|
Ah babacığım bir bilseydin!
Sizlere 12 Haziran 2002 tarihinde Almatı–Kazak–Türk Kız Lisesi’nin veda programında annesi Alman, babası Rus olan Lena Urih isimli bir kız öğrencinin, internetten bulduğu Neşe Yılmaz isimli bir bayanın vefat etmiş babası için yazdığı Türkçe şiiri okumasından söz etmek istiyorum.
Bu şiiri Lena güzel Türkçesiyle, Almatı’dan programa katılanlara hisli ve heyecanlı bir şekilde okudu:
“Babacığım keşke seninle aynı gün ölebilseydim.
Ardında aslında mutsuz bir nefes bıraktın
Kulağımda çınlayan hoş bir ses bıraktın
Hakkın yoktu inan hiç hakkın yoktu
Beni çok erken yetim bıraktın.
Ah! Bir bilsen seni ne çok özledim
İnan o çocuk ruhumla gelirsin diye
Yıllarca bekledim.
Hiç inanmadım öldüğüne
O çizgili pijamalarınla
Pencerenin önünde buluvereceğim sandım hep
Uzansam tutacağım sandım
Günde bin kez uzandım, bir kez bile tutamadım
Gördüğüm her ak saçlı adamı
Sensin sandım zaman zaman
Karşımdasın gibi gördüm kimi an
Ama kayboldun duman duman!...”
Buraya gelince Lena artık gözyaşlarını tutamadı. Ama ağlayan sadece o değildi. Salonda bulunan herkes ağlıyordu. Sonra tekrar kendisini toparlayıp şiirini şöyle tamamladı;
‘’Ah! Bir bilsen babacığım, bu yetimlik ne yaman...
Sen gittin gideli sevmiyorum o bayramları
Yalan değil kıskanıyorum babası olanları...
Hele o ‘Babalar Günü’ var ya babacığım
O gün kahroluyorum...
Sanki derin sanki dipsiz kuyularda boğuluyorum...’’
Şiir bitmişti herkes Lena’yı alkışlıyordu. Lena alkışlar bittikten sonra okulu, öğretmenleri ve okula tâ uzaklardan destek verenler için şiiri kadar güzel sözler söyledi. Eğer müsaade ederseniz o sözleri de ben Lena’yı takliden şiirleştirmeye çalışayım:
“Ama şimdi ben buldum yepyeni
Hem sevimli ailemi
Artık düşünme beni
Düşünme babacığım e mi?..
Şu sımsıcak yuvamda mutluyum
Hem geleceğimden umutluyum.
Öğretmenlerim ve güzel çevrem
Öyle kucakladılar ki beni
Yağdırıyorum hep bahtıma tebessümleri!
Buralar için ne söylesem bilmem;
Okul mu yoksa cennet mi desem?!.’’
Son sözler herkesi duygulandırmıştı. Bunun üzerine söz alan İzmir Şifa Hastanesi Başhekimi Doktor Mahmut Akdoğan his ve mantık yüklü bir konuşma yaptı ve Lena’nın ‘ Babalar Günü’ ile ilgili sözüne atıfta bulunarak ‘’Ben de hanımım vefat ettiği için ‘Anneler Gününde’ çocuklarımı arabaya alıp uzaklara götürüyorum. Çünkü herkes hediyeler alıp annesine koşacak. Bizim çocuklar da boyunlarını bükecek... Lena’yı çok iyi anlıyorum.’’ dedi.
Lena yurtdışına açılmış olan yüzlerce Türk okullarından sadece birisinde bağrımıza basılan yavrularımızdan birisidir. Evet bütün bu gayretler sadece bir tane Lena’nın gözyaşını bile dindirmek için olsaydı yine hedefine ulaşmış olurdu. Unutmayalım ‘Yetimin ağlayışından arş titrer’. Ve yine unutmayalım bu güzel hizmetlere reva görülen bet muamelelerden de yine arş sallanıp ihtizaza gelir. Allah (cc) onların haklarını hiç kimsede de bırakmaz...
03.09.2002
|