İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
30.08.2002
Cuma
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 

YAZARLAR


MUSTAFA ÜNAL m.unal@zaman.com.tr
 

Ne işin var burada?.. Ne işin var orada?..

En sıkıntılı aday adayı Yaşar Yazıcıoğlu olsa gerek. Çünkü AK Parti’den aday adayı olduğunu açıklar açıklamaz, iki değişik tepkiyle karşı karşıya kaldı.


Birlikte görev yaptığı bazı arkadaşları ‘Ne işin var orada?’ diye sitem ederken, AK Parti çevresinden bir grup ‘Ne işin var burada?’ şeklinde tepki gösterdi.

Sitemin de, tepkinin de nedeni Yazıcıoğlu’nun 28 Şubat sürecindeki göreviyle ilgili... Yazıcıoğlu, Refahyol’dan sonra kurulan Anasol Hükümeti’nin Başbakan Müsteşarı idi.

Batı Çalışma Grubu Silahlı Kuvvetler’in bünyesinden Başbakanlık’a ‘Başbakanlık Takip Kurulu’ adıyla taşındığında sorumluluğu müsteşar üstlendi. Yazıcıoğlu, Kurul Başkanı olarak uygulamaların altına imza attı.

Siyaseti 28 Şubat’ın refleksiyle kategorize eden bazı arkadaşları AK Parti’yi devletin temel değerleriyle sorunlu gördüğü için Yazıcıoğlu’na ‘Böyle bir partiden milletvekili olmayı nasıl düşünebilirsin?’ diyor.

Karşı taraf ise 28 Şubat’tan mağduriyetin faturasını bütünüyle Yazıcıoğlu’na kesiyor ve ‘AK Parti 28 Şubat’ın sivil generali diye bilinen bir ismi milletvekili yapmayı nasıl düşünebilir?’ diyor. Her iki tepki medyaya da yansımış durumda...

Dün Yazıcıoğlu ile uzun uzun hem tepkileri konuştuk, hem siyasi gelişmeleri değerlendirdik. ‘Tepkiler beni çok üzdü’ diyor. ‘Ne işin var orada?’ diyen arkadaşlarını ikna etmekte zorlanmadığını, gerekçelerini anlattığında kendisine hak verdiklerini söylüyor.

‘Ne işin var burada?’ diyenler Yazıcıoğlu’nu daha fazla üzmüş: ‘Beni, benimle konuşmadan yargılıyorlar. Ve inançlarımı sorguluyorlar. Ben inançlarıma düşkün bir insanım. Haksızlık ediyorlar.’ diyor.

Başbakanlık Takip Kurulu başkanı olarak bazı yanlışların altına imza atmış olabileceğini kabul ediyor Yazıcıoğlu. ‘Ancak...’ diyor ve ekliyor:

28 Şubat kararlarının alınmasında benim dahlim yok. Kararları ben masamda buldum. BTK’ yı ben kurmadım. BÇG’ yi sivilleştiren adamım. Sayemde askerlerle hükümet arasında yumuşak geçiş sağlandı.

Bu arada bazı insanlar zarar görmüş olabilir. 20 ay boyunca sayısız karara imza attım. Fakat bilerek hiçbir insana zulüm yapmadım. Ben olmasaydım 28 Şubat sürecinden normal döneme geçiş bu kadar yumuşak olmazdı.

BÇG ile BTK’nın uygulamaları arasında büyük fark olduğu aşikâr. BÇG’nin ‘irtica’ değerlendirmesi çok geniş alanı kapsıyordu. BTK dönemindeyse irtica ve laiklik kavramları daha makul çizgiye çekildi. Bunda siyasi otoritenin ve buna bağlı olarak Yazıcıoğlu’nun payı yadsınamaz.

Yazıcıoğlu’na göre, Türkiye’de 1960’tan itibaren halkın siyaset ve devletten böylesine koptuğu dönem hiç yaşanmadı. Ahlâki yozlaşmaya paralel olarak dürüstlük kavramı maddi ve devlet yönetimi açısından erozyona uğradı. Toplumun da siyasetin de yeniden yapılanmaya gitmesi kaçınılmaz...

Yaşar Yazıcıoğlu aktif siyasete atılma kararı verirken bu değerlendirmenin ışığında, son göreviyle de ilişkili olarak, kendisine çarpıcı bir misyon yüklüyor. Bu misyon; devletle milletin barışmasına katkıda bulunmak...

Yazıcıoğlu, misyonunun altını şöyle çiziyor: 30 yıllık devlet görevim var. Devletin değerleriyle milletin değerleri barışık değil. Çatışmanın nerede olduğunu, hangi nedenlerden kaynaklandığını biliyorum.

Yazıcıoğlu’nu AK Parti’ye yönelten neden, bu partinin yönetim ve kadro olarak, devletle millet arasındaki sürtüşmeyi ortadan kaldırmak için adım atmaya hazır olduğuna inanması... ‘Bu çok önemli bir imkan.’ diyor.

Gerçekten çok önemli bir misyon. Peki Yazıcıoğlu misyonunu hayata geçirebilir mi? Kritik süreçte BTK’nın başkanlığını yapmış olması elbette Yazıcıoğlu’na devletin hassasiyetlerine en ince ayrıntısına kadar nüfuz etme imkanı veriyor. Ve de böyle bir misyonu üstlenmeye...

Yazıcıoğlu’na göre atılacak ilk adım, rövanş alma düşüncesinin tümüyle zihinlerden silinmesi... Çünkü diyor, rövanş almaya kalkan karşısında rövanşı bulur. Bu da barış ortamını değil çatışmayı doğurur.

Başarı zor; ama imkansız değil. Bu misyon için çalışmaya değer. Bugün için iki farklı tepki arasına sıkışmış olan Yazıcıoğlu’nun donanımına bakarak misyonu adına olumlu adım atma şansına sahip olduğu kolaylıkla söylenebilir.


30.08.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (28.08.2002) - Seçimden kaçış nereye kadar?

> (21.08.2002) - Derviş’in sabrı

> (16.08.2002) - Kemal Derviş ‘CHP’ dedi

> (14.08.2002) - ‘Seçim ölümün provasıdır’

> (09.08.2002) - İttifakın kilidi: Çiller’in başbakanlığı

> (07.08.2002) - Seçimi ‘ekonomi şehitleri’ belirleyecek

> (02.08.2002) - Derviş’in eğilimi: Hiçbir partiye girmemek!

> (31.07.2002) - Sandığa doğru, endişeler

> (26.07.2002) - Derviş’in fikri

> (24.07.2002) - Ecevit: ‘3 Kasım’ tamam




GAZETE SAYFALARI


 



Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.