İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
24.10.2002
Perşembe
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür-Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 
 

YAZARLAR


HÜSEYİN GÜLERCE h.gulerce@zaman.com.tr
 

Hangi partiye oy vermeli?

Seçimler yaklaştıkça kimi köşe yazarları, hangi partiye oy vereceklerini, gerekçeleriyle birlikte açıklıyorlar. Medya sorumluluğu açısından tartışmalı da olsa bu durum pek yadırganmıyor.


Zaten gazete ve televizyonların seçmeni yönlendirme konusunda pek de etkili olmadıklarını geçmiş seçimlerden biliyoruz. Medyamızın favorileriyle, halkın tercihleri taban tabana zıt bile çıkabiliyor.

Sandığa doğru gidildikçe bir de “cemaatler” konusu gündeme getiriliyor. Kendilerini bir cemaat olarak kabul eden, bunu reddetmeyen dindar insanlar var. Aday listelerine verdikleri isimler kamuoyu tarafından biliniyor, dolayısıyla hangi partiyi destekledikleri de bir şekilde ilan edilmiş bulunuyor. Kimileri de gazete ve televizyon kanallarıyla neredeyse ilan yoluyla konumlarını ifade ediyorlar.

Tamamen bilgisizliğe, masa başı yalanlara malzeme teşkil eden bazı haberlerde ise gazetemizin de ismi geçirilerek “Fethullah Gülen Cemaati”nin falan partilere oy vereceği yazılıyor, söyleniyor.

Ben muhterem Fethullah Gülen’i 20 yıldır tanıyorum. “Fethullahçı” gibi ifadelerden tiksinti duyduğunu, “cı”, “cu”luktan hiç hoşlanmadığını, “cemaat lideri” gibi yakıştırmalardan küfür işitmiş gibi rahatsız olduğunu biliyorum. “Ben düz bir Müslüman’ım ve düz bir yerde duruyorum, düşsem ne olur? Yükseklerde bulunanlar düşünsün...” dediğine ise hem de kaç defa şahit oldum.

Sayın Gülen, kendisini sevenlere de cemaat demiyor. Duygu ve düşünce beraberliği ile milletimizin madden ve manen yüceltilmesi için hizmet eden bu insanları “gönüllüler hareketi”nin neferleri olarak görüyor. Sayın Gülen’e bir seçim atmosferinde, basit siyasi menfaatler için haksızlık edilmesine, başta onu sevenler mani olmalıdır.

Sayın Gülen’in eğitim, barış, sevgi, diyalog, hoşgörü, kardeş olma, bir ve beraber olma konularındaki tavsiyelerini değerli bulan hizmet insanları, “gönüllüler hareketi”yle aslında bir gönül hizmeti veriyorlar. Gönüllere girerek insanımızı ve bütün insanlığı iyiliklere, güzelliklere ve hayırlara çağırıyorlar.

Milletimizin ihyasına çalışıyorlar. Cehalet, fakirlik ve ayrılık gibi milletimizin önünü kesen dertlere, hastalıklara, problemlere çareler bulmaya çalışıyorlar. Yurtdışında 300’den fazla Türk koleji ile millî kültürümüzün tanıtılması ve temsil edilmesi için büyük fedakârlıklar yapılıyor.

İşte bu hizmet insanları, böylesine büyük gayretleri, cihan çapındaki takdirleri hiç siyasi hesapları, siyasetin geçici menfaatleri için ellerinin tersiyle iterler mi? Onları tanımamak ne büyük noksanlık...

Ben onları tanıdığım için kendi adıma söyleyeyim: “Önce insan”, “önce gönüllere girme” dedikleri için “birey”i çiğneyen, insanın hür iradesiyle vereceği kararları etkileyen siyasi telkinleri ne bekleyecekler, ne de bir başkasına “oyunu şu partiye vermelisin” gibi bir nezaketsizliğin içerisine gireceklerdir.

Sandıktaki oylarla politikaya müdahaleyi düşünmek, bu büyük millete hizmet zeminlerinden yüzlerce basamak aşağıya yuvarlanmak demektir. Hizmet insanlarına, değil bir partiyi desteklemek, iktidar bir altın tepside sunulsa; “yanlış anlaşılırız”, “kötü bir çığır açarız”, “bütün dünyanın umutlarını boşa çıkarırız”, “meğer bunlar da, evet bunlar da koltuk sevdasına tutulmuş dedirtiriz” diyerek o altın tepsiyi yere çalmak yakışır.

Hizmet insanının şiarı, temsile dayanan tebliğdir. Hizmet insanları bütün partilere “eşit uzaklıkta” değil, “eşit yakınlıkta”dır. Çünkü her partinin müntesipleri, sempatizanları bizim insanımızdır.

Herkesi kucaklayanlar, muhabbet fedailiğine soyunanlar geçici politik çıkarlar için asla yanlış yapmazlar, yapmayacaklardır. Kimilerinin yakıştırmaları, vehimleri, beklentileri, suizanna dayanan iddiaları hizmet insanlarını bağlamaz.

Hepimiz hür bireyleriz. Aklımız, gönlümüz, değerlendirmelerimiz hangisine yatıyorsa gider oyumuzu o partiye veririz. Kimse de niye falan partiye oy verdiniz diyemez. Eşimize, çocuklarımıza bile baskı yapmaya hakkımız olamaz.

Demokrasi, gerçek demokrasi bir oyun değildir. Hür iradeli özgür bireylerin samimiyetleri ölçüsünde çağımıza ve insanlığa yol gösterebiliriz...

Herkes kendisine yakışanı yapar...


24.10.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (17.10.2002) - Harbe, seçime ve değişime sürüklenmek...

> (10.10.2002) - 4 Kasım sabahı AK Parti...

> (03.10.2002) - Nice şer görünenler hayır çıkmıştır...

> (26.09.2002) - Teröre karşı asıl silah diyalog...

> (19.09.2002) - AKP eliyle siyasî tasfiye mi?

> (12.09.2002) - Buyurun cenaze namazına...

> (05.09.2002) - Fethullah Gülen, kimlere neden gönül koyuyor?

> (29.08.2002) - Bu, ne biçim erken seçime gitmek?

> (23.08.2002) - Derviş, CHP rozetini takarken...

> (22.08.2002) - ANAP’ı da aşan bir sürece girdik




GAZETE SAYFALARI


 




Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.