İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
18.09.2002
Çarşamba
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 
 


  Yorum

11 Eylül Rusya’ya tarihî fırsatlar verdi

11 Eylül Rusya’ya tarihî fırsa



“Sağolsunlar tüm devlet başkanları. 11 Eylül terör saldırısından sonra hemen aradılar. Hatta, sağolsun, Sayın Vladimir Putin, hepsinden önce; yani bu trajediye 20 dakika kala beni arayıp başsağlığı dilemişti.’’ Rusya’da anlatılan bir 11 Eylül fıkrası, ABD Başkanı George W. Bush’u böyle konuşturuyor.

Barutun ateşli silahlarda kullanılması derebeylerini savunma açısından ne kadar zor durumda bıraktıysa 11 Eylül saldırıları da en gelişmiş konvansiyonel silahlara sahip ABD ve Rusya’nın gardlarını hazır bekleten mekanizmaları etkiledi. Kalaşnikof ve birkaç gramlık hardal gazına sahip olanları pek de etkilemeyen asimetrik savaş, nükleer füzelere, en modern uçaklara ve uzay üslerine hükmedenleri kara kara düşündürtme sürecini başlattı. Soğuk Savaş ve sonrasında özelde ABD, genelde Batı’nın tüm tasarruflarına karşı gerekli ve gereksiz tepkili olan Moskova ve mağrur Washington’u, 11 Eylül, ‘mağdurlar dayanışması’na itti.

Yöneticilerin diplomatik açıklamalarının yanı sıra yıllarca ABD bombardımanını yazlıklarında bile bekleyen post Sovyet vatandaşları ilk kez yüksek oranda Amerika’ya savunma da dahil her türlü yardımda bulunulması gerektiğinden yana olduğunu açıkça dile getiriyordu. ‘Uluslararası terörizm’ terimini yaygın olarak ilk kez kullanan Rusya’yı geniş Batı toplumuyla entegrasyona hızla iten 11 Eylül trajedisinde isim buldu. Tarih, fırsatları değerlendirme sırasını Rusya’ya veriyordu. Bir kere iktidarda bulunan Vladimir Putin ve ekibi, Kremlin’i, eskisi gibi her rüzgarda boş gürültü çıkartan bir saraydan arındırmış. Değişen değerlere ve evrenin dengelerine göre ülkelerine bir rol biçmeyi daha uygun buluyordu.

Moskova Carnegie Merkezi Başkan Yardımcısı Dmitriy Trenin’e göre Putin, Çarlık Rusyası ve Rus medeniyetinin en önemli kurucularından biri olan I. Petro gibi tarihi bir tercihte bulundu.

Rusya Federasyonu kurulalı beri Çeçen savaşçılarla başı dertte olan Moskova, son dönemlerde bu cumhuriyet topraklarında oransız ölçüde güç kullanma, insan hakları ihlalleri konusunda dıştan (Batı) gelen kategorik baskılardan bunalmıştı. Karışık durum, fidyeciliği meslek eden bölgedeki eşkıyaların bile Human Right Watch ve Strasbourg’un engin hoşgörüsüne mazhar olmasını sağlıyordu. Bu gelişmeler, Moskova’yı çıldırtırken 11 Eylül’ün sihirli değneği imdada yetişti.

Çeçenistan’da yapılan yanlışlıklar bir anda unutuldu; ancak kendilerine İslam ülkesi denilen 46 devletten daha fazla dini özgürlükler atmosferine sahip olan Rusya’nın, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildiğini söyleyen peygamberin dininden nefret etmesi için Müslümanların gösterdiği çaba da görülmüş oldu.

Sahip oldukları bir anıt ya da heykelin terörden korunması telaşında bulunan ülkelerin aksine Rusya, 11 Eylül saldırıları nedeniyle hususen de nükleer objelerinin güvenliği için ciddi endişeler taşıyor. Bu da onu Washington ile daha fazla ortak hareket etmeye zorluyor.

Moskova’nın endişeleri yeryüzü ile sınırlı da değil. İlgili ülkelerin dışında fazla dikkat çekmemiştir ki; ama Bağımsız Savunma Uzmanı Pavel Felgenhaur’a göre Taliban tehdidi ve Orta Asya’daki gelişmeler, Rusya’nın uzaya çıkışını da tehdit ediyordu. Taliban’ın yükselişi ve Afganistan operasyonu sırasında Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatılmak istenen roketleri sigortalamaya şirketler pek yanaşmıyordu. Rusya’nın uzay yolunun kapısı olan ancak verimsiz bir diğer üs olan güneydeki Aşuluk Üssü de Kafkasya’ya çok yakın.

Taliban tehdidi abartılmasına rağmen SSCB Komünist Partisi’nin yerel sekreterliğinden gelme bazı liderler Orta Asya’da kontrolü sağlamada zorluk çekiyordu. Bu gelişmeler, Moskova’ya da rahatsızlık veriyordu. ABD’nin Afganistan ve Orta Asya’ya yerleşmesi Rusya’ya da yaradı. Çünkü; bazı gözlemcilerin işaret ettiği gibi ABD, bölgede, Sovyetler’den kalma sorunları çözmede yardımcı oluyor.

11 Eylül, Rusya–NATO yakınlığını sağlayan en önemli katalizörlerden biri oldu. NATO’nun doğuya doğru genişlemesine şiddetle karşı çıkan Rusya ile bu örgüt arasında işbirliğini en üst seviyeye çıkartan ‘yirmilik’ adlı mekanizmaya ulaşıldı.

18.09.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Diğer Yorumlar

> Papa sempatizanı futbolcular Rasih Yılmaz (18.09.2002)

> BM rotası James A. Baker III (17.09.2002)

> 9/11: Gerçeği, yalnızca gerçeği! M. Nedim Hazar (17.09.2002)

> 11 Eylül ve Ankara-Brüksel ilişkileri Selçuk Gültaşlı (16.09.2002)

> Amerika’nın cevval, cesur büyükanneleri Elif Şafak (15.09.2002)

> Burası galiba “Patagonya” Uğur Özakıncı (15.09.2002)

> Fantezi gerçeğe dönüşürse! Rasih Yılmaz (14.09.2002)

> Önce Irak, sonra İran ve Çin Dan Plesch (14.09.2002)

> 11 Eylül’ün uluslararası hukuka etkisi Ferit Hakan Baykal (13.09.2002)

> Geri sayım başladı! Aydoğan Vatandaş (13.09.2002)

> 11 Eylül, dünyayı ikiye böldü mü? Muhammed Imare (12.09.2002)

> Fantastik sınırlar M. Naci Bostancı (12.09.2002)

> 11 Eylül terörünün etkisi Graham E. Fuller (11.09.2002)

> 11 Eylül ne getirdi ne götürdü? Nihat Ali Özcan (11.09.2002)

> 11 Eylül tüm dünyayı sarstı Victor Çerepkov (10.09.2002)







GAZETE SAYFALARI


 




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.