|
Bir gazeteci olarak Miloseviçler’in karşısında tanık olmak
Bir gazeteci olarak kendinizi BBC muhabiri Jackie Rowland’ın yerine koyun. Karşınızda dünyanın gördüğü, eli en kanlı diktatör devlet başkanlarından biri var ve siz onun aleyhine Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde tanıklık ediyorsunuz!
Bu durum bir gazeteci için gerçekten çok zorlu bir sınav olmalı. Hele de Yugoslavya Devlet Başkanı Miloseviç’in karşısında olmak...
Miloseviç bu mahkemede kendi savunmasını yaptığı için hem sanık hem de sanık avukatı pozisyonunda. Bu yüzden kendi aleyhine olan tanıkları kendisi sorguluyor. Lahey’deki mahkemenin geçtiğimiz günlerdeki tanığı BBC muhabiri Jackie Rowland’dı. Rowland’ın bir gazeteci olarak böyle bir davada tanıklık etmesi mesleğin etik ilkeleri açısından nasıl değerlendirilmeliydi?
Tabii ki her konuda olduğu gibi bu konuda da iki temel görüş ortaya çıktı. Birisi BBC, CNN, AP ve New York Times gibi etkili basın organlarının da aralarında bulunduğu 39 medya kuruluşunun, bir muhabirin savaş suçları mahkemesinde tanık olarak dinlenmesine karşı çıkan görüşüydü. Diğeri ise tabii ki antitezdi.
Dünyanın etkin yayın kuruluşları karşı çıkış gerekçelerini bir bildiri yayınlayarak ilan ettiler. Bu bildiride, gazetecilerin haber kaynakları konusunda ifade vermeye zorlanmamaları açısından taşıdıkları ayrıcalığın mahkeme tarafından tanınması gerektiği belirtiliyordu. Aynı zamanda Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin bir gazeteciyi tanık olarak çağırması hem böyle bir gelenek oluşturacak, hem de özellikle savaş alanlarında çalışan gazetecileri zor durumda bırakacaktı.
Diğer uçta bulunanlar ise gazetecilerin adalete yardım etmesi gerektiğine inanıyorlar.
Peki olay ne? Kosova’daki savaş sırasında bir cezaevinde bulunan tutukluların NATO bombardımanı sırasında öldüğü Miloseviç tarafından iddia ediliyor. BBC muhabiri Jackie Rowland da bu iddiaya karşı çıkıyor. Çünkü Rowland, bombardımandan sonra cezaevini gezmesine izin verilen gazetecilerden bir tanesi ve ölümlerin NATO bombardımanından değil de Yugoslav ordusundan kaynaklandığını söylüyordu. Delil olarak da bombardımanda cesetlerin parçalanmış olması gerektiğini, oysa cesetlerin parçalı olmadığını savunuyordu.
Doğrusu böyle bir mahkemede bir gazetecinin tanıklık etmesi gazetecilerin bağımsızlığına gölge düşürüyor. Böyle tanıklıklar gazetecilerin haber kaynaklarına ulaşmalarında önlerine engeller de çıkarabilir. Böyle gerilimli bölgelerde çalışan gazeteciler için böylesi tanıklık tecrübeleri onların hayatlarını da tehlikeye atabilir.…
İyi ama mahkeme bir diktatörü suçlayabilmek için yeterli delillere sahip değilse ve bu deliller bir gazetecinin sağlayabileceği deliller ise...…
Görüldüğü gibi her iki tarafı da pis bir vaka. BBC muhabiri tanıklığı kabul etti; ama daha önce Miloseviç davasında tanıklık yapması istenen Washington Post muhabiri Jonathan Randhal bu talebi geri çevirmişti: Çünkü ona göre gazetecilerin mesleki donanımları kovuşturma malzemesi yapılamazdı.
Gazetecilerin elbette böylesi durumlarda tanıklık edip etmeme konusunda hür olmaları gerekiyor. Ancak adaletin sağlanması açısından illa onların tanıklıklarına başvurulması gerekiyorsa bu tanıklığın gizliliği sağlanmalı!
Peki Jackie Rowland’a tanıklıktan sonra ne oldu dersiniz? Elbette kimse ona bir şey yapabilmiş değil. Ama bu tanıklıktan sonra onun mesleğindeki Balkanlar bölümü de sona erdi!
02.09.2002
|