İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
14.09.2002
Cumartesi
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 
 

Dış Haberler...(Bütün Haberler)

dishaberler@zaman.com.tr

 

Savaşın eşiğindeki Bağdatlılar, İbrahim Tatlıses’le eğleniyor

Bağdatlılar; ambargoya ve savaş söylentilerine inat yüzlerindeki tebessümden hiçbir şey kaybetmemiş. Ancak hastanelerdeki günahsız çocuklar, boynu bükük savaşın acı yüzünü gösteriyor. Bu manzara, Birleşmiş Milletler'in gıda karşılığı petrol politikasının nelere yol açabileceğinin de göstergesi.

Irak’ın başkenti Bağdat, muhtemel bir ABD operasyonunda öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Irak’ın öteki yüzü Bağdat’ta yaşayan halk, ambargoya ve savaş söylentilerine inat çehrelerindeki tebessümden hiçbir şey kaybetmemiş. Sadece Türk gazetecilerini değil, ABD’li ve İngiliz gazetecileri de aynı misafirperverlikle ağırlıyorlar. Irak halkı Türkiye’yi sanıldığından daha fazla tanıyor. Türk firmaları buralarda en ciddi, en güvenilir markalar olarak biliniyor. Hemen her evde bir Türk ürününe rastlamak mümkün. Zaten Arçelik ve Vestel buranın vazgeçilmezleri arasına girmiş. İbrahim Tatlıses’in Sabuha ve Pala Remzi türküleri Bağdat sokaklarında yankılanıyor. Sibel Can ve Mahsun Kırmızıgül de Irak halkı tarafından sevilen isimler arasında.

Körfez Savaşı’nın ardından yükselen hastalık grafiklerini düşürmek için büyük çaba sarf eden Irak Sağlık Bakanlığı, 1998 saldırılarının ardından çökmüş. Bombalar, Irak’ın sağlık politikalarını da vurmuş. Hastalıklar arasında ilk sırayı kanser alıyor. Lösemiye karşı mücadele oranı dünya genelinde yüzde 75 iken, aynı rakam Irak’ta ilaç yetersizliği sebebiyle sadece yüzde 5’ler seviyesinde. Iraklı doktorlar lösemiye karşı ilaç geliştirebilmek için mantarlar üzerinde deneyler yapmaya çalışıyor.

Irak’ın görünmeyen yüzünü teşkil eden bu insanlar, ambargoya ve savaş söylentilerine inat, güleryüzlü; sadece bize değil, ABD ve İngiliz gazetecilere bile misafirperverliklerini sergiliyor. Sokaklarında, çifte medeniyet izini bulmak mümkün. Irak, bir yandan Arap medeniyetine olabildiğince bağlı, bir yandan da temizliğinden kültürüne, farklı dinlere saygısıyla tam bir Osmanlı. Irak’ın beğenilmeyen yönetiminde 6 Kürt, 2 Hıristiyan bakan var. Saddam’ı yurtdışında temsil eden iki kişiden Taha Yasin Ramazan Kürt, Tarık Aziz ise Hıristiyan olan Irak vatandaşları. En büyük sıkıntıyı Şiî nüfus yaşıyor. Ülkenin % 60’ına sahip Şiîler, yönetimi % 40’lık Sünnîlere kaptırmanın sancısını yaşıyor. İşte ABD’nin yapacağı bir operasyonda en büyük dayanağı da bu % 60’lık mutsuz Şiî nüfus olacak.

Irak’a adımımızı attığımız Saddam Uluslararası Havaalanı ile kaldığımız otele kadar yollarda bir çöp bulmak ne mümkün. İnsanlar, fakirlik sınırlarının çok altında yaşamasına karşın, ahlaki değerlerinden hiç taviz vermemiş. Taksicilerinde, bazılarımızın sık yaşadığı, yabancıyı kazıklama gibi eğilim yok. Buna mukabil bahşiş kültürünü bir hayli geliştirmişler. Siz verene ya da onlar koparana kadar bahşiş ricaları bitmiyor. Bahşiş kültürünün Irak’la bütünleştiğinin farkına varıyorsunuz. Irak’ın bahşişle birlikte ikinci bir gerçeği de Saddam Hüseyin büstleri ve resimleri. Havaalanından başlayarak her kilometreye bir büst ve onlarca Saddam resmi düşüyor. Anlaşılan Londra’da gölge hükümet kurmaya çalışan Irak muhalefetinin Bağdat’a yolu düşmemiş. Sokakta, çarşı ve pazarda Saddam kelimesi gönüllerden bize yansıyor. Kâbus senaryolarımızı süsleyen bu bilinmez lider, Irak halkının kurtarıcısı rolünü üstlenmiş. Bağdat’ta iklim, Dicle’nin de etkisiyle büyük değişim gösteriyor. Halkla kaşnaşmaya başladıkça Irak sokaklarında beklentilerin ötesinde tanındığımız ortaya çıkıyor. Türk firmaları buralarda en ciddi, en güvenilir markalar olarak tanınıyor. Sözgelimi girdiğiniz hemen her evde bir Türk ürününe rastlıyorsunuz. Zaten Arçelik ve Vestel buranın vazgeçilmezleri arasına girmiş. ‘Siz dostumuzsunuz.’ diyenleri duymaya alışmıştık; ama İbrahim Tatlıses’in ‘Sabuha’sını, ‘Pala Remzi’sini seslendirdiklerini duyunca biz de onlarla dost olduk. Sibel Can ve Mahsun Kırmızıgül de Irak halkı tarafından sevilen isimler arasında yer alıyor.

‘Hasan Şaş da gelmiş!’

Televizyonu açtığınızda karşınızda ATV’yi bulmanız mümkün. Biraz izledikten sonra anlıyorsunuz ki Sibel Can’ın şarkılarını ATV’den kaydetmiş aynen yayınlıyorlar. Tanınmışlığımızın ölçüsünü, saçları dökülmüş, bir kameraman arkadaşı gören Iraklı askerin “Ooo, Hasan Şaş da buradaymış!” sözleri yeterince özetliyor sanırım.

Zaman, Türk – Irak Dostluk Derneği tarafından düzenlenen Irak gezisine, 28 gazeteci içerisinde katıldı. Genel itibarla siyasi temasların ağırlık kazandığı gezide yakaladığımız boşlukları halkla kaynaşma fırsatı olarak değerlendirdik. Bağdatlılar, sıcak, espri kültürü gelişmiş, bir o kadar da zeki insanlar. Burada tek yasak devlet başkanları ve ailesi hakkında konuşmak. Kaldığımız Al Reşit Oteli’nin internet salonunda her milletten insanı bulmanız mümkün. Yani ambargo ve savaş söylentileri meraklılarını buralara çekmiş.

Sokakların, yaklaşan savaş tehdidiyle pek alakası yok. Ambargonun etkilediği pazarlarda her şey var; ama oldukça pahalı. Ulaşım için kullandığımız taksicilere bu anormal şartlarda bu derece doğal seyrin nedenini soruyoruz. Biri “Biz savaşlarla beraber yaşamayı öğrendik. Sonuçta ölenle ölünmüyor. Bunun yanında pek çok fakir insan Kuveyt’e girilmesiyle beraber oradakilerden aldıklarıyla zenginleşti. Yani biz savaşlarla yaşamaya alıştık.” diyor. Bir diğeri kendisinin ayda 60 dolara yakın bir kazancı olduğunu ve bunun Irak şartlarında ‘hatırı sayılır bir maaş’ sayılabileceğini belirtiyor.

İlaç yok, lösemi hastası çocuklar esir!

Bağdat’ın hastaneleri hiç de iç acıcı olmayan manzaralarla dolu. Körfez Savaşı ve 1998’de yapılan hava operasyonlarıyla yıkılan kimyasal silah fabrikalarını saymazsak belki de savaşı hatırlatan tek manzara burada dikkati çekiyor. ‘Bize Saddam yeter’, sözleri dillerde birer slogan olarak dursa da, hastanedeki günahsız çocuklar, boynu bükük savaşın acı yüzünü gösteriyor. Pek çoğu lösemi hastalığına yakalanmış bu çocukların yanı sıra yetersiz beslenme nedeniyle erken doğum yapmış, çocuklarının başında bekleyen genç anneler “Artık savaş istemiyoruz.” düşüncesini seslendiriyor.

Hastanelerdeki manzara BM’nin gıda karşılığı petrol politikasının nelere yol açabileceğinin de göstergesi. Yüzlerce hastanın beklediği ilaçlar, ‘kimyasal silah yapımında kullanılabilir’ gerekçesiyle aylardır gönderilmiyor. Yani ilaç orada, hasta burada bekliyor. Paralar gönderilmiş, ilaç gelmemiş, çocuklar dualarla tedavi edilmeye çalışılıyor. Körfez Savaşı’nın ardından yükselen hastalık grafiklerini düşürmek için büyük çaba sarf eden Irak Sağlık Bakanlığı 1998 saldırılarının ardından yıkılmış. Bombalar, Irak’ın müstahkem mevzileri kadar sağlık politikalarını da vurmuş. Hastalıklar arasında en büyük tırmanışı kanser yapmış. Iraklı yetkililer buna gerekçe olarak ‘tanklara karşı kullanılan radyasyon saçan füzeleri’ gösteriyor. Dünya genelinde % 75 oranında yakalanan lösemiye karşı mücadele ilaç yetersizliği nedeniyle burada % 5’lerde kalmış.

Salih Boztaş / Bağdat

14.09.2002


 

Dünya, Bush’un BM ile çalışma mesajına olumlu tepki verdi

ABD Başkanı Bush’un önceki günkü konuşmasında Irak konusunda Birleşmiş Milletler ile çalışma sinyali vermesi başta Güvenlik Konseyi üyeleri olmak üzere uluslararası toplum tarafından olumlu karşılandı. Bunun üzerine Irak’a, BM kararlarını uygulaması yönündeki çağrılar yoğunlaştı.

ABD Başkan George W. Bush’un önceki gün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada Irak için BM ile çalışabilecekleri mesajı vermesi dünyadan olumlu tepki aldı. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Bush’un konuşmasının “bir savaş ilanından” ziyade uluslararası kamuoyunu Irak’ın silahsızlandırılması konusunda ikna etmek olduğunu ifade ederken, başta Avrupa Birliği olmak üzere Çin, Fransa, Rusya, Almanya, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Arap Birliği, Mısır, Japonya, İsrail ve Türkiye yaklaşımı olumlu buldu. Bush’un Irak sorununun çözümü konusunda BM ile çalışmayı taahhüt etmesinden memnuniyet duyulduğunu bildiren AB’nin yürütme organı Avrupa Komisyonu, ABD’nin BM’yi dikkate alan yaklaşımının, Irak konusunda ABD ile AB arasında bir ortak tavır belirlenmesini kolaylaştıracağını kaydetti. Komisyon, “Irak’ın, BM Güvenlik Konseyi kararını uygulamak için gerekeni yapması” çağrısında bulundu.

Konuya ilişkin açıklama yapan Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ise Bush’un BM Güvenlik Konseyi’nin önemli rolüne değinmesine sevindiğini; ancak önümüzdeki günlerde yapılacak BM Genel Kurul toplantılarında Güvenlik Konseyi’nin tek karar organı olarak kabul edilmesini sağlamanın oldukça zor olacağına dikkat çekti. Dışişleri Bakanı Joschka Fischer de, Saddam’ın BM silah uzmanlarının yeniden Irak’a girmelerine izin vermesi gerektiğini vurguladı.

ABD’ye muhalefetiyle bilinen Fransa’nın Dışişleri Bakanı Villepin, Bush’un konuşmasının “Fransa’nın izlediği yöntemle tamamen aynı” olduğunu söyledi. Villepin, BM denetçilerinin Irak’a “en kısa sürede, herhangi bir engelle karşılaşmadan ve şartsız” olarak geri dönmesi gerektiğini kaydetti. BM Güvenlik Konseyi’nde ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya ile veto hakkı buluna Çin de Irak sorununun çözümü için BM’de aktif rol alacağını bildirdi.

Dış Haberler Servisi

14.09.2002


 

Bush: BM, Irak için karar alacak

ABD Başkanı Bush, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in, ABD’nin silahsızlanma isteğine uyacağı konusunda “çok kuşkulu” olduğunu söyledi.

BM Genel Kurulu çalışmaları için New York’a gelen Afrika liderleriyle görüşen Bush, BM’nin birkaç gün ya da hafta içinde Irak ile ilgili bir karar alacağı konusunda umutlu olduğunu da belirtti. Bush, “BM’nin Irak’a harekat için hızlı davranmasını istiyor musunuz?” sorusuna ise “Bu konuda hızlı bir karar bekliyoruz.” diyerek, bu kararın yıllar içinde değil, birkaç gün ya da hafta içinde alınmasını beklediklerini ifade etti. Bush, 11 Eylül'le birlikte yürürlüğe konulan ulusal

terör alarmını ise dün bir yıl daha uzattı.

New York, aa

14.09.2002


 

Amerika, Tiflis için devreye girdi

Rusya’nın Çeçen savaşçıları barındırdığı gerekçesiyle Gürcistan’a operasyon tehdidinde bulunmasının ardından devreye giren ABD, Kremlin yönetimini uyardı.

Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü desteklediklerini vurgulayan Washington yönetimi, yaşanan gerginlik nedeniyle Rusya’yı eleştirdi. İsmi açıklanmayan Beyaz Saray yetkilisi, Washington’ın, Gürcistan topraklarındaki Çeçen üslerine saldırma tehdidine devam etmesi halinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e destek vermeyeceğini söyledi.

ABD’li yetkili, “ABD, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü tanıyor ve Rusya tarafından, Gürcistan’da yapılacak tek taraflı askeri bir operasyona karşı çıkıyor.” dedi. Ankara da tepkisini Tiflis’te temaslarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Necdet Tekin aracılığıyla vererek, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün Türkiye için çok önemli olduğunu kaydetti. Bu arada, Moskova’da temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Bolton da Rusya’nın Irak’a saldırıya onay vermesi karşılığında bu ülkenin Gürcistan’a müdahalesine ses çıkarmamaya hazır oldukları yönündeki iddiaları yalanladı ve “Burada bir pazarlık imkanı görmüyorum.” diye konuştu.

Gürcistan’ın Rusya’nın çağrılarına cevap vermemesi Kremlin’de taleplerinin görmezden gelindiği düşüncesinin uyandırırken Duma ise Gürcistan’la ilgili bir karar tasarısı üzerinde çalışıyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Gürcistan Parlamento Başkanı Nino Burcanadze ise, Rus, Gürcü ve Amerikalı yetkililerin katılacağı üçlü toplantının planlandığını söyledi.

Öte yandan, iki ülke arasında gerginleşen son siyasi ve askeri atmosfer spora bile yansıdı. Rusya futbol takımının, Avrupa şampiyonası maçı için Gürcistan’a gitmeyebileceği bildirildi. Kararın, Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin yaklaşımına göre alınacağı kaydediliyor.

Moskova Zaman; Washington, aa

14.09.2002


 

Türk ve Yunan savunma bakanlarına kırmızı telefon

Türk ve Yunan savunma bakanları arasında doğrudan iletişim hattı kurulacak. Yunanistan 17 Kasım örgütü hakkındaki soruşturma ile ilgili olarak Türkiye’ye de bilgi verecek.

Birleşmiş Milletler’in açılış törenine katılmak için New York’ta bulunan Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile bir araya geldi. Toplantı sonunda açıklama yapan Gürel ve Papandreu, iki ülke savunma bakanlıkları arasında karşılıklı güveni artırmak amacıyla doğrudan iletişim hattı kurulacağını kaydetti. Dışişleri bakanlıkları siyasi direktörleri arasındaki özlü sorunların ele alındığı toplantıları yararlı bulduklarını da açıklayan bakanlar, çalışmaların devam etmesinde görüş birliğinde olduklarını ifade etti.

Görüşmede Papandreu, 17 Kasım örgütü ile ilgili soruşturma hakkında Türk makamlarını bilgilendirmeye hazır olduklarını bildirdi. Görüşmede çifte vergilendirmeyi önlemeye yönelik girişimlerin de gündeme geldiği kaydedildi. Papandreu, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda, “Türkiye gibi laik, nüfusunu Müslümanların oluşturduğu model bir ülkenin AB’ye katılması gerekli. Türkiye, AB bakımından stratejik önemi haiz bir ülke.” yorumunda bulundu. Kıbrıs konusunda Papandreu, “Bu sorunun çözümü iki liderin sürdürdükleri doğrudan görüşmelerde sağlanacak. Bu konu, Türkiye ve Yunanistan arasında iki ülkeri birbirinden ayıran değil, yakınlaştıran bir konu haline gelmeli.” yorumunda bulundu. Gürel’in, Papandreu’nun yorumlarına cevap vermediği öğrenildi.

Gürel, dün BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ise bölgesel ve tküresel sorunlara değindi. Ankara’nın, Irak yönetiminin BM Güvenlik Konseyi kararlarına uymasının, söz konusu sorunun aşılmasının tek yolu olduğunu söyleyegeldiğini belirten Gürel, “Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğine önem veriyoruz. Günümüz sorunlarının tek bir devlet veya örgüt tarafından çözülemeyeceği anlaşılmıştır. BM üyesi ülkeler birlikte çalışmalıdır.” dedi

Kıbrıs’ta iki tarafa ‘eşit muamele’ye vurgu yapan Bakan Gürel, “İki ortak devletin, eşit statü ve egemen eşitlik çerçevesinde yeni bir ortaklık yapılanması içinde yetkileri paylaşmalıdır. Rum Kesimi’nin AB üyeliği, adada ve Doğu Akdeniz’de sorunlara ve gerginliğe neden olur. AB’nin Rumlara, nihai çözümden önce birliğe katılamayacaklarını söylemesi gerekir. AB üyeliği süreci, Kıbrıs’ta çözümü kolaylaştırmaz.” ifadelerini kullandı.

Emrah Ülker / New York

14.09.2002


 

Irak: Denetçiler şartsız dönemez

ABD Başkanı George W. Bush’un Irak için BM seçeneğini devreye sokmasının ardından gözlerin çevrildiği Bağdat, BM silah denetçilerinin şartsız olarak Irak’a dönmesine karşı olduğunu açıkladı.

Başbakan Yardımcısı Tarık Aziz, Bush’un BM’deki konuşmasını ‘yalan dolan’ olarak niteleyerek, denetçilerin dönmesinin ABD’nin Irak saldırısını engellemeyeceğini belirtti. Aziz, Dubai’den yayın yapan MBC Televizyonu'na yaptığı açıklamada, “Denetçilerin şartsız olarak dönmesi sorunu çözmeyecektir; çünkü kendileriyle kötü bir deneyimimiz var. Saldırıyı önlememiş ve başarısız olmuş bir deneyimi tekrar etmek akıl kârı mı?” dedi. Aziz, IKYB lideri Celal Talabani’ye, K. Irak'ta El Kaide militanlarıyla savaşması için silah ve askeri teçhizat yardımı yaptıklarını da söyledi. Beyaz Saray sözcüsü Ari Fleischer ise, Bağdat yönetiminin ‘engelleyici’ tavrıyla ilgili olarak, “Hiç kuşku yok ki Irak’ın saklayacak bir şeyleri var.” dedi.

Washington, Dubai, aa

14.09.2002


 

Güvenlik Konseyi ‘dönüş’te hemfikir

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin, Irak’ın BM’nin silah denetçilerinin dönüşünü kabul etmesi gerektiği için süre verilmesi konusunda prensipte aynı fikirde olduklarını söyledi.

Konsey’in 5 daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere dışişleri bakanlarının Genel Sekreter Kofi Annan ile bir araya gelmesinin ardından basına açıklama yapan Straw, ayrıca, Saddam Hüseyin’in Güvenlik Konseyi’nin kitle imha silahları ve başka bir dizi kararını ihlal ettiği konusunda da hemfikir olduklarını kaydetti. Straw, Irak'a denetçileri kabul etmesi için ne kadar süre verilmesi konusunda ise henüz anlaşılamadığını belirtti.

Moskova’da temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Bolton ise Washington’ın, Rusya’yı Saddam rejiminin devrilmesinin gerekliliği konusunda ikna edeceğinden kuşku duymadığını söyledi.

New York, aa; Moskova, Zaman

14.09.2002


 

İngiliz ordusu yığınak yapıyor

BBC’nin internet sayfasında yer alan bir haberde, İngiliz ordusunun büyük miktarlardaki silah, mühimmat ve askeri aracı, Hampshire’daki askeri limanda toplamaya başladığı öne sürüldü.

BBC, Savunma Bakanlığı’nın bu yığınağı normal bir tatbikat olarak sunmaya çalıştığı; ancak ısrarlı sorular üzerine, muhtemel bir operasyon halinde her şeyin hazır halde bulunmasına gayret edildiğini doğruladığı belirtildi. Bunun, 24 Eylül’de parlamentoyu toplantıya çağırmaya ve aynı gün Irak ile ilgili istihbarat raporlarını kamuoyuyla paylaşmaya hazırlanan Başbakan Blair’in operasyona hazır olduğunu gösterdiği kaydedildi. Daily Telegraph gazetesi ise, Irak harekatına hazırlıklar çerçevesinde İngiliz birliklerinin 2 hafta içinde Kuveyt’te konuşlanmaya başlayacaklarını öne sürdü.

Londra, aa

14.09.2002


 

Barzani gerilimi planları bozuyor

ABD savunma çevrelerine yakınlığıyla bilinen Defense News dergisi, Türkiye ile Kuzey Iraklı Kürt lider Mesud Barzani’nin Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) arasında baş gösteren sorunların, ABD’nin Irak’a müdahale planlarını olumsuz etkileyeceğini ve bu çerçevede Washington’ın girişim başlattığını yazdı.

Dergiye konuşan ABD yönetimine yakın bir kaynak, “ABD için en kötü senaryo, Irak’a muhtemel müdahale sırasında Türk ordusu ile IKDP’nin birbirine girmesi. Bu, ABD’nin tüm müdahalesini tehlikeye atabilir. Başkan Bush, kesin kararını henüz vermedi; ancak müdahale kararını verirse, ABD, Türkiye–IKDP sorununu mutlaka çözmesi gerektiğinin farkında.” diyerek, konunun Washington’da yol açtığı sıkıntıyı dile getirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bir yetkilisi de “Türkiye–IKDP sıkıntısının giderilmesi için iki taraf nezdinde çabada bulunduklarını” bildirdi. Türkiye ile IKDP’ nin, PKK terörüne karşı daha önce işbirliği yaptığını belirten dergi, Barzani’nin bağımsız bir Kürt devletine yönelik adımlarının Ankara’da büyük rahatsızlık oluşturduğunu ifade etti.

Washington, aa

14.09.2002


 

AB: Türkiye’den memnunuz

AB Dönem Başkanı Danimarka’nın Dışişleri Bakanı Per Stig Möller, Türkiye’nin AB’ye üyelik yolunda izlediği süreci memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

BM’nin 57. Dönem Genel Kurul çalışmaları için New York’ta bulunan Möller, AB Komisyonu’nun dış ilişkilerden sorumlu üyesi Christopher Patten’la birlikte basın toplantısı düzenledi. Möller, bir soru üzerine, Kopenhag zirvesi öncesi, aday ülkelerin durumlarının değerlendirileceği ilerleme raporunun tamamlanma aşamasında olduğunu belirtti. Danimarkalı Bakan, Türkiye’nin adaylık yolunda benimsediği reformları memnuniyetle karşıladıklarını ve bunlardan etkilendiklerini söylerken, Türkiye’ye müzakere tarihi verilmesi konusunda konuşmaktan kaçındı.

New York, aa

14.09.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 




Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.