İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
06.09.2002
Cuma
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 
 

YAZARLAR


ALİ ÜNAL ali.unal@zaman.com.tr
 

Şeytan çağı

Bütün İlâhî kitaplarda, Âhir Zaman denilen ve insanlığın veya dünya hayatının son dönemiyle ilgili açık ya da örtülü haberler yer alır.


Hadis kitaplarında bu konuyla ilgili hadisler, daha çok “Kitabü’l–Fiten” başlığı altında toplanmıştır. Bu haberlerde sunulan tablonun bir yüzünde müjdeler ve, meselâ bir portakalı 5–10 kişinin yiyip, kabuğunda gölgeleneceği, bir ev balkonu kadarlık bir alanda yetiştirilen buğdayın bir aileye bir yıl yeteceği, zamanın ve mekânın daralacağı gibi ilmî gelişmelerle ilgili ‘gaybî’ haberler yer alırken, diğer yüzü ise oldukça karanlıktır. Bir hadis–i şerifte, cihan çapında çok büyük savaşlar, toplu ölümler, karışıklıklar, depremler gibi menfiliklerin teşkil ettiği bu yüz için “şeytan çağı (karnü’ş–şeytan)” tabiri kullanılır. Yani şeytan, tarih boyu en geniş çaplı hakimiyetini bu dönemde kuracak, bununla birlikte, antrparantez ifade edecek olursak, bunun karşısındaki müsbet dinî hizmetler de, dünyanın yıkılışa geçeceği âna kadar terazinin kefesinde onun hakimiyetini aşacak derinlik ve genişlikte olacaktır. ABD’nin 11 Eylül’ün arkasından en dar çerçevede İslâm dünyası çapında giriştiği, girişme hazırlığı içinde bulunduğu operasyonların altında, şuuraltı olarak bu haberlerin tesirinin bulunduğu da pekalâ söylenebilir. Nitekim, 3. Milenyum dedikleri 2000’li yılların girişinde Batı dünyasında, bu binyılla ilgili çok karamsar yayınlar yapılmıştır.

Şeytan Çağı’nın, tabiatıyla şeytandan kaynaklanan en önemli özelliği nifak ve onun temeli olan yalandır. Yalanın vücut verdiği nifakın en belirgin yanı, her gerçeği tersine gösterme, doğruları yanlışlara, güzellikleri çirkinliklere alet etmedir. Gerçekten de, tarihte yalanın bu kadar revaçta olduğu, en güzel kelime ve kavramların en çirkin davranışlara alet edildiği, en büyük kötülüklerin en süslü ifadelerle, “zehirin 24 ayar altın kaplarda” sunulduğu bir başka dönem yaşanmamıştır.

Birkaç yıl önce, bir medya grubu, sahibi ve bütün önde gelen mensuplarıyla bir araya gelip, doğru yayıncılık, basın–yayın ilkelerine uyma konularında söz vermiş, deklarasyonda bulunmuş, hattâ içlerinden birkaç tanesini bu meselenin takibinde denetleyici olarak seçmişti. Aslında bu, “bu grubun bütün yayın vasıtalarının tek telden çalacağı ve hep bir ağızdan aynı noktaya vuracakları veya aynı konuyu savunacakları” anlamına geliyordu. Nitekim birkaç gün geçmişti ki, ülkede 1 hafta süreyle korkunç ve kapkara bir kasırga estirildi. Bir hafta kadar önce, medyada yine benzer bir hareket oldu ve benzer bir deklarasyon yayınlandı. Esasen, o ana kadar yapılan yayınlarda, deklarasyonlarda dile getirilen ilkelere uyulmadığının tam bir itirafı olan bu hareket ve deklarasyonu da, aynen önceki gibi değerlendirebilirsiniz. Nitekim, hemen arkasından yapılan ve muhataplarının tekzipleriyle çok açık yalan oldukları apaçık ortaya çıkan yayınlar, meselenin özünü ortaya koymuş bulunuyor.

Türkiye, bilhassa şu son dönemde yoğun biçimde AB konusunu tartışıyor. Daha önce bu sütunda dile getirildiği gibi, ne AB, ne, çok açığa vurmasalar da, aynı konuyla doğrudan ilgisi bulunan ABD ve İsrail, ne de Türkiye içinde AB taraftarı görünen kesimlerin önemli bir bölümü, görüş ve politikalarında samimi ve Türkiye lehinde değillerdir. Ülkemiz içinde AB taraftarı bazı samimi, safdil kişiler hariç, AB’ye taraftar görünen birtakım medya ve sermaye grupları, Türkiye’nin gerçek manâda ve AB ölçüleri çerçevesinde AB’ye girmeye asla taraftar olamazlar; hattâ bu çevreler, AB karşıtlığını samimiyetle ortaya koyanlardan daha fazla AB’ye girmemize karşıdırlar. Aksi, politikadan ve politik cereyanlardan, nihaî planda İslâm lehine beklentilere kapılmak gibi, eşyanın tabiatının değişmesi, hakikatin tersine dönmesi manâsına gelir ki, ikisi de muhaldir.

Çağın en önemli özelliğine örnekler saymakla bitmez. Bilhassa politika sahasında bunun çok örnekleri sıralanabilir. Fakat önemli olan, mü’minlerin bu gerçeği görebilmesidir. Kur’an–ı Kerim’in münafıkları bütün yanlarıyla deşifre etmesi, bu açıdan oldukça anlamlıdır. Fakat ne yazık ki, Müslümanlar, Kur’an’ı okumuyorlar veya okuyorlar, anlamıyorlar; veya anlıyorlar, itibar etmiyorlar; veya itibar ediyor fakat, sözlerini, düşüncelerini ve davranışlarını Kur’an’a uydurmak ile aralarında çok engeller var ve bu engelleri aşamıyorlar. Dolayısıyla, sürekli aldanıyor ve bir delikten en fazla iki defa değil, defalarca ısırılıyorlar.


06.09.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (30.08.2002) - Seçime doğru

> (23.08.2002) - Diyanet ve İslâmiyet

> (16.08.2002) - Devam eden senaryo: Tanzimat

> (09.08.2002) - İslam ve ‘globalleşme’ye cevap?

> (02.08.2002) - AB ve globalleşme

> (26.07.2002) - Sosyolojik ve siyasal bilimsellik ve objektiflik

> (19.07.2002) - İslâm ve muamelelerimiz

> (12.07.2002) - Başörtü meselesinin altındaki asıl gerçekler

> (05.07.2002) - Son siyasi gelişmelerin manâsı

> (28.06.2002) - DUA




GAZETE SAYFALARI


 



Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.