|
Ekopolitik şiir
Seçim sürecinden, politikadan bahsetmezsek olmaz.
Önümüzdeki günlerde, iş dünyasından belli olacak adaylar veya aday adayları ile ilgili bir şeyler karalarız; ama onun öncesinde de küçük bir anekdot iyi gider, diye düşündüm.
1960’lı yılların arsa spekülatörlerinden Muzaffer Naim Gölgelioğlu’nu artık hatırlayan çok azdır. İlk halka açık şirket olan Hestaş’ın kurucularındandır. İşte bu Gölgelioğlu’nun şiirle taşlama arası sözlerini aktarıyorum:
Taşlı tarla arpalık,
Eğer sapan yürürse.
Her köylüden bir tavuk,
Eğer köylü verirse.
Her derede değirmen,
Eğer suyu gelirse.
Bu gidiş iyidir,
Ama sonu gelirse...
Dünyaya taksitli kart dersi veriyoruz
Kaç kişinin cebinde kredi kartı var? 14 milyon adet, piyasada kredi kartı var. 7,5 milyon kişinin kart sahibi olduğu tahmin ediliyor. Yani, ortalama bir kişi iki kart kullanıyor. Fakat yine de, son yıllardaki taksitli, bonuslu, çok markalı olarak bilinen kredi kartlarında Türkiye’nin büyük bir başarısı var.
26-27 Eylül tarihlerinde Lizbon’da dünya bankacılarıyla ilgili bir toplantı var. Bu toplantıda General Motors’un çıkardığı GM Card gibi örneklerinin yanı sıra, Akbank’ın Axess’i de bir örnek vaka olarak, dünya bankacılarına anlatılacak.
İlk olarak, geçen şubat ayında Europay Academy’de 12-13 Avrupa ülkesinin katıldığı bir toplantıda Axess’in anlatılması istenmişti. Şimdi Güney Afrika’dan Akbank yöneticileri kartı anlatmak için davet aldılar. Yine Almanya’dan kartla ilgili bilgi almak için ilişki kurdular.
Bu ilginin nedeni şu: Axess programı, uygulamaya geçeli daha 8 ay olmasına rağmen, Avrupa’da en fazla yaygınlaşan kart oldu. Temmuz itibarıyla 1 milyon adede ulaşan Axess’in yıl sonuna kadar 1 milyon 300 bin adede ulaşması bekleniyor.
Aslında Türkiye, kart pazarında Ortadoğu’nun ve Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkesi durumunda. Ancak, Akbank yöneticileri başarılarını, bankanın yapısına, kartın özelliklerine ve teknolojik altyapısıyla ekibin gayretine bağlıyor. Ve doğru kişiye doğru ürün verdiklerini düşünüyor.
Taksitli kart olarak kamuoyunda bilinen Axess, Bonus ve World kart olarak duyduğumuz, gördüğümüz programların adı “çok markalı kart uygulamaları”. Kartlardaki elektronik çipler, kişisel bilgileri kart üzerinde taşıyabiliyor. Önümüzdeki dönemde, bu çipteki özelliklerin daha da geliştirilmesi bekleniyor. Benzeri uygulamalara diğer banka ve finans kuruluşlarının da geçmesi bekleniyor.
Maftirim’i bilir misiniz?
Maftirim, klasik Türk müziğinin nota, usul ve kuramlarına göre bestelenmiş İbranice tasavvufi ilahilerine verilen addır. 156 yıllık bir geçmişi olan Maftirim’in temellerinde Endülüs Müslümanlarından izler ve Osmanlı’nın zengin müziğinden etkilenme de söz konusu. Ama asıl gün yüzüne çıkma, Mevlevilerin etkisiyle oluyor.
‘Ekonomi yazısı içinde bunun yeri ne?’ diye içinizden geçiyordur.
Geçen pazar akşamı, iş dünyası Alarko Holding’in davetiyle Aya İrini’de bir araya geldi. Toplumun farklı kesimlerinden bin kişilik seçkin bir davetli topluluğu, İbranice ilahilerden başlayıp, sema ile devam eden ve “Bitmemiş Senfoni” ile anlamlanan gecede buluştu. Bir araya gelişin amacı, Üzeyir Garih’in ölüm yıldönümüydü.
Schubert’in Bitmemiş Senfoni’sinin buradaki amacı, Garih’in kurduğu şirketin bitmeyen bir senfoni şeklinde devam ettiğini anlatmak içindi.
Alkollü içki verilmeyen gece, manevi haz içinde geçti. Her üç dinin tasavvuf ögeleri kullanıldı. Seçilen İbranice ve Türkçe ilahiler anlamlıydı.
Geceye katılan kişilerin Garih’in kişiliği konusunda hiç şüpheleri yoktu. Ama hâlâ mahkemesi süren cinayet davasıyla ilgili kafalardaki sorular sürüyordu. “Cinayetin ardındaki niyet...” esrarını koruyordu. Arkadaşımız Faruk Mercan’ın yazdığı “Boğaz’ın Şövalyesi” kitabı, Üzeyir Garih’in bu son randevusunu çok güzel anlatıyor. Aslında bu soruların niye bu kadar ısrarla sorulduğunu anlamak için Garih’in hayatına bakmak lazım. Hayatıyla, düşünceleriyle, yaptıklarıyla bir ekol olan Üzeyir Garih’i anlamak için mutlaka okunması gereken bir eser...
Ölüm yıldönümündeki kalabalık ve farklı bir sunum, başkası olsaydı mümkün olmazdı gibi geliyor...
29.08.2002
|