“Eylül, malum a, hüzün ve matem ayıdır” Mehmet Rauf, edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olmak dolayısıyla büyük ün kazanan ve adını edebiyat tarihine yazdırmayı hak eden Eylül adlı romanına bundan yüz yıl evvel bu cümle ile başlamıştı.
Etrafımızda “sivil”le ve “özel”le ilgili olarak bir sürü haksızlık, mantıksızlık ve acaiplik var. Bunların hiçbiri, mevzuatla, kamu otoritesiyle ilgili değil. O kadar kanıksamış ve alışmışız ki, bu tür şeyleri, aramızda konuşurken bile tepki göstermiyoruz.
Erken seçim tartışmaları siyasal ve ekonomik gündemi meşgul etmeye devam ederken, siyasi partiler de seçim programlarını birer birer açıklıyor. Genel hatları itibarıyla, hemen tüm siyasi partilerin programları adeta tek bir kalemden çıkmışçasına birbirinin kopyası görüntüsü veriyor.
Almatı’dan Astana’ya uçarken, uçsuz bucaksız steplere şaşkınlıkla bakma yanında, binlerce kilometre uzaklıkta dev şantiyeleri de görmeniz mümkün. Kazakistan’da şantiye demek, Türk demek. Anadolu bozkırından çıkmış binlerce girişimci, filizlenme ve gelişme için buraları tercih etti.
Hazar bölgesinin petrolünü Batı pazarlarına ulaştıracak Bakü–Tiflis–Ceyhan (BTC) ham petrol boru hattı projesi, temel atma aşamasına gelinceye kadar Türkiye içinden ve dışından akla hayale gelmeyecek engellemelerle karşılaştı.
F.Bahçe camiası iyice anlaşıldı ki yaptıkları ve yapamadıkları ile daha çok yazılıp çizilecek. Kulüp olmanın başarıyla bir münasebetinin olmadığını idrak edene kadar ne söylesek boş gibi gözüküyor. Ama olsun deyip bıkıp usanmadan bilebildiğimiz kadarıyla doğruların altını işaretlemeye çalışacağız.