|
‘Çatışmadan kaçınmalıyız’
Recep Tayyip Erdoğan için kader günü. Bir ihtimal yarına sarkabilir. Yargıtay’ın olumsuz kararından sonra 7 kilişik Yüksek Seçim Kurulu son sözü söyleyecek: Erdoğan’ın milletvekili olup olamayacağına karar verecek.
Yargının değişik birimlerinden çıkan farklı kararlar nedeniyle zihinler karışık. YSK’nın, Yargıtay’ın kararına aykırı davranması dolayısıyla Erdoğan’ın başbakanlık yolunu açık tutması beklenmiyor.
Erdoğan’ın durumu sadece AK Parti’yi değil siyasetin genelini ilgilendiriyor. Kararın seçimi de kapsayan siyasi uzantıları olacak. Onun için herkesin gözü YSK’nın kararında...
Lehte çıkacak karar fazlasıyla sürpriz olur. Beklenti YSK kararının Erdoğan’ın aleyhine olacağı yönünde.
YSK, Yargıtay gibi Erdoğan’ın milletvekilliğine geçit vermezse... AK Parti ne yapar? Seçim sonuçları nasıl etkilenir?
Bugün için direkt genel başkanlık sorunu yok.
Anayasa Mahkemesi kurucu genel başkanlığa itiraz etti; fakat partiye 19 Ekim’e kadar süre tanıdı. Normal, sıradan üye ve genel başkanlık olabilir mi? Tartışmalı... Düne kadar parti yönetimi bu formülü denemekte kararlı idi.
Erdoğan milletvekili adayı olamasa da AKP’nin Genel Başkanı sıfatıyla seçimlere girebilir, partisinin oylarını artırmak için çalışabilir. Genel başkanlığıyla ilgili tartışmanın seçimlerden önce sonuçlanması beklenmiyor.
‘Bugünden sonra’ için parti yönetiminde iki farklı görüş var. YSK’nın kararı görüldükten sonra içeride yapılan değerlendirmelerin dışarı yansıyacağını sanıyorum.
İlk görüşe göre hukuk sonuna kadar zorlanmalı. Erdoğan milletvekili olamasa bile partinin başında kalmalı. Seçimlere kesinlikle Erdoğan’ın başkanlığında girilmeli.
Eğer seçimlerden AK Parti iktidarının çıkması durumunda 4 Kasım sabahının şartlarına göre yapılanmaya gitmeli.
Tabii bu Erdoğan’ın genel başkanlık sorununun olumlu veya olumsuz sonuçlanmasına kadar devam edebilir...
Diğer görüşe göre eğer YSK milletvekilliğine onay vermezse Erdoğan genel başkanlıktan ayrılmalı. AK Parti seçimlere 4 Kasım sabahı oluşturmayı amaçladığı yapıyla gitmeli.
Bu AK Parti’yi ‘Devletle kavgalı’ görüntüden uzaklaştırır. Hem toplumda hem de devlette olumlu yankı bulur. Direnmek sonuç vermeyeceği gibi yarar da sağlamaz.
Dün bu görüşü seslendiren, siyasette hep sorunların odağında bulunmaktan yorulmuş, etkin bir AKP yöneticisiyle konuştum. Aynen şöyle dedi:
YSK’nın kararı milletvekilliğiyle sınırlı fakat şartları daha fazla zorlamanın da anlamı yok. Erdoğan genel başkanlıktan çekilmeli.
Ve yeni yapı hemen kurulmalı. Seçimlere tartışmalı yönetimle değil yeni görüntüyle girilmeli. AKP Erdoğan’ın partisi. Halk bunu böyle algılıyor.
Adı potansiyel genel başkan adayı olarak geçen söz konusu AKP yöneticisi söylediklerini isimlendirmekten çekinmedi:
Erdoğan olmuyorsa, yokluğunda vekalet ettiği Abdullah Gül genel başkan olur. Gül’ü AKP tabanı da, toplumun değişik kesimleri de benimser. Erdoğan’ın önü açılınca gelir bıraktığı koltuğa oturur. Erdoğan’ın dönüşüne Gül de dahil hiç kimse ‘hayır’ diyemez.
Erdoğan kararıyla küskünler hareketi arasında bağlantı kuruluyor. Yani Erdoğan’ın milletvekili olamaması durumunda AKP’li milletvekillerinin küsecekleri ve seçimlerin ertelenmesine destek verecekleri umuluyor.
AK Parti her ne şekilde olursa olsun küskünlere, dolayısıyla seçimin iptaline kesinlikle destek vermeyecek. Belki gruptan kopan bir iki milletvekili farklı tutum takınabilir. Fakat kurumsal olarak AK Parti sonuna kadar seçimlerin arkasında.
Şu sözler parti yöneticisine ait: Tutarlılık bizim en önemli özelliğimiz. RP ve FP’de şartlara göre politika değişikliği yaşanıyordu. Ama şimdi asla...
AK Parti’de bugünkü YSK kararından sonrasının gelişmelerini şekillendirecek hava bu şekilde. Burada son sözü Erdoğan söyleyecek. Erdoğan’ın başından beri yöntemi; bekleyip görme ve ona göre politika geliştirme...
RP ve FP deneyimlerinden sonra yapılması gereken ‘çatışmadan özenle kaçınarak’ hem toplumu hem de devleti rahatlatacak politika izlemek. Yakın tarih çatışmadan kimsenin özellikle de siyasetin kârlı çıkmadığını gösteriyor...
18.09.2002
|