|
Fenerbahçe hiç değişmeyecek
Son senelerde gerçekleştirdiği büyük tesis hamlelerinden sonra büyük kulüp olmak için hemen hemen hiçbir eksiği kalmayan F.Bahçe, nedense yine huzursuz yine mutsuz. Başarıya şartlanmanın ve kısa zamanda çok şeyler yapmak istemenin bedeli onlara karmaşa olarak geri dönüyor.
Özellikle G.Saray ile aralarında açılan başarı makası, Fener’e gönül veren insanları nedense rahatsız ediyor. Sözlerimizi yanlış anlamayın, bu rahatsızlığı, çekememezlik olarak değil bir an önce onları yakalayıp da geçme arzusunun getirdiği, başarıya duyulan açlık olarak ifade ediyoruz.
Halbuki biraz sabırlı olmayı deneseler neler olacak neler! Stat muhteşem, seyirci ilgisi bazen artıp eksilse de hayli iyi, tesislere laf söylemeye bile gerek yok, her zaman için transfere ayıracak ekstra parayı da buluyorlar, kadroda bazı zaaflar olsa da çok sayıda kaliteli futbolcu var. Yani görünen manâda sorun yok gibi. Peki gerçek manâda var mı? Tabii ki var.
Futbolu çok iyi bildiğini zanneden binlerce, yüzbinlerce mevcut yönetici, eski yönetici, kulüp üyesi, basın mensubu, sempatizanı derken, her kafadan ayrı bir başarı formülü ortaya konurken bu arada fırsatlar kaçıyor ama kimin umurunda!
Şimdilerde günün daha doğrusu haftaların modası Lorant. Sanki adamın hakkında yazılıp çizilenlere bakarsanız o bu kulüpten gittiği dakika, Fener camiası kanatlanıp uçacak. Daha üç ay önce takımı nasıl iyi antrene ettiği söylenirken şimdi hem de futbolcuların ağzından idmanların ne kadar yetersiz olduğu söylenip duruluyor! Ne kadar büyük tesadüftür ki tüm çalışmayı sevmeyen hocalar gelip Fener'i buluyor. Ya da başka bir ifadeyle, Fener onları buluyor.
Didi’den Zeman’a, Denizli’den Lorant’a varıncaya dek bu kulübe çalıştırmayı seven bir tek antrenörün gelmemiş olması bizce çok enteresan, sizce de değil mi? Ne var ki hoca değişiklikleri yapıldıktan sonra da durum yalnızca bir iki ay değişiyor, her ne hikmetse gelen çalıştırıcı da takımı ve idmanları boş veriyor!
Kusura bakmayın ama buna gülmemek elde değil. Bu kadar yerli yabancı hoca geldi geçti, hiç değilse bir tanecik olsun çalıştırmayı seven biri rastgelmedi mi? O büyük camiaya, aynı hataları uzun senelerden beri yapmak hiç yakışmıyor. Ya baştan antrenör ve futbolcu tercihlerini yanlış yapıyorlar yahut da onlara gereken sabrı göstermiyorlar. Ya da şimdilerde olduğu gibi insanları diken üzerinde tutup huzursuz ediyorlar. Dikkat edin takıma karışmaktan ya da kadroya müdahale etmekten hiç söz etmiyoruz.
Şimdi yapılması gereken şu: Lorant’a güven duyulmuyorsa yolları hemen ayırmak (ki bizce yanlış bir yol), ya da sezon sonuna kadar hiç ses çıkarmamak. Haliyle Lorant’ı gönderirken teknik ekibi de değiştirmek icap edecektir. Ortada başarısızlık varsa sorumluluk da paylaşılmalıdır. Denizli’nin ardından teknik ekip çalışmaya devam edince hiç de hoş olmayan bir durum ortaya çıkmıştı. Kivançta bir tasada ayrı bir teknik ekip görüntüsü oluşmuştu. Aziz Yıldırım, bu sefer aynı hataya düşmeyeceğinin sinyallerini veriyor. Bakın sezon başında söylediklerimizi tekrar ediyoruz. Feyenoord maçından önce sevinç çığlıkları atılırken ortada yanlış bir algılamanın olduğunu ve de Fener’de kadro zaafı bulunduğunu belirtmiştik. Halen de aynı kanaatteyiz. Yaşları uygun üç nitelikli oyuncu, Fener’i içinde bulunduğu huzursuz ortamdan rahatlıkla çıkartır. Belki bu kadroyla da ülke içinde bir şeyler olur ama tribünde rahat olunmaz. Yurt dışından da bir şeyler isteniyorsa henüz kaybedilmiş fazla bir şey yok. Üç tane nitelikli ve mevcut kadroya uygun adam, camiayı çok rahatlatır.
14.09.2002
|