırım, Erzurum

20.08.2002


 

Çorum’da meclis başkan seçemedi

Çorum Belediye Meclisi, Saadet Partisi’nden milletvekili aday adayı olmak üzere istifa eden Arif Ersoy’a vekalet edecek ismi 21. oylamada da belirleyemedi.

Belediye Meclisi’ne belediye başkan vekilini seçmesi için verilen süre dün dolarken, 14 Ağustos 2002 Çarşamba gününden bu yana her gün toplanan Belediye Meclisi, yaptığı 21 tur oylamada sonuç alamadı. Tüm oylamalarda bağımsız aday Belediye Başkan Yardımcısı Davut Güney SP, AKP ve bağımsız üyelerin, CHP’li aday Hasan Kalender ve MHP’li aday Sami Göktepe de kendi gruplarının oylarını aldı. Ancak gruplar ittifak yapmadığı için adayların aldıkları oylar belediye başkan vekili seçilebilmeleri için yeterli gelmedi.

Belediye Başkan Vekili Yaşar Kirişçi başkanlığında dün son kez biraraya gelen Belediye Meclisi, başkan seçimini gerçekleştirememesi nedeniyle 14 Ağustos’tan bu yana yapılan 21 tur oylamada sonuç alamadığını tutanakla valiliğe bildirecek. Valilik de, İçişleri Bakanlığı aracılığı ile Bakanlar Kurulu’na başvuracak ve konu Bakanlar Kurulu’nda görüşüldükten sonra İçişleri Bakanlığı tarafından belediye başkan vekili ataması yapılacak. Halen belediye başkan vekilliği görevini sürdüren Yaşar Kirişçi, yeni vekil atanana kadar görevine devam edecek. Çorum, aa

20.08.2002


 

Cenaze törenine Deniz Baykal da katılacak

Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen Hacı Bektaş–ı Veli’yi anma etkinliklerinden dönüşte otobüsün freninin patlaması sonucu meydana gelen trafik kazasında ölen 34 kişi için bugün Adana Uğur Mumcu Meydanı’nda bir tören düzenlenecek.

Törene CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile Avrupa’daki Alevi dernek temsilcileri, Pir Sultan Abdal Derneği ve Hacı Bektaş–ı Veli Derneği genel başkanları da katılacak. Törenin ardından cenazelerin bir kısmı memleketine gönderilirken bir kısmı da Kabasakal Mezarlığı’na defnedilecek. Defin için Mezarlıklar Müdürlüğü’ne yer ayırtılırken, cenaze törenine katılacaklar için siyah kurdele yaptırılıyor.

Cenaze masraflarını karşılamak ve ölenlerin yakınları için maddi destek sağlamak amacıyla yardım toplanıyor. Hacı Bektaş–ı Veli Kültürünü Yaşatma ve Tanıtma Derneği Adana Şubesi’nde bir araya gelen Alevi dernek temsilcileri de dün cenaze törenini görüştü. Temsilciler kazada ölenler için anıt mezar yaptırmayı kararlaştırdı.

Bu arada Hacı Bektaş–ı Veli ve Pir Sultan Abdal derneklerinde kazada yaşamını yitirenler anısına taziye defteri açıldı.

Ali Akçoban - Ziya İpek / Adana

20.08.2002


 

Veli Göçer, yarım kalan inşaatlarını bitirmek için Yalova’ya geri döndü

17 Ağustos depreminde, yaptığı konutların yıkılması sonucu 168 kişinin ölümüne yol açmakla suçlanan Veli Göçer, ‘Yalovalılara sözüm var’ diyerek yarım kalan inşaatlarını bitirmek için geri döndü. Mahkemesi devam eden Göçer, üç aydır Saral İnşaat’ın ofisini kullanıyor.

Yalova Çınarcık’ta yaptığı 400 konut 17 Ağustos 1999 depreminde yerle bir olan müteahhit Veli Göçer, yeniden inşaat yapımına başlamak için Çınarcık’a geri döndü. Göçer mahkeme devam ettiği için resmen olmasa da yarım kalan inşaatları tamamlamak ve elindeki arsaları değerlendirmek için 3 ay önce Çınarcık’a geldiğini ifade etti. Göçer, işlerini müteahhit arkadaşı Bekir Saral’a ait Saral İnşaat’ın ofisinden yürüttüğünü söyledi. Saral İnşaat ise Göçer'le bir ilişkisinin olmadığını öne sürdü. Veli Göçer, “Benim halen 200 civarında tamamlanması gereken dairem var. 3 aydır Çınarcık’taki müteahhit arkadaşım Bekir Saral’ın bürosunu kullanıyorum. Esasen yarım kalmış inşaatların tamamlanması yönünde bir çalışma hazırlıyorum.” dedi.

Yaptığı dairelerden 400’ü yıkıldığı için 168 kişinin ölümünden sorumlu tutularak yargılanan ve 3 yıldır mahkemesi devam eden Veli Göçer, mallarına tedbir konulması sebebiyle deprem davasının bitmesini beklediğini, 2 yıla kadar da resmen işe başlamayacağını anlattı. Bekir Saral'ın kendi önerisiyle Çınarcık'taki arazilerden 24 parsel için anlaşma yaptığını ve inşaata başladığını belirten Göçer, şöyle konuştu. “Bekir Bey (Saral) Hasanbaba mevkiinde 2 katlı evler inşaatına başladı. Bu zamanda yapılabilecek en iyi iş budur dedim. Yani benim bu önerimi olumlu olarak gördü. Birkaç tane numune yaptı.” diye konuştu.

Veli Göçer, Hasanbaba’daki evlerle olan ilişkisini şu ifadelerle açıkladı: “Saral’ın inşaat yaptığı arsaların satışını eskiden ben yapıyordum. İstanbul’da bir inşaat firmasına ait o arsalar. Saral, o arsalardan 24 adetlik bir arsanın anlaşmasını yaptı. 6 tanesini satın aldı ve bunlar üzerinde inşaat denemeleri yapıyor. Hareketliliğin olmadığından mütevellid kış sönük geçecek. Bu numunelerden sonra seneyi bekleyeceğiz.”

Göçer, kendisinin aslında müteahhit değil 8 ayrı müteahhitle çalışan pazarlamacı olduğunu söyledi. Durum böyle olduğu halde sadece kendisine dava açılıp hapse girmekten yakınan Göçer, “Ben firmada Veli Göçer Arsa Ofisi ismini kullanmamdan ve çok ilan vermemden dolayı iş üzerimde kaldı. Diğerleri sıyırdı.” dedi. Yıkılan binaların sadece satıcısı olduğunu vurgulayan Göçer, “Binaları 3 ayda, 4 ayda bir ya da bittikten sonra gördüğüm olmuştur. Ben yalnız büroda pazarlama yapardım.” dedi.

Veli Göçer, 2 sene içinde beraat edip kendi adıyla, Veli Göçer olarak inşaat işlerine başlamayı beklediğini ifade etti. Göçer, halen Çınarcık’ta kendine ait arsalar bulunduğunu, bunları inşaatta değerlendireceğini söyledi. İnşaata resmen başlamak için davanın bitmesini beklediğini vurgulayan Göçer, “Satışını yaptığım 200 dairenin sahiplerini mağdur etmemek için bunları tamamlayarak teslim edeceğim. Onlara sözüm var.” diye konuştu.

Asıl mesleği öğretmenlik olan Veli Göçer, kendisinin sadece işin pazarlama kısmını yapmasına rağmen müteahhitler sıyırırken suçun kendi üzerine yıkılmasına hayıflanıyor: “Veli Göçer’in mal varlığı çarçur edildi. Veli Göçer borçla yaşıyor efendim.”

Veli Göçer, kendisinin Çınarcık’ta 3 bin 100 konut yaptırıp sattığını, bunlardan 400 tanesinin yıkıldığını, 2 bin 700 tanesinin ise ayakta kaldığını belirterek, “Bendeki yıkıntı oranı yüzde 14’tür. Yıkılan konutların da zemin etüdü raporunu aldım. Zemini çürük çıktı.” savunmasını yaptı. “Bu raporu, evleri yaparken alsaydınız da bu acılar yaşanmasa daha iyi değil miydi?” sorusunu Göçer, “Bir kere bunun çaresi yok ki.” şeklinde cevapladı.

Saral İnşaat’ın sahibi Bekir Saral’ın ofisinde çalışan görevliler ise Veli Göçer ile ilişkilerinin olmadığını söyledi. Çınarcık ilçesi sahilinde inşaat işleri için kullandığı bürosu bulunan müteahhit Bekir Saral’ın büro çalışanlarından Nursen isimli bayan, “Bekir Saral ile Veli Göçer birlikte inşaat yapıyor mu?” şeklindeki soruyu şöyle cevapladı: “Tapudan aratabilirsiniz. Arsalar kimin, kim ile ortak bakabilirsiniz. Ufak yerlerde onun bunun sözüne bakılarak siz de haber yaparsanız çok yanılırsınız. Araştırın, ona göre yazın. Onun bunun, esnafın sözüyle yazarsanız tekzibe girer.” Nursen isimli bayan, geçmişte Göçer ile ilişkilerinin ‘çok eskiden pazarlamalarını’ yapmasından ibaret olduğunu ifade etti.

Göçer, 17 Ağustos depreminde Yalova ve Çınarcık’ta yaptırdığı konutlarda hayatını kaybeden 168 kişinin ölümünden sorumlu tutuldu; hakkında Yalova’da açılan dava güvenlik sebebiyle Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Konya’da ortağı Zafer Coşkun ile birlikte tutuklu yargılanan Göçer 8,5 ay hapiste kaldı. Göçer, 20 Mart 2000’de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Göçer’in Çınarcık’ta yaptırdığı 2 sitedeki 400 konut depremde pasta dilimi gibi yerle bir oldu. Enkazdan 168 kişi ölü çıkarken, çoğu kişi de günler sonra sağ kurtarıldı. Göçer, çöken konutlarda 8’de 2 oranında kusurlu bulundu. İnşaatlarda deniz kumu kullanmakla, kalitesiz malzeme kullanıp ucuz konut satmakla eleştirildi.

İbrahim Balta / Çınarcık

20.08.2002


 

Depremzedelerin avukatı: Göçer’in dönüşü danışıklı

Veli Göçer’in Yalova'ya bağlı Çınarcık’a geri dönmesi, 17 Ağustos depreminde hayatını kaybedenlerin yakınlarında büyük tepkiye yol açtı. Annesi ve babasını kaybeden Şehriban Ergüden “Evlerin Veli Göçer’e ait olduğunu bile bile içine girip oturacaklar varsa güle güle otursunlar.” dedi.

Göçer'in yaptığı dairelerin yıkılması sonucu hayatını kaybedenler için açılan davada avukatlık yapan Rıza Pehlevi Şat, mallarına haciz konulan Göçer’in Çınarcık'a dönüşünü ‘danışıklı bir olay’ olarak değerlendirdi. Şat, Göçer’in açıklamalarından sonra savcıların harekete geçerek muvazaa ilişkisini araştırmasını istedi. Göçer’in 2 nedenle muvazaaya ihtiyaç duyduğunu belirten Av. Şat, “Birincisi mal varlığı ortaya çıkarsa yüzlerce tazminat dosyası var. Bunlar ona yönelecek. İkincisi de alacak takibi, icra mevcut. Örneğin benim elimde Veli Göçer’in 10 bin 500 sterlinlik bir senedi var. Ancak malını bulamadığım için haciz koyamıyorum.” dedi. Şat, yasal olarak Veli Göçer’in yeniden inşaata dönmesinin önünde hiçbir engel olmadığını dile getirdi. Şat, Göçer gibi depremde kusurlu bulunan müteahhitlerin yeniden inşaata dönmesini yasaklayacak yasal bir düzenleme yapılmasıyla ancak bu durumun önlenebileceğini kaydetti.

Veli Göçer’in inşa ettiği Çınarcık konutlarında 17 Ağustos depreminde annesi Şadiye ve babası Mehmet Yüce’yi kaybeden Şehriban Ergüden ve eşi Mustafa Ergüden, Göçer’in inşaat için Çınarcık’a dönmesini şaşkınlıkla karşıladı. Ergüden çifti, “Devletin sistemi içinde Veli Göçer’in ceza almaması işi bu noktaya getirdi. Yapılanlar, yapanın yanına kâr kalıyor. Yarım kalan, yeni başlanan evlerin Veli Göçer’e ait olduğunu bile bile içine girip oturacaklar varsa, alsınlar güle güle otursunlar. Biz 17 Ağustos gecesi saat 03.03’te Veli Göçer enkazı üstünde ölülerimizi andık.” dedi.

Salım Çakır, dün Eşi Fatma Çakır ile birlikte, Çınarcık Veli Göçer konutlarında depremde 11 yaşındayken kaybettikleri oğulları Can’ın Şile’deki mezarını ziyaretten dönüşlerinde yaptığı açıklamada, “Bizim yıkılan evimiz plana, projeye aykırıydı. Bayındırlık Bakanlığı’na şikayet etmiştik. Yarım bıraktığı inşaatların da yıkılanlardan farkı yok. Plan projeye aykırılık aynı, çalınan malzeme aynı. Veli Göçer yıkılacak evler, tabut evler yaptıracaktır. Belediyeler ona göz yumdukça da bunları rahatça yapacaktır. Çınarcık’a bağlı Koruköy Belediyesi’ne daha yeni 9 milyar lira hibe etmiş. Evleri de rahatça tamamlar.” dedi.

Veli Göçer’in akrabası ve birlikte çalıştığı eski iş arkadaşı Mustafa Göçer’in soyadını Aydın olarak değiştirerek Çınarcık’a yeniden döndüğünü öne süren Salim Çakır, “Değişik isim ve şirketlerle kaldıkları yerden aynı işe geri dönüyorlar. Ölen öldüğüyle kalıyor, tedbir alınmıyor.” diye konuştu.

20.08.2002


 

Hasarlı binada dükkan işletiyorlar

17 Ağustos deprem felaketinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen depremin merkezi İzmit ve Gölcük’te yaklaşık 200 bina yıkılmayı bekliyor. Hasarlı binaların mahkemelerde süren davalarından dolayı çevrede büyük tehlike oluştururken, İzmit’te bulunan hasarlı binalardan olan Metro Apartmanı’nda 2 esnaf hayatları pahasına dükkan işletiyor.

İstanbul Avcılar’da geçen cumartesi gecesi, ‘ağır hasarlı raporu’ verilmesine rağmen yıkılmayan binanın kendiliğinden çöktüğünü hatırlatan Metro Apartmanı sakinleri, “Evlerimize giremiyoruz. Ne onarılıyor, ne de yıkılacağı söyleniyor. Açıkta kaldık. Bu iki apartmanı ne yapacaklarsa yapsınlar artık.” dedi. İzmit, Gölcük, Derince ve Karamürsel’de her an yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan yaklaşık 200 binaya, Sakarya Bölge İdari Mahkemesi’nde devam eden davalar yüzünden dokunulamıyor.

Tehlike saçan binalardan ikisi olan Adalet ve Metro apartmanları İzmit Bulvar mevkiinde bulunuyor. Metro Apartmanı’nın alt katında Balkan Sıhhi Tesisat ve Akvaryum–Kuş Galerisi adlı iki dükkan faaliyet gösteriyor. Kuş galerisinin sahiplerinden İbrahim Yel, depremin etkilediği ve orta hasarlı olan binada dükkan işletmeden korkmadıklarını söyledi. Kuş galerisinden alışveriş yapan müşterilerden Yasin Güçtekin ise, deprem felaketini yaşadıklarından dolayı hasarlı binaya girmekten korkmadıklarını vurguladı.

Güçtekin, her gün birkaç kez dükkana geldiklerini ve hasarlı binaya alıştıklarını ifade etti. Hasarlı olan Adalet Apartmanı yöneticisi Cevdet Barış, depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmamasından yakındı. Barış, “Depremde hasar gören binamızın durumuyla ilgili olarak apartman üyeleri ile sorunlar yaşadık. Bazıları binanın onarılmasını, bazıları da yıkılmasını istiyordu. Binanın onarılıp eski haline gelmesinin mümkün olmadığı ortada.” dedi.

Toplam 70 daire ve 8 dükkanın bulunduğu apartmanların sakinleri, evlerinin akıbetinin devam etmesinden dolayı kirada oturmak zorunda kaldıklarına dikkat çekerek, “Mahkemeler 3 yıldır apartmanlarımız hakkında karar veremedi. Elimiz kolumuz bağlı.” derken, çevre binalarda yaşayan vatandaşlar da endişelerini dile getirdi. Hasarlı binaların bulunduğu Bekirpaşa Belediyesi yetkilileri ise, binaların mahkemelerde devam eden davalarından dolayı bir şey yapamadıklarını belirtti.

Fikri Kaya / İzmit

20.08.2002


 

Düğünde ateş açan polis, 3 kişiyi yaraladı

Aydın’da gittiği düğünde beylik tabancası ateş alan polis memuru, 3 kişiyi yaraladı. Yıllık izne çıktıktan sonra merkeze bağlı Çeştepe beldesindeki düğüne katılan polis memuru Kadir Çankaya, beylik tabancasıyla önce havaya ateş açmak istedi.

Tabancanın tutukluk yapması üzerine, arızasını gidermek isteyen polis memuru tetiğe dokununca, ateş alan silahtan çıkan kurşunlar davetlilerden Cemile Koparan, Filiz Erbaş ve Seçkin Erbaş’a isabet etti.

Yaralılar, Aydın Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’nde görev yaptığı belirlenen polis memurunun olaydan sonra kaçtığı ve jandarmaca arandığı bildirildi. Aydın, aa

20.08.2002


 

Mesut Yılmaz: AB’den somut beklentimiz müzakere tarihi

ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Türkiye’nin aralık ayında Kopenhag’da yapılacak AB zirvesinden somut beklentisinin, müzakerelere başlama tarihinin verilmesi olduğunu söyledi.

AB Dönem Başkanı Danimarka’nın Başbakanı Anders Fogh Rasmussen ve Dışişleri Bakanı Per Stig Möller ile görüşmek için Kopenhag’a gelen Yılmaz, resmi temasları öncesi Türk basının sorularını cevapladı. Meclis'ten geçen reform paketinin AB’nin beklentilerini karşıladığını vurgulayan Mesut Yılmaz, paketin tamamının yıl sonuna kadar uygulamaya konulacağını bildirdi.

Türkiye’nin Kıbrıs konusunda tavrının çok açık olduğunu kaydeden Yılmaz, “AB’nin son gelişmeler ışığında daha dengeli, çözüme katkı sağlayacak bir tutum içinde olması lazım.” dedi. Hasan Cücük, Kopenhag

20.08.2002


 

Sağlık Bakanı Durmuş ameliyata katıldı

Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde bir safra kesesi ameliyatına yardımcı hekim olarak katıldı.

Sağlık Bakanı, kendi seçim bölgesi olan Kırıkkale’de 75 yaşındaki Fatma Delibal adlı bir hastanın safra kesesindeki bir taşın kırılması için gerçekleştirilen Laparoskopik cerrahi ameliyatında hekim olarak görev yaptı. Ameliyatta kendi öğrencisi olan Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi Başhekimi Hüdaver Nurlu’yu asiste eden Doçent Doktor Durmuş, ameliyat öncesinde 39 aydır hekimliğe ara verdiğini belirtti. Durmuş, “Parlamenterlik görevi bu tür bir şey yapmaya uygun değil, şık da değil. Bugün öğrencim olan başhekime refakat edeceğim, 11 Eylül günü mensup olduğum parti adaylarını açıklayacak. Eğer listede olmazsam geleceğim yeri işaret etmek için buradayım. Başbakan yardımcımızın belirleyeceği listede olacağımı düşünüyorum. Benim mesleğim hekimliktir. Sayın Bahçeli beni listeye almazsa hayıflanmam, gelir burada çalışırım. Alacağını biliyorum; ama bunu listeye alınmayanların hayıflanmaması için söylüyorum. Herkes siyasetten geçinmemeye çalışmalı. Siyaset bir meslek değildir.” Durmuş, ameliyat sırasında, bunca süre sonra hekimlik yapmayı, ‘uzun bir süreden sonra yeniden araba kullanmaya’ benzeterek, “Adeta vites kolu neredeydi, nasıl kullanılıyordu diye hatırlıyorum.” dedi. Özcan Yağmur, Ankara

20.08.2002


 

Türk–İş’in eski başkanı Tunç vefat etti

Türk–İş eski genel başkanlarından Halil Tunç (74), kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü Ankara Bayındır Hastanesi’nde dün akşam üzeri vefat etti.

Tunç için yarın, Türk–İş Genel Merkezi önünde bir tören düzenlenecek. Tunç’un cenazesi, Kocatepe Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Türk–İş’te Genel sekreterlik görevinde de bulunan Tunç, iki dönem de kontenjan senatörü olarak TBMM’de yer almıştı. Ankara, aa

20.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
20 Ağustos 2002


Zaman Spor

Haberler

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.