Küskünlerin önünü kesen açıklamalarını dün de Edirne’den sürdüren Cumhurbaşkanı, gerektiğinde ‘Meclis’i fesih yetkisi’ni kullanacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, şartlar oluştuğu takdirde Meclis’i feshetme yetkisini kullanacağını açıkladı. Önceki gün yaptığı açıklamayla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki seçimi erteletmeye yönelik çabalara tepki gösteren Sezer, dün daha net bir tavır aldı. Edirne Valisi Fahri Güler’i ziyaretinin ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Sezer, “Fesih yetkinizi kullanır mısınız?” sorusuna karşılık, “Şartlar oluşursa fesih yetkimi kullanırım.” dedi. “Meclis’in seçimi erteletmeyle ilgili kararı önünüze gelirse tavrınız ne olur?” şeklindeki bir soru üzerine de Sezer, “Meclis kararı önüme gelmez, bu Meclis kararı olacağı için Anayasa Mahkemesi’ne gitmez.” diye konuştu. Sezer’in açıklamalarına siyasi partilerden farklı tepkiler geldi. CHP lideri Baykal’ın memnuniyetle karşıladığı açıklamaya, DYP Grup Başkan Vekili Turhan Güven mesafeli yaklaştı.
Sezer’in, seçimlerin ertelenmesini önlemeye dönük açıklamaları partiler arasında da tartışmalara yol açtı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Sezer’in seçimleri erteleme çabalarını destekleme niyetinde olmamasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Baykal şu görüşleri dile getirdi: “Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanının davranması gerektiği gibi davranıyor olduğunu görmek hepimizi mutlu ediyor. Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’yi dünyada çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakacak, Türkiye’nin saygınlığını ortadan kaldıracak, ekonomimizi allak bullak edecek bir yanlışlığa yardımcı olmayacağını memnuniyetle görüyoruz. Umarım, bunu kimse denemez, denememelidir. Türkiye, bir an önce zamanında seçimleri yapacağını görmelidir. Bunu içine sindirmelidir ve bu konuda hiçbir tereddüt artık kalmamalıdır.”
AK Parti lideri Tayyip Erdoğan ise, Cumhurbaşkanı’nın, Meclis’i fesih hakkını ‘nerede, ne zaman, hangi şartlarda kullanacağının’ kendi takdirinde olduğunu belirtti. Erdoğan, “Eğer hükümet bozulursa, kurulacak olan bir hükümette hiçbir zaman yer almayız, fakat dışarıdan destekleriz. Yeter ki 3 Kasım’da seçim olsun.” diye konuştu.
Sezer’in açıklamasına tepki ise DYP’den geldi. Grup Başkan Vekili Turhan Güven, düzenlediği basın toplantısında, “Olmadık olaylar üzerine, olabilecek tahminlerde bulunmak yanlıştır.” dedi.
Erdal Şen, İsa Şimşek
/ Edirne
14.09.2002
Başbakan Ecevit’in son kozu; gensorudan önce istifa
Milletvekili seçimlerinin ertelenmesine ve Demokratik Sol Parti (DSP)–Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)–Anavatan Partisi (ANAP) koalisyon hükümeti yerine yenisinin kurulmasına karşı çıkan Başbakan Bülent Ecevit, son koz olarak gensoru öncesinde istifayı gündemine alacak.
DSP’nin hukukçu kurmayları, son tartışmalar üzerine yaptıkları bir değerlendirmeyi Başbakan’a sundu. Küskünler hareketinin başarıya ulaşma şansını düşük gören DSP, Cumhurbaşkanı Sezer’in de tavrına güveniyor. Başbakan, önceki gün Çankaya Köşkü’nde görüştüğü Cumhurbaşkanı’ndan bu yönde olumlu işaretler aldı. Ecevit; Sezer’le görüşmesini özetlerken, “Seçime bu hükümetle gidilmesi gerektiğini düşünüyor. Yetkilerini de seçimlerin 3 Kasım’da yapılmasını sağlayacak şekilde kullanacağı izlenimi aldım.” dedi.
Başbakan’ın bahsettiği yetkilerin neler olduğu kendisine sunulan çalışmada yer aldı. Buna göre, 3 Kasım seçimlerinin erteletilmesi durumunda seçimi erteletenler, yeni bir hükümet arayışına başlayacak. DSP kurmayları, MHP ve DSP’nin içinde bulunmayacağı yeni bir hükümetin kurulmasını çok zor görüyor. Ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın teamüller gereği hükümeti kurma görevini en çok milletvekiline sahip MHP’ye vereceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Yeni hükümetin kurulması için yapılacak görevlendirmeyle de 45 günlük anayasal süreç başlayacak. Ecevit’in kurmaylarına göre, Cumhurbaşkanı Sezer, bu aşamada 45 günlük sürenin tamamlanmasını beklemeden, anayasal yetkilerini kullanarak seçimlerin yenilenmesine karar verecek.
Ecevit’in ‘B’ planı
DSP, siyaset kulislerinde konuşulan bu değerlendirmenin ötesinde, Anayasa’nın “Meclis seçimlerinin cumhurbaşkanınca yenilenmesi” başlıklı 116. maddesinin ikinci fıkrasından hareket ederek bir başka strateji de geliştiriyor. Ecevit’in “B planı”, seçimlerin erteletilmesi ve gensoruyla başında bulunduğu hükümetin düşürülmesinden hemen önce hayata geçirilecek. Buna göre Ecevit, gensoru oylamasından hemen önce istifa edecek. Cumhurbaşkanı, söz konusu fıkraya göre, yeni bir erken seçim sürecini başlatacak. Küskünler tarafından seçimler 3 Kasım sonrasına ertelenmiş olsa bile Sezer, yeni bir erken seçim tarihi belirleyecek. Ecevit’e sunulan çalışmada, bu tarihin 3 Kasım olarak belirleneceği ve halen işleyen seçim takviminin devam ettirileceği belirtildi.
Anayasa’nın 116. maddesi
Başbakan Ecevit’e sunulan çalışmanın dayanağı olan Anayasa’nın 116. maddesi şöyle: “Bakanlar Kurulu’nun, 110’uncu maddede belirtilen güvenoyunu alamaması ve 99’uncu veya 111’inci maddeler uyarınca güvensizlik oyuyla düşürülmesi hallerinde; kırk beş gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı veya kurulduğu halde güvenoyu alamadığı takdirde Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanına danışarak, seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Başbakanın güvensizlik oyu ile düşürülmeden istifa etmesi üzerine kırk beş gün içinde veya yeni seçilen Meclis’te, Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine kırk beş gün içinde Bakanlar Kurulu’nun kurulamaması hallerinde de cumhurbaşkanı TBMM başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Yenilenme kararı Resmi Gazete’de yayımlanır ve seçime gidilir.”
Cumhurbaşkanı Sezer’in önceki gün yaptığı açıklama da söz konusu planın işlemesi bakımından önemseniyor. Sezer, “Seçimler 3 Kasım’da yapılmalı ve bu arada bir hükümet değişikliğine sıcak bakmıyorum.” demişti.
Süleyman Kurt, Edip Ali Yavuz
/ Ankara
14.09.2002
DSP, YTP’ye afişlerle yüklenecek
DSP, seçimlerde kullanılacak afişleri belirledi. DSP, afişlerle temmuz ayı başında kendilerinden ayrılanların kurduğu Yeni Türkiye Partisi’ne (YTP) yüklenecek.
Söz konusu afiş, “Sevgidir özümüz bizim /Kin gütmeyiz cancağızım / Amma şu kundakçıları / Affetmeyiz cancağızım” dörtlüğünden oluşuyor. Afişte kullanılan “cancağızım” ifadeleri, YTP’nin kuruluşunu ilan ettiği basın toplantısında İsmail Cem’in kullandığı “Yeni bir şey söylemek lazım cancağızım” sözlerine atıf yapıyor.
Daha önceki seçimlerde kullanılan sloganlarının CHP tarafından “çalındığını” savunan DSP Genel Sekreteri Süleyman Yağız, “Çalıntıya karşı sloganlarımıza yeni eklemeler yaptık. Bizim (Sen hep haklı çıktın Ecevit) sloganını, CHP (Sen haklı çıktın Baykal) biçiminde kullandı. Biz de (Sen yine haklı çıktın Ecevit) afişini kullanacağız.” dedi.
Öte yandan Başbakan Bülent Ecevit bugün partisinin seçim bildirgesini açıklayacak. Yaklaşık 200 sayfalık bildirgede Bülent Ecevit hükümetlerinin yaptığı reformlar anlatılacak. “Sessiz devrim” başlıklı bildirgenin başlangıç kısmında, “ulusal sol” kavramına açıklık getirilecek.
Başbakan Ecevit, 15 Eylül Pazar günü de DSP mitingi için Zonguldak’a gidecek.
Anavatan Partisi (ANAP) lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, seçimlerin 15 Aralık’a ertelenmesi önerisinin ardından, Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin yolunu açacak başka bir hükümetin aranması gerektiğini savundu.
Yılmaz önceki Brüksel gezilerinin tersine basın toplantılarının büyük bir kısmını iç politikaya ayırdı. Yılmaz dün düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin AB ile randevusunu kaçırmaması için AB düzenlemelerinin bir an önce uygulamaya dökülmesi gerektiğini anlattı. Bu konudaki en büyük engeli ‘MHP’ olarak gösteren Yılmaz, erken seçimlerin bir mecburiyet halini aldığını vurguladı. ANAP olarak erken seçimlerin iptalini istemediklerini, ancak tehir edilmesinin AB düzenlemeleri açısından faydalı olacağını kaydeden Yılmaz, “Türkiye artık erken bir seçime gitme mecburiyetindedir. Erken seçime gidilmediği takdirde uyumlu bir hükümet imkânı kalmamıştır. Bugünkü hükümet de artık yük olmaya başlamıştır.” dedi. Yılmaz, “Hükümetten çekilecek misiniz?” sorusuna, net bir cevap vermedi. MHP’ye yüklenmesine rağmen Yılmaz, MHP’nin AB uygulamalarını engellememesi durumunda hükümetin bozulmasına gerek olmadığını vurguladı. Yeni bir hükümet kurulmasına ilişkin, kamuoyundan gizli hiçbir temasları olmadığını, Kopenhag zirvesinden sonuç alınabilmesi için, ‘bugünkünden farklı bir yapının gerekebileceğini’ dile getiren Yılmaz şöyle konuştu: “İhmalkârlık ve savsaklamanın bedeli çok ağır olur. Koalisyon içinde sorunları halledemezsek, çıkarılan kanunları uygulayamayan bir hükümet haline gelirsek, başka çözüm aramak lazım.”
Erken seçimle ilgili endişelerini neden daha önce dile getirmediği sorusu karşısında MHP’yi suçlayan Yılmaz, MHP’nin hem Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu, hem de 2–3 yıl alabilecek karar sürecinde bütün tasarruflarını mahkeme kararının sonucuna bağlamasını öngöremediklerini belirtti.
Yılmaz, basın toplantısından sonra Zaman’a yaptığı açıklamada da partisinin 3 Kasım seçimlerinde barajın altında kalması gibi bir endişesi olmadığını, asıl kaygısının Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) dışında kalması olduğunu söyledi. ANAP’ın barajı aşacağını savunan Yılmaz, ancak asıl kaygı verici durumun seçimlerin 3 Kasım’da yapılması halinde Ankara’nın AB dışında kalma ihtimali olduğunu savundu.
Türkiye’de AB konusunun kavranamamasından yakınan Yılmaz, AB düzenlemelerinin bir an evvel uygulamaya başlanması gerektiğini sözlerine ekledi.
MHP’nin İstanbul 3. bölge için yaptığı temayül yoklamasında birinci seçilen; ancak aday listelerine giremeyen Yavuz Çaylan, karara tepkili.
‘Abdi İpekçi suikastı sanığı olduğu iddiasıyla’ aday gösterilmediği gerekçesini anlamsız bulan Çaylan, “Benim korkulacak bir yönüm yok. Boyum 1.70. Bel fıtığım da var. Kalkıp adam dövecek halimiz yok herhalde.” dedi. Çaylan, Zaman’a yaptığı açıklamada, 12 Eylül döneminde mücadele eden sol düşüncedeki insanların kahraman ilan edilmesine rağmen, kendilerinin suçlu gösterildiğinden yakındı. Devlet Bahçeli’nin genel başkan seçildiği MHP kongresinde kendisinin de Bahçeli’nin talebiyle Merkez Karar Kurulu’na yazdırıldığını hatırlatan Çaylan, 5 yıldır il teşkilatının en etkili yerinde görev yaptığını vurguladı. Bu sebeple delegenin teveccühünü kazandığını belirten Çaylan, “Madem beni tanımıyorlardı niye bu görevleri verdiler?” diye sordu. Çaylan parti yönetimine ise şu eleştirilerde bulundu: “80 döneminde mücadele verirken şehit düşen bir ülkücü olsaydım, şimdi benim için diğer ülkücü şehit kardeşlerimize yapıldığı gibi anma programları düzenlerlerdi. Ama şimdi milletvekilliği bile çok görülüyor.”
Milletvekili aday listelerinin YSK’ya verilmesiyle ortaya çıkan ‘küskünler ordusu’ seçimi erteletme kulislerini yoğunlaştırırken, listelerde ilk kez yer alan adaylar seçim bölgelerine giderek çalışmalara başladı.
Listelere girmeyi başaran milletvekilleri ise seçimi erteletme girişimlerine karşılık şimdilik Ankara’da bulunuyor.
Aday listelerinin hazırlanması sürecinde parti genel merkezlerini mesken tutan milletvekili aday adayları, listelerin belirlenmesinden sonra seçim bölgelerinin yolunu tuttu. 11 Eylül tarihine kadar izdihamların yaşandığı parti genel merkezleri, adayların belirlenmesinden sonra bir anda sessizliğe gömüldü.
Listelere giremeyen 56 milletvekilinin başını çektiği ‘küskünler partisi’ üyeleri ise, listelerde arka sıralara atılan vekillerle birlikte genel merkezlerine uğramaz oldu. Barajı aşması zor olan partilerdeki isimlerle birlikte sayıları 300’ü bulduğu söylenen küskün vekiller, YTP’li Gaffar Yakın ve bağımsız milletvekili Ali Gören önderliğinde seçimi erteletme çalışmalarını sürdürüyor.
Partilerin milletvekili listelerinde ilk kez yer alan adaylar da, siyasete girecek olmanın heyecanıyla yoğun bir seçim çalışmasına başladı. Yeni adaylar, siyaset konusunda mevcut milletvekilleri kadar tecrübeli olmasalar da, vatandaşa ulaşmak için her yolu deneyecek. Seçim bölgelerinin yerel gazete ve televizyonlarında vaatlerini anlatacak olan adaylar, kentlerde sokak sokak, taşrada ise köy köy dolaşacak.
Habib Güler
/ İstanbul
14.09.2002
Başsavcı Kanadoğlu, Erdoğan ve Erbakan için YSK’yı sıkıştırıyor
Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, adli sicil kaydı silinen AK Parti lideri Erdoğan ve Kapatılan RP'nin Genel Başkanı Erbakan'ın milletvekili olamayacağını savundu. Bu amaçla, YSK'ya ayrıntılı bir ihbar yazısı gönderen Kanadoğlu, sicil kaydını silen yargı kurumlarını da eleştirdi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan ile kapatılan RP’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın milletvekili adayı olamayacağını ileri sürerek, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) dün iki ayrı ihbar yazısı gönderdi. Erdoğan ile ilgili ihbar yazısı 6 sayfadan oluşurken, yazının sonuç bölümünde Erdoğan’ın Anayasa’nın 76 ve Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 11, Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddeleri ile Anayasa Mahkemesi’nin Erdoğan hakkındaki kararı ve YSK’nın daha önce verdiği kararlara atıfta bulunuldu. TCK’nın 312. maddesinden hükümlü Erdoğan’ın milletvekili seçilme yeterliliği bulunmadığından milletvekili adayı olamayacağının karara bağlanması istendi.
Erbakan hakkındaki ihbar yazısının sonuç bölümünde de, Erbakan’ın milletvekili seçilme yeterliliği bulunmadığından bağımsız milletvekili adayı olarak yaptığı başvurunun reddine karar verilmesi talep edildi. Kanadoğlu, her iki ihbar yazısında da, “Milletvekili seçilmeye engel mahkumiyeti bulunanın adli sicilden sabıka kaydının silinmesine karar verilmiş olması, seçilmeye engel hükümlülüğü ortadan kaldırmaz ve seçim hukuku yönünden sonuç doğurmaz.” ifadesini kullandı.
İhbar yazısı Erbakan'ın bağımsız adaylık başvurusu yaptığı Konya İl Seçim Kurulu'na da gönderildi. Kurul Başkanı Nuri Kaya Işıklar, Başsavcı'nın ihbarını değerlendirdiklerini açıkladı.
‘Güzel kararı Erdoğan’a uymaz’
Başsavcı Kanadoğlu, YSK’ya gönderdiği ihbar yazısında, Erdoğan ve Erbakan’ın milletvekili seçilme yeterliliğini ceza hukuku, anayasa hukuku ve seçim hukuku yönünden de irdeledi. TCK’nın 312. maddesinde yapılan değişikliğin ardından, duruşmalı bir yargılama sonucu eski hükmü ortadan kaldıran kesinleşmiş bir beraat kararı bulunmadığını belirten Kanadoğlu, Diyarbakır 4 No’lu DGM’nin de yetki gaspı yaparak adli sicili sildiğini savundu. Kanadoğlu, Erdoğan hakkında memnu haklarının iadesine ilişkin kesinleşmiş bir hüküm de olmadığını belirtti.
Anayasa Mahkemesi’nin Erdoğan’ın milletvekili seçilme yeterliliği bulunmadığını tespit ettiğini de hatırlatan Kanadoğlu, Hasan Celal Güzel ile ilgili kararın Erdoğan için uygulanamayacağını ileri sürdü.
Başsavcı, Erbakan'n sicilinin silinmesinin de, Adli Sicil Kanunu’na aykırı olduğunu iddia etti.
Ankara, aa
14.09.2002
[ANALİZ] Sezer uyarıyor, tansiyon yükseliyor
“Seçimi erteleme ve hükümeti düşürme” ekseninde seyreden tartışma, siyasete “yüksek tansiyon” yaşatıyor. Meclis Başkanı Ömer İzgi’den henüz ses çıkmazken “Meclis’in saygınlığına” vurgu yapan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, seçimi isteyenlerin yanında yer alıyor.
Sezer’in “şartlar oluşursa Meclis’i feshedeceği” yönündeki açıklaması, Meclis’te “büyük bir güç olma yolunda” ilerleyen seçim karşıtlarına uyarı niteliği taşıyor. Konumu, Sezer’in duruşunu önemli kılıyor. Ancak anayasal yetkileri manevra alınını kısıtlıyor. Çünkü “seçimleri yenileme” yetkisi, Meclis’i doğrudan feshetmeyi içermiyor. Düşürülen hükümetin yerine 45 gün içinde yeni hükümet kurulamaması halinde seçimin yenilenmesine karar verebiliyor.
Ancak Sezer, hükümetlerin kurulmasında önemli bir güce sahip. Seçimi erteletmek isteyenler, hükümeti düşürerek bunun yolunu açmayı düşünüyor. Siyasi kulislerde, Sezer’in bu noktada “yeni hükümetin kurulması için gerekli 45 gün süreyi oyalayarak” bir set oluşturabileceği konuşuluyor. Ardından, şu formül seslendiriliyor: “Anayasa’ya yeni bir yorum getirebilir. Hükümet düşürülürse, yeni hükümet için görevlendirme yapmaz ve 45 günlük sürenin dolmasını bekler. Görevlendirmede süre şartı yok. Ya da bir süre bekler ve görevi Bahçeli’ye verir. Bahçeli, hükümeti kurma çalışmalarını zamana yayar. Yine hükümet kurulamaz ise Meclis’te bir milletvekiline güvenoyu şartı aranmayacak seçim hükümeti kurdurur. 45 günlük süre dolar ve seçimlerin yenilenmesine karar verir. Seçim süreci zaten başladığı için, Anayasa’daki 90 günlük süre beklenmeden 3 Kasım’da seçim yapılır.”
MHP’li Meclis Başkan Vekili Murat Sökmenoğlu ise ilk görevlendirmede hükümet kurulamadığında Sezer’in tarafsız bir isme hükümet kurdurarak Meclis’i seçime götürebileceğini ileri sürdü. Ancak Sezer’in hukukçu kimliği “Soruna Meclis’te bir çözüm bulunması yolunda çaba göstereceği” kanaatini güçlendiriyor.
Seçim karşıtları dünden itibaren “seçim erteleme” seçeneğini öne aldı. YTP, Meclis’i toplamaya hazırlanırken Meclis de hareketlendi. Kurumsal kimlikleri ya da milletvekili bazında seçimi istemeyen ANAP, YTP ve SP, temas trafiği yaşadı. DYP ve MHP’den liste kırgınlarıyla görüşüldü. Meclis’te estirilen hava, kâğıt üzerinde seçim karşıtları lehine görünüyor. Cesaretlendiren bu görüntüye karşılık sivil toplum örgütleri ve etkili çevrelerle aynı doğrultudaki Sezer seçim isteyenlere moral oluyor.
Yılmaz: MHP uyum yasalarını engellemezse hükümette sorun olmaz
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, “AB’ye uyum yasalarının uygulamaya geçirilmesi konusunda MHP engelleme yapmazsa, bu hükümet 3 Kasım’a kadar görevde kalabilir ve 3 Kasım’da seçim de yapılabilir.” dedi.
CNN Türk’te yayınlanan “Manşet” programında Mehmet Ali Birand’ın sorularını cevaplayan Yılmaz, MHP’nin, AB’ye uyum yasalarının iptali için başvurmasına itirazlarının olmadığını, mahkemenin ölüm cezasıyla ilgili müracaatı da şekil yönünden reddettiğini söyledi.
“Yönetmelik ve tüzüklerin, MHP’nin sorumluluğunda olan bakanlıklar tarafından hazırlanmayacağının” doğru olduğunu, bunların bir kısmının DSP, bir kısmının ANAP, bir kısmının da özel kuruluşlar tarafından hazırlanacağını dile getiren Yılmaz, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin, “Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda nihai karar vermeden hükümet icraatlarına ortak olmayacağını” dile getirdiğini söyledi.
Yılmaz, azınlık vakıflarının mülk edinmesiyle ilgili yapılan düzenlemenin Bakanlar Kurulu kararına bağlı olduğunu belirterek, “Bakanlar Kurulu kararına koalisyon ortaklarından birinin bakanları katılmadığı zaman, karar istihsal edilemez.” dedi.
Türkiye’nin çıkardığı yasa paketi ile çok büyük adım attığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti: “Şimdi Avrupa’da ‘Türkler bu kanunları çıkaramaz’ diyenlerde, ‘Türkler, bunları sırf aralık hendeğini aşmak için çıkardılar; aslında uygulamayacaklar’ önyargısı var. Bunu kırmamız lazım. Çıkardığımız kanunun gereğini yapmamız lazım. Bu, zaten hükümetin görevi. Eğer MHP bu konuda engelleme yapmazsa bu hükümet 3 Kasım’a kadar görevde kalabilir ve 3 Kasım’da seçim yapılabilir. AB ile uyum çalışmalarında da hiçbir pürüz yaşanmaz.”
İstanbul, aa
14.09.2002
SP: Savcı şikayet hakkını kullanıyor
Saadet Partisi’nin hukukçu milletvekillerinden Mustafa Kamalak, Başsavcı Kanadoğlu’nun Necmettin Erbakan ve Tayyip Erdoğan’la ilgili başvurusu konusunda, “Anayasa’ya göre, her vatandaşın hukuka aykırı gördüğü konularda şikayet etme hakkı vardır. Başsavcı da bu hakkı kullanmıştır.” dedi.
Bunun aleyhte bir sonuç doğurmayacağını savunan Kamalak, sicilin silinmesi halinde daha sonra itirazlar haklı olsa bile tekrar sicile işleme yapılamayacağını söyledi. Kamalak, 312. maddedeki değişikliğin suçu ortadan kaldırdığını, bu yüzden sicillerin silindiğini, konunun memnu hakların iadesiyle ilgili olmadığını kaydetti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sadık Yakut ise, adaylık konusunda sicil kaydının yeterli olduğunu, YSK’nın başka kriterlerle vereceği kararın siyasi nitelik taşıyacağını ileri sürdü.
AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun YSK’ya yaptığı kendisiyle ilgili başvuruyu değerlendirirken, “Hukuk sadece Erdoğan’a değil, herkese lazım.” dedi.
Dün Ankara’ya hareketinden önce Atatürk Hava Limanı’nda gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, milletvekili adaylığının önünde herhangi bir engel kalmadığının altını çizdi. Başsavcının girişiminin hatırlatılması üzerine de Erdoğan şunları kaydetti: “Şu anda yapılanları, atılan adımları, demokratik bir ülkede anlamakta zorluk çekiyorum. Hukukun bu ülkede sadece Tayyip Erdoğan’a değil, benden sonra da birçok insana lazım olacağına inanıyorum. AB sürecinde bu anlayışların hâlâ devam etmesinin açıklamasını yapmakta zorlanıyorum.”
İstanbul, Zaman
14.09.2002
Tansu Çiller ‘demokrasi şehidi’ni unuttu
DYP lideri Tansu Çiller, TBMM Genel Kurulu’nda yaşanan arbede sonucu kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden DYP Şanlıurfa Milletvekili M. Fevzi Şıhanlıoğlu’nun oğlu İdris Şıhanlıoğlu’na aday listesinde yer vermedi.
İdris Şıhanlıoğlu, babası için ‘demokrasi şehidim’ diyen Çiller’e tepkili. Babasının cenaze töreni sırasında kendisine, “Babanın ismini seninle Meclis’te yaşatacağım. Sen de benim bir oğlumsun.” dediğini aktaran Şıhanlıoğlu, verilen sözün tutulmamasından yakındı. Şıhanlıoğlu aşiretinin 1946 yılından bu yana DYP’ye hizmet verdiğini hatırlatan İdris Şıhanlıoğlu, Viranşehir ve Ceylanpınar’da DYP’nin, kendi aşiretleri sayesinde ayakta durduğunu ileri sürdü. “Çiller demokrasi şehidini unuttu.” diyen İdris Şıhanlıoğlu, bağımsız adaylık önerilerini ise, ‘’Babamı DYP uğruna kaybettik. Nasıl ayrılırım?” sözleriyle reddetti.
Mehmet Dener
/ Şanlıurfa
14.09.2002
SP seçimlerden çekilme sinyali verdi
SP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, “seçimin üzerinde kara bulutlar gezmeye başladığını ve serbest seçim olmaktan çıktığını” savunarak, “Eğer bu seçimler serbest olmazsa, seçimlere girip girmeme, iptal edilip edilmemesi konusunda yeniden değerlendirmede bulunacağız” dedi.
“Başkanlık Divanı’nda yaptığımız değerlendirme sonucunda, 3 Kasım’da yapılacak seçimlerin serbest seçimler olmaktan çıktığı endişesi hasıl oldu bizde” diyen Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in açıklamalarına getirilen yorumların, TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan’ın sözlerinin ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun YSK’ya gönderdiği ihbar yazısının, kendilerini bu düşünceye sevk ettiğini ifade etti.
Türkiye’de 1950 yılından bu yana seçimlerin çoğunun serbest yapılmadığını ileri süren Bekaroğlu, ülkede siyasetin normalleşemediğini, 3 Kasım seçimlerine de yasaklar ve baskılarla gidildiğini iddia etti.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bekaroğlu, “küskünler hareketi”nin içinde olmadıklarını ve bunun kendilerini ilgilendirmediğini söyledi.
Hükümet aleyhine verdikleri gensoruyu geri çekip çekmeyecekleri sorulan Bekaroğlu, “gensoruyu geri çekmeyeceklerini” söyledi. Bekaroğlu, “seçime girmeme kararının hangi koşullarda netleşeceğinin” sorulması üzerine, önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelere göre konuyu yeniden değerlendireceklerini belirtti.
Ankara, aa
14.09.2002
AK Parti, adaylarına propaganda eğitimi verecek
Milletvekili listelerini 11 Eylül’de eksiksiz olarak Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim eden AK Parti, milletvekili adaylarını seçim bölgelerine gitmeden önce eğitime alıyor.
Seçimlere yönelik propagandanın standardının oluşturulması amacıyla yapılan çalışmada, adaylardan propagandada aynı üslup ve sloganları kullanmaları istenecek. Partinin seçim beyannamesi ve propaganda yöntemlerinin de anlatılacağı toplantıda adaylardan bu üsluba riayet etmeleri istenecek. Bilkent Otel’de yapılacak olan bir günlük eğitim programında, partinin merkez yürütme kurulu (MYK) üyeleri hazır bulunacaklar. Ekonomi, dış politika, eğitim, siyasi politikalar gibi ana başlıklarda sunumların yapılacağı toplantıda adayların da görüşlerinin alınacağı belirtildi.
Demokratik Halk Partisi’nin (DEHAP) Muş 3. sıradan milletvekili adayı Sırrı Sakık’ın, adaylıktan istifa ederek seçimlere bağımsız girdiği öğrenildi. Sakık’ın HADEP’e tepkili bazı güçlü isimleri de yanına alarak farklı bir cephe oluşturacağı ileri sürülüyor.
Eski HADEP’li Sakık, iradesi dışında aday gösterildiğini belirterek, DEHAP listesinden ayrıldığını bildirdi. DEHAP listelerinden aday gösterilme sebebinin ‘bağımsız müracaatını boşa çıkarmak’ olduğunu ileri süren Sakık, DEHAP’tan aday olmamasının nedenini ise, ‘Sonuç alınabilecek noktada siyaset yapmak.’ olarak açıkladı. HADEP’in önemli isimlerinden olan Sakık’ın adaylıktan çekilmesi HADEP’te şok etkisi yaptı. Doğu ve Güneydoğu’da birçok adayın liste şoku yaşadığı ve genel merkeze tepkili olduğu belirtiliyor. Sakık’ın söz konusu isimleri yanına alarak, farklı bir cephe oluşturması ve parti oylarını bölmesi ihtimalinin gündeme gelmesi, HADEP’lileri korkuttu. DEHAP listelerini hazırlama komisyonu başkanı Osman Özçelik, Sakık’ın yaptığı adaylık başvurusu sonucunda aday olarak belirlendiğini, iradesi dışında böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söyledi.
Habib Güler
/ Ankara
14.09.2002
HADEP sahte oy peşindeyken yakalandı
Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Avcılar Gençlik Kolları Başkanı Metin Yalçın’ın organize ettiği HADEP’e sahte oy çalışmasında bulunan 10 kişi yakalandı.
İstanbul Emniyetinin yaptığı çalışmalarda, HADEP tarafından 3 Kasım seçimlerinde partinin oy oranını artırmak için Avcılar Gençlik Kolları Başkanı Sinan kod adlı Metin Yalçın organizesinde, doğu kökenli bazı vatandaşlara sahte seçmen belgesi düzenledikleri tespit edildi. Metin Yalçın’ın evine yapılan operasyonda çok sayıda sahte kimlik ile seçmen kayıt formu ele geçirildi. Yalçın’ın polisteki sorgusunda, özellikle inşaatlarda çalışan Doğu ve Güneydoğu kökenli vatandaşların nüfus kağıtlarını aldıktan sonra hayali adresler ile muhtarlıklara başvurarak, bir kişiye Avcılar ve komşu ilçelerde birçok oy kullandırmayı planladığı tespit edildi. Yalçın’ın Avcılar Gençlik Kolları’nda görevli 10 kişilik bir ekiple bu organizasyonu gerçekleştirmeye çalıştığı anlaşıldı. İşçilerden aldıkları kimliklerin fotokopileriyle muhtarlıklardan seçmen müracaat formları doldurarak ilçe seçim kuruluna ilettikleri ve 500’e yakın geçici seçmen belgesi aldıkları ifadelerinden anlaşıldı. Emniyet, İlçe Seçim Kurulu’yla yaptığı çalışmada, 37 adet sahte seçmen belgesi düzenlendiğini, tutanakla tespit etti.
Ercan Gün, Kazım Canlan
/ İstanbul
14.09.2002
Eski tüfeklerin adı Meclis’te yaşayacak
Türk siyasi tarihine damgasını vurmuş çok sayıda önemli şahsiyetin çocukları, 3 Kasım’daki erken seçimde yarışacak. YSK’ya teslim edilen aday listelerinde, siyasetle anılan ailelerin ikinci ve üçüncü kuşak temsilcileri eskiye oranla daha fazla yer aldı.
27 Mayıs darbesinin ardından idam edilen DP döneminin Başbakanı Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes yeniden aday oldu. Menderes, DYP’nin Aydın listesinde ilk sıraya oturdu. MHP’nin merhum lideri Alparslan Türkeş’in oğlu Aydınlık Türkiye Partisi (ATP) Genel Başkanı Tuğrul Türkeş, DYP ile seçim ittifakı yaptı ve Kayseri birinci sıradan yarışa katıldı. Türkeş’in torunu Onurhan Homriş ise, İstanbul 2. bölgede MHP’nin liste beşincisi. “Tek parti” döneminin Milli Şefi İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan da, Ankara 2. bölge beşinci sıradan CHP adayı olarak gösterildi. Eski Başbakan Ferit Melen’in oğlu Mithat Melen MHP’den İstanbul 1. bölge birinci sıradan, Özal ailesi ise, iki isimle sandıkta şans arayacak. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, ANAP’ta İstanbul 2. bölge birinci sıra adayı, merhum Yusuf Bozkurt Özal’ın oğlu İbrahim Özal da AK Parti İstanbul 2. bölge 8. sıra adayı oldu.