|
İngiltere hahambaşısı günah çıkartıyor
İngiltere Hahambaşısı Jonathan Sacks asrımızın en fazla “konuşan” ve “konuşulan” Yahudilerinden biri olmaya kararlı görünüyor. İngiltere’nin farklı Yahudi cemaatlerinin liderlerine dahi ayıracak vakti olmayan Sacks, gazeteci ve televizyonculara sıra geldiğinde uykusundan ve hatta temel prensiplerinden fedakarlıkta bulunmaktan çekinmiyor.
Bu konuşmayı seven hahambaşı bugünlerde suskun. Konuştuğunda da daha ziyade özür diler bir dille geçtiğimiz hafta The Guardian gazetesine yaptığı açıklamanın yanlış anlaşıldığı şeklinde demeçler vermekle yetiniyor.
Sacks’ın salı günü Anglo–Sakson medyanın anti–İsrail temsilcilerinden biri sayılan The Guardian’da yayınlanan söyleşisi İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarından rahatsız olan ve fakat bu politikaları İsrail halkına değil kısıtlı bir kısım siyasetçiye mal etmek isteyen insanları sevindirmişti. Demek Yahudi din adamlarının içinde de “hakkı hak bilenler” varmış dedirtmişti dünyaya Sacks. Temel mesajı “İsrail’in Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da yapageldiği şeyler Yahudiliğin en kutsal değerleriyle, ruhuyla çatışan şeylerdir. İsrail 1967’de işgal ettiği bu topraklardan çekilmeli ve Filistinlilerle insan onuruna yakışır bir şekilde muamelede bulunmalıdır.” şeklinde olan, ya da daha doğrusu, bu satırları manşete çekilen söyleşiden sonra Hahambaşı Sacks hayli zor anlar yaşadı.
Sacks’a zor anlar yaşatanlar ilginç bir şekilde Yahudi cemaatinin hem en radikal sağından hem de ‘İlerlemeci’, ‘Reformist’ ve ‘Muhafazakarlar’ gibi ılımlı cemaatlerden geldi. Bu cemaatler kendilerinin benzer eleştirileri zaman zaman dile getirmelerine bakmaksızın şimşekleri Sacks’ın kişiliğine çekmeyi başardılar. Bir anda “antisemitik haham” ilan edilmeye başlanan Sacks çareyi İsrail Hahambaşısı Meir Lau’ya yazdığı “yanlış anlaşıldım, sözlerim kasıtlı olarak çarpıtılmış” mektubunda ve bilahare de “söylediğim sözler İsrail’i samimiyetle destekleyen sözlerdi” savunmasında bulmuş. Doğrusu Sacks’ın çarpıtıldığını iddia ettiği sözlerinin hangisinin The Guardian’da çıktığı şeklinden farklı olduğunu bilmiyoruz. Ancak “Filistinli cesetlerinin yanında gülümseyen İsrail askerlerini gördüğümde şoke oldum”, “mevcut durum trajediden aşağı kalmaz bir durumdur”, “yapılanlar bir Yahudi olarak beni cidden rahatsız ediyor”, “bu kadar uzun süren bir çatışmanın ümitsizlikle birleştiğinde (herhalde Filistinlilerden bahsediyor) nefret ve duyarsızlığı kışkırtacağı ve bir kültürün yozlaşmasına yol açacağı muhakkak” gibi sözlerin hangisinin yanlış anlaşılmış olabileceğini merak ediyoruz doğrusu.
Sacks, İsrail ordusunun nisan aylarında Cenin’de giriştiği “demir yumruk” operasyonu sırasında çok farklı bir söylem benimsemişti. O günlerde Avrupa başkentlerinde İsrail’in politikaları eleştiriliyor ve bu eleştiriler yer yer baş gösteren antisemitik söylem ve eylemlerle de senkronize bir iniş–çıkış trendi sunuyorlardı. Sacks “Yeni Antisemitizm” adını verdiği bu eleştirileri yerden yere vururken eski antisemitizmin düşmanı Yahudi ırkı iken, bugün düşmanın İsrail devleti olduğunu ifade ediyor ve İsrail’in “kendini korumak” için giriştiği operasyonlara yönelik her eleştirinin altında antisemitik bir söylemin yattığını ima ediyordu. Bu Sacks’ın şimdi dönüp kendi ifadeleriyle “Yeni Antisemitizm”in BBC’den sonraki kalesi olmuş olan The Guardian’a söyleşi vermiş olması bile gariptir.
Herkesin değişme hakkı var. Sacks da çizgisini değiştirmiş ve mevcut çatışmanın daha fazla sürmesi halinde İsrail’in, bırakın Yahudiliğin, insan olmanın gerektirdiği ulvî değerleri dahi altüst etmeye hazır olduğunu düşünmeye başlamış olabilir. Ancak ben Sacks’ın hamlesini umumi menfaatleri çerçevesinde “beni eleştirmeyi dahi başkalarına bırakmamalıyım” stratejisine dayalı dahiyane bir hamle olarak görme temayülündeyim. Yanılıyor olmayı ne kadar isterim, bilemezsiniz...
02.09.2002
|