| |
Heidegger, şiir ve kutsallık
Şiirle Kutsal–Olan arasındaki bağıntı, yanılmıyorsam eğer, ilk defa, kuşatıcı ve temellendirici bir yaklaşımla, Heidegger tarafından soruşturulur.
Bu soruşturmayı, özellikle, Hölderlin’in şiirinden yola çıkarak yapar Heidegger. Aslında, sadece şiir ile Kutsal–Olan arasındaki bağıntı değildir Heidegger’in sorguladığı;– Şiir ile Felsefenin–doğallıkla Platon’dan Hegel’e kadar uzanan Akıl geleneğinin (“Metafizik Gelenek’in) göz ardı ettiğini düşündüğü Varlık’ı, dolaysız bir kavrayışla, ancak şiirin dilegetirebileceği kanısındadır. Felsefenin yapamadığını, Şiir yapacaktır! Şöyle der Heidegger: ‘Adlandırılmış olan’ın, Varlık’ın özü (‘Wesen’), Söz’de (‘Wort’) dilegelir. Söz, Varlık’ın özünü adlandırarak, öz’e ilişkin olanı, öz’e ilişkin olmayandan (‘das Wesen von Umwesen’) ayırır.’ Dil, Varlığın evi’dir ona göre. Dilin varlığını Varlığın diline dönüştüren de şiirsel düşüncedir. ‘Şiirsellikle barınır insan’ (...dichterisch wohnet der Mensch’). Heidegger’in çok sevdiği metaforlarla söylersek, düşüncenin ‘inşa’ (‘bauen’) gibi aktif ve ‘yerleşme’ (‘wohnen’) gibi pasif yönleri, felsefi düşünce söylemini Platon’dan bu yana berbat eden ne varsa tümünün silinip süpürülmesine yol açacak olan şiirsel düşünceyi hazırlar. Heidegger üzerine yapılan gerçekten çok değerli çalışmaların derlendiği ‘Patikalarda (Yayıma Hazırlayan: Hasan Ünal Nalbantoğlu, İmge Yayınları, Ankara 1997) Adile Arslan’ın özetlediği gibi, ‘Hakikati ortaya çıkaran, şiirsel olan’dır. (...) Dil ki özünde şiirdir, var–olanları adlandırdığında onları hemen söze ve Varlığa kavuşturur; şeyleri Varlıklarından çağırarak, Varlıkları adına görevlendirir. Burada hakikati gönderen yazgı olarak Varlık örtülü de kalsa, şiir, dünyanın yazgısının habercisidir.’
Heidegger için Hölderlin şairlerin en büyüğü, ‘şairler şairi’dir;– şiirin özünü dilegetirir çünkü! Şiirin özü ise, ‘parousia’nın ya da ‘Varlık’ın dolayımsız kavranışının dilegetirilmesidir. ‘Parousia’, Platon ve Aristoteles’in metinlerinde geçen ve Türkçeye ‘pay alma’ diye çevrilen bir kavram: Aristoteles, Metafizik’de, İdea’lar Kuramından söz ederken, Platon’a göre ‘şeyler(in) kendileriyle aynı adı taşıyan İdealardan pay almak suretiyle’ varolduklarını söyler.
Açıkça anlaşıldığı gibi, Heidegger, ‘parousia’yı, Platon ve Aristoteles’ten çok farklı bir bağlamda kullanıyor: Platon için “parousia”, şeylerin İdealardan pay alarak varolmalarını imlerken, Heidegger de Varlık’ın Söz’den “pay alarak” dolayımsız dilegetirilişini imler. Şiirin özü Varlık’ın parousia’sını, doğrudan ya da dolayımsız hakikat kipinde dilegetirir. Heidegger’in şiirden beklentisi budur...
Paul de Man, ‘Blindness and İnsight’da Heidegger’in bu beklentisini eleştirerek sorgular. Ona göre, Şiir, Varlık’ı dolayımsız dilegetirmek imkanından mahrumdur, ‘çünkü, söz söylenir söylenmez, dolayımsız olanı yok eder ve Varlık’ı dilegetirecek yerde, tersine, sadece dolayımı dilegetirir.’
Bu imkansızlık, Heidegger’in Kutsal–Olan’a ilişkin olarak söylediklerinde de kendini belli eder. Heidegger, Hölderlin’in Varlık’ın özünü, dolayımsız hakikat olarak Kutsallık (‘das Heilige’) ile Söz’ün birliğinde temellendirdiğini önesürmüştür ki, bu, Paul de Man’a göre, bir yanlış ya da ‘kör okuma’dır. Heidegger, Kutsal ile Söz’ün birlikteliği, Hölderlin’in ‘Und was ich sah, das Heilige sei mein wort’ dizesinde ifadesini bulur (Dr. Oruç Aruoba çevirisiyle: ‘Ve gördüğüm, Kutsal olan, sözüm olsun benim!’). Heidegger bu dizeyi Dil ile Kutsallık arasındaki birlik arzusunun, şiir aracılığıyla gerçekleşmesi olarak yorumlamıştır ki bu yorum, Paul de Man’ın kanaatine göre, dizenin gramerini göz ardı eden bir ‘kör okuma’ ile malûldür. Heidegger, dizeyi, ‘Ve gördüğüm, Kutsal olan, Sözüm olsun benim’ diye değil, ‘Ve gördüğüm, Kutsal olan, Sözümdür benim’ diye okumuş ve onu Dil ile Kutsal olan’ın birliği arzusunun değil, bu arzunun gerçekleştiğinin dilegetirilmesi olarak yorumlamıştır. Bir arzunun dilegetirilmesi başka, o arzunun gerçekleştiğinin dilegetirilmesi ise, elbette, başkadır.
Heidegger şiiri, Hıristiyan ilahiyatı bağlamında okuyor. İslamiyet’te ise, Kutsal olan’la Söz arasındaki bağıntı, çok daha problematiktir. Bu meseleye önümüzdeki hafta devam edeceğim.
04.09.2002
|