İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
17.09.2002
Salı
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 
 

YAZARLAR


AHMED ŞAHİN .
 

Helal ticarette kâr haddi, vade farkları üzerine

Peygamberimiz, aldatmayan doğru tüccarın mahşerde sıddıklarla beraber olacağı müjdesini vermiştir.


Böylesine yüksek mükafatın bir sebebi, ticarette zaman içinde doğruluğun azalması, çoğu kimselerin haram helal tanımadan yüklü kazançlar sağlamaya yönelecek olmalarıdır. Rakiplerinin meşru olmayan yollarla yüklü paralar kazanmalarına rağmen helal sınırı içinde mütevazı kâra nefsi razı etmek, herhalde herkesin göze alacağı bir sadakat olmasa gerektir. Bundan dolayı Efendimiz (sas) Hazretleri:

– Doğruluktan ayrılmayan sadık tüccar mahşerde sıddıklarla birlikte olacaktır! müjdesini vermiş, her şeye rağmen meşru kârdan ayrılmayan sadık tüccarı tebrik ve teşvik etmiştir.

– Meşru kâr haddini kim tespit eder? Ne miktar kâr konmalıdır ki meşru kâr olsun?

Gerçekten de ticaretin can damarı, kârın meşru olması, helal kâra kanaat edip fahiş kazanca sapılmamasıdır.

Ancak helal kârın miktarı dondurulup da şu kadardır, denmemiştir. Çünkü kâr, semtine ve mevsimine göre değişir. O yüzden kâr haddini o malın satıldığı muhitin örfü, âdeti, makul kârla satış yaptığı bilinen yaygın tüccarlar topluluğu tespit ederler.

Çevrenin tespit ettiği bu kâr nispeti esas alınır, müşterinin bilgisizliğinden istifade ile kârı daha da yukarı çekip de fahiş kazanca gidilmez. Fazlası, helal kazanca haram katmak olur.

Burada şu soru da sık sorulmaktadır:

– Taksitli satışlardaki (vade farkı denen) ilave kâr, helal mıdır? Faiz sayılmaz mı?

Bazıları bu vade farkını faize benzeterek şüpheyle karşılamaktalar. Halbuki, dindar bir tüccarın veresiye farkı koymayıp da (faiz olur korkusuyla) hep peşin fiyatına satması, kısa zamanda ticari hayattan silinip yok olması demektir.

Bu da İslam’ın ticaret hukuku, günün ihtiyaçlarını karşılamıyor şeklinde anlaşılmasına da sebep olur. Halbuki, İslam’ın koyduğu ölçüler kıyamete kadar meydana gelecek yeniliklere cevap verecek elastikiyet ve özelliğe sahiptir. Yeter ki ehlinden öğrenilsin ya da kaynağından okunsun.

Nitekim Serahsi gibi büyük fıkıh kaynakları:

– Peşin fiyatına veresiye farkı ilave ederek zamlı satmak caizdir, veresiye olduğu için ilave edilen fark faiz olmaz, haram da sayılmaz! demişlerdir.

Yeter ki ilave edilen bu veresiye farkı, fahiş miktara yükselmesin, müşterinin parasızlığı fırsat bilinerek aşırı kâr yüklemesine gidilmesin. Burada tereddüt edilen şu ayrıntıya da dikkat çekmek isterim.

Vadeli satışlarda veresiye farkı koymak caiz olunca, vadenin de aylara bölünerek gelecek her aya uzaklığı nispetinde fiyat farkı ilave etmenin de caiz olacağı kendiliğinden anlaşılır.

Müşterinin önüne çok seçenek sunmanın caiz olmasının tek şartı, pazarlığı ortada bırakmayıp bu çok seçenekten peşin mi vadeli mi, vadeli ise kaç ay vadeli olacağını açık seçik tespit etmek, nizaı mucip belirsizlikte bırakmamak, listedeki şıklardan hangisi tercih ediliyorsa onda anlaşmayı kesinleştirmek. Pazarlık ortada bırakılmayıp şıklardan birinde açıkça karar kılındıktan sonra mesele bitmiştir. Çok seçenekli vadeli satışlarda bir şüphe ve tereddüt artık söz konusu olmaz.

Aslında helal ticarete haram karıştıran mühim bir başka husus da:

– Satış sırasında, malı olduğundan fazla övmek, olmayan vasıflarını varmış gibi gösterip değerinden fazlaya satmak!.

Nitekim bazı pazarcılar tezgahın önüne sağlam ve temiz malları sıralıyor, arkasına ise çürüklerini yığıyorlar. Yani öndeki iyileri gösterip arkadaki çürükleri iyi fiyatına satıyor, böylece helal kazancına haram karıştırıyorlar. Bu türlü hileleriyle, sıddıklarla birlikte olacak sadık satıcılardan olmadıklarını ifade etmiş oluyorlar.

Halbuki, malı olduğu gibi göstermeli, malda olmayan vasıfları varmış gibi takdim etmemeli ya da müşterinin kendi takdirine bırakarak, “mal meydanda takdir sizindir” demekle yetinmelidir. Peygamberimiz müşterisini aldatmayan doğru sözlü sadık tüccarlara, sıddıklarla beraber olma müjdesini verdiği gibi, müşterisini aldatan yalancı satıcılara da:

– “Men gaşşena feleyse minna!” ikazında da bulunmakta, “Aldatan bizden değildir!” demektedir. Evet, ister alırken olsun isterse satarken, aldatan, Resulüllah’ın sevdiği ümmetinden değildir!. O’nun sevdiği ümmeti, hem alırken hem de satarken aldatmayan kimsedir.

Geniş bilgi için bakılacak kitap: Prof. Dr. Hamdi Döndüren (İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi) 0212–513 35 80


17.09.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (13.09.2002) - ZAMAN yazıyorsa doğrudur!

> (11.09.2002) - Yaşayanlar ölmüşlerinin ibadet borçlarını ödeyebilirler mi?

> (10.09.2002) - Günah işlenen düğüne gidilir mi?

> (06.09.2002) - Sahabi hanımların savaşlardaki hizmetleri

> (04.09.2002) - Peygamberimize salavat getirmek üzerine

> (03.09.2002) - Boşama hakkı yalnız erkekte mi, kadın da boşayabilir mi?

> (30.08.2002) - ‘Selamün aleyküm kör kadı!’

> (28.08.2002) - Dinî hayata nasıl başladı?

> (27.08.2002) - İslâmî hayat her zaman yaşanabilir

> (23.08.2002) - İntihar edenin namazı kılınmaz mı?




GAZETE SAYFALARI


 




Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.