İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
24.08.2002
Cumartesi
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 

Dış Haberler...(Bütün Haberler)

dishaberler@zaman.com.tr

 

ABD, 50 yılda Avrupa’nın iki katı nüfusa ulaşacak

The Economist dergisi, ABD'nin şaşırtıcı bir şekilde istikrarlı bir nüfus artış hızı yakaladığını, 2050 yılında, nüfusu gittikçe erimeye başlayan Avrupa'nın iki katı olan yarım milyarlık bir nüfusa ulaşacağını yazdı. Batı Avrupa ülkelerinin toplam nüfusu şu anda 380 milyon civarındayken, ABD'de 281 milyon kişi yaşıyor.

Batı’nın kanayan yarası nüfus konusunu işleyen İngiltere’nin önde gelen dergilerinden The Economist, ABD’nin tüm dünyayı şaşırtacak şekilde dinamik bir nüfus artış hızı yakaladığını, Avrupa’nın ise büyük bir hızla eridiğini yazdı. Dergiye göre 2050 yılında ABD’nin nüfusu 550 milyona çıkacak, fakat Avrupa 360 milyona düşecek. Atlantik Okyanusu’nun her iki yakasının ekonomik, politik, sosyal, ahlaki ve kültürel konularda on yıllardır benzer özellikler gösterdiğini belirten The Economist, nüfus artış oranlarındaki farklılaşma sonucu ABD ve Avrupa’nın da artık birbirinden ayrılmaya başlayacağını vurguluyor.

‘Ticaret, Irak, Kyoto ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni unutun. Bu konular fazlasıyla işlendi. Bir konu hak ettiği kadar işlenmedi: Nüfus’ diye yazan dergi, nüfusun asıl ele alınması gereken konu olduğunu vurguluyor. The Economist’e göre son 50 yıllık süre zarfında hem Avrupa hem de ABD’de nüfus istatistikleri büyük benzerlikler gösterirken, 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren ABD nüfusu artış ivmesi yakaladı.

2000 yılındaki nüfus sayımının 1990’daki tahminlerin çok üstünde (ABD nüfusunun en iyimser tahminlere göre 275 milyon olacağı öne sürülmüş, ancak 2000 yılında ABD nüfusu 281 milyon çıkmıştı.) çıktığını ifade eden dergi, ABD’nin gençleşmeye, buna karşılık Avrupa’nın ise hızla yaşlanmaya doğru gittiğini vurguluyor. Habere göre bu sürecin devam etmesi durumunda 2040 yılında ABD’nin Avrupa nüfusunu geçeceği de tahmin ediliyor. 1950 yılında Batı Avrupa’nın 304 milyon nüfusuna karşın ABD’ de 152 milyon kişi yaşıyordu. Şu anda ise Avrupa’nın nüfusu ABD’den 100 milyon fazla.

1985, ABD için dönüm noktası oldu

1980’li yıllarda ABD’de tuhaf şeylerin olduğunu ve beklenmedik biçimde kadın başına doğum sayısının arttığını yazan dergi bu oranın istikrarlı nüfus artış hızını sağlayan kadın başına 2,1 sayısına yaklaştığı ifade ediliyor. 1960–1985 yılları arasında bu oran 1,8 civarındaydı.

Göçmenler arasındaki nüfus artışının bu oranı sağladığı iddia edilmesine rağmen, beyazlar ve siyahlar arasındaki artışın da yükselmeye başladığını yazan dergi, artışın en önemli sebebinin ABD’nin yakaladığı refah seviyesi olabileceğini belirtiyor.

Dergiye göre 1980’lerde kadın başına doğum oranı 1,9 olan Avrupa’da bu oran şu anda 1,4 civarında. İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerde ise bu oran 1,1 ile 1,3 arasında değişiyor. Avrupalı uzmanların Avrupa Birliği’nin dünyanın en büyük marketi olduğunu ve para birimi Euro’nun da bir gün dünyanın en güçlü parası haline geleceğini övünerek söylediklerini belirten dergi, kişi başına gelirde Avrupa’dan daha zengin olan ABD’nin 550 milyon nüfusa ulaştığı an Avrupa’nın artık söyleyeceği pek bir şeyinin kalmayacağını vurguluyor. ABD nüfusunun artış hızının en önemli sebebinin kadınların doğurma oranındaki artış olduğuna değinen dergi, artışın diğer bir sebebinin de göç olduğunu vurguluyor.

Avrupa yaşlıları doyurmakta zorlanacak

Geçen on yılda ABD 11 milyon göçmen alırken, bu oran 1980’li yıllarda 7 milyon, 1970’li yıllarda ise 6 milyondu. Şu anda beyazlar arasında kadın başına doğum 1,8’in üzerinde iken, bu oran siyahlarda 2,1 ve Latin asıllılarda ise 3 civarında bulunuyor.

Uzmanlara göre ABD nüfusunu oluşturan beyaz dışındaki ırkların, önümüzdeki yıllarda ABD dış politikası üzerinde de önemli bir etki oluşturması bekleniyor. ABD’de özellikle Latin kökenliler ve Asyalıların nüfusu büyük bir artış gösteriyor. Bu da geleneksel ABD–Avrupa ilişkilerinin dışına çıkılması ve Latin Amerika ile Asya’ya daha fazla ağırlık verilmesi anlamına geliyor.

Michigan Üniversitesi’nden nüfus bilimci Bill Frey, 2050 yılında Avrupa nüfusunun yüzde 52,7’sinin (şu anda yüzde 37,7), ABD nüfusunun da yüzde 36,2’sinin (şu an 35,5) orta yaş grubundan olacağını, dolayısıyla ABD’nin Avrupa’ya oranla daha dinamik bir nüfusa sahip olacağını vurguluyor. Tahminlere göre önümüzdeki 20 yıl içinde ABD’deki genç ve çocuk nüfusunun oranı Avrupa’nın yanı sıra Çin ve Japonya’dan bile fazla olacak.

Avrupa’yı bekleyen en büyük tehdit ise 65 yaşın üzerindeki nüfusun çalışan nüfusa oranının yüzde 60’lara gelecek olması. Tamamen tüketici anlamına gelen yaşlı nüfusa ayrılacak paranın Avrupa’nın yıllık gelirine eşit olacağı ifade ediliyor. Dış Haberler Servisi

24.08.2002


 

Çin, çeyrek asırdır uyguladığı ‘tek bebek politikası’nı gevşetiyor

Pekin, 1,3 milyara ulaşan nüfusunu dizginlemek için 70'li yılların sonlarında yürürlüğe koyduğu 'tek bebek politikası'nı değiştiriyor. Çinliler artık belli şartlar altında ikinci çocuk sahibi olabilecek.

Nüfus artışını dizginlemek için yıllardır ‘tek bebek’ politikası izleyen Çin, bu politikasını gevşetmeye başladı. Amerikan USA TODAY gazetesinin haberine göre yapılan yeni düzenlemeyle yerel yönetimler ihtiyaç durumuna göre belli kesimlere birden fazla çocuk sahibi olmasına izin verecek. Gazete, uygulamayı ilk olarak başlatmayı kararlaştıran ülkenin doğusundaki Anhui eyaletinin, 13 kategoride, birden fazla çocuk sahibi olunabileceğine karar verdiğini duyurdu. Çin’in kararlaştırdığı yeni uygulamanın özellikle ABD ve diğer Batılı ülkelerin, ülkede zorla kürtaj ve kısırlaştırma yapıldığı yönündeki tepkilerden sonra geldiği öne sürülüyor.

Anhui eyaletindeki uygulamaya göre boşandıktan sonra yeniden evlenen çiftler, daha önceki evliliklerinden bir çocuk sahibi iseler, yeni evliliklerinde de bir çocuk daha yapabilecek. Çin’de en riskli iş olarak görülen madencilik alanında çalışanlar da ikinci bir çocuk sahibi olabilecek. Eyaletin aldığı ilginç bir karara göre de çiftçi bir erkek, eğer eşinin ailesinin yanında yaşıyorsa ve eşinin erkek kardeşi yoksa ikinci bir çocuk yapabilecek. Çin genelinde de çiftçi aileler ilk çocukları kız ise ikinci bir çocuk sahibi olabiliyor.

Çin, şu anda 1 milyar 300 milyona ulaşan nüfusunu dizginleyebilmek için 1970’li yılların sonunda sert bir şekilde uygulanan ‘tek çocuk politikası’nı yürürlüğe koymuştu. Çin hükümetine göre bu sayede Çin nüfusunun en az 300 milyon daha artması engellenmiş oldu. Aralık'ta yasalaşması beklenen yeni uygulamaya göre yerel yönetimler özel durumlarına göre nüfus planlamasında gevşetme yapabilecek.

Anhui eyaletinden bir yetkili, yerel doğum kontrol yasasını geçiren ilk eyalet olduklarını ve 1 Eylül’den itibaren de uygulamanın yasalaşacağını ifade etti. Habere göre tüm zorlayıcı tedbirlere rağmen ülkenin bazı kesimlerinde rüşvetle bazı ailelerin ikiden bile fazla çocuğa sahip olabiliyor. Fakat ülkenin çok büyük bir kısmında ‘tek çocuk politikası’nın çok sıkı bir şekilde uygulandığı da vurgulanıyor.

Uygulanan kürtaj ve kısırlaştırma politikalarına rağmen birden fazla çocuk sahibi olan ailelere çok büyük para cezaları, oturum izinlerinin iptali ve hatta evlerinin yıkılması gibi cezalar verilebiliyor. Hatta çocukların devlet okullarında eğitim görmeleri de engelleniyor. Dış Haberler Servisi

24.08.2002


 

Alman Bakan: Yaşlanıyoruz, göç almamız gerek

Federal Hükümet’in Yabancılar Danışmanı Marieluise Beck, Alman toplumunun yaşlanan bir toplum olduğunu, bu nedenle genç göçmenlerden vazgeçemeyeceğini söyledi.

Beck, dün başkent Berlin’de, Almanya’da yaşayan yabancıların durumuna ilişkin olarak hazırlanan ve her 2 yılda bir yayınlanan raporun tanıtımını yaparken, raporun yabancıların hukuki ve sosyal durumu hakkında bilgiler içerdiğini ve mevcut sorunlara çözüm önerileri getirdiğini kaydetti.

Federal hükümetin, 1 Ocak 2000 tarihinde yürürlüğe soktuğu yeni Vatandaşlık Yasası’yla Almanya’da doğan yabancı çocukların da doğrudan Alman vatandaşlığına geçirildiklerini hatırlatan Beck, son 2 buçuk yılda Alman vatandaşlığına geçenlerin sayısının 480 bine ulaştığını, bunun da 1995–2000 yılları arasında Alman vatandaşlığına geçen yabancıların sayısına eşit olduğunu belirtti.

Marieluise Beck tarafından açıklanan raporda 2000 yılında Almanya’ya göç eden yabancıların sayısının ülkeden yurtdışına çıkan yabancılardan yaklaşık 50 bin 800 daha az olduğuna dikkat çekilerek, Yugoslav, Bosnalı, Yunan, İtalyan, Portekiz ve İspanyol göçmenlerin sayısı azalırken, Türklerin, Makedonların, Hırvatların, Faslıların ve Tunusluların sayısının ise arttığı ifade edildi. Almanya’daki Müslümanların durumuna da değinilen raporda, 11 Eylül olaylarından sonra Müslümanlara yönelik hakaret ve saldırı olaylarının arttığına işaret edildi. Berlin, aa

24.08.2002


 

Putin de Tatar Kongresi’ne katılacak

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, 30 Ağustos’ta Kazan’a gelerek, Kazan’ın kuruluşunun 1000. yılı sebebiyle yapılacak kutlama törenlerine katılacak.

Rusya Devlet Başkanı’nın basın bürosundan yapılan açıklamaya göre, Putin 3. Dünya Tatarları Kongresi’nin yetkilileri ve delegeleriyle de görüşmeyi planlıyor. Açıklamada Putin ayrıca, 30 Ağustos’ta Cumhuriyet Günü kutlamalarına da katılacak. Tatarlar açısından büyük bir önem taşıyan törenlere Putin’in de katılacak olması Tataristan’da sevinçle karşılandı. İlnar Husnullin, Kazan

24.08.2002


 

ABD, Kuzey Kore firmasına ambargo koydu

ABD, Yemen’e Scud füzesi parçaları sattığı gerekçesiyle Changgwang Sinyong Corp adlı bir Kuzey Kore firmasına ambargo koydu.

Adının açıklanmasını istemeyen bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ambargo kararının 16 Ağustos’ta alındığını belirtti. ABD yönetiminin, füze parçaları alımının nedenini sorması üzerine Yemen yetkililerinin, özür diledikleri ve bir daha parça satın almayacakları sözü verdikleri, bunun üzerine ABD’nin Yemen’e yaptırım koymama kararı aldığı kaydedildi. Bu nedenle ambargo kararı gelecek günlerde resmen açıklandığında, Yemen’den alıcı ülke olarak bahsedilmeyeceği belirtildi. Washington, aa

24.08.2002


 

New York Times editörü 15. kattan düştü

New York Times gazetesi editörlerinden Allen Myerson’un, Times meydanındaki gazete binasının 15. katından düşerek öldüğü bildirildi.

47 yaşındaki Myerson’un intihar etmiş olabileceği olasılığı üzerinde duruluyor. Editörün cesedi, idare binasının yanındaki garajın çatısında bulundu. Gazete sözcüsü Catherine Mathis, Myerson’un gazetede 1989 yılından beri çalıştığını söyledi. Olayı soruşturmakta olan polis yetkililerinden Kevin Hayes de “olayın suikast olması olasılığının kuvvetli bulunduğunu” ifade etti. New York, aa

24.08.2002


 

İtalya: KTHY’nin Milano seferleri devam edecek

İtalya, Kıbrıs Türk Havayolları’nın (KTHY) başlattığı Ercan–Milano–Ercan seferlerini durdurmak gibi bir girişimde bulunmayacaklarını bildirdi.

Rum gazetesi Fileleftheros, İtalyan hükümetinin, Rum tarafının itirazlarına rağmen, KKTC ile İtalya arasında yeni başlayan seferleri iptal etme niyeti bulunmadığını belirterek, yetkililerin seferlerin yasal olduğuna dair yapılan açıklamalarına yer verdi. Gazeteye göre, Rum yönetiminin Roma maslahatgüzarı Pantias İliyadis, Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides’in talimatı doğrultusunda, Milano seferleriyle ilgili Rum yönetiminin yoğun tepkisini dün İtalyan hükümetine iletti ve bu uçuşların durdurulmasını talep etti. Lefkoşa, aa

24.08.2002


 

ABD, Pakistan’ın borçlarını 53 yıla yaydı

ABD, Pakistan’ın 3 milyar dolarlık borcunu yeni takvime bağladı.

Anlaşma uyarınca, Pakistan 2,3 milyar dolarlık borç dilimini, 2017 yılından itibaren 38 yılda ödeyecek. 700 milyon dolarlık bir diğer borç dilimi de, 2007 yılından itibaren 23 yıllık süreye yayıldı. 3 milyar dolarlık borç toplamı, 2001 yılına dek ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen borç ve faizlerden oluşuyordu. Pakistan, Afganistan’da Taliban ve El Kaide’ye karşı girişilen savaşta ABD’nin safında yer almıştı. İslamabad, aa

24.08.2002


 

Saddam’dan Ankara’ya mesaj: Her alanda işbirliği yapalım

Türkiye'ye Saddam Hüseyin'in mesajını getiren Irak Ticaret Bakanı, Türkiye, Suriye ve Irak arasında üçlü bir ekonomik işbirliği çatısı önerdi. Ayrıca Kuzey Irak'tan ikinci bir sınır kapısı açılmasını talep eden Salih, Türkiye'nin de iyi komşuluk ilişkilerine sadık kalmasını istedi.

Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, Türkiye–Suriye–Irak üçlüsünün oluşturacağı ortak ekonomik işbirliği çatısı önerdi. Irak tarafı tüm alanlarda tam bir işbirliği önerdiği planın uygulanmasına ön şart olarak Türkiye’nin ‘iyi komşuluk’ ilişkilerine sadık kalmasını istedi. Saddam, Ticaret Bakanı Mehdi Salih vasıtasıyla gönderdiği mesajında ekonomik ilişkilerde Irak Kürdistan Demokrat Partisi Mesut Barzani idaresini by–pass etmeyi öngören ikinci sınır kapısını açmaya hazır olduğunu da iletti. Başbakan Bülent Ecevit ise ikinci kapı için ‘buna hazır değiliz’ derken, üçlü ekonomik işbirliği önerisini prensip olarak kabul etti. Ecevit, Saddam’a ‘Yumuşak davranın. Ortamı daha fazla germeyin’ dedi.

Irak Ticaret Bakanı Mehdi Salih, Başbakan Bülent Ecevit ile görüşerek, Saddam Hüseyin’in özel mesajını sundu. Mesajın içeriğinde Suriye–Irak ve Türkiye arasında ortak ekonomik bir çatı kurulması teklif ediliyor. Saddam’ın teklifi Irak ile Rusya arasında yapılan 40 milyar dolarlık anlaşmanın da ilerisinde seçenekler içeriyor.

Türkiye’nin prensip olarak kabul etttiğini açıkladığı anlaşma taslağına göre Irak, petrol, doğalgaz, inşaat, sağlık, ulaşım, haberleşme, elektrik ve ziraat sektörlerinde kapıları sonuna kadar açacak. Suriye ve Türkiye bu alanlarda gelecek talepleri karşılamada öncelikli ülkeler olacak. Irak Ticaret Bakanı Salih, teklif edilen anlaşmanın kapsamını, “kalıcı ve uzun süreli, ticaret hacminin en üst seviyeye taşınmasına dönük” olarak tanımladı.

Saddam’ın mesajında işbirliğinin sağlıklı olarak yürütülmesi için Türkiye ve Suriye’nin de iyi komşuluk ilişkilerine uyması isteniyor. Saddam, Ecevit’ten ABD’ye yapacağı operasyon konusunda destek vermemesi çağrısı yaptı. Ecevit ise Saddam’ın mesajına karşılık sözlü bir mesaj gönderdi. Ecevit, ‘sağlık ve selamet’ dilediği Saddam Hüseyin’e “Haklı olabilirsiniz ama ortamı daha fazla germeyin” dedi.

Konuk Bakan savaş ihtimalini gözardı etmediklerini, çıkacak savaşın bedelinin ağır olacağını söyledi. Irak’ın, Türkiye tarafından sergilenen ‘Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması, içişlerine karışılmaması’ politikalarını takdirle karşıladıklarını belirten Bakan Mehdi Salih, “BM’nin tüm kararlarını uygulayacağız.” dedi. Salih, Irak’ın kitle imha silahlarından arındırılmasına İsrail’in de tamamen arındırılması kaydıyla ‘evet’ dediklerini aktardı.

Irak Ticaret Bakanı’nın, Dışişleri Bakanları tarafından bir süre önce BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a yazdığı mektubun bir suretini de Türk yetkililere ilettiği öğrenildi. Mesaj, BM ile tüm alanlarda işbirliğini, bunun karşılığında da ambargonun kaldırılmasını içeriyor. Konuk Bakan, İstanbul ve İzmir’de de bir dizi temasta bulunacak.

Irak Devlet Başkan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan, önceki gün yaptığı açıklamada ABD’nin başlattığı diplomasi atağına karşılık vererek Arap ve İslam ülkeleri nezdinde destek arayacaklarını söylemişti.

Salih Boztaş - Ramazan Solak / Ankara

24.08.2002


 

Mescid-i Aksa şölenine 50 bin Filistinli katılıyor

Kudüs’te bulunan Mescid–i Aksa bugün son yılların en büyük şölenlerinden birine ev sahipliği yapacak.

İsrail’in kuzey şehirlerinde yaşayan Müslümanların düzenledikleri şölene 50,000 civarında Müslüman’ın katılması bekleniyor. Şölenin İsrail’in kuzeyinde aktif olan İslamî Hareket’in 2001 yılının kasım ayında Ümmü’l–Fahm şehrinde düzenlediği “Aksa Tehlikede” mitinginden sonra gerçekleşen en büyük organizasyon olması bekleniyor.

Şölende son bir yıl içinde çocuk yaştaki İsrailli Araplar arasında yapılan Kur’an–ı Kerim bilgi ve hafızlık yarışmalarını kazananlar ödüllendirilecek ve Aksa Camii’nin bakımı için bağış kampanyası başlatılacak. Şölen sırasında İslamî Hareket’in liderlerinden Şeyh Raed Salah, Kamil Hativ ve Kudüs Müftüsü Şeyh İkrime Said Sabri’inin de birer konuşma yapacağı bildirildi. Hazırlıkları İsrail polisiyle koordineli olarak yürütülen şölen sırasında herhangi bir çatışmanın yaşanması beklenmiyor. Dış Haberler Servisi

24.08.2002


 

Azerbaycan’da referandum günü

Azerbaycan halkı geniş kapsamlı anayasa değişikliği konusunda tercihini kullanmak amacıyla bugün sandık başına gidecek.

Azerbaycan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı, Mezair Penahov, akşam saatlerinde düzenlediği basın toplantısında hazırlıkların tamamlandığını ve Azerbaycan’ın referanduma hazır olduğunu söyledi.

Referandumun demokratik bir ortamda gerçekleşmesi amacıyla uluslararası gözlemcilerin eşliğinde olacağını kaydeden Penahov, oy kullanma işleminin sabah 10.00’dan 22.00’ye kadar devam edeceğini bildirdi.

Anayasa değişikliği için yapılacak referandumun geçerli sayılabilmesi için katılımın yüzde 50’den bir oy fazla olması gerekiyor. Referandumun geçerli sayılması halinde ise Anayasa’da öngörülen değişiklikler ağırlıklı olarak insan haklarının daha fazla güvence altına alınmasını kapsıyor. Halkoylamasında anayasa değişikliğinin önünü açacak sonuç çıkması durumunda, cumhurbaşkanına görevini yapmasına engel teşkil edecek durumlarda başbakan vekalet edecek.

Siyasi partilerin kapatılması ile ilgili açılan davalara bakma yetkisi Anayasa Mahkemesi’nden alınarak bölgesel mahkemelere verilecek.

Anayasa değişikliğiyle ayrıca, milletvekili seçimlerinde yeni düzenlemelere gidilmesi öngörülüyor. Veysel Aksu, Bakü

24.08.2002


 

Pakistan, denizde daha da güçleniyor

Pakistan Deniz Kuvvetleri füze taşıma kabiliyetine sahip 2. denizaltısını bugün Karaçi’de suya indirecek.

Fransız–Pakistan işbirliğiyle imal edilen Agosta–B isimli denizaltı, Fransız Denizaltı Taktiksel Entegreli Savaş Sistemi (STICS) ile donatılmış durumda. Deneme aşaması 6 ay süren Agosta 90–B denizaltısının 4 adet pruva torpido ve füze taşıma kapatisesi olduğu belirtildi.

Pakistan Deniz Kuvvetleri’nden Binbaşı Ruşen Khaya, Pakistan’ın bu özelliklere sahip 2. denizaltısı olan Agosta 90–B’nin Karaçi’den denize indirileceğini açıkladı. Yeni denizaltıyı deniz kuvvetlerine katan Pakistan’ın, bu alanda kendisinden önde olan Hindistan’a karşı önemli bir adım atacağı belirtiliyor. Pakistan’ın söz konusu denizaltısının yapımında çalışan Fransız işçi ve mühendislerine yönelik Karaçi’de düzenlenen bombalı saldırıda 11 Fransız ölmüş, 12’si de yaralanmıştı.

Harun Çelik / İslamabad

24.08.2002


 

Armitage’ın ziyareti gerilimi düşüremedi

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage, Hindistan–Pakistan arasındaki gerilimi azaltmak için bölgede temaslarda bulunurken, Pakistan Hindistan’ı, Keşmir’deki bir karakola saldırmakla suçladı.

Pakistan ordusunun açıklamasında, saldırının önceki gece Keşmir’in kuzeyindeki Gultari bölgesinde yapıldığı, ancak ordunun karakolu düşmana ağır kayıplar verdirerek savunduğu bildirildi. Açıklamada, Hindistan’ın karakolu savunan Pakistan askerleri üzerine uçaklar gönderdiği; ancak yine de amacına ulaşamadığı belirtildi.

Armitage ziyaretinin Hindistan durağında ilk olarak Savunma Bakanı George Fernandes ile görüştü. Görüşmede, ABD ve Hindistan arasındaki askeri işbirliği ele alındı. Armitage’ın Pakistan’la diyaloğa yeniden başlaması için Hindistan’a baskı yapması bekleniyor. İslamabad, aa

24.08.2002


 

ABD federal mahkemesinden Ashcroft’a fren

ABD’de 11 Eylül sonrası Adalet Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen ‘insan haklarını kısıtlayıcı’ uygulamalara ilk fren ABD federal mahkemesinden geldi.

ABD’de terör şüphelileri konusunda casusluğa izin veren gizli federal mahkeme, hükümetin hukuku kötüye kullandığı ve mahkemeyi çok kere yanlış yönlendirdiği gerekçesiyle Adalet Bakanlığı’na bu konuda yeni yetkiler vermeyi reddetti.

Yabancı İstihbari İzleme Kanunu’nu (FISA) denetleyen mahkeme tarafından önceki gün yapılan fikir beyanında, Adalet Bakanlığı ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI), biri zamanın FBI Direktörü Louis J. Freeh’in imzasını taşıyan 75 araştırma ve dinleme yetkisi başvurusunda mahkemeye yanlış bilgi vermekle suçlandı. Amerikan basınında yer alan haberlerde, federal mahkemenin Adalet Bakanı John D. Ashcroft’un mart ayında önerdiği yeni düzenlemelerin, savcılara karşı haberalma araştırmaları konusunda çok fazla yetki vereceği ve hükümete de suçlular hususunda istihbari bilgileri yanlış kullanma imkanı tanıyacağı kanaatine vardığı kaydedildi.

Amerikan basını, Adalet Bakanlığı ile FISA mahkemesi arasında önceki güne kadar kapalı kapılar ardından tırmanan tartışmaların, Bakan Ashcroft’un 11 Eylül sonrası terörizm ve casusluk konularını araştıran dedektiflerin suçlularla ilgilenen dedektiflerle daha fazla bilgi paylaşmasına imkan tanıyan çabalarına darbe vurduğunu belirtti. Mahkeme, Ashcroft’un önerilerinin Amerikalıların özel hayatını güvence altına alma konusunda mantıklı bir düzenleme getirmediğine hükmetti.

Adalet Bakanlığı, istihbari bir araştırmada FBI tarafından toplanan herhangi bir bilginin suçlularla ilgilenen savcılar tarafından paylaşılması için genellikle FISA mahkemesinden izin almak zorunda. FISA mahkemesinin diğer değişikliklere onay verdiğini belirten Amerikan basını, Adalet Bakanı Ashcroft’un reddedilen prosedürlerle ilgili olarak önceki gün temyiz davası açtığını belirtti. Bunun, 23 yıllık tarihinde FISA mahkemesine yönelik ilk meydan okuma olduğu kaydediliyor. Dış Haberler Servisi

24.08.2002


 

Rus jetleri Pankisi’yi vurdu, Tiflis tepkili

Rus jetlerinin dün sabah Çeçen savaşçıların sığınağı olduğu gerekçesiyle Gürcistan’ın Pankisi Vadisi’ni vurması, Moskova ile Tiflis arasındaki ilişkileri gerdi.

Gürcistan Cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze, Rus jetlerinin Pankisi’deki Kahetinsk yöresinde üç noktayı bombardımanı sırasında biri çocuk, 3 kişinin öldüğünü söyledi. Şevardnadze, devam etmesi halinde, Rusya’nın Pankisi Vadisi’ne yönelik saldırılarını her metoda başvurarak durduracaklarını belirtti.

Gürcistan’ın beyanatlarını yalanlayan Rusya Savunma Bakanlığı “Rus hava kuvvetleri, Rusya–Gürcistan bölgesinde bugün uçuş yapmamıştır.” açıklamasında bulundu. Çeçenistan ve İnguşetya sınır bölgesinde bulunan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) yetkilileri ise, Rus jetlerinin Gürcistan hava sahasını ihlâl ederek bombardıman yaptıkları haberini doğruladı.

Saldırıyı, egemenliklerine kasteden, masumların hayatını hiçe sayan kanlı bir terör eylemi olarak niteleyen Gürcistan Dışişleri Bakanı İrakli Menagarişvili, Rusya’nın Tiflis Büyükelçisi Vlademir Gudev’i bakanlığa çağırarak görüştü. Gürcistan, Rusya’yı son haftalarda hava sahasını beş kez ihlal etmekle suçlamış, Rusya ise iddiaları reddetmişti. Pankisi’deki bombardıman üzerine siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları Tiflis’teki Rusya Büyükelçiliği önünde protesto gösterisi düzenledi. Rus Hava Kuvvetleri’ne bağlı 5 uçak tarafından gerçekleştirilen sınır ihlali ve bombardımanın 50 dakika sürdüğü kaydedildi.

Çeçenler bölgeyi boşaltıyor

Bu arada, Gürcistan güvenlik güçlerinin Ahmeta bölgesinde tatbikata başlaması ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı birliklerin Pankisi Vadisi’ne konuşlandırılmasının gündeme gelmesi üzerine, bölgedeki Çeçen grupların ayrılmaya başladığı bildirildi. Rustavi–2 televizyonunun yerel kaynaklara dayandırarak verdiği habere göre, 300 ila 400 silahlı Çeçen, 3 gecedir Pankisi yakınlarındaki Bapkhi Vadisi’nde konaklıyor. Gürcistan Ulusal Güvenlik Bakanlığı basın merkezi sözcüsü Nika Laliaşvili de, bu tür bir hareketlenmenin bölgede yapılan tatbikat ve Pankisi’ye güvenlik güçlerinin yerleştirilmesinin gündeme gelmesi üzerine meydana gelebileceğine işaret ederek, Çeçen gruplarındaki hareketliliğin Gürcü haberalma servisi tarafından da tespit edildiğini kaydetti.

Harun Çimke / Tiflis

24.08.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 



Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.