Hüsamettin Cindoruk, DTP’nin YTP ile ittifaka gitmesini yadırgamıyor; ama DYP birlikteliğine daha sıcak bakıyor. Cindoruk, DYP'nin "aile partisi" olmaktan çıkarılması halinde birliğin kolaylıkla sağlanacağını belirtiyor.
Demokrat Türkiye Partisi (DTP) kurucu Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, DTP’nin, Yeni Türkiye Partisi (YTP) yerine DYP ile ittifak kurmasının daha uygun olacağını söyledi. DYP ile DTP’nin aynı kökten geldiğini belirten Cindoruk, ittifak için DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’e önemli görevler düştüğünü söyledi. Cindoruk, “DYP, Tansu Çiller–Özer Çiller partisi olmaktan çıkar ve esas köklerine dönerse, DTP’nin ana kaynağına dönmesinden daha doğal bir olay olmaz.” dedi.
İttifak arayışlarını Zaman’a değerlendiren Hüsamettin Cindoruk, DTP’nin YTP ile ittifaka gitmesini yadırgamıyor; ama DYP birlikteliğine daha sıcak bakıyor. DYP–DTP birleşmesinde birtakım sıkıntılar doğabileceğine işaret eden Cindoruk, Tansu Çiller’in özverili davranması halinde bunun aşılabileceği inancında. Cindoruk, DYP’nin “köklerine inmesi, geçmişle kopardığı bağları yeniden inşa etmesi” gerektiğini vurguluyor. Yaşanabilecek ihtilafların çözülebileceğinin altını çizen Cindoruk’un değerlendirmesi şöyle: “DTP, demokrat ve liberal söylemin en net biçimde yer aldığı bir parti. İşbirliği yaparak DYP’yi de bu çizgiye çekmesi mümkün. Nasıl olsa aynı kaynaktan geliyorlar. Birbirinin durumuna uygun olan partilerin bir arada olması işin tabiatına daha uygun olur.”
Bu arada, DYP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci, seçim ittifakı için DTP ile görüştüklerini doğruladı. Ekinci, “Öyle zannediyorum ki bize gelecekler.” dedi. Türkiye’ye geldiği günden beri Mehmet Ali Bayar’a ‘bize katıl’ çağrısında bulunduklarını hatırlatan Ekinci, “Bir ara YTP’ye gitti. Derviş olayı ortaya çıkınca şimdi YTP sıkıntılı bir duruma girdi. Zaten DTP’nin il ve ilçelerinden bazıları DYP’ye geçti. Bizimle organik bağı olan arkadaşlarımız, DTP’deki arkadaşlarımızla görüşüyor.” şeklinde konuştu.
DYP lideri Tansu Çiller’in uzun yıllar danışmanlığını yapan Hüseyin Kocabıyık, AK Parti’den milletvekili adayı oldu.
Kocabıyık, DYP tarafından hazırlanan 2. Demokrasi Projesi’nin de mimarları arasında yer alıyordu. 1995 yılından bu yana Çiller’in danışmanlığını yapan Kocabıyık, Çiller’le ilişkilerinin kopmasını, “Uzunca bir süredir temel politikalarda bir görüş ayrılığı içinde olduğumuzu tespit ettim.” sözleriyle açıkladı. Hüseyin Kocabıyık, Aydın Menderes’le birlikte Büyük Değişim Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Bu partinin kapatılmasının ardından siyasi danışmanlık yapmaya başlayan Kocabıyık, 1995 yılından bu yana DYP politikaları üzerinde etkili oldu. Ankara, Zaman
24.08.2002
Şahin: Verilen ihalelere Başbakan el koysun
DYP Genel Başkan Yardımcısı Nevfel Şahin, seçim kararı alındıktan sonra seçim yatırımlarının başladığını iddia etti.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile İller Bankası’nda ihale edilecek işlerin hızlandırıldığını savunan Şahin, Başbakan’ın bu ihaleleri ertelemesi gerektiğini söyledi. 250–300 işin davet usulüyle ihale edildiğini öne süren Şahin, MHP’li Bayındırlık ve İskan Bakanı Abdulkadir Akcan’ın da 240 ihale olduğunu doğruladığını belirtti.
MHP yönetimindeki İller Bankası’nın ekonomik olarak büyük bir sıkıntıya sokulduğunu ifade eden Şahin, “Müteahhitlere ödeme yapılamamakta ve iflas etme noktasına gelmişlerdir. Belediyeler ödeneklerini alamamaktadır.” dedi. Ankara, Zaman
24.08.2002
Cem Uzan amacına ulaştı, YDP, Genç Parti ile birleşti
Yeniden Doğuş Partisi (YDP), Genç Parti ile birleştirildi, genel başkanlığa da Cem Uzan seçildi. Böylece, Uzan’ın seçimlere katılabilme yolu açıldı.
Hasan Celal Güzel’in kurduğu; ancak “Cem Uzan partiyi ele geçirdi” iddiasıyla geçtiğimiz günlerde istifa ettiği YDP, dün yapılan 3 saatlik olağanüstü kongrede tüzük değişikliğine giderek ismini Genç Parti olarak değiştirdi.
Genel başkanlık için yapılan seçimlerin ilk iki turunda salt çoğunluk sağlanamadı. YDP’nin eski delegelerinin kongreye katılmaması üzerine, tek aday olan Cem Uzan, üçüncü turda 439 kayıtlı delegeden 189’unun geçerli oyunu alarak genel başkanlığa seçildi. Yönetim organlarının seçiminin ardından partinin amblemi, “kırmızı hilal şeklinde iki ay arasında bir yıldız ve altında Genç Parti yazısı” olarak belirlendi. Cem Uzan seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, kongrenin kendisi için ilk ciddi seçim olduğunu belirterek, iktidar olmalarına “az bir zaman kaldığını” savundu.
Yeniden Doğuş Partisi’nin (YDP) ismi daha önce Genç Parti olarak değiştirilmek istenmiş; ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun ‘Parti ismi ancak genel kongrede değiştirilebilir’ itirazı üzerine kongre kararı alınmıştı. Ankara, Zamana
24.08.2002
MHP’nin bürokratları sıkıntıda
MHP’nin temayül yoklaması yapacağını açıklaması, milletvekili aday adaylarını kara kara düşündürmeye başladı.
Üç yıllık hükümet ortaklığı döneminde teşkilatların arzularına istenilen ölçüde cevap vermeyen milletvekilleri de, aday tespiti için oy kullanacak olan delegeleri ikna etmeye çalışıyor.
Çok sayıda milletvekili ve bürokrat, “istenmeyen isimlerin sandıktan çıkmaması için” teşkilatların yönlendirilmesinden endişe ediyor. Aday adayı olan bazı bürokratlar şu değerlendirmede bulunuyor: “Parti genel merkezinin merkez yoklaması yapacağını açıklaması üzerine aday olduk. Ancak arkasından gelen temayül yoklaması kararı bizi hayli düşündürüyor. Çünkü yıllarca bürokrat kimliğimizden ötürü, teşkilatlardan uzak kaldık. Birçok teşkilat bizi tanımaz, biz de onları tanımayız. Merkez yoklaması olması halinde, Bahçeli’nin bizi değerlendirebileceğini düşünüyor, kendimizi şanslı görüyorduk. Şimdi ne yapacağımızı şaşırdık.”
Bazı milletvekilleri ise, teşkilatların bilinçli bir şekilde kendilerine karşı kışkırtıldığını iddia ediyor. 3 Kasım seçimleri için aday adayı olan ve genel merkeze yakın il başkanlarını temayül yoklamasında daha şanslı bulduğunu belirten bir milletvekili, “Milletvekili olduğumuz dönemde, bazı isteklerini yerine getiremediğimiz il başkanları ve yöneticilerle şimdi sandıkta rakip olacağız. Çok büyük oyunlar oynanıyor. ‘Ben’lik duygusu öne çıkıyor. Bu çok tehlikeli bir durum.” diye konuştu.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 3 Kasım’daki erken seçimi AK Parti’nin kazanması durumunda yeni bir 28 Şubat sürecinin yaşanmayacağını söyledi.
Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Demirel, “Seçim bir yarıştır. Yarış başlarken de neticesinde de herkes eşittir. Yani yarışı kazanana, (Sen makbul kişi değilsin.) diyerek onu yarışın dışında saymak mümkün değildir.” dedi.
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde bir işadamının cenaze törenine katılan Demirel, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. “AK Parti seçimden birinci çıkarsa 28 Şubat süreci tekrar yaşanır mı?” sorusuna Demirel, şu karşılığı verdi: “Bunlar Türkiye’nin zihnindeki şüphe, kaygı ve korkular. Halbuki meseleye bunları aşarak bakmak lazım. Türkiye bir hukuk devletidir. Seçim bir yarış olacak. Yarış, halkın iradesine giden yolda olacak. Ve yarış başlarken herkes eşittir. Neticelerinde de eşittir. Yani yarışı kazanana, (Sen makbul kişi değilsin.) diyerek onu yarışın dışında saymak mümkün değildir. Bazı insanları, partileri (makbul olanlar-makbul olmayanlar) diye bir yargıya tabi tutmak çok yanlış. Bu, yargısız infaz olur. Seçimden kim çıkarsa onu herkes kabul etmek durumundadır. Eğer Cumhuriyet’in laiklik ve birliktelik vasfı aşılacak olursa, onu düzeltecek Cumhuriyet adliyesi vardır. Hiç endişeye gerek yok.”
Cahit Kılıç
/ Ereğli
24.08.2002
Derviş’i kaptıran YTP, Ercan Karakaş’ı aldı
Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) Başkanı Ercan Karakaş, Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) İstanbul il başkanlığında düzenlenen törenle partiye katıldı.
Toplantıda konuşan YTP Genel Başkanı İsmail Cem, Türkiye koalisyonu kurmayı hedeflediklerini belirterek, “Bu, alışılmış, eskimiş partilerle bir araya gelmek değil, toplumumuzla, insanımızla, emekli, öğretmen, işçi, toplumun tüm kesitleriyle Türkiye koalisyonunu oluşturmak.” dedi. Ercan Karakaş da, Türkiye’nin tıkandığını, yeni bir atılıma ihtiyaç duyulduğunu belirterek, eski anlayıştaki parti ve liderlerle bunu yapmanın mümkün olmadığını savundu. Seçimin yeniyle eski arasında bir mücadele olacağını kaydeden Karakaş, herkesi YTP’ye güç vermeye çağırdı.
Cem Vakfı ile temas
Bu arada, İsmail Cem dün Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan ve TÜSİAD eski Başkanı Erkut Yücaoğlu ile görüştü. Daha sonra gazetecilere açıklamada bulunan Cem, değer verdikleri insanların görüşlerini almaya çalıştıklarını ifade etti. Cem Vakfı Başkanı Doğan da, Cem’in daveti üzerine bir araya geldiklerini belirtti. “Cem, partiye katılmanızı istedi mi?” şeklindeki bir soru üzerine Doğan, “Böyle bir önerisi olmadı. Ama çevremizden insanlar olursa mutlu olacaklarını söylediler.” dedi. Doğan, 31 Ağustos’ta tüm Alevi kuruluşları ile toplantı yapacaklarını sözlerine ekledi. İstanbul, Zaman
24.08.2002
Yeni Türkiye’den istifa eden Kapıcı, CHP yolunda
Samsun Milletvekili Şenel Kapıcı, YTP’den istifa ettiğini ve CHP’ye katılacağını açıkladı.
Kapıcı, dün yaptığı açıklamada, YTP’nin “sosyal demokrat, demokratik sol düşünceye sahip olanların yeniden toparlanmasını sağlamak yerine, sağda yer alan tabanın toparlanmasına emek verdiğini” ileri sürdü. Kurucu olarak yer aldığı YTP’nin bazı sağ akımların etkisi altında olduğunu, böyle bir partide kendisinin yerinin bulunmadığını bildiren Kapıcı, “Tarihe mal olmuş, köklü ve birleştirici özelliği olan CHP’ye katılıyorum.” dedi. Kapıcı’nın istifasıyla YTP’nin milletvekili sayısı 62’ye düştü. Kapıcı’nın CHP’ye katılması halinde bu partinin TBMM’deki sandalye sayısı 2’ye yükselecek. Ankara, aa
24.08.2002
Gurbetçiler, seçimin iptali için dava açmaya hazırlanıyor
Bulgaristan ve Arnavutluk'un da aralarında bulunduğu pek çok ülke yurtdışında yaşayan vatandaşlarına oy kullandırırken, Avrupa'da yaşanan Türkler bu haklarını hâlâ kullanamıyor. Bu durumun Anayasa'ya aykırı olduğunu belirten gurbetçiler, 3 Kasım'daki seçimin iptali için dava açmaya hazırlanıyor.
Yurtdışındaki 3 milyon Türk vatandaşı, gerekli düzenlemeler yapılmadığı için 3 Kasım seçimlerinde yine oy kullanamayacak. 1995 yılındaki anayasa değişikliği ile yurtdışındaki seçmenlere tanınan oy hakkı aradan 7 yıl geçmesine rağmen uygulamaya sokulmadı. İsveç’te yaşayan Hadi Orman isimli bir gurbetçi, oy verme hakları engellendiği için seçimin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle dava açmaya hazırlanıyor.
ANAP İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı da, gurbetçileri Türk mahkemelerinde dava açmaya çağırdı. Anayasal hakkın kullanılamaması sebebiyle seçimlerin ertelenebileceğini savunan Akarcalı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Anayasa Mahkemesi başkanı olduğu dönemde bu yönde görüş belirttiğini vurguladı. Akarcalı, şöyle konuştu: “Bu düzenlemeler yapılıncaya kadar seçim tarihinin ertelenmesi gerekir. Eksiklik tamamlanmadan demokratik bir seçim yapamayız.”
Merkezi Almanya’da bulunan Türkiye Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen de, AB ülkelerinde yaşayan 2 milyon 165 bin Türk seçmenin Meclis’e 28 vekil gönderebilecek potansiyelne sahip olduğunu söyledi. Şen, “Bu hak verilmeden Türkiye’deki seçimler demokratik olmaz.” dedi.
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Burhan Kuzu ise, yurtdışında yaşayan seçmenlerin, önce bir alt mahkemede anayasaya aykırılık davası açabileceğini, mahkemenin de bunu kabul edip konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürebileceğini belirtti. Kuzu, bu girişimlerin 3 Kasım’dan önce sonuç vermesini beklemediğini kaydetti. Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süheyl Batum da, oy hakkının yargı yoluyla elde edilmesinin zayıf bir ihtimal olduğunu söyledi. Batum, yurtdışındaki vatandaşların bulundukları ülkede oy kullanabilmeleri için kanun değişikliği gerektiğini, bunun da 3 Kasım'a yetişmesinin mümkün olmadığını ifade etti.
Avrupa Türk İşadamları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) Başkanı Eşref Ünsal, konsolosluklarda bir noter nezaretinde oy verilmesini önerdi.
İbrahim Balta
/ İstanbul
24.08.2002
Derviş, CHP rozetini taktı
Devlet eski Bakanı Kemal Derviş, dün altı oklu parti rozetini yakasına taktı ve resmen CHP’li oldu.
CHP lideri Deniz Baykal, yepyeni bir sentezle ortaya çıktıklarını belirtirken, Derviş de, “çağdaş sosyal demokrat liberal” sentezi CHP’de gerçekleştireceklerini söyledi. Derviş için dün CHP Genel Merkezi’nde bir katılım töreni düzenlendi. Partisinin, “insan–devlet–ekonomi” kavramlarına bakışını özetleyen Baykal, “ekonominin katı kuralları ile sosyal demokrasinin dayanışma duygularının beraber işleyeceğini” vurguladı.
Devletin “halkı kumanda eden” konumdan vatandaşa hizmet eden anlaşıya geçeceğini anlatan Baykal, “halkın inancına, etnik kökenine saygılı olacaklarının” altını çizdi. Derviş’in CHP’ye katılım sürecini de özetleyen Baykal, “Kolay olmadı. Uzun, sancılı bir dönem yaşandı. Engeller, dağlar, denizler aşıldı, sonunda olması gereken bu buluşma gerçekleşti.” dedi.
Kemal Derviş de konuşmasında Baykal’ın üzerinde durduğu senteze vurgu yaptı. Baykal’a, ilk kez “genel başkanım” diye hitap eden Derviş, CHP’ye katılım için, “Zordu; ama CHP’yi dışarıda bırakan çözümü hiçbir zaman düşünmedim.” dedi. İyi bir takım kurulabilmesi için eski kırgınlıkların bir kenara bırakılmasını isteyen Derviş, şöyle konuştu: “CHP, kucağını herkese açacak. Eski sağ–sol tipi katı bir ayrımı unutup merkezi kucaklayan çağdaş sosyal demokrat anlayışta buluşmamız gerekiyor. Geçmiş 70 yıla bakıldığında CHP’nin her aşamada zorlu görevleri başaran bir parti olduğu görülür. Bir gönül ve fikir birlikteliği var. 21. yüzyıla girdik. Ama Türkiye’yi gerçekten bu yüzyıla taşımamız lazım. Türkiye’de bu güç, potansiyel var. Türkiye Avrupa’nın güçlü, refah içinde yaşayan bir ülkesi olabilir. Fakat bu gücü harekete geçirebilmemiz için ekonomi, insan ve etkin devlet üçlüsünü bir araya getirerek bu çağdaş sentezi gerçekleştirmemiz gerekir. Bunun için herkesin desteğine ihtiyacımız var.”
24.08.2002
Erdoğan: Ekonomiyi Derviş’e bırakmayız
AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan, muhtemel bir CHP–AK Parti koalisyonunda ekonomiyi Devlet eski Bakanı Kemal Derviş’e teslim etmeyeceklerini söyledi.
Erdoğan, “Bu tür emanetçilere ihtiyaç duymuyoruz. Biz aramıza böyle memur katmayız.” dedi.
Erdoğan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği Genel Başkanı Suat Yalkın’ı kabulünde gazetecilerin sorularını cevapladı. Silahlı Kuvvetler’in, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarına kendisini ilk defa davet ettiğinin belirtilmesi üzerine Erdoğan, geçen yılki kutlamaların partisinin kuruluş aşamasına denk geldiğini ve bu nedenle davet edilmediklerini ifade etti.
“Anketlere göre CHP’nin oy oranının arttığı ortaya çıkıyor. Seçim sonrası bir koalisyon ortaya çıkarsa, ekonomiyi Derviş’e devredecek misiniz?” şeklindeki bir soru üzerine Erdoğan, şöyle konuştu: “En gerçekçi anket 3 Kasım akşamı bitecek. Kimsenin AK Parti’ye yaklaştığı yok. Bir defa ekonomiyi Sayın Derviş’e devretmek gibi bir derdimiz yok. Bizim kadromuz içinde bu tür emanetçilere ihtiyacımız yok. Kadromuz, gayet güçlü, işini bilen, atacağı adımı bilen, milli bir duruş sergileyebilecek bir ekibe sahiptir. Biz aramıza memur falan katmayız.” Ankara, Zaman
24.08.2002
AK Parti: Erbakan ‘çoluk çocuk’ tabirini oğlu Fatih için kullanmıştır
Kapatılan RP’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın önceki gün kullandığı, “Araba uçuruma devrilirken deneme olmaz. Bu iş çoluk çocuk işi değil. Değişmek, meğişmek boş laf, kimseyi aldatamazsınız.” ifadeleri AK Parti’yi kızdırdı.
AK Parti Grup Başkan Vekili Mehmet Ali Şahin, “Ben Erbakan’ı yakından tanırım, o Fatih Erbakan’ı kastetmiştir. 50 yaşındakilere çocuk denmez.” dedi. Meclis’te bir basın toplantısı düzenleyen AK Parti Grup Başkan Vekili Hüseyin Çelik de, Erbakan’a tepki gösterdi. Çelik, şöyle konuştu: “Nüfusun neredeyse 40–45 milyonu gençtir. 38–40 yaşındaki insanları çoluk çocuk kabul ediyorsak bu ülke yanmış demektir.”
‘Çirkin politika yapıyor’
AK Parti lideri Tayyip Erdoğan da, Erbakan’ı ‘çirkin politika yapmakla’ suçladı. AK Parti’nin kişisel polemikler içine girmeyeceğini ifade eden Erdoğan, 48 yaşında olduğunun altını çizdi. Ankara, Zaman
24.08.2002
Baykal: Seçim ertelenirse ülke Arjantin’e döner
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 3 Kasım’da yapılacak milletvekili seçimlerinin ertelenmesine yönelik senaryolara karşı uyarıda bulunarak, “Türkiye, Arjantin’e döner.” dedi.
Baykal, Show Tv’de yaptığı açıklamada, "sorumlu hiçbir devlet adamının kendi çıkarı için, koltukta üç gün daha oturma uğruna Türkiye’nin kaderiyle böyle sorumsuzca oynamaya hakkı olmadığını" söyledi. Seçimi erteletme çalışmaları konusunda kendisine de birtakım duyumların geldiğini; ancak bunu kimseye yakıştıramadığını anlatan Baykal, şunları kaydetti:
Bu utanca kimse talip olmaz
“Kimsenin çıkıp da seçimi erteletelim diyeceğine ihtimal vermiyorum. Kapalı kapılar ardında olabilir mi? O, utancın yansımasıdır, mahcubiyetin yansımasıdır. Siyaset şeffaf bir iştir. Kapalı kapılar ardında çalışacaksın, sonra kim sahip çıkacak buna? Yani Türkiye’yi mahcup etmenin, sıkıntıya sokmanın hesabını kim verecek? Birileri çıkıp Cumhurbaşkanı’nı alet edecek, Başbakan’ı ikna ettirip orayı boşaltacak, ondan sonra üç günlük bir hükümet için bunu yapacak... Peki, Türkiye Arjantin’e dönerse bunun hesabını kim verecek?”
Halk istikrar için seçim istiyor
Seçim sürecinin işlediğine dikkat çeken Deniz Baykal, kamuoyunun bütün ümidinin, seçime gidilerek, güçlü bir hükümetle istikrarın sağlanması ve Türkiye’nin önünün açılması olduğunu vurguladı. CHP lideri Baykal, “Pazarlıklara, çıkarlara dayalı bir hükümet çıkacak olsa Türkiye’de tasarrufu olanlar, yatırım yapanlar, parasını pulunu alır çıkar. Türkiye o zaman ne hale gelir? Kulağıma geliyor böyle çalışmalar. Böyle bir şey olmamalı.” diye konuştu.
Deniz Baykal, Yeni Türkiye Partisi (YTP)’nden istifa eden ve CHP’ye katılacağını açıklayan Samsun Milletvekili Şenel Kapıcı’nın durumunu da değerlendirdi. "Bu kendi takdiridir." diyen Baykal, “Ben ve partim Parlamento’da hiçbir milletvekilinin istifası doğrultusunda bir çalışma içerisinde değiliz.” ifadesini kullandı. Ankara, Zaman
24.08.2002
Gürel: Derviş altı okun anlamını biliyordur
Başbakan Yardımcısı Şükrü Sina Gürel, “CHP rozeti takanlar, herhalde rozetteki okların anlamını da biliyordur.” dedi.
Gürel, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde (SAM) 1 aylık stajlarını bitiren öğrencilere sertifikalarını verdi. Bir gazetecinin Kemal Derviş’in CHP’ye katıldığını hatırlatması üzerine Gürel, “CHP rozetinde altı ok var, devletçilik, halkçılık, milliyetçilik gibi. Rozeti takanlar, herhalde rozetteki okların anlamını da biliyordur.” şeklinde konuştu.
24.08.2002
‘Derviş solcu değil vahşi kapitalist’
SP Genel Başkanı Recai Kutan, CHP’ye katılan Devlet eski Bakanı Kemal Derviş’in kendisini sosyal demokrat olarak takdim ettiğini belirterek, “Halbuki geldiğinden bu yana uygulamaları, tam vahşi bir kapitalist anlayışa göre cereyan etmiştir.
Sosyal demokrat olan CHP ile ekonomik politikalar bakımından nasıl bir uyum yapacak, bunu anlamak mümkün değil.” dedi.
Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in eşinin cenaze töreni için Ankara’dan İstanbul’a gelen Recai Kutan, Atatürk Hava Limanı’nda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Partisinin ittifak arayışlarının dışında olduğunu söyleyen Kutan, SP’nin tek başına seçime gireceğinin altını çizdi. Kutan, “seçimin iptal edilmesi durumunda Tansu Çiller’in başbakanlığında bir hükümet kurulacağı ve SP’nin dışarıdan destek vereceği” söylentilerinin hatırlatılması üzerine şöyle konuştu: “Hiç kimse bizim adımıza karar vermesin. Türkiye seçim havasına girmiştir. Seçimin tehir edilmesi, hususunda hiçbir çalışmaya destek olmayız. Bizim de kulağımıza bazı şeyler geliyor, (Bazı partiler kendi aralarında böyle müzakerelerde bulunuyorlar.) diye. SP, katiyen o çalışmaların içinde değil.” İstanbul, Zaman
24.08.2002
Dokuzlar CHP’den davet bekliyor
DSP’den önceki gün istifa eden “dokuzlar” grubu üyesi milletvekilleri CHP’den davet bekliyor. CHP’nin de, solda yer alan milletvekillerine yönelik birlik çağrısı yapması bekleniyor.
Merkez soldaki güçbirliği DSP’de gerçekleşmediği için istifa ettiklerini anlatan Ankara Milletvekili Uluç Gürkan, katılımla ilgili kararı önümüzdeki günlerde vereceklerini söyledi. Kütahya Milletvekili Emin Karaa ise, solun bütünleşme adresinin CHP olarak ortaya çıktığını” söyledi. İstifacı altı milletvekilinin tümünü almayı düşünmeyen CHP, Emin Karaa, Ertuğrul Kumcuoğlu ve Ali Arabacı’ya sıcak bakıyor. YTP ve DSP’li bazı milletvekillerinin de CHP ile temasa geçtikleri; ancak “liste garantisi” alamadıkları belirtiliyor.
Bu arada, CHP Genel Merkezi’ne adaylık başvurusunda bulunanların sayısı bin 500’e yaklaştı. Kemal Derviş’in partiye katılımı, başvurularda gözle görülür bir artışa sebep oldu. Milletvekili adaylığı için CHP’ye başvuranlar arasında ANAP’lı eski milletvekilleri Timur Demir ve Gürol Soylu, DYP’li eski milletvekili Şerif Ercan, DSP kökenli Eskişehir Bağımsız Milletvekili Mail Büyükerman ile Feridun Pehlivan da yer alıyor. Süleyman Kurt, Ankara
24.08.2002
Pakdemirli, tercih sistemini istedi
ANAP Manisa Milletvekili Ekrem Pakdemirli, milletvekili seçimlerinde tercih sisteminin uygulanması için yasa teklifi verdi.
Tercihli oy sisteminin kamuoyunda milletvekillerinin seçimi konusundaki hassasiyeti gidereceği ifade edilen teklifin gerekçesinde, 1991 yılında başarıyla uygulanan bu sistemin, demokrasinin gelişmesine yardımcı olacağı da kaydedildi.
Teklifin benimsenmesi halinde, parti listelerindeki adayların ad ve soyadları, aldıkları sıra numarasına göre oy pusulasına yazılacak. Seçmenler, tercih ettiği siyasi parti ile birlikte bu partiye ait aday listesinden seçilmesini istediği adayın üzerindeki daireye de “evet” mührünü basmak suretiyle oylarını kullanacaklar. En çok tercih alan adaylar sırayla milletvekili seçilecek. Ankara, aa
24.08.2002
Derviş: Özkan’a ‘size katılırım’ demem hataydı
CHP’ye katılan eski Devlet Bakanı Kemal Derviş, “Tam düşünmeden Hüsamettin Özkan’a (size katılırım) dememem gerekirdi. Bu hataydı ve beni sıkıntıya soktu.” dedi.
CNN Türk’te yayınlanan “Eğrisi Doğrusu” programında Taha Akyol’un sorularını cevaplayan Derviş, Hüsamettin Özkan’ın “bize katıl” davetini düşünmeden kabul etmesini, “önemli bir hata” olarak niteledi. Derviş, şöyle konuştu: “Daha olayı kavramamışken, olayın nasıl geliştiğini tam anlayamamışken ve yeterli ölçüde tam düşünmeden Sayın Hüsamettin Özkan’a Celal Göle’nin evinde, (size katılırım) dememem gerekirdi. Bu beni sıkıntıya soktu. O gün (bir düşüneyim) deseydim, belki çabam daha başarılı olurdu. Solu bir araya getirmede bu sıkıntı olmazdı, en azından kamuoyunda soru işareti doğmazdı. Bu bir hata oldu.”
Dünya görüşleri ayrı insanlarla kurulan koalisyonların başarılı olamayacağını düşündüğünü ifade eden Derviş, bu nedenle seçim sonrasında “böyle bir koalisyonda sorumluluk kabul etmeyeceğini” açıkladı.
Kemal Derviş, başörtüsü konusundaki bir soruya da şu karşılığı verdi: “Ben kişisel özgürlükten yanayım. Ama hukuk yönü başka. Bu kişisel özgürlüğü talep eden de arkadaşının farklı yaşam ve giyimine saygı duymalıdır.” Ankara, Zaman