Mücadele var, futbol yok
Tribünlerde bir bahar şenliği var. Sarajevo maçında hasretle yad ettiğim o eski İnönü şarkıları bütün ihtişamıyla geri dönmüş. Hem rakibin mazisine duyulan saygı, hem de Beşiktaş taraftarının takımına sahip çıkma güdüsü tribünleri kıpır kıpır yapmış.
Başımı kaldırıp karşımdaki kapalı tribüne baktığımda boydan boya bir nostalji şenliğiyle göz göze geliyorum. Bir ucunda 1903, bir ucunda 2003 tarihlerinin yazılı olduğu 60–70 metrelik pankartın üzerindeki fotoğraflarla 100 yıllık tarih özetlenmiş. Bu his ve sorumluluk ikliminde sahaya çıktı Beşiktaşlı futbolcular. Trabzonspor’un çizgili forma tercihi çok etkileyiciydi. Ancak Bordo–Mavili taraftarların kale arkasında oluşturdukları minicik topluluk hüzün vericiydi. İstanbul’daki maçlarda Trabzonspor’un böyle tribün fukaralığı yaşadığını hatırlamıyorum.
Mircea Lucescu, pozitif hisler beslediğim bir hoca. Görev ihmali yapan futbolculara karşı sanılanın aksine toleranssız. Sahada verimliliği yakalamak için bitmeyen bir arayışın içinde. Dün de Sarajevo maçında iki hatalı gol yiyen Cordoba’ya kesik atmıştı. G.Saray’da iken genelde yedek kulübesinde sükunetle oyunu takip ederdi. Dünkü maçta dikkatimi çekti. Yerinde duramıyordu, her an patlamaya hazır bir barut fıçısı gibiydi. Kah hakeme, kah oyuncularına veriştirip durdu. Sinan Engin ise bir başka alemdi. İlk dakikalarda yan hakeme sürekli taktik verdi. Rakibin zaman çaldığını anlata anlata bitiremedi.
Maçın kolay geçmeyeceği baştan belliydi. Çünkü iki takımda da savunma dürtüsü ön plandaydı. Beşiktaş, Sarajevo sürprizinin tedirginliği yüzünden defanstan ileriye adam çıkartmakta çekimser kalıyordu. Trabzonspor ise tecrübe dezavantajına karşılık enerjik kadrosuyla Beşiktaş’ın etkili top yapan ayaklarını kilitlemeyi başardı. Aurelio, Sergen’i 90 dakika boyunca gözetim altında tuttu. Yasin, oyuna açılım getirmeyi beceremedi. Pancu, Ahmet Dursun ve Kaan Dobra, etkili noktalarda topla buluşma bahtiyarlığını yaşayamadı.
Trabzonspor’da Fatih ve Mehmet Yılmaz ikili forvet oynuyordu. Ancak Samet Aybaba’nın gizli golcüsü Gökdeniz’di. Bu oyuncu Trabzonspor’un her atağa kalkışında, Beşiktaş defansının arkasına bir ok gibi fırlıyordu. Etkili de oluyordu. Beşiktaş’ın daha baskılı oynadığı ikinci yarıda bu taktik sekteye uğradı.
Dün gördük ki Trabzonspor mücadele yönü çok güçlü bir takım. Ne var ki ofansif düşünce henüz gelişmemiş. Ligde dördüncü beraberliklerini aldılar. Birilerinin Samet Aybaba’ya 2 puan sisteminin çoktan tarihe karıştığını hatırlatması lazım. Çünkü, böyle bir futbol mantalitesine 3 puan sisteminde yer yok. Fatih’in sakatlanıp çıkması buna karşılık Pascal Nouma’nın tribünlerin büyük desteği altında sahaya girmesi oyunda kırılma noktası olabilirdi. Çünkü bu iki oyuncu psikolojik açıdan takımlarının en etkili silahları. Trabzonspor, Beşiktaş’ın baskısına boyun eğmedi. Kaleci Petkoviç zor toplar çıkardı. Maçın golsüz sona ermesi yavan futbolun en bariz göstergesiydi.
|