|
Şifre: Müslüm Baba!
Müslüm Baba, yokluğumu fırsat bilerek sahalara inmiş... Bu, bendenizi ne çok mutlu etti, bilemezsiniz...
Neden mi? Önce birinci sahaya inişine bakalım:
Beşiktaş’ın yeni transferi Amaral, Müslüm Gürses’e fiziki benzerliği nedeniyle taraftarlarca “Müslüm Ba–ba” diye tribüne çağırılıyor!
Beşiktaş’taki ‘Dövüş Kulübü’nün mümtaz üyelerinden Ali Eren, kurnazca bir yönlendirme ile “Amaral, Müslüm Baba’nın tıpkıbasımı” diyerek; başta sesi olmak üzere asıl kendisinin Baba’ya benzediği gerçeğini gizlemeye çalışıyor...
Amaral ise, havaya girerek, Baba ile birlikte şarkı söylemek istediğini ilan ediyor. (Bıyık ve saç eklenirse, arabesk “siyahi bir Müslüm Baba” kazanacak, buna zerrece kuşku yok. Fena mı yani? Baba’nın ‘light’ı Hakan Taşıyan epeydir piyasada, böylece Magnum’u da çıkmış olur!)
Baba’nın, Hakan’ın kasetini ilk dinlediği vakit, etrafındakilere, “Arkadaşlar iyi söylemişim söylemesine de, yalnız ufak bir sorun var, bu parçaları ne zaman söylediğimi hatırlamıyorum!” dediği rivayet edilir...
Gelelim, Baba’nın ikinci sahaya inişine: Müslüm Baba, kısa bir süre önce Açıkhava Konseri ile çok farklı bir dinleyici kitlesinin, daha doğrusu “seçkinler”in önüne çıktı; bu ‘toplum mühendisliği’ uygulamasının tutmadığına şahit olunsa da, Beşiktaş Başkanı Serdar Bilgili, ‘yeni transfer’ini konserde yalnız bırakmadı!
Baba’nın bu ‘açıkhava’ işi ile ‘merkez’ oyları almaya yönelik bir çıkış denediğinden söz edenler oldu. Baba, ise konseri “Enteliyle varoşuyla falan filan, buluştuk orada” diye yorumladı. (Varoştan gelenler, yani ‘havada, karada’ Müslümcüler, ‘yüksek fiyat’ uygulamasıyla sınırlı sayıda temsil edilebilmişler.)
Baba’nın ‘Muhterem’ eşi, “Enteller, Müslüm’ü zaten gizli gizli dinliyorlardı.” diyordu. Baba’nın merkezin oylarına talip olması ya da gerçekten merkezden oy alabilecek hale gelmesi vb. mutlaka üzerinde tartışmamız gereken konular da; Baba’nın hükümet olduğunda ne yaptığı hepsinden önemli!
Diyeceğim o ki, Müslüm Baba, bundan üç yıl önce Zaga’da ‘tersinden’ tarih yazmıştı: Baba, ‘ağlarını sermiş, bekleyen’ Okan’ın bir sorusuna, uzun süre düşündükten sonra “DÜŞÜNÜYORUM, ÖYLEYSE VARIM!” diyerek müthiş bir cevap vermişti...
Bu karşılık, stüdyoda ‘kıyamet’ bir alkışla karşılanırken, Baba asıl sınavın o saniyede başladığını anında fark etmiş ve süratle terleme sürecine girmişti. Okan, ağzı kulaklarında ve elbette “İşte şimdi yaktım seni” pozlarında bu ünlü sözün sahibini sordu, Baba’ya...
Doğrusu bu ya, kimse Baba’dan çıkıp bir kere daha onikiden vurmasını, yani “Descartes” demesini beklemiyordu. Ama en azından makul bir cevap bekliyordu; kendisini çok fazla madara etmeyecek makul bir yanlış cevap!
Müslüm Baba, düşündü, düşündü; sonra birden doğruldu kendinden emin havalarda, şöyle babalar gibi patladı:
“–Goethe!”
Stüdyodakilerin yarısı “kahkaha zehirlenmesi” teşhisiyle acil servise kaldırılırken; karizmasını kendi eliyle mideye indiren Baba ise programa ‘turşu’ markası olarak devam etti...
***
Müslüm Baba ile Tayyip Erdoğan’ı “merkez treninin iki yolcusu” olarak birbirine benzetenler var. “Varoşlar da, ortak noktaları...” diyerek...
Kuşkusuz AK Parti’nin yakaladığı rüzgarı tek başına ‘varoşlar’la açıklamak hayli yüzeysel bir izah olur. ‘Merkez’ olduğunu ileri süren partilerin toplumsal taleplere bütünüyle gözlerini kapamasıyla, varoş kavramı o kadar genişledi ki şehrin göbeğine geldi, oturdu!
AK Parti, ‘merkez’den yoğun bir ilgi göremese, zaten şu anda açık ara birinci parti haline gelemezdi. Üstelik, AK Parti, merkeze talip olduğu halde buna uygun bir çıkış yapamamıştı, şu anda bile bu yolda makası yeterince açtığı söylenemez...
AK Parti’nin mevcut gidişata güveni kalmayan ve ders vermek isteyen merkezin oylarını çoğunlukla alıyor olması onun merkez partisi haline geldiğini kanıtlamaya yetmiyor.
Gerçekten merkez partisi olmak istiyorsa, merkezdeki bir parti gibi hareket etmesi gerekiyor AK Parti’nin; ne var ki bu yolda ilerlediğini söylemek pek mümkün değil. Elbette 4 Kasım sabahından itibaren ne yapacağına bakıp nihai bir yargıya varmak mümkün olabilecek...
Müslüm Baba’nın “toplum mühendisliği projesi olarak” merkeze yolculuğu ile AK Parti’nin yolunu kesmek için de kullanılan bazı ‘merkez?’ oluşumlar arasında ‘kurgu’ bağlamında bir benzerlik var. Bu partiler, başta YTP, ‘merkezdeyiz’ demekle merkezden oy alınamayacağını algılayamadılar, seçimde pekala öğrenecekler!
En başta ANAP ve DYP’nin dükkanları “merkez”deydi de, ne oldu? Merkez Sağ, Yılmaz ve Çiller sayesinde un ufak oldu; iki parti de bugün merkezden en uzak mesafedeler...
‘Merkez’e bilet alan ve merkez sağdaki oyları kelimenin tam anlamıyla ‘küreyerek’ toplayan AK Parti ise, merkez partisi olmanın gereklerini hayata geçiremezse, finalde Müslüm Baba’nın Zaga’da düştüğü duruma düşer!
31.08.2002
|