| |
Ne soruyon!
Ne sorusu nasıl sorusundan önemlidir. İnsanların birçoğu, değişik şeylerin nasıl yapılacağı ile ilgilidir. Örneğin, nasıl konuşma yapılacağı elbette önemli bir konudur.
Konuşma yapmayla ilgili, nasıl sorusunun cevabını bulmak için insanlar hitabet ya da diksiyon kurslarına gidebilirler. Ancak, nasıl sorusu “ne” sorusunun cevabını vermez. Hitabet etme ya da konuşma yapmanın nasılını öğrenebilirsiniz, ama “ne” konuşacağınız daha önemlidir. Muhteşem bir konuşmacı, “ne” konuşacağına dair iyi bir cevap veremezse, nasıl sorusunun cevabı boşa gider. Elbette, “nasıl” sorusunun cevabı da bir o kadar önemlidir. Çünkü bazen harika bir mesaj da, işin nasılı iyi becerilemezse boşa gidebilir.
Diğer bir deyişle, ne yapılması gerektiğini bilebilirsiniz, ama nasıl yapılacağını bilmiyorsanız da başarısız olursunuz. ‘Bilenler ve yapabilenler’ diye bir deyim vardır. Bilenler, ne ve nasıl yapılacağı hakkında bilgi sahibi olabilirler; yapabilenler ise nasıl yapılacağını bilen ve uygulayabilenlerdir. Uygarlık tarihi, değişik şeylerin nasıl yapılacağı konusunda cevapların bulunmasıyla ilerlemiştir. Yemeğin, roketin, baskının, yönetimin, ampulün, bilgisayarın ve milyonlarca değişik şeyin nasıl yapılacağını bulmak uygarlığın gelişmesine yol açmıştır. Ancak, her nasıl sorusunun önünde “ne yapılacak” sorusunun cevabını bulmuş olmak vardır.
“Nasıl” sorusunun günümüzde yarattığı tuzak şudur: Birçok değişik problemin “nasıl” çözüleceğine ilişkin bilgi bulunmuştur; ama yaygınlaşmamıştır. Birçok insan, başkalarının bulduğu “nasıl” sorusunun cevabının peşine düşer. İşte tuzak buradadır. Bir başkasının bir şeyin “nasıl” yapılacağına ilişkin cevabı bulmuş olması, o şeyin yapılması gerektiğini göstermez. Bu tuzaktan çıkış yolu, biz bunu “neden” ve “ne için” yapıyoruz sorusunu sormaktır.
“Neden” ve “Ne için” soruları, aynı anlama geliyor gibi sanılsa da farklı anlamlar içerir. “Neden” sorusu, “neden dolayı” demektir. Yapmamız gerektiğini düşündüğümüz eylemin öncesindeki olaylar “nedenleri” oluşturur. “Ne için” sorusunun cevabı ise, yapacağımız eylemin sonucunda ulaşacağımız amaçları içerir. Özetlersek, “neden” yapacağımız eylemin öncesinde, “ne için” ise yapacağımız eylemin sonrasındadır.
Dolayısıyla bir şeyin yapılması gerektiği herhangi bir şekilde ileri sürülürse, onu “nasıl” yapacağımız sorusunun cevabına atlamadan önce onu neden, hangi nedenlerden dolayı; ne için, hangi amaca ulaşmak için yapmamız gerektiğini iyice tarif etmemiz gerekir.
Çocuğumuza özel ders aldıralım, diye düşünecek olursak, önce neden, ne için diye soralım. Özel ders aldırmak, aslında bir nasıl sorusunun cevabıdır. Ne için sorusunun cevabı, “çocuğumuz dersleri daha iyi öğrensin” ise, bu amaca ulaşmanın herhalde tek yolu özel ders değildir. Örneğin, çocuğumuzun başka çocuklara ders vermesini sağlamak, çocuğumuzun ekstradan hazırlanmasına yol açabilir. Hemen “nasıl” sorusunun cevabına odaklanmak, insanın düşünme sistemini kilitliyor ve belki de yanlış eylemleri gerçekleştirmek için sadece zaman ve kaynak harcıyoruz.
“Ne, nasıl, neden, ne için” sorularının üstünde tek tek durmak koşullanmışlıklarımızı kırma fırsatını yakalamamıza yardım edecektir.
Elbette, bu sorulara “neden olmasın” ya da “olmasa ne olurdu” gibi sorular da eklenebilir. Doğru cevaplara, ancak doğru sorularla ulaşılabilir.
01.09.2002
|