|
Fukuyama ne dedi?
Ulusal Kalite Kongresi’ndeki konuşması güzeldi. Konusuna vâkıf ve tahlil yeteneği geniş bir bilim adamı. Ne anlattığından önce, Fukuyama’nın rakibi görülen Samuel Huntington için söylenen bir anekdotu anlatmak istiyorum. Belki de bu Fukuyama’nın kendisidir.
Bir konferansta, uzun uzadıya dünyadaki mevcut düzenden ve çıkmazlarından bahseder. Konferans sonunda bir izleyici bir soru için ayağa kalkar: “Sürekli mevcut düzenden ve sorunlardan bahsettiniz. Peki çözüm nedir?”
Huntington gayet sakin:
“Çözümleri de diğer konferansıma gelince anlatacağım.”
Francis Fukuyama’nın babası üç yıl Türkiye’de kalmış ve dilimizi konuşabilen biri. Haliyle Fukuyama Türkiye’de olmaktan mutlu; çünkü babasından duyduğu bir atmosfere geldi. Diğer mutluluğu ise, kendi yaşadığı Washington yakınlarında dizi cinayetler işleyen katilin menzilinden uzak olması.
Fukuyama’nın dört başlıkta anlattığı konuyu ben iki başlıkta vermek istiyorum. Bunlardan birincisi ABD ile AB arasında yaklaşım farklılıkları gerginliğe dönüşmüş durumda. Bunun en belirgin ortaya çıkan iki sonucu çelik ve tarım ürünlerinde görülüyor. Avrupa, Amerikan çeliği ile Güney Amerika muzunun kendi sınırlarına girmesine engel çıkardı. Eski Başkan Bill Clinton, İstanbul’daki yemekli toplantıda bu konuya değinmiş ve AB’yi yeni dünyaya bakış konusunda ikna ettiklerini söylemişti. Görülen o ki, ikna edilememiş. Gelecekte ciddi sorunlar yaşanabilir.
Fukuyama, İslam ile İslamcılığı ayırıyor. İslamcılığı İslam’ın özündeki anlayıştan uzak, 20. yüzyılda Avrupa’da gelişen siyasi akımlara bakarak tepkisel siyasi bir yorum getirdiklerini belirtiyor. İslam’ın özüne örnek olarak da, Osmanlı’nın hoşgörüsünü örnek gösteriyor. Siyasi İslam’a alternatif olarak da günümüz Türkiye’sini örnek gösteriyor.
Fukuyama çözüm sunmadığı için, bunlar esas ise, çıkarılacak sonuç şu: Amerika ile Avrupa arasında gerginliklerin hangi noktaya varacağı belli değil. Diğeri de, Türkiye, İslam’ın özüne sahip çıkarak, dünyada ciddi bir anlayışın liderliğini yapabilir.
Pastırma yazı, zemheri kışı
İhracat rakamları ağustos ayında da sevindirdi. İhracatçılarla görüştüm, kış sezonu da başarılı geçecek. Çünkü önümüzdeki yaz dönemine kadar bağlantılar yapıldı. Ya 2003–2004 sezonu üzerine düşünceler ne durumda?
Elimde dünyanın en önemli tekstil dergisi TextilWirtschaft’ın 36. hafta yayını var. Haftalık yayınlanan Alman dergisinde, periyodik olarak Alman pazarı ile ilgili en sıcak rakamları bulmak mümkün. 36. haftanın değerlendirmeleri var. Bu bilgiyi iki amaçla veriyorum. Öncelikle 36. hafta Almanya’daki seçimler öncesine geliyor. Bizde de seçimler yaklaştı. Diğeri de, dünyanın en dinamik tüketici kitlesine sahip Almanya’daki trendlerin bütün dünyayı etkileyecek olması.
Buna göre, 36. haftada geçen yılın aynı dönemine göre, satışlar yüzde 16 azaldı. 35. haftada da, yüzde 9 azalmıştı. Ve son 10 hafta içinde sadece 30. haftada satışlar yüzde 2 artış göstermiş. Bu, pazardaki ciddi daralmayı gösteriyor. Bu daralmada seçimlerin yanı sıra, kışın geç gelmesinin de etkili olduğu belirtiliyor. Önümüzdeki dönemle ilgili olarak da, Almanya’daki alıcıların ve Türk ihracatçıların ciddi kaygıları var.
Bu rakamları bir yönetici ile birlikte incelerken, Türkiye’den ciddi alımlar yapan Alman Samm’s şirketinin Türkiye temsilcisi İlkin Erkin Öztürk’le görüştüm. Ayrıca Almanya’daki genel müdürü de son gelişmeleri ve piyasanın nabzından bahsetti. O da endişeli. Bu nedenle, yeni pazarlar aranması ve katma değeri yüksek yeni ürün gamı oluşturulması yoluna gittiklerini belirtti.
İHKİB, geçen hafta kalabalık bir heyetle Çin’e gitti. Ziyarette, uluslararası rekabette Çin’le nasıl baş edebileceğimizin cevabı da arandı. Umarım, son iki yıldır ekonomideki en sevindirici sektör ihracat yüzümüzü güldürmeye devam eder.
24.10.2002
|