İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
27.08.2002
Salı
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 

YAZARLAR


MUSTAFA ARMAĞAN m.armagan@zaman.com.tr
 

Yolun açık olsun Albatros!

Bilim adamları siyasete girmeli mi? Bu soru, yakınlarda yeniden celâllendirdi ortalığı.


Partiler aday adaylarını belirlerken çeşitli meslek sahipleri politikaya soyunuyor: İşadamları, bürokratlar, şarkıcılar, eşraf, topluma söyleyecek sözleri olduğuna inanan akademisyenler vs. Bu arada Yaşar Nuri Öztürk CHP'ye, Mehmet S. Aydın da AKP'ye üye oldu ve tartışmalar başladı. Sevgili köşedaşlarım Ali Bulaç ile A. Turan Alkan da Mehmet Aydın hocanın kürsüyü bırakıp politikaya atılmasını tasvip etmediklerini bildirmek ihtiyacını hissettiler. Sayın Bulaç, hocanın "büyük bir iktidar alanı"ndan "küçük bir iktidar alanı"na, yani tefekkürden siyasete niçin geçiş yaptığını tam olarak anlayamadığını ve üzüldüğünü söylerken, Sayın Alkan da bu kanaate katılıyor ve hocanın yakasında parti rozetindense kurşun kalem görmeyi tercih ettiğini yazıyordu.

Kuşkusuz eleştirilerin haklı oldukları yanlar var. Bilim alanındaki geriliğimiz ortadayken, zaten sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen uluslararası çapta değerli akademisyenlerimizin siyasete atılmalarının bilim cumhuriyetimizi zayıflatacağı endişesi tamamen yersiz değil. Lakin bir de meselenin öbür yüzüne bakmak gerekmez mi?

Bir: Siyasetçilik bir meslek değildir, olmamalıdır da. Siyaset, insanların farklı alanlardaki "yatırımlar"ından elde ettikleri birikimleri siyasî alana taşıyıp dolaşıma soktukları bir etkinlik. (Bu "birikim", maddi bir birikim veya nüfuz birikimi olabildiği gibi, manevî yahut bilimsel de olabilir.) Kamunun yönetimi, ancak bu birikim çeşitliliğinin verimlerine açık tutulduğu zaman toplumsal dokunun siyasete "denge"li bir şekilde yansıdığından söz edebiliriz. Yoksa zaten siyaseti meslek olarak benimsemiş insanların siyaset postlarını işgale devam etmeleri, Duverger'nin deyişiyle, bir tür "seçimle gelen krallar" ortaya çıkartır sadece.

İki: Siyaset mi bilim adamlığı mı? ikileminden sıyrılmanın hazır bir formülü yoktur. Aslında bu, modern dönemde sandığımızdan da çok aydını derinden düşündürmüş zorlu bir ikilemdir. Mesela sosyolog Max Weber, "Meslek olarak Siyaset" ve "Meslek olarak Bilim" adlı konferanslarında bu derin kaygının en bariz örneklerini sergiler. Siyasetin "şeytanla oynamak" olduğunu ve kendi alanlarındaki saflığı bu karanlık alanda bulamayacak olanların bu işe hiç kalkışmamaları gerektiğini ısrarla belirtir. Ne var ki Weber aslında bizzat "modern dünya" hakkında karamsar olduğu için epeyce karanlık bir tablo çizer ve bu yüzden siyaseti şeytanların cirit attığı bir arena olarak tanımlar. Yine de "Bilim adamlığı mı siyaset mi?" sorusuna öyle kolay ve hazır bir cevabı yoktur.

Üç: Bir bilim adamı yahut düşünür, kendi disiplinine ihanet etmeden siyasete atılamaz mı? Yani kulvar değiştirdiğinde birikimini mutlaka "ziyan" mı etmiş olur? Fakültesinde yahut fildişi kulesinde sabit–kadem olmak bir aydın için "kahramanlık" mıdır ki, orayı terk edenleri "hain" statüsüne yerleştirelim?

Dört: Bir aydın mevcut şartlarda yapamadıklarını karar verme mekanizmasının içinde gerçekleştirebilmek ümidiyle, Weber'in bahsettiği şeytanlarla sadece fikir sahasında değil, bizzat siyasetin içinde de mücadele edileceğini göstermek için veya sadece diliyle müdahale edebildiği haksızlıklara artık "eliyle" de müdahale etme imkânına erişmek için girer. (Bu hususta hemen aklıma geliveren bir örnek, ünlü romancı ve düşünür Andre Malraux'nun Fransa'da Kültür Bakanı olarak yaptıklarıdır. 1958– 1969 arasında De Gaulle hükümetindeki bakanlığı sırasında Fransız kamuoyunun ufkunu Avrupa dışındaki, özellikle de Doğu medeniyetlerinin zenginliklerine açmayı başaran Malraux, aynı zamanda ülkesi Fransa'nın Hindiçin'deki emperyalizmini de, İspanya ve Almanya'yı saran faşizmi de aynı yüreklilikle protesto etmeyi bilmişti. Yani siyasete girmek daima siyasîlere yaranmak için taviz vermek anlamına gelmez.)

Beş: Şu veya bu partiden siyasete atılmak tartışılabilir elbette ancak siyaset, toplumun diğer kesimlerine açık olduğu kadar bilim adamlarına veya aydınlara da sonuna kadar açık olmalıdır.

Ben Mehmet Aydın hocaya hayatının bu hiç de kolay geçmeyecek safhasında başarılar diliyorum; onun şahsında dürüst ve ülkesine siyaset kanalından verebilecek "sahih" şeyleri olduğuna inanan bilim adamlarımıza da. Onun gibi güzide değerlerimizin siyasetin nüzul inmiş gövdesine akıl, kalite, renk ve can katacaklarına inanıyorum.

Yeni yolun açık olsun Albatros!


27.08.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (20.08.2002) - Cengiz Han mı, Prozac mı?

> (13.08.2002) - Osmanlı’nın batışı da muhteşemdi!

> (06.08.2002) - Osmanlı, üçgeni bilmiyor muydu?

> (31.07.2002) - Eyvah, afyon etkisini yitiriyor!

> (30.07.2002) - Harita emperyalizmi

> (23.07.2002) - Haritalar nasıl yalan söyler?

> (16.07.2002) - Küreselleşmenin karanlık yüzü

> (09.07.2002) - Eyvah, afyon etkisini yitiriyor!

> (02.07.2002) - Bakü’den futbol manzaraları

> (25.06.2002) - Futbol ve büyü




GAZETE SAYFALARI


 



Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.