34 kişinin hayatına mal olan Mersin’in Tarsus ilçesindeki trafik kazasına her biri skandal nitelikteki 5 ayrı hata yol açtı. Otobüsün şoförü Mehmet Ali Şalbay’ın uzun yol tecrübesi olmadığı ve ehliyetini 35 gün önce aldığı ortaya çıktı.
45 kişilik otobüse tam 63 kişi alındı. Şehirlerarası seyahate uygun olmayan eski model otobüs, Emniyet Müdürlüğü izin vermemesine rağmen sefere çıktı. Otobüs şoförünün, hız sınırlarını limitlerin çok üzerinde aştığı görgü tanıklarınca dile getirildi. Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Veysel Sarı da, kazanın meydana geldiği yolun hatalı olduğunu ve daha önce de birçok kazanın meydana geldiğini söyledi.
Mersin Valisi Akif Tığ, kazayla ilgili soruşturma açtırdığını, fazla yolcu alan otobüsün mutlaka denetlenmesi gerektiğini söyledi. Mersin Emniyet Müdürü Akın Küçükbarak yaptıkları ilk incelemede otobüste 63 kişinin bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Küçükbarak, otobüsün izinsiz yola çıktığına işaret ederek, firma hakkında yasal işlem başlatacaklarını söyledi.
Küçükbarak, “Bu tür otobüsler şehirlerarası yola çıkamazlar. Hacı Bektaş–ı Veli’yi anma etkinliklerine gitmeden önce Emniyet Müdürlüğü’ne gelerek izin istediler. Kendilerine bu otobüslerin şehirlerarası yola çıkamayacaklarını bildirerek, şehirlerarası yola çıkabilecek otobüs tutmalarını istedik. Bu otobüslerin de çok para istediklerini söylediler. Mersin’deki firma hakkında yasal işlem yapacağız.” şeklinde konuştu. Küçükbarak, kaza sonrasında konvoyda olduğu belirlenen 33 S 0534 plakalı Ahmet Böke yönetimindeki bir başka otobüsün de, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine orta bariyerlere çarptığını ve bu kazada 9 kişinin yaralandığını ifade etti.
Karayolları 5. Bölge Müdürü Yusuf Topaloğlu, otobüsün hızına dikkat çekerek kazanın olduğu bölgede otobüslerin en fazla 60–70 kilometre hızla gitmesi gerektiğini, bu yönde de uyarıcı levhalar olduğunu dile getirdi. Görgü tanıkları da ifadelerinde kaza yapan otobüsün arkasından fren balatalarının ısınmasından dolayı dumanlar çıktığını ve daha sonra otobüsün karşı şeride geçerek takla attığını aktardı.
Feci kazanın, 1998 yılında tarım işçilerini taşıyan kamyonun devrilmesi sonucu 19 işçinin arkadan gelen kamyonların altında kalarak öldüğü mevkide meydana gelmesi, dikkatlerin Tarsus Taşobası yakınında bulunan Damlama rampasına ve sürekli kazaların olduğu Pozantı–Tarsus otoyoluna yönelmesine sebep oldu. Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Veysel Sarı, Damlama rampasını daha önce kara nokta olarak belirlediklerini kaydetti. Pozantı–Tarsus otobanının özellikle Tekir Yaylası’ndan sonra 60 kilometre iniş olduğunu belirten Sarı, “Bize göre bu yol otoban değildir. Bir otobanda sürekli iniş olmaz. Bu yolda 60 kilometre iniş iniyorsunuz. Eğer sürücü yolu tanımıyor ve yük haddini de aşmışsa kilometreler ilerledikçe, fren balataları ısınıyor. Isınma sonucunda frenler tutmuyor. Yoksa fren bir anda patlamaz. Fren kilometrelerce önce sinyal verir. Bu kaza da maalesef buna benzer bir olay. Biz yıllardır bu yolda iyileştirilme yapılması gerektiğini söylüyoruz.” dedi.
45 kişiyi taşıyacak kişinin ehliyet alır almaz 35 gün sonra direksiyon başına geçmesinin bu tür facialara zemin hazırladığının altını çizen Sarı, Türkiye’de ehliyetlerin çok kolay verildiğini belirtti. Ehliyeti veren kursların sınavı da kendisinin yaptığını anlatan Sarı, “Her ne hikmetse bu sınava girenlerin hepsi de başarılı oluyor ve direksiyon başına geçiyor. Bu sistemin mutlaka değişerek ehliyet sınavının Trafik, Karayolları, Şoförler Odası, Milli Eğitim’den katılacak bir komisyon tarafından verilmesi lazım.” diye konuştu.
Türkiye’de Bayındırlık Bakanlığı’nın kazalardaki yol hatasını yüzde bir olarak açıkladığına işaret eden Sarı, Amerika’nın yol hatalarını yüzde 35 olarak açıkladığını; bunun için Türkiye için açıklanan rakamın çok küçük olduğunu, yolların mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
|