İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
23.08.2002
Cuma
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Kültür-Sanat...(Bütün Haberler)

kultur@zaman.com.tr

 

Sanatı kurslarda öğrenmenin zamanı geldi

“Hiç olmazsa bu yıl hayatıma yeni bir renk gelsin” diyorsanız sanat kursları sizin için ideal olabilir. Kurslara katılmak için yapmanız gereken, hangi sanata ne kadar ilgi duyduğunuzu belirlemek ve kayıt yaptırmak. Yalnız, bazı kurslar paralı, bazı kursların da kapasitesi oldukça sınırlı.

Yaz günlerinin başlamasıyla eğitim sezonunu bitirip tatile giren sanat kurslarının yeni dönem kayıtları başlıyor. İstanbul’daki birçok kültür merkezinin bünyesinde müzik, dans, resim, hat, tezhip, seramik, kuyumculuk, ebru, tiyatro, yazarlık gibi birçok sanat dalında düzenlenecek kursların çoğunda ekim ayından itibaren eğitime başlanacak. Kursların bazıları ücretsiz; bazılarında da devam edilecek süreye göre değişen oranlarda ücretle eğitim veriliyor.

İstanbul’da geleneksel Türk sanatları ile ilgili kursların çokça açıldığı Sultanahmet’teki en önemli kültür merkezlerinden biri Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Caferağa Medresesi. Tarihî mekanında eğitime devam eden medresede ebru, ciltleme, hat, vitray, porselen boyama, ahşap dekoratif süsleme, kumaş boyama, Osmanlıca, resim, tezhip, minyatür, kuyumculuk, takı, seramik gibi sanat dallarında kurslar veriliyor. Ayrıca, repertuar/solfej ve koro çalışması, ney, gitar, bağlama ve ud gibi müzik çalışmaları da yapılıyor. Sınıfların kursiyer sayısı bölümlere göre değişiyor. Ekimin ilk haftasından itibaren üç aylık dönemler halinde haftada bir gün olarak verilecek olan kursların her birinin sabit ücreti 150 milyon lira olarak belirlenmiş. Malzeme fiyatları ise kursa göre değişiyor. İlk üç aylık dönemin kayıtları eylül ayında başlayacak. Çalışmalara katılmak isteyenlerin konuyla ilgili bir altyapılarının olması gerekmiyor. Üç ayın sonunda isteyen bir sonraki seviyede kursa devam edebiliyor. Ayrıca, atölye çalışmalarında üretilen eserler, yaz dönemine girerken Caferağa Medresesi’nde sergileniyor.

İstanbul’da sanat meraklılarına birbirinden farklı ve ilginç beceriler sunan merkezlerden biri de Akademi İstanbul. Beyoğlu’ndaki merkezde düzenlenen programlar kasım ayında başlayıp haziran ayının ilk haftası sona eriyor. Haftanın beş günü devam zorunluluğu da olan tam zamanlı bölümlere kayıt olabilmek için en az lise mezunu olma şartı aranıyor. Kurs programlarına ise isteyen herkes başvurabiliyor. Çeşitli sanat dallarının yanında meslek kazandırmaya yönelik düzenlenen dersleri akademisyenler ve sektörden profesyoneller veriyor. Akademi İstanbul’da 4 ay devam eden yarı zamanlı kurslar şunlar: Bale, salon dansları, caz, sirtaki, flamenko, modern dans, yetişkinler için müzik (kasik gitar, elektro gitar, flamenko gitar, caz gitar, bas gitar, şan, piyano, davul, vurmalı çalgılar, saksafon ve flüt dersleri, solfej ve müzik teorisi dersleri), çocuklar için müzik, teke tek enstrüman, yetişkinler için tiyatro (konuşma, devinim, şan, müzik bilgisi gibi temel konular ve dünya edebiyatının tiyatro klasiklerini inceleme), etkili ve doğru konuşma (diksiyon), elektronik müzik, ses teknisyenliği asistanlığı. İki yıl süren tam zamanlı eğitim kurslarında ise, plastik sanatlardan resim, heykel, seramik; sahne sanatlarından tiyatro (3 yıl) ve gösteri sanatları; uygulamalı sanatlardan grafik tasarım, iç mimari tasarım, müzik, müzik teknolojisi (2+1+1 yıl), takı tasarım, moda tasarım eğitimi veriliyor. Kursların ücretleri henüz belirlenmedi.

Ustalar tiyatro eğitimi verecek

Yıllardır tiyatronun çeşitli dallarında eğitim veren Gösteri Sanatları Merkezi’nin yeni dönemi eylül ayında açılıyor. Kayıtlar ise 5 Eylül’e kadar devam edecek. Oyunculuk dersleri haftanın 6 akşamı 18.30–22.00 saatleri arasında, yazarlık dersleri pazar günleri, yönetmenlik dersleri ise cumartesi günleri yapılıyor. Şehir ve Devlet Tiyatroları’ndan tecrübeli tiyatrocuların verdikleri dersler ücretsiz takip edilebilir. Yönetmenlik öğrencilerinde oyunculuk tecrübesi aranıyor. Bu yıl ağırlıklı olarak tiyatro eğitimi verecek olan bir başka kurum ise Fırat Kültür Merkezi. Ünlü Azeri tiyatro ustası Hilali Mahmutoğlu’nun vereceği dersler, 15’er kişilik iki ayrı grupla devam edecek. FKM’de ayrıca, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın organizasyonu ile her hafta değerli bir yazar tarafından yazarlık dersleri düzenlenecek. Bu kursların kontenjanı ise 50 kişi ile sınırlanıyor. Katılımcıların mülakatla seçileceği ve tamamen ücretsiz olan kursların kayıtları eylül ayının ilk haftası yapılacak. FKM’deki dersler ekim ayında başlayıp Mayıs 2003’e kadar devam edecek.

Çemberlitaş’ta hat, tezhip ve ebru kursları

Geleneksel sanatları tanıtma adına çok önemli çalışmalar içinde bulunan merkezlerden biri de Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı. Vakfın Çemberlitaş’taki merkezinde bu yıl da Türk sanat musikisi, Osmanlı Türkçesi, diksiyon, hat sanatı ve tezhip kursları düzenleniyor. Bu yıl programına ebru sanatını da dahil eden akademide tüm dersler cumartesi günü düzenleniyor. Hat, tezhip ve Osmanlıca kurslarının kayıtları eylül ayı içinde, dersler ise 4 Ekim’den itibaren başlayacak. Musiki ile diksiyon kurslarının kayıtları eylül ve ekimde, dersler de 2 Kasım’da başlıyor. Merkezi Beyazıt’ta bulunan Birlik Vakfı’nda da bu yıl hat, tezhip ve resim dersleri verilecek. Hafta sonları düzenlenecek olan kursların kayıtları ekim ayında, eğitim ise kasım ayında başlayacak. Derslerin ücretsiz olduğu her bir sanat dalında 15’er kişilik gruplar halinde eğitim yapılacak.

Şemsinur Bektaş Özdemir / İstanbul

23.08.2002


 

Türkiye'de ilk kez bir köyün 'yerel tarih'i yazıldı

“İnsandan gayri varlıklar için zaman ve tarih diye bir şey yok. Çünkü zaman ve tarih ‘idrak sahibi’ varlık yani insan içindir.” düşüncesi ile yola çıkan yazar Yahya Düzenli, Türkiye’de belki de ilk defa bir köyü, tarih, coğrafya, kültür, folklor, mimari, dil, toponomi, flora, fauna, günlük yaşam ve gelenekleri ile derinlemesine araştırarak kitabına konu yaptı.

Düzenli’nin ‘yerel mensubiyet’ten kaynaklanan “mes’uliyet”le 3 yıl önce hazırlamaya başladığı “Kitab’ül Visir” yani “Visir Kitabı”, Trabzon’un Visir şimdiki adıyla Gülen köyünün hikayesi... Düzenli, “Bizde pek yapılmayan ‘yerel tarih’ çalışmalarında bir örnek teşkil etsin istedim. Büyük iddiaların değil ‘kendinden sorumlulukların’ sahibi olarak başladım işe.” sözleri ile kitabın çıkış noktasını özetliyor. Özellikle 1990’lı yıllardan sonra Anadolu coğrafyasına ilişkin ‘antik halkları ve yerli kültürleri’ ortaya çıkarma çabalarının empoze edildiğini düşünen Düzenli, bu arayışların kışkırtılmasının da ‘yerel kitap’ hazırlamasında etkili olduğunu söylüyor.

Visir’de var olan kültürel kimliğin köklerine ulaşmaya çalışan yazar, kaybolmaya yüz tutmuş kültür ve folklor ögeleri, dil ve ağızları, mimariyi yaşamdan yazıya geçirmeyi hedeflemiş. “Artık kopan, devamı gelmeyen bir kültür halatına son anda yapıştım, tutundum ve bu halatı sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştım.” şeklinde konuşan Düzenli, köyün; dolayısıyla bölgenin etnik yapısını 15. ve 16. yüzyılların yazılı kaynakları ışığında ortaya koyarak, MÖ 2000’lere kadar uzanan bir dil havzasındaki kelime ve kavram birikimini gün ışığına çıkarmış. 500 sayfayı aşkın, oldukça hacimli bir ‘köy kitabı’na henüz rastlamadığını ifade eden Düzenli, binyıllar boyunca birçok etnik, dinî yapıların gelip geçişine sahne olmuş bir bölgede (Doğu Karadeniz–Trabzon) var olan kültür kalıntılarını kaybolmaktan kurmayı da hedeflemiş. Bu sebeple yaklaşık iki bin kelimelik, hepsi de ağızdan derleme bir sözlük kısmını da kitabına eklemiş.

Kaynaklara ulaşma konusunda da oldukça hassas davranan yazar, Doğu Karadeniz’le ilgili antik metinler, belgeler ve kitaplara ulaşmış. Bunları ‘köy özeli’ne kadar daraltmaya çalışmış. MÖ I. yüzyılda Roma’nın Kapadokya Valisi olan Arrianus’un Doğu Karadeniz’le ilgili (Trabzon/Of da içinde olmak üzere) gezi notlarını içeren ‘Periplo’ isimli eseri, Doğu Karadeniz’den bahseden ilk yazılı eser olan Ksenephon’un MÖ 400’lerde yazdığı ‘Anabasis–Onbinlerin Dönüşü’ isimli eseri, XV. ve XVI. yüzyıllara ait Osmanlı dönemi Trabzon tahrir defterleri, şer’iye sicilleri, salnameler, ahkam defterleri ve Visir’de yaşayan yaşı 70’in üzerinde 40’a yakın kişi de kitaba kaynak oluşturmuş.

Kitab’ül Visir’i, içerik olarak “Salt etnik amaçlarla hazırlanmış bir kitap değil. Fakat; etnisite de içinde olmak üzere bir tarih–toplum bütünlüğü taşıyor.” şeklinde tanımlayan Düzenli’nin kitabının basımı önümüzdeki aylarda gerçekleştirilecek. Düzenli, bu tür çalışmaların ‘mensubiyet mes’uliyeti doğurur’ ölçüsüyle hareket eden her aydının kendi yöresine ait yerine getirmesi gereken bir sorumluluk olduğunu düşünüyor. Bu konuda üniversitelerin çalışmalarını yetersiz gören Düzenli, sadece tarih, dilbilim ve halkbilim bölümleri öğrencilerine ‘bitirme tezi’ düzeyinde verilecek görevlerle Anadolu’nun birçok yöresinin kültürel değerlerinin aydınlığa çıkarılabileceğini söylüyor.

Aslıhan Aydın / Ankara

23.08.2002


 

Sezen Aksu “barış şarkıları” söyleyecek

Ünlü pop müzik sanatçısı Sezen Aksu’nun Aspendos Antik Tiyatro’da 1 Eylül’de vereceği konsere Ermeni, Rum ve Musevi müzik grupları eşlik edecek.

“Türkiye Şarkıları” (Songs of Turkey) adlı konserde, Sezen Aksu’ya, Feriköy Vartanant Ermeni Kilisesi Korosu, Los Pasaros Sefaradis Musevi Müzik Topluluğu, Oniro Rum Müzik Grubu, Dersaadet Oda Müzik Topluluğu ve İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası eşlik edecek. Hedef Sanat Production’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla gerçekleştirilecek konserde, 240 kişi görev alacak. Kültür Sanat

23.08.2002


 

Edirne halkoyunları ekibi birinci oldu

Yunanistan’da düzenlenen “Uluslararası Halkoyunları Festivali”nde Türkiye’yi temsil eden Edirne Belediyesi Halkoyunları ekibi, yapılan yarışmada birinci oldu.

Edirne Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü ve Halkoyunları ekip başı Bahattin Zaza, Yunanistan’ın Trigono Belediyesi tarafından 12–18 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen “Uluslararası Halkoyunları Festivali”nde yapılan yarışmaya, Türkiye adına katıldıklarını ve birinci olduklarını söyledi. Yarışmada, Türkiye’nin İtalya, Gürcistan, Yugoslavya, Bulgaristan ve ev sahibi Yunanistan ekibiyle mücadele ettiğini belirten Zaza, alınan sonuçtan memnun kaldıklarını söyledi. Zaza, yarışmada, ikinciliği Gürcistan’ın, üçüncülüğü ise Bulgaristan’ın aldığını kaydetti. Edirne, aa

23.08.2002


 

Halkdansları Topluluğu ABD yolcusu

Osmangazi Üniversitesi (OGÜ) Rektörü Prof. Dr. Necat A. Akgün, OGÜ Halkdansları Topluluğu’nun 1–10 Ekim tarihleri arasında ABD’de düzenlenecek Türk Festivali’ne katılacağını bildirdi.

Prof. Dr. Akgün, düzenlediği basın toplantısında, Halkbilim Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde kurulan halkdansları topluluğunun, yurtiçi ve yurtdışında birçok festivale katılarak üniversiteyi temsil ettiğini kaydetti. Prof. Dr. Akgün, 30 Temmuz–13 Ağustos tarihlerinde İtalya’ya davetli giden topluluğun, Ruoti–Potenza şehrinde gerçekleştirilen “MİSS 48” Uluslararası Halkdansları Festivali ile Bella ve Marcellina–Scalea Uluslararası Folklor festivallerine katıldığını anlatarak, şunları söyledi: “Halkdansları topluluğuna, birçok festivalden davet geliyor. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nce 16–20 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Üniversitelerarası Folklor Festivali’ne davet edilen topluluk, 1–10 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Türk Festivali’ne katılacak. Topluluk, Teksas Türk–ABD Derneği’nin davetlisi olarak ABD’ye gidecek.” Eskişehir, aa

23.08.2002


 

Genç arkeologlar, Truva’da uzmanlaşıyor

Çanakkale’ye 30 kilometre uzaklıktaki Hisarlık tepesinde kurulu bulunan, tarihin en eski arkeolojik yerleşim yerlerinden Truva, genç arkeologların uzmanlaşma alanı oldu.

Truva’da, Heinrich Schliemann’dan sonra 15 yıldır tarihinin en büyük kazısını gerçekleştiren Tübingen Üniversitesi arkeologlarından Prof. Dr. Manfred Korfmann, “Truva’daki kazılar, yalnızca gençlerin buluşma programı değil, aynı zamanda uzmanlaşma, özel çalışma alanı, araştırma gruplarının yoğunlaşması gibi bir tür bilim adamı değişim programı olarak da tanımlanabilir.” dedi. Korfmann, bölgenin, arkeolojik tarihin yeryüzüne çıkarılmasındaki önemi kadar uzmanlaşma alanı da olduğunu bildirdi.

Çanakkale Truva Festivali nedeniyle Antik Tiyatro’da etkinlikler düzenlenmesinin turizmi hareketlendirmesi açısından yararlı olduğunu belirten Korfmann, bölgeye büyük bir ‘Truva Müzesi’ kurulması için girişimlerinin sürdüğünü kaydetti. Çanakkale, aa

23.08.2002


 

Zeugma’nın mühürleri Guinness’e aday

Gaziantep’teki Zeugma antik kentinde yapılan kazılarda, arşiv binası olarak kullanılan bir odada bulunan 100 bini aşkın mühür baskısı (Bulla), Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeye aday.

Arıtılmış kilden yapılan ve metal ile baskısı yapıldıktan sonra fırınlanan mühür baskıları, MS 200 yılında, Zeugmalı tüccarlar ve resmi görevliler tarafından kullanılıyordu. Mühür baskıları, Zeugma’nın çok zengin bir ticaret merkezi olduğunu da ortaya koyan belgeler olarak değerlendiriliyor. Gaziantep Arkeoloji Müzesi Müdürü Hamza Güllüce, Guinness Rekorlar Kitabı’na başvurarak bu rekoru tescil ettirmeyi düşündüklerini ve bu amaçla hazırlıkların tamamlanmasını beklediklerini söyledi. Zeugma öncesine kadar, Delos Adası’nda 35 bin mühür baskısı çıkaran Yunanistan, dünya rekorunu elinde tutuyordu. Gaziantep, aa

23.08.2002


 

“Film Günleri”nin programında düzenleme

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından düzenlenen “Yaz Film Günleri”nin programında, yağışlı hava nedeniyle değişiklik yapıldı.

BKSTV’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nda yapılan etkinlikte, değişiklik sonrası program, “Yüzüklerin Efendisi” bugün, “Örümcek Adam” 27–31 Ağustos tarihleri arası, “Oceans Eleven” 2–5 Eylül tarihleri arası, “Harry Potter” 6–9 Eylül tarihleri arası olarak açıklandı. Saat 21.00’de başlayacak film gösterimleri, 1 milyon lira karşılığı izlenebiliyor. Bursa, cha

23.08.2002


 

Akün Sineması, artık Devlet Tiyatroları’nın

Çok sayıda salonu bulunan dev sinema komplekslerine yenilerek perdelerini kapatan Akün Sineması, artık Devlet Tiyatroları’nın yönetimine geçti.

Ankara'ya 27 yıl sonra veda eden Akün Sineması, tiyatro sahnesi olarak hizmet verecek. Devlet Tiyatroları (DT) tarafından kiralanan salon, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde perdelerini açacak. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nden kiralanan salon, DT’nin Ankara’daki dokuzuncu sahnesi olacak. Ankara, cha

23.08.2002


 

Dahiler delidolu yaşarlar aşkı...

Gösterimde olan ‘Zaman Tüneli–Time Machine’, bir bilim adamının âşık olup, acı çekmesi durumunda ne gibi çılgınlıklar yapabileceğini anlatıyor. Ancak, böylesi ciddi bir konunun, sıradan bilim–kurgu formatıyla çekilmesi en büyük handikapı. Kahramanının kaderi, filmin kaderiyle paralel.

‘Bütün büyük eserler bir fetih için yazılır.’ diyor Cemil Meriç. Bahsini ettiği fetih, gönlün fethi, yani tutku dolu aşk. Bilim adamları aşık olunca akıl almaz yaşıyorlar âşkı. Öyle böyle değil, ölümüne, bilim tarihini, hatta kaderi değiştirme pahasına. Bilim tarihine baktığınızda rahatlıkla görürsünüz; sevgilisinin ismini marka olarak kullananlar, kıza hediye olarak bilimsel icat sunanlar, sevgiliye deney tüpü içinde aşk iksiri içirenler vesaire... Ancak tehlikeli de bu tür aşklar. Gözü dönmüş bir bilim dahisi âşık, başta kendi serüveni olmak üzere, dünyanın kaderiyle oynayabilir de... Aşkın kendisi bir çeşit ateş oyunuyken, bir de dahi ile aşk yaşamak ateş yutan sirk cambazlığına soyunmak gibi bir şey. Bir taraftan yaptığınız işin görkemiyle kasılırken, diğer yandan komik duruma düşmek, maskara olmak da kader.

Gösterimde olan ‘Zaman Tüneli–Time Machine’ işte böylesi bir riski barındıran bir film. Kahramanının kaderi, filmin kaderiyle paralel. Film, zaman zaman güçlü imgelemler taşırken, yer yer komik ötesi durumlara düşüp, ‘Geleceğe Dönüş’ serisinden bile aşağılara iniyor. Alexander Hartdegen, çalışmalarını ‘zaman’ üzerine yoğunlaştırmış bir matematikçidir. Deli gibi âşık olduğu dünyalar güzeli sevgilisi Emma’ya evlenme teklif ettiği gün, yaşamının en büyük trajedisini yaşar ve Emma bir hırsız tarafından öldürülür. Bunalıma giren Alexander, umutsuzluk içinde, kendini çalışmalarına verir. Tek düşüncesi hep gerçekleştirilebileceğini düşündüğü zamanda yolculuk için bir makine icat edebilmektir. Nitekim çok geçmeden bu amacını gerçekleştirir. Zaman makinesiyle yaptığı ilk deneme, Alexander’ı içinde bulunduğu zamandan (19. yüzyıl sonları) 800 bin yıl sonrasına götürür. Bu zamanda insanlar Eloi ve Morlock isimli iki ırka ayrılmıştır. ‘Eloi’lar sakin bir dünyada, eğlenerek ve dünyanın keyfini çıkararak yaşamayı tercih ederken, onlardan daha vahşi olan ‘Morlock’lar yeraltında yaşamakta ve beslenmek için geceleri ‘Eloi’ları avlamaktadırlar. Yabancısı olduğu bu dünyada kendisine yardımcı olacak Mara adlı güzel bir kadınla tanışması Alexander’ı ‘Morlock’lara karşı savaşacağı bir maceranın içine çekecektir.

Zaman Tüneli filminin altı çizilebilecek en önemli yönü, kader üzerinde yürüttüğü fikir. İnsan kaderi bilse bile, bir şekilde yaşanacakların engellenemeyeceğine dair, kendince mantıklı ve saçma olmayan bir açıyla yaklaşıyor senarist. Ancak filmin genelinde seyircinin beklentisinin aksine bir kısır döngü ile karşılaşıyoruz. Film aslında birçok konuyu teğet geçiyor ve derinlik yoksunluğu yaşamaya başlıyor. Hele bildik kıyamet senaryoları ile son noktaya ulaşması ve dünyanın yok oluşunda insanlığın yeniden başa dönmesini göstermesi bir anlamda Maymunlar Cehennemi’ni akıllara getiriyor.

Aslında “The Time Machine”, yaşadığı dönemde “geleceği gören adam” olarak anılan H. G. Wells’in aynı adlı klasikleşmiş bilim–kurgu romanından beyazperdeye ikinci kez uyarlanıyor (İlk uyarlama aynı adla 1960–George Pal). Filmin yönetmeni ise, H. G. Wells’in torununun torunu olmasının yanı sıra, “The Prince of Egypt” adlı animasyon harikası çizgi filmin üç yönetmeninden biri olan Simon Wells. Filmin senaryosunda ise “Gladiator–Gladyatör” filminin senaristi olan John Logan’ın imzası var. Bilim–kurgu ve az da olsa macera meraklılarının hoşlanabileceği bir yapım Zaman Tüneli...

M. Nedim Hazar

23.08.2002


 

Gökçeada Film Festivali başlıyor

Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde düzenlenecek film festivali için hazırlıklar tamamlandı.

Gökçeada Belediye Başkanı Halil Rüştü Akgün, filmseverleri Gökçeada’da görmekten büyük mutluluk duyacaklarını söyledi.

Akgün, bu yıl 5. kez düzenleyecekleri film festivalinin tanıtımını, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Belediye olarak festivale hazırız. 23–30 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz bu etkinliğin açılışı bu akşam 3 bin kişilik amfi tiyatroda ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un öyküsünden uyarlanan ve Tolomuş Akayev’in yönettiği Kızıl Elma adlı filmle başlayacak.” dedi. Festival boyunca Gökçeada’nın tanıtımını yapmayı da amaçladıklarını kaydeden Akgün, “Filmseverleri festival boyunca adamızda görmekten mutluluk duyarız. Festival süresince, gösterime girecek filmlerin yapımcıları, yönetmenleri ve oyuncuları da belediyemizin misafiri olarak adada ağırlanacaktır.” diye konuştu.

30 Ağustos’a kadar sürecek festival etkinlikleri kapsamında, Türk sinemasının birçok ünlü filmi de amfi tiyatroda ücretsiz olarak gösterime girecek ve oluşturulacak halk jürisinin oylarıyla bu yıl ilk kez, çeşitli kategorilerde de yarışma düzenlenecek. Gökçeada, aa

23.08.2002


 

Al Pacino, Hitler’i canlandıracak

Ünlü aktör Al Pacino, Bertolt Brecht’in kaleme aldığı “Arturo Ui” adlı oyunda canlandıracağı Hitler rolüyle seyirci karşısına çıkacak.

İnternetteki “imdb” sitesinin haberine göre, Al Pacino, tiyatro ustası Bertolt Brecht’in kaleme aldığı oyunda başrolde seyirci karşısına çıkacak. New York’taki Pace University’de bu yılın sonuna kadar sahnelenecek olan oyun, 1930’ların sonunda yazılıp ilk olarak 1963’te Broadway’de seyirci karşısına çıkmıştı. Chazz Palminteri, Steve Buscemi ve Charles Durning’in de rol alacağı prodüksiyonun yönetmenliğini Simon McBurney üstlenecek. Kültür Sanat

23.08.2002


 

Blade II

Guillermo del Toro’nun yönettiği, Wesley Snipes, Kris Kristofferson, Norman Reedus ve Leonor Varela’nın rol aldığı filmin konusu şöyle:

Öldüğü sanılan Whistler aslında vampir virüsüne yakalanmıştır. Prag’da bulunan Blade, Whistler’ın hayatta olduğunu öğrenir ve onu aramaya başlar. Blade’in gün ışığında gezebilmesi için bir serum geliştiren Whistler (Kris Kristofferson) aynı zamanda silah konusunda uzman bir eğitmendir. Blade ile Whistler’ın misyonu vampirleri yakalamaktır. Çünkü Whistler ailesini vampirler yüzünden kaybetmiş ve sokakta Blade’i bulmuştur. Whistler, Blade için bir baba figürü ve aynı zamanda onun ortağıdır. Blade, vampirleri öldürebilmek için ona yeni silahlar yapan Scud (Norman Reedus) ile birlikte çalışmaktadır. Blade ile birlikte insanlığı vampirlere karşı korumaya çalışır. Whistler gelene kadar bu görevini sürdürür, daha sonra da bu işi hareketli ve eğlenceli bulduğu için onlarla birlikte çalışmaya devam eder...

23.08.2002


 

Özgür Ruh

DreamWorks Pictures’ın teknoloji harikası yeni çizgi filmi “Özgür Ruh”, Spirit adlı bir yaban atının çıktığı yolculukta yaşadığı serüvenleri konu ediyor.

Bir yaban atı olan Spirit serüven dolu bir yolculuğa çıkmıştır. Yolculuğu sırasında ilk kez insanlarla karşılaşacak olan Spirit, hayal kırıklığına uğramasına rağmen Lakota’da yaşayan Little Creek adlı Kızılderili gençle sağlam bir dostluk geliştirir. Askerlerin kalesinde esir düştükten sonra Little Creek’in yardımıyla oradan kurtulur. Bu arada Rain adlı güzel bir kısrakla tanışır, özlemini çektiği aşkı onda bulur. Spirit bu zorlu yolculuğun sonunda Vahşi Batı’nın isimsiz kahramanlarından birisine dönüşecektir.

Kelly Asbury ve Lorna Cook’un yönettiği filmi Matt Damon, James Cromwell ve Daniel Studi seslendirdi.

23.08.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 



Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.