|
Seçimleri erteletmek hiç bu kadar kolay hale gelmemişti!
Türkiye öyle bir ülke ki, alınmış hiçbir karar tamamıyla gerçekleşmeden gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair tartışmalar bitmiyor.
Mesela şu erken seçim konusu. TBMM erken seçim için bir karar aldı; ama hâlâ seçimin olup olmayacağı kesin değil. Ülkedeki istikrarsızlığın en büyük sebebi de bu olmalı!
Bir kere seçimi ertelemek daha önceden hiç bu kadar kolay olmamıştı.
İktidar partilerinin baraj problemi var.
Listelere giremeyecek milletvekillerinin isyanı olacak!
Siyaseti dizayn etmeye çalışanların hesapları zaman darlığından dolayı tutmuyor, yeterli zamanları yok.
Ve en önemlisi “dinci bir parti” iktidara en yakın parti. Onların yerinde olsanız seçimi erteletmek istemez misiniz?
Gazetecilik sezgilerim hâlâ seçimin yapılmama ihtimalinin yüzde 50’nin üzerinde olduğunu söylüyor. Yaptığım gözlemler, konuştuğum kişiler seçimi erteletmenin bin bir türlü yolu olduğunu ifade ediyorlar:
Bir kargaşa...…
Bir savaş durumu...
Milli birlik ve bütünlüğe halel getirecek bir olumsuz gelişme...…
Erken seçim Meclis’te bir karar olarak alındı. Kanuni prosedür işlemedi. Bu kararı değiştirmek ise bir başka Meclis kararı ile mümkün olabiliyor. Bunun için gerekli oy da 184.
11 Eylül’de siyasi partiler milletvekili adaylarını belirlemiş oluyor. Listelerin kesinleşmesi 26 Eylül’ü buluyor. Meclis ise yeni dönem çalışmaları için anayasa gereği 1 Ekim’de açılacak. İşte bu aşamada Meclis’in seçime kadar kapanması yerine çalışma kararı alınır ve 184 küskün adam veya daha fazlası seçimlerin ertelenmesi ya da normal süresi içinde yapılmasına dair bir karar alır!
Gerçi daha önce de seçimlerin ertelenmesine dair kulis faaliyetleri vardı. Ancak dünden itibaren bu faaliyetler iyice hız kazandı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bile danışmanları vasıtası ile seçimlerin ertelenmemesi gerektiğine dair bir açıklama yapma gereği duydu:
“Cumhurbaşkanımız, demokrasilerde siyasi belirsizliklerin yoğunlaştığı dönemlerde bu belirsizliği aşabilmek için halkın iradesine başvurulması gerektiğine inanmaktadır. TBMM’nin almış olduğu erken seçim kararını Sayın Cumhurbaşkanı büyük bir memnuniyetle ve saygıyla karşılamıştır.”
Tabii ki kimse siyasete açıktan “seçimler ertelensin” demiyor. Ama barajı aşamayacağı anlaşılan partilerin seçimlerin ertelenmesi için çok önemli görüşmeler yaptığı da biliniyor. DYP lideri Çiller’in başbakanlık karşılığında her şeyi yapabileceği ortada. Hatta DYP–ANAP ve YTP ile SP’nin dışarıdan desteklediği bir hükümet, seçimleri ertelemenin ardından hemen yürürlüğe konulacak kuvvetli bir plan olarak görülüyor!
Diğer taraftan, ciddi anketler seçimde –eğer yapılırsa– üç partinin ancak barajı aşabileceğini bildiriyor. Sonar’ın araştırmasında DYP barajın altında görünüyor. ANAP barajın altında, DSP barajın altında, SP barajın altında.…AKP, CHP ve MHP barajı aşabilecek partiler olarak beliriyor.
Deutsche Bank’ın 9 Ağustos 2002 tarihi itibarıyla bütün bankalara ve yatırımcılara ulaştırdığı rapora göre de AKP ve CHP dışındaki partilerin baraj sorunu var. Bu çalışmada MHP barajı kıl payı geçiyor!
Gerçi Derviş’in CHP’ye katılmasından, yani CHP–IMF koalisyonunun kurulmasından sonra seçimlerin 3 Kasım’da yapılma ihtimali dış dengeler açısından, az da olsa artmıştır. Ama yapılmama ihtimali hâlâ kuvvetlidir. Sağ, ya da “dinci” parti iktidara gelse bile en azından diğeri de onun koalisyon ortağı olma şansını yakalamıştır denilebilir. Ancak sol oyların Kemal Derviş CHP’ye girdi diye CHP’de toplanması ihtimali zayıftır.
Kemal Derviş’in getirdiği kadar götürdüğü de vakidir. IMF’nin “Türkiye için özel olarak geliştirdiği bir uzaktan kumanda cihazı”na oy verecek solcu henüz tanımıyorum. Green kartlı IMF destekli birisi solu ne iktidar yapabilir, ne de kalkındırır, ancak global düzene entegre olabilmeleri için yardım edebilir. Tabii ki bu da bir şeydir. Çağdışı bir sol Kemal Derviş’le birlikte çağdaşlaşırsa fena olmaz! Hoş, Deniz Baykal da solcu sayılmaz ya...
24.08.2002
|