İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
22.09.2002
Pazar
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 
 

Kadın-Aile...(Bütün Haberler)

kadinaile@zaman.com.tr

 

Kalbinizin sağlığı için 5 öğüt

Dünya Kalp Federasyonu kalp hastalıklarının önlenmesi ve kontrolü için sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Federasyon, 29 Eylül 2002 tarihini “Dünya Kalp Günü” olarak ilan etti. Kalp sağlığı ile ilgili bilimsel çalışmalar, eğitim çalışmaları ve çeşitli kampanyalar düzenleniyor.

Dünya Kalp Günü’nün bütün dünyada sponsorluğunu üstlenen Becel, Türkiye’de de çeşitli organizasyonlar düzenleyecek. Unilever Beslenme Grubu Uzmanı Diyetisyen Ebru Şener, kalp hastalıkları ile sağlıklı beslenme arasındaki ilişkiyi anlatarak, Dünya Kalp Günü’nde yapacakları çalışmaları anlattı. Dünyadaki her üç ölümden birine sebep olan kalp hastalıkları sebebiyle Türkiye’de yılda yaklaşık 150 bin kişi hayatını kaybediyor. Dünyada en sık karşılaşılan kalp hastalığı ise koroner kalp rahatsızlıkları olarak biliniyor. Koroner kalp hastalıkları, kolesterolün koroner arterlerin duvarlarına birikmesi ve yıllar içinde arterlerin daralmasıyla oluşuyor. Bunun sonucunda kalpteki kan akışı yavaşlayor bazen de kalbin durmasına sebep olabiliyor. Türk Kardiyoloji Derneği tarafından geçtiğimiz yıllarda yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de halen 2 milyon erkek ve kadın koroner kalp hastası bulunuyor ve her yıl bu sayıya 90 bin kişi ekleniyor. Koroner hastalıklar sebebiyle ölenlerin sayısı ise 92 bini erkek olmak üzere toplam 153 bin olarak tahmin ediliyor. Genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’de kalp hastalıklarına, yaşlı nüfusa sahip ülkeler kadar sık rastlanıyor. Kardiyoloji uzmanları önümüzdeki 10 yıl içinde kalp hastalıklarının çok daha büyük tehlike oluşturacağına dikkat çekiyor.

Kalp hastalığındaki risk faktörleri

Her insanın koroner kalp hastalığına yakalanma ihtimali bulunuyor. Ancak hastalık riskini artıran bazı faktörler bulunuyor. Risk faktörleri, “yaşam tarzı”, “sağlıkla ilgili faktörler” ve “değiştirilemeyen faktörler” olarak üçe ayrılıyor. Sigara alışkanlığı, fiziksel aktivite, sağlıksız beslenme ve stres yaşam stilinden kaynaklanan faktörler olarak biliniyor. Sağlıkla ilgi faktörler ise; yüksek kolesterol, hipertansiyon, şişmanlık ve şeker hastalığı. Kalp hastalığına sebep olan ve değiştirilemeyen risk faktörleri ise yaşlanma, cinsiyet ve kalıtım. Koroner kalp hastalıklarının nedenlerinden birisi de şişmanlık. Türk erkeklerinin yüzde 9’u, Türk kadınlarının yüzde 28,5’i şişman olarak tanımlanıyor. Her iki cinste de 50–59 yaş grubunda şişman sayısı artıyor. 8 yıllık takip sonucu elde edilen bulgulara göre şişmanlık, Türk kadınlarında yüksek, erkeklerinde de artma eğilimi gösteriyor.

Kalbiniz için 5 öğüt

Her gün en az 5 porsiyon sebze meyve tüketin

Her gün 30 dakika egzersiz yapın

Hayvansal yağlar yerine bitkisel yağlar tüketin

Sigara içmeyin

Diyet yaparak şişmanlıktan kurtulun

Kolesterol nedir, nasıl düşürülür?

Kolesterol büyük ölçüde karaciğer tarafından üretilen; ancak yediğimiz hayvansal besinlerde de bulunan bir maddedir. Vücuttaki hücre zarlarının ve hormonların oluşabilmesi için kolesterole ihtiyaç vardır. Vücutta iki çeşit kolesterol bulunur.

LDL (kötü) kolesterol: LDL kolesterol kanda yükseldiğinde arter damarlarının duvarlarında birikerek kalp hastalığı riskini artırır.

HDL (iyi) kolesterol: HDL kolesterol dokulardaki aşırı kolesterolü alır ve karaciğere getirir. Karaciğere getirilen kolesterol bu organ tarafından parçalanır. Dolayısıyla HDL kolesterol kalp sağlığı için iyidir. Sağlıklı beslenmeyle kolesterol düzeyi düşürülebilir. Sağlıklı beslenmenin önemli bir bileşeni de doymuş yağ tüketimini azaltmak ve doymuş yağ yerine doymamış yağları kullanmak gerekir. Sigaranın bırakılması, düzenli egzersiz yapılması da kolesterol düzeyini düşürür.

Yağları tanıyın

Doymamış yağlar: Ayçiçeği yağı, soya yağı, mısırözü yağı gibi sıvı yağlar.

Omega yağları: Ayçiçeği yağı, soya yağı, mısırözü yağı, doymuş yağ oranı düşük margarinler, yağlı balıklar, yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunur.

Doymuş yağlar: Yağlı koyun, sığır, dana etlerinde, sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinde, tavuğun derisinde, peynir, yoğurt, kaymak gibi süt ürünlerinde, tereyağı, içyağı ve kuyruk yağı gibi hayvansal yağlarda bulunur.

Abdullah Dirican / İstanbul

22.09.2002


 

Spastik çocuklara havuzlu eğitim verilecek

5–14 yaş arası spastik çocuklar Akdeniz Üniversitesi bünyesinde düzenlenecek yüzme kursuna katılacaklar. Çocukların gelişimleri ölçülerek kursun vücuttaki etkisi gözlenecek.

Doğumdan kaynaklanan rahatsızlıkların oluşturduğu Serebral Palsy hastası çocuklar, Akdeniz Üniversitesi bünyesinde düzenlenecek 10 haftalık bir kursa katılabilmek için eleme testlerinden geçirildi. Spastik olarak da nitelendirilen engelli çocuklar Akdeniz Üniversitesi tarafından 10 hafta süreyle gerçekleştirilecek kursa katılabilmek için becerilerini sergiledi. Düzenlenecek bu 10 haftalık yüzme programı sonunda, Serebral Palsy hastası 35 çocuğun kurs öncesi ve sonrası psikolojik ve fiziksel gelişimleri ölçülerek kursun vücuttaki etkisi gözlenecek. Yaklaşık 10’ar kişilik 4 grup halinde testlere tabi tutulduktan sonra kursa alınacak çocuklar, düzenlenecek 10 haftalık kurs boyunca bire–bir eğitimden geçirilecek. Spastik çocukların motorsal ve duygusal gelişimlerini artırmak için düzenlenen bu kurslar sonunda başarılı olan çocuklar ise özel olimpiyatlara gönderilecekler.

Türkiye’de ilk defa düzenleniyor

Amaçlarının 5 – 9 ve 10 – 14 yaş arası çocuklarda gelişimin hangi yaşta daha fazla olduğunu belirlemek ve küçük yaşta spastik çocuk eğitimine başlamak olduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanı Doç. Dr. Füsun Toraman, bu yaşlar arası eğitim programını Türkiye’de ilk olarak gerçekleştirdiklerini söyledi.

Yaklaşık 19,5 milyarlık bir maliyetle gerçekleştirilecek kursun 10 hafta süreyle devam edeceğini belirten Füsun Toraman, ilk etapta çocukların kursa katılabilmeleri için eleme testlerinden geçirildiğini ifade etti.

Toraman, “Türkiye’de bu kadar küçük yaştaki çocuklara eğitim ilk defa veriliyor. Kurs sonunda yapılacak testlerde başarı sağlanırsa tüm Türkiye’de küçük yaşta çocuk eğitimine başlamayı düşünüyoruz.” diyerek Türkiye’de spastik çocuklarla ilgili pek fazla bir çalışmanın yapılmadığından yakındı.

Çocukların suyla oynamayı sevdiğini, bu yüzden Serebral Palsy hastası çocuklar için yüzme eğitimine önem verdikleri belirten Toraman, kurs öncesi spor becerilerini değerlendirme testlerinin uygulandığını açıkladı.

Toraman, “Düzenlenecek bu 10 haftalık kurs öncesinde gövde kaldırma, atlama, kuvvet, yürüme gibi fiziksel uygunluk testleri ve ailelerle yapılan anket testleri yapıyoruz.” diye konuştu.

Fatih Yılmaz / Antalya

22.09.2002


 

Kadınlar daha çok fobiye sahip

Fobilerin (korkuların) kadınlarda, erkeklere nazaran iki kat fazla görüldüğü belirtildi. Fobilerin insanlar üzerindeki etkileri konusunda bir çalışma yapan Uzm. Dr. Bahadır Bakım, fobilerin kadınlarda, erkeklere nazaran iki kat fazla görüldüğünü açıkladı.

Toplumda fobilere yüzde 5 ile 10 oranında rastlandığını belirten Uzm. Dr. Bakım, “İnsanlardaki hayvan fobileri ortalama 7 yaşında, kan görme korkusu 9 yaşında, dişçi fobisi ise 12 yaşında başlamaktadır. Fobileri bulunan insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, bu kişilerin yüzde 70’inde ebeveynlerden birinde bu tür bir fobi olduğu gözlenmiştir.” dedi.

Bakım, Popüler Psikiyatri dergisinde yayımlanan makalesinde insanların çeşitli şeylerden korktuklarını, bu korkuların hayatın çeşitli dönemlerinde değişiklik gösterebileceğini kaydetti. Fobilerle korku arasında birtakım farklar bulunduğunu ifade eden Bakım, fobiyi şöyle tarif etti: “Korkuyla oluşan sıkıntı ve gerilim, belli bir nesne ya da duruma bağlıdır. Korkunun boyutu, olayı tetikleyen korku objesi ya da duruma kıyasla orantısız ve abartılı bir düzeydedir. Kişi, tepkisinin anlamsız ve aşırı olduğunun tümüyle farkındadır. O korku nesnesi ya da durumla karşılaşmaktan ısrarla kaçınır ve eğer karşılaşırsa aşırı çarpıntı, nefes alamama, terleme, sıcak basması, mide bulantısı, hattâ bayılma gibi durumlara yol açarak, kişinin hayatını kısıtlamasına sebep olur. Kişi o hale gelir ki sokağa çıkamaz, ya da tek başına kalamaz, bazı yerlerden geçemez. Bu durum, kişinin yakın çevresindekileri de olumsuz etkileyerek onların da sıkıntılı durumlar yaşamasına sebep olur.”

Çocukluk korkuları ciddiye alınmalı

Fobilerin, 3–5 yaş arası çocuklukta yaşanan problemlerin çözümlenememesiyle ilişkili olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Bakım, “En sık görülen fobiler arasında hayvan fobileri (kedi, köpek, fare, kuş gibi), yükseklik, şimşek, gök gürültüsü, karanlık ve kapalı alan, uçak, kan ve enjeksiyon, dişçi korkuları önde gelmektedir. Klostrofobi dediğimiz kapalı yer korkusu, özellikle asansör, yollardaki tüneller, trafikte sıkışıp kalmış arabalar, banyo ve duş kabinleri, havasız basık odalar ve MR görüntüleme cihazlarında kendini hissettirir. Agorafobi (açık alan korkusu) ise toplu bulunulan yerlerden korkmaktır. Pazarlar, alışveriş merkezleri, kalabalık caddeler, sinemalar, tiyatrolar ve yabancı mekanlarda kendini gösterebilir. Agorafobi, genellikle birikim yapan stresli şartların sonucunda oluşur. Hayvan fobisi olanların dörtte bir kadarı, korkularının başlangıcıyla ilgili olarak kendileri için travmatik bir olayı hatırlayabilmişlerdir.” şeklinde konuştu. Fobilerin tedavisinin, korkuların üzerine gidilmesiyle sağlanabileceğine işaret eden Bakım, şöyle söyledi: “Korkuların üstüne gidilmesi gerekir. Belli bir düzen içinde korkuların üzerine gidilmeli, korkulan nesne ya da durumdan uzak durma durumundan kaçınılmalıdır. Tedavi edilmediği takdirde ömür boyu devam edebilen korkuların tedavisi ilaç, bilişsel ve davranışçı tedaviler ve gerekirse hipnozla yapılabilmektedir.

Hasan Çilingir / İzmir

22.09.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 




Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.