|
Kahve ve kafein (2)
Güzel güzel kahve muhabbetine başlamıştık ki ÖSS sonuçları açıklandı ve muhabbetimize de gölge düştü. Puan ne kadar önceden bilinmiş de olsa, tercihlerde ne kadar dikkat edilmiş de olsa sonuç yine istenildiği gibi olmayabiliyor.
Diğer yandan ÖSYS sonuçları üzerinde durulmaya değer bilgiler içeriyor. (Form gönderme oranının nerede ise yarı yarıya olması gibi) Bunları gelecek haftalara bırakıyorum.
“Kahve ve kafein” başlıklı yazım sandığımdan daha fazla okuyucumun ilgisini çekmiş. Kahvenin neden muhabbet aracı olduğunu bir kere daha anlamış oldum. Bazı okuyucularım konu ile ilgili başka kaynaklarda rastladıkları bilgi ve haberleri de göndererek yardımcı olmaya çalıştılar. Kahvede bulunan kafeinin faydaları ile beraber fazla alındığı takdirde büyüme çağındaki çocuklar için zararlı olma riski de taşıyor. Vücudun kendi içinde ürettiği miktardan çok daha fazlası yetişme döneminde alınabiliyor, bu da olumsuz tesirler meydana getiriyor.
Kafeinin fazla alınmasının sebebi çok miktarda tüketilen birçok içecekte de bulunmasıdır. Bir kutu kolada ortalama (şirketlere göre değişebiliyor) 35–38 mg kafein olduğunu yazmıştım. Bir fincan kahvede 135 mg kafein olabilir; ama bir genç bu miktarı günde birkaç kutu kola içerek geçebilmektedir. Bu açıdan ele alındığında içecekler kadar riskli bir başka grubu da çikolatalar oluşturuyor. (14 tane küçük çikolota bir fincan kahveden daha fazla kafein içerebiliyor.) Büyüme döneminde alınan fazla kafein vücudun normal salgılarına ve sinir sisteminin dengesini ayarlamasına engel oluyor.
Durumun ciddiyeti üzerine özellikle fast–food tarzı yeme içmenin son derece yaygın olduğu ABD’de eğitimciler konu üzerinde çalışmalar yapıyorlar. Kamuoyu ve aileler bilinçlendirilmeye çalışılıyor, araştırmalar yapılıyor ve makaleler yayınlanıyor. Hemen her içecek tür ve markasının “kafeinsiz” çeşitleri bulunuyor. Bununla birlikte bu tür içeceklere en kolay ulaşma yollarından olan otomatik kola makinelerinin çok büyük bir kesiminde “kafeinsiz” seçeneği bulunmuyor. Bazı okullarda velilerden de gelen baskı üzerine bu tür makineler kaldırılıyor. Aynı risklerin geçerli olduğu ülkemizde ise henüz ciddi bir çalışma gözükmüyor.
ABD’de fast–food yerlerinde ve lokantalarda asitli içeceklerin bir kere parası ödendikten sonra istenildiği kadar içilebiliyor olması da ayrı bir alem. Garsonlu bir yere uğradı iseniz önce moraliniz bozuluyor. Size çok büyük bir bardakta içeceğinizi getiriyorlar; ama ne getiriş! Önce bardağı silme buz dolduruyorlar sonra da arta kalan boşluklara içeceği boca ediyorlar. Mevzuyu bilmeyince bariz biçimde kazıklandığınızı ve parayı buza yatırdığınızı düşünebiliyorsunuz. Azıcık tadayım diye iki yudum çektiğinizde bardağın boşaldığını görüyor, üstüne üstlük garsonun hemen gelip doldurduğunu da görünce iyice kötü oluyorsunuz. Ama kaç kere doldurursa doldursun sadece bir kere için para vereceğinizi öğrendiğinizde rahatlıyorsunuz. Birçok yerde bu doldurma işlemini kendiniz yapıyorsunuz ve seçenekler arasında “kafeinsiz” olanlar yine yok denecek kadar az.
Yetişme çağındaki çocuklar için bu riskleri taşımasına karşın kafeinin faydası çok. Son yapılan bazı araştırmalarda kansere karşı ilaç olarak kullanılabileceği üzerinde duruluyor. BBC’de yayınlanan bir haberde İngiliz bilim adamları önümüzdeki 5 ila 7 yıl içerisinde kafeinli bileşenler içeren yeni tür ilaçların çıkmasının beklendiğini ifade ediyorlar. Kısacası yaşınız müsaitse kahve muhabbetlerine devam!
29.08.2002
|