|
Derviş, CHP rozetini takarken...
Sayın Kemal Derviş bugün yakasına CHP rozetini takıyor. Böylece siyasetin sol cenahındaki toparlanma adresi de belli oluyor: CHP.
Şahsi kanaatim şudur: Sayın Derviş’in “solda birlik” adına yaptığı bütün görüşmeler, çabalar baştan beri CHP’yi güçlendirme hedefine yönelikti. Zaten bugüne kadar çok denendi, “solda birlik”, ya da “solda ittifak” gerçekleşmedi. Sayın Derviş’in 20 arkadaşıyla birlikte CHP’ye katılması da “solda birlik” olarak nitelendirilemez. Adı üzerinde “Derviş ve arkadaşları CHP’ye katılıyorlar...”
Sayın Kemal Derviş evet CHP’yi güçlendirme adına yola çıkmıştı. Böyle olmasaydı Sayın İsmail Cem’in bir açıklaması ve Sayın Baykal’ın bir Tv programında “gelin birleşelim” sözü üzerine birdenbire “Cem’e üzüldüm, Baykal’a sevindim” diyerek rotayı YTP’den CHP’ye çevirir miydi?
Kaldı ki Sayın Baykal’ın sözleri bir birlik çağrısı değil, bir iltihak davetiyesiydi. Eğer bir gün sonra Sayın Baykal bu “iltihak” kavramına vurgu yapmasaydı Derviş’in peşine takılan medyamız yine uyanamayacaktı!..
Sayın Kemal Derviş, ifade ettiğim gibi daha en başta CHP’yi güçlendirme adına yola çıktı. Erken seçimi ilk defa o telaffuz etti. Bu süreci o başlattı.
Pekiyi CHP nasıl güçlendirilecekti? DSP bir blok olarak kaldığı sürece bu mümkün değildi. Bilerek ya da bilmeyerek Sayın Derviş, Ecevit’in ve arkadaşlarının sonradan “komplo” olarak nitelendirdiği operasyonda rol aldı ve DSP ortadan karpuz gibi ikiye ayrıldı. (Sayın Ecevit, NTV’de Sayın Ali Kırca’ya konuşurken bu komploda Sayın Derviş’in rolünü açıkça ifade etti ama nedense bunun üzerinde medyada pek durulmadı.)
Yeni Türkiye vakıası şimdi çok daha net görülüyor ki, CHP’nin güçlendirilmesi adına tam bir sol mıntıka temizliğidir. Bu “troyka” tiyatrocusuna, “tırışka” denmesi işte bu yüzden son derece isabetlidir.
Sayın Derviş’in takdir ettiğim bir tarafı, bütün bunlar olup biterken “ben siyaseti pek bilmem” demesidir. Ben bu söze şapka çıkartırım.
Şimdi gelelim asıl soruya: Sayın Derviş’in yaptıkları yanlış mıdır?
Sayın Derviş’e kızan DSP’li bir eski bakanla Meclis çatısı altında karşılaştığımızda “eh ne yapalım âhir zaman Derviş’i..” demişti. Ancak akıl ve mantık ölçeğinde bakıldığında Sayın Derviş’in yaptığı doğrudur.
İktidar, özellikle yaşanılan ekonomik kriz DSP’yi çok yıprattı. Yarısı YTP’ye gitmiş bir DSP’ye girseydi Kemal Derviş bir anlam ifade eder miydi? Ya hiçbir yeniliği olmayan, örgütü bile bulunmayan YTP’ye girmesi Kemal Derviş’in kendisini de tüketmesi anlamına gelmez miydi?
Türkiye’de siyaset ABD’nin istediği doğrultuda ikili bir yapıya kavuşturulacaksa ve bu meyanda sol güçlendirilecekse evet adres CHP’dir.
Bunun birkaç sebebi var: Birincisi Sayın Baykal’ın dönüşü ile CHP bir yenilenme hamlesi yaptı. Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye vasiyeti CHP genel başkanının odasına asıldığında, Anadolu aydınlanmasından, Mevlânâ’dan, Yunus’tan, Hacı Bektaş’tan söz edildiğinde yenilenmiş CHP yola çıkmıştı bile. “İnançlara saygılı laiklik” artık bir parti politikasıydı ve Sayın Baykal “türbanlılar”dan da oy istiyordu.
CHP 1999 Nisan’ında baraja takılmıştı, ama muhalefette kalmanın avantajını da yakalamıştı. Eksiği, ekonomiyi düzeltme vaadinde bir güven azlığıydı. İşte Sayın Derviş bu eksiği kapatıyor. Doğru ya da yanlış, önemli bir seçmen kitlesi böyle düşünüyor.
Kemal Derviş’in katılımıyla birlikte AK Parti’den sonra seçim sandığına doğru bir rüzgâr kazanmış olarak heyecanla ilerleyen ikinci parti artık CHP’dir.
Bu yeni gelişme, AK Parti dışındaki merkez sağda da yeni rüzgârlar estirebilir.
3 Kasım’daki baskın seçim kararı şahıslara kilitlenen “yeni oluşumlar”ı gündemden kaldırıverdi. Bu yüzden merkez sağda bundan böyle DYP’ye doğru bir rüzgâr esebilir.
Sayın Derviş’in CHP’-ye katılımı seçim sandığına doğru siyaset meydanına da bir netlik kazandırıyor. Bugünkü tabloya göre yüzde 10’luk seçim barajını aşarak sandığa doğru ilerleyen dört parti kaldı: AK Parti, CHP, DYP ve MHP.
Önümüzdeki günlerde şok gelişmelere hazırlıklı olmalıyız...
23.08.2002
|