|
Önce Gazze sonra Beytüllahm... Ya sonra?
İsrail Savunma Bakanı Ben–Eliezer ile Filistin Otoritesi’nin yeni İçişleri Bakanı Yehye’nin kotardıkları “Önce Gazze” Planı bir barış planından çok bir seçim yatırımı olarak algılandı.
Ben–Eliezer’in bir ay önce Mısır’a yaptığı ziyaretle ortaya attığı Önce Gazze Planı’nın arkasında kendi partisinin ılımlı çizgisine ihanet etmiş görünen bakanın beyaz bir sayfa açma çabası yatıyor. Savunma Bakanı bu sayfaya iki mesaj yazıyor; biri son bir buçuk yıldır ortak politikalar benimsediği Başbakan Ariel Şaron’a, diğeri de kendisini Şaron’un gölgesi olarak görmeye başlamış olan İşçi Partisi’nin barış taraftarı tabanına yönelik.
Ben–Eliezer’in “Önce Gazze Planı”nın Şaron’a verdiği mesaj şudur: Son iki yıldır misilleme, daha sert misilleme, Arafat’ı ev hapsine atma, kapatma, soyutlama, güvenlik duvarı, hedefli ve hedefsiz öldürme, yeniden işgal, ev yıkma ve sürgün de dahil olmak üzere bütün askeri yöntemleri kullandık ve neticede aldığımız “daha fazla terör” oldu. Ateş altında görüşme yapmayız dedik, hiç görüşme yapamadık. Arafat’ın ipleri tuttuğu bir Filistin Yönetimi ile işimiz olmaz dedik, hiçbir işimizi halledemedik. İşte önümüzde iki seçenek; ya Arafat’ın yeni kabinesindeki ılımlı isimlerle konuşacak ve “terörle mücadele” ile “çekilmeyi” eşzamanlı olarak yapacağız, ya da ocak ayı içinde yapılabilecek bir erken seçimde bu planı savunan bir İşçi Partisi ile sandıkta hesaplaşmak durumunda kalacaksın.
İsrail son üç seçimini erken seçim olarak yaptı. Normal takvimine uyulsa dahi İsraillilerin seçim mahfiline girmeleri bir yıldan uzun sürmeyecek. Bu şartlar altında Ben–Eliezer’in ümit ettiği şey Şaron’un “Önce Gazze Planı”nı kabullenip barışa bir şans vermesi değil, asla hayata geçirmeyerek Ben–Eliezer’le yolları ayırmasını sağlamak olabilir. Şaron’la birlikte seçim öncesinde yüz kurtarıcı bir başarı elde edemeyeceğine kani olmuş olan Ben–Eliezer için en anlamlı hareket Şaron’la girişilecek bir “prensipler çatışması”dır.
Ben–Eliezer’in açtığı beyaz sayfadaki ikinci mesaj, İşçi Partisi’nin barış taraftarı tabanına ve bu tabanın ümit bağladıkları Yossi Beilin, Haim Ramon, Shlomo Ben–Ami ve nihayet Amram Mitzna gibi liderlere yönelik. Bu mesaj bir yandan Ben–Eliezer’in Şaron’un kuklası olduğu imajını yıkmayı, diğer yandan da İşçi Partisi’nin bu muhalif seslerinin savundukları “tek taraflı çekilme” (Beilin), “güvenlik duvarı” (Ramon), “görüşerek çekilme” (Ben–Ami), “tek taraflı çekilme ve güvenlik duvarı” (Mitzna) gibi askeri çözümleri tamamıyla dışlayan çözüm önerilerinin aksine Filistinlilerin pekala “ateş altında görüşebileceklerini” ve bir yandan işgal ve kuşatma devam ederken bir yandan da barış görüşmelerinin devam ettirilebileceğini ispat etmeyi amaçlıyor. Yehye’nin Ben–Eliezer’le ulaştıkları anlaşmadan hemen sonra Gazze’ye geçerek Hamas ve İslamî Cihat liderleriyle görüşmesi ve hiç değilse Gazze Şeridi ve Beytüllahm şehirlerinden kaynaklanan şiddetin durdurulması yönünde baskıda bulunması Filistin yönetiminin de bu mesajı kabullenmiş olduğunu gösteriyor.
Peki İsrail’in iktidarda bulunan radikalleriyle Filistin’in muhalefetteki radikalleri Önce Gazze Planı’na nasıl bakıyorlar? Ariel Şaron ve temsil ettiği kuvvet iktidarının görüşünü, Ben–Eliezer’in kotardığı Önce Gazze Anlaşması’nın hemen ertesinde Halkçı Cephe’nin lideri Ahmet Saadat’ın kardeşi Muhammed Saadat’ı öldürten İsrail Ordusu ifade etti. Batı Şeria’dan herhangi bir çekilmenin gerçekleşmesi halinde hükümetten çekileceği tehdidinde bulunan Milli Dindar Parti, Şaron’un yaptığı “Beytüllahm çekilmesi sadece göstermelik küçük bir çekilmedir.” açıklamasıyla hükümette kalmaya karar verdi. Şaron iktidarında hiçbir zaman olmadığı kadar yüksek sesli konuşmaya başlayan ordu generalleri de Batı Şeria’da yapılacak her türlü çekilmeye karşı olduklarını ilan ettiler. Neticede Ben–Eliezer ve Yehye’nin kafalarında bulunan Gazze ve Beytüllahm ile başlayan çekilmelere El–Halil şehrinin de katılması fikri terk edildi. İsrail Ordusu plan üzerinde anlaşmaya varılmasının akşamında üç Filistinli militanın Gazze Şeridi’ndeki bir yerleşim birimine sızmaya çalışmalarını bahane göstererek Gazze’deki çekilmeyi de askıya aldı.
Filistin tarafında da durum farklı değil. İçişleri Bakanı Yehye, Gazze’de 13 muhalif örgütün temsilcileriyle görüştü görüşmesine. Ancak İslami Cihat ve Hamas daha görüşmelerden önce söz konusu planı reddetmişlerdi. Muhammed Saadat’ın öcünü alma yemini etmiş olan Halkçı Cephe için de İsrail’le varılacak herhangi bir anlaşmanın kabullenilirliği yok. İsrail Ordusu’na varılan anlaşmayı uygulamaya sokmama şansını vermiş olan Gazze yerleşimi sızma girişimini de Aksa Şehitleri Tugayı üstlenmiş durumda. Hasılı Ben–Eliezer’in, arkasında samimi bir barış arayışından başka bir dizi siyasi çıkar kaygısı olan planı mevcut taşlardan hiçbirini yerinden oynatamıyor. Kaldı ki İsrail’in barış istese de bunu Arafat’la yapmak istemeyen “çoğunluğu” Ben–Eliezer’in Arafat’ın atadığı bir bakanla yaptığı anlaşmanın başarıya ulaşma ihtimaline ikircikli bir gözle bakıyor.
Barış arayışlarının arkasında “güvenlik”, “siyasal çıkar”, “stratejik manevra” ve daha bin türlü ikincil hedefler güden liderler olduğu müddetçe ne İsrail ne de Filistin huzura kavuşabilecek. İsrail halkının seçim sandığında tarihe gömmeleri gereken liderlerin arasında Filistin Devleti’ni, bu Filistinlilerin tarihi hakları olduğu için değil de İsrail’in işine geldiği için destekleyen faydacı liderler de var. Güzel haber ise her iki tarafta da iki halkın barış ve huzur içinde yaşamayı hak ettiğine inanan bir genç kuşağın bulunduğu gerçeğidir.
25.08.2002
|