Bakan Durmuş kobay hastaları araştırıyor
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, kanser hastası Türklerin Amerika’da kobay olarak kullanıldığı yönündeki bilgileri araştırdıklarını, gerekli izinler alınmadan böyle bir deneyin yapıldığının kesinleşmesi durumunda suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
Tabipler Odası Başkanı Gencay Gürsoy ise, ‘ilaç piyasasının 5–10 şirketin elinde olduğu sürece bu tür olayların yaşanmaya devam edeceğini’ kaydetti.
Gazetemizin dünkü sayısında yer alan ‘Kanser hastası Türkler, ABD’de kobay olarak mı kullanıldı?’ başlıklı haber üzerine bir açıklama yapan Sağlık Bakanı Osman Durmuş, konunun araştırıldığını bildirdi. Bakanlık Müsteşarı Dr. Mevlüt Mercan’ın bu konuda çalışmalar yaptığını ve Houston Başkonsolosluğu Sağlık Ataşesi’yle irtibata geçtiklerini kaydeden Bakan Durmuş, konunun takipçisi olduklarını belitti. “Biz bu tür şeylere asla izin vermeyiz.” diyen Durmuş, etik kurullarının olduğunu ve bu kurulların konuyu değerlendireceğini kaydetti.
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Bakanlık Etik Kurulu’ndan böyle bir onay verilmediğini, araştırma neticesinde olayın kesinleşmesi ile suç duyurusunda bulunacaklarını sözlerine ekledi. Durmuş, benzer bir konudan dolayı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ni savcılığa verdiklerini söyledi. Etik Kurul’dan izin almadan benzer bir deneme yapıldığını ortaya çıkardıklarını ifade eden Durmuş, savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, mahkemenin sonuçlanmasını beklediklerini kaydetti.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu ise, Amerika’da yaşanan olayla kendilerininkinin benzerlik taşımadığını belirtti. Türkiye’de ruhsatlı olmayan ilaçlar için mutluka Bakanlık Etik Kurul onayı gerektiğini, ancak kendilerinin ruhsatlı bir ilaç kullandıklarını ifade eden Çorapçıoğlu, “Bu ilacın yan etkisi ortaya çıktı. Bu konu tarafımızdan da soruşturularak yargıya intikal ettirildi. Kararı onlar verecek.” dedi.
Ankara Tabipler Odası Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, olayı ‘oldukça vahim’ olarak nitelendirdi. Adıyaman, Amerika’da izin alınmadan yapılan bu tür araştırmalara çok ağır cezalar verildiği için olayın doğruluğu konusunda tereddütlü olduğunu söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın gerekli incelemeyi başlatmış olduğunu öğrendiğini vurgulayan Adıyaman, yapılacak inceleme sonucunda gerçeklerin ortaya çıkacağını ve böyle bir olayın gerçekleşmesi halinde, hastalar yaşıyorsa kendilerinin, yaşamıyorlarsa yakınlarının ağır tazminat davaları açabileceğini dile getirdi.
Tabipler Odası Başkanı Gencay Gürsoy da, ‘ilaç piyasasının 5–10 şirketin elinde olduğu sürece bu tür olayların yaşanmaya devam edeceğini’ kaydetti. Gürsoy, Türkiye’de kanser türlerinin tedavisi mümkün olduğu halde, hastalara nasıl rapor verildiğinin soru işaretleri ile dolu olduğunu söyledi. Kanser tedavisinde umutların tükendiği bir noktada, hastaların kendilerine yönelen kuraldışı denemelere açık olduklarının altını çizen Gürsoy, yurtdışında yapılacak tedavi için çok ciddi muayeneye ihtiyaç olduğunu kaydetti. Gürsoy, geçmişte de benzer olayların yaşandığını hatırlatarak şunları söyledi: “Ortada bir ihmal söz konusu. Kurallara uyulmadığı görülüyor. Rapor verilecek hastaların yurtdışında tedaviye gerçekten ihtiyacı olup olmadığı araştırılmalı.”
Türkiye Kanserle Savaş Vakfı Onkoloji Merkezi Başhekimi Metin Aral, saygın bir kuruluş olarak tanınan Anderson Kanser Merkezi’nde bu işin olmasını bir skandal olarak değerlendirdi. Aral, “Dışarıya hasta gönderileceği zaman, Türkiye’de tedavisinin yapılıp yapılmadığı ve uzman hekim olup olmadığına bakılır. Uzman yoksa hasta dışarıya sevkle gönderilir. Ancak, ortada bakanlığa ait bir sistem olmadığı için sevk konusunda hatır gönül işi öne geçiyor.” diye konuştu.
Türk Kanser Derneği Başkanı Prof. Dr. Ergun Göney de, tedavide hiçbir eksik olmadığı halde, hastaların yurtdışına neden sevk edildiğinin soruşturulmasını istedi.
1997 ile 2001 yılları arasında Türk hastaların da sevk edildiği ABD’deki MD Anderson Kanser Merkezi’nde 195 hasta üzerinde Amerikan Gıda ve İlaç Ajansı’nın (FDA) izin vermediği Erbidux isimli ilacın denendiği Zaman’ın dünkü sayısında yer almıştı. Sağlık Bakanlığı o tarihler arasında Türkiye’den bu kuruluşa 42 hastanın sevkinin yapıldığını tespit etmiş; ancak kendi imkanlarıyla giden hastaların sayısının araştırıldığını bildirmişti.
|