İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
20.09.2002
Cuma
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 
 

YAZARLAR


ALİ ÜNAL ali.unal@zaman.com.tr
 

4 Kasım düşünceleri

Erken seçimi ilk Kemal Derviş’in ortaya atıp, sonra bunu MHP’nin uygulamaya koyması, 4 Kasım veya seçimle ilgili beklentilerin neler olduğu konusunda sağlam denebilecek ipuçları veriyor.


28 Şubat iradesi içinde yer yer ABD’ye de bazı politikalarında tavır alma taraflısı güçlerin varlığı sezilebiliyorsa da, ABD’nin bu iradeden en azından rahatsız olmadığı ve onunla birlikte bu iradenin de sol–sağ ittifaklarını sevdiğini söyleyebiliriz. ABD gibi, gücünün kendisini küresel hegemonyaya sevk ettiği güçler, günlük politikalar ve planlar yapmazlar. Onların en az 25 yıllık master planları olur. Aksi halde, hakim güç olma mevkiini korumak mümkün değildir. Bu bakımdan, Türkiye’de 28 Şubat sürecini, dünyanın belli yerlerinde bölgesel güç olmaya aday ülkelerdeki ekonomik krizleri, hattâ 11 Eylül’ü birbirinden bağımsız hadiseler olarak düşünmek biraz safdillik olur. Dolayısıyla, Kemal Derviş’in başlattığı bir sürece MHP’nin nokta koymasını, şahsen 3 Kasım üzerinde ABD ile 28 Şubat iradesinin ittifak ettiği şeklinde yorumlayabiliriz.

Bu sütunlarda daha önce birkaç defa dile getirildiği gibi, 3 Kasım erken seçimleri üzerinde en belirleyici faktör, ABD’nin Irak operasyonudur. Bu operasyondan en çok kaygı duyan ülke, tabiatıyla Türkiye’dir. Çünkü, bu operasyonun hiç şüphesiz, dile getirilen ve getirilmeyen maksatları vardır ve operasyon, Türkiye’nin Güneydoğu’su üzerine kalıcı etkiler bırakmaya adaydır. (AB uyum yasaları içinde bilhassa Güneydoğulu vatandaşlarımızı ilgilendirecek yasaların tam da bu esnada çıkması, hiç de tesadüf olmasa gerek.) Bu sebeple, Türkiye bu operasyona razı olmalıdır ve operasyon süresince Türkiye’de, ona en azından karşı çıkmayacak bir iktidarın bulunması gerekmektedir. Sayın Ecevit’in bu operasyona soğuk baktığı bilinen bir gerçektir. Ayrıca, onun sağlık problemleriyle birlikte, artık kendisinin ve hükümetinin yıpranmış olması, halkın hükümetten bıkkınlık getirmesi, erken seçimi mecburi kılmıştır. 28 Şubat iradesinin, artık bu hükümeti daha fazla taşımak istemediği de ortadadır.

3 Kasım sonrası için iki alternatif görünmektedir. Bunlardan hem ABD, hem de 28 Şubat iradesi için tercih edilecek alternatif, hiç şüphesiz CHP– DYP koalisyonu ve bu koalisyona, ABD ile 28 Şubat iradesinin ortak anlaşma zemini olarak MHP’nin de dahil olmasıdır. Düşünülen bu yeni iktidar döneminde de, manzara bu iktidardakinden hiç de farklı olmayacak, hattâ belki, hem ekonomik açıdan, hem de bilhassa İslâmî kesimler açısından daha da ağırlaşacaktır. Bu dönemde Diyanet yeniden yapılandırılmaya çalışılacak, mezhebî eğilimler ağır basacak ve şimdiye kadar uygulamaya konulamayan Türkçe ezan ve ibadet gibi 28 Şubat kararları, belki de uygulanmak istenecektir. Bu tercihin iktidara gelebilmesi için, bugünden itibaren AKP aleyhinde birtakım kasetler medyada yayınlanmaya başlanır ve birtakım yeni dosyalar açılırsa, hiç şaşırmayalım.

Eğer her şeye rağmen 4 Kasım’da, yıpratılmış AKP’ye (çok muhtemel olmamakla birlikte) bir iktidar yolu görünürse, bu da, hem ABD hem 28 Şubat iradesi için kötü olacak değildir. Çünkü, 28 Şubat sürecinden çok ders almış bulunan AKP, dış politikada hiçbir zaman farklı bir yol izleyemeyeceği gibi, içeride de mevcut süreci değiştiremeyecek, hattâ ABD’nin operasyonlarına Müslüman kamuoyunun tepkilerini hafifletmek gibi bir fonksiyon da görecektir.

Bu arada son olarak ifade etmek gerekirse, Sayın Tantan’ın giriştiği veya içine itildiği yolsuzluk operasyonları hakkındaki şüpheler, daha o günlerde bu sütunda ifade edilmişti. Nitekim ortaya çıktı ki, bu operasyonlar, ekonomik krizin birer boyutundan ibaretti. 4 Kasım’la başlayan dönemde de, yolsuzluk operasyonları olsa bile, bu, yolsuzlukları önlemek veya ortaya çıkarmak için değil, sadece siyasî, şahsî ve daha başka maksatlarla olacaktır.

Türkiye, yeni, çok yeni oluşumlara muhtaç.


20.09.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (13.09.2002) - 11 Eylül ve gerçekler

> (06.09.2002) - Şeytan çağı

> (30.08.2002) - Seçime doğru

> (23.08.2002) - Diyanet ve İslâmiyet

> (16.08.2002) - Devam eden senaryo: Tanzimat

> (09.08.2002) - İslam ve ‘globalleşme’ye cevap?

> (02.08.2002) - AB ve globalleşme

> (26.07.2002) - Sosyolojik ve siyasal bilimsellik ve objektiflik

> (19.07.2002) - İslâm ve muamelelerimiz

> (12.07.2002) - Başörtü meselesinin altındaki asıl gerçekler




GAZETE SAYFALARI


 




Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.