|
İyi bir CD nasıl olmalı?
Son yıllarda çok sayıda Türk musıkisi CD’si yayınlandı. Kalan Müzik gibi bu alanda uzmanlaşmış yayıncı şirketlerin ortaya çıkmış olması da sevindirici.
Prodüksiyon şirketlerinin yanı sıra Yapı ve Kredi Bankası gibi promosyon amacıyla ya da sponsor olarak Türk musıkisi yayın ve prodüksiyonlarını finanse eden kuruluşlar da var. Son birkaç yılda yüzden fazla Türk musıkisi CD’si yayınlandı. Bunların birçoğu da 78 devirlik taş plaklardan derlenmiş, “temizlenip” aktarılmış eserlerden oluşuyor.
Yayınlanan CD’nin teknik kalitesi başta gelen unsur. Çünkü eski kayıt tekniklerinin sebep olduğu parazit sesleri ayıklama işlemi teknik açıdan mükemmel bir biçimde yapılmadığı zaman, örneğin, bir Tanburi Cemil taksimini, ya da bir Hâfız Kemal gazelini bin bir cızırtı ve hışırtı arasından zar zor seçmek zorunda kalıyoruz. Çalına çalına aşınmış bir 78’lik plağı artık bugün kabul edilemez bir akustik seviye, sürtünme sesleri ve parazitler arasından dinlemek (daha doğrusu, sadece aslını tahmin etmeye çalışmak) mecburiyetinde kalıyoruz.
Eğer bir arşiv yayını yapmak, yani esas itibarıyla geçmişin değerli ses kayıtlarını gelecek kuşaklara taşımak söz konusuysa eski kaydın bugünkü seviyeye getirilmesinin maliyetini kabullenmek gerekiyor. Yoksa, dinlenmez bir CD’nin eski taş plaktan ne farkı var ki? Yayınlanmış arşiv CD’lerinin hepsinin bu açıdan iyi bir seviyede olduğunu söyleyemiyoruz maalesef. “Temizlenme” işleminin yurtdışında yapıldığı durumlarda bile sonuç pek iç açıcı olmuyor bazen. Yok eğer söz konusu olan yeni bir müzik kaydı ise, kaliteli bir stüdyoda dengeli bir şekilde yapılması şart. Bugünün dinleyicisine sunulan Türk musıkisi eser ve yorumlarının teknik altyapısının uluslararası standartlarda olmasını beklemek hakkımızdır elbette.
Yayınlanan CD’ye eklenen metinlerle ilgili sorunlarla da sık sık karşılaşıyoruz. Bu metinler aslında çeşitli açılardan çok önemliler. Hem CD’nin kökeni, yapımı, teknik ayrıntıları, tarihi hakkında bilgi verirler, hem de icra edilmiş eserler ve icracılar hakkında dinleyiciye yararlı bilgiler sunarlar. Avrupa ve Amerika’daki en kaliteli müzik yayıncıları, diske ilaveten sunulan bu tür broşür ve kitapçıkları o müziğin uzmanlarına yazdırırlar. Bu metinler bazen bir 50–60 sayfalık bir kitapçık boyutunda olabiliyor. Bazı metinler de birer gerçek bilimsel, müzikolojik araştırma niteliği taşır.
Türkiye’de bu konuda bir eksiklik olduğu ayan beyan ortada. Gerçi bu alanda olumlu örnekler yok değil. Kalan Müzik’in yayınladığı disklerin yanı sıra verilen, birçoğunu Bülent Aksoy, Cemal Ünlü gibi uzman kişilerin kaleme aldığı kitapçıklar gerçek bir emek mahsulüdürler. Yapı ve Kredi Bankası’nın bugüne dek yayınladığı birçok CD’de bu konuda özenli davranılmış.
Ama bu özenli ve dinleyiciye saygılı tavır maalesef henüz genel bir kural haline gelememiş Türkiye’de. Piyasaya çıkan birçok Türk müziği diskinde doğru dürüst bir tanıtım yazısı yok. Ne icracılar, ne besteciler ne de eserler doğru dürüst tanıtılmış ya da yorumlanmış. Eğer içerdiği müzikler daha önce yayınlanmışsa bu da sık sık belirtilmemiş. CD’nin içeriğinin tam olarak ne olduğu da bazen belirsiz. Kapakla içerik arasındaki ilişki muğlâk. Eklenen İngilizce çeviri ya da sunuş yazısı ise sık sık hem yetersiz hem dil açısından bozuk.
Bunlar müziğin kendisi değil elbette. Müziğin kendisi CD’nin içinde. Ama diskin dinlenebilirlik vasfını etkileyen ögelerdir bu ayrıntılar. Yani tüm Türk müziği yayıncılarının bundan böyle daha dikkatli olmaları gereken hususlar.
08.09.2002
|