|
Aç karnına kim çalışır?
Geçen haftaki yazımızda “uyku” muhabbeti yapınca bu hafta da “yeme” üzerine bir şeyler karalamak istedim. Malumualiniz; bu ikisi birbirini çok seven, genelde peşi sıra takip eden, yokluklarında insanı rahatsız eden, varlıklarında doyulamayan, dünya tatlısı faaliyetlerdir.
Uykusuz gözlerle, dinlenmemiş bir vücutla ders çalışmak ne kadar zorsa aç karnına soru çözmeye çalışmak da o kadar zordur. Bütün bunları abinizin “yemeye, içmeye olan muhabbeti” diye algılarsanız yanılırsınız. Elbette ki biz de aç, susuz ve uykusuz dolaşmayız; ama zaaf diyeceğimiz bir alışkanlığımız da yoktur evelallah! Tanıyanlar bilirler!
Öğrenme ile aldığımız besin türleri arasında münasebet olduğunu, son yıllarda yapılan araştırmalar ortaya çıkarmış durumda. Aslında bizim milletimiz açısından çok yeni bir bilgi de değil bu. Marifetname’den günümüzde çıkanlara kadar birçok eserde bu konu ile ilgili bilgilere rastlamaktayız. Hemen hepimizin anneleri okula giderken ve özellikle de imtihanlar öncesinde bizlere tatlı yiyecekler yedirmeye çalışmış, yanımıza zihin açıcı olarak her daim kuru üzüm benzeri yemişleri koymuşlardır.
Her konuda olduğu gibi yemede de aşırıya kaçmamak gerekiyor. Öğrenme sürecinde beyne gitmesi gereken oksijenin; midenin yeme sonrasında sindirime başlaması ile oraya hücum eden kan yüzünden % 30 oranında azalacağı belirtiliyor. Ayrıca fazla yemek sonrasında yükselen şekerin de etkisi ile rehavetin artması, bazılarında da sindirim problemleri yaşanması çalışmaya menfi yönde etkide bulunabiliyor. Yemeğin hemen arkasından ders çalışmaya başlanması da bu ve benzeri sebepler yüzünden pek tavsiye edilmiyor. Yemek ile beraber bir diğer önemli nokta da vücudun ihtiyacı olan su miktarına dikkat edilmesi, özellikle stresli çalışma dönemlerinde bol su tüketiminin yapılmasıdır.
Sabahları iyi bir kahvaltının yerini alacak hiçbir şey yoktur. Ama şahsen tanıdığım bazı öğrencilerde de gözlemlediğim gibi kahvaltı alışkanlığı olmayan öğrencilerin sayısı da az değildir. Özellikle uykudan fedakarlık yapamama sonucu kaçırılan, yapılmayan kahvaltılar yerine birkaç saat sonra teneffüs aralarında fast–food türü yiyecekler yenmesi beslenme dengesizliklerine yol açmaktadır.
Ders çalışırken yapılan atıştırmalardan mümkün olduğunca kaçının. Dikkatinizi dağıtacak bu faaliyet yerine çalışmaya belli sürelerde ara vermeyi (10 dakikada bir değil, en azından 40 veya 50 dakikalık çalışma seansı yaptıktan sonra) ve bu dinlenme anlarında çikolata, şeker veya her neden hoşlanıyorsanız onları kendinize mükafat vermiş gibi afiyetle yemeyi tercih ediniz. Hatta bu faaliyete ara sıra Rehber Abi’nizi de davet ediniz! Akşam yemeğini mümkün olduğunca erken saatlerde ve de en hafif şekli ile yapmaya çalışınız. Yaklaşan Ramazan ayında kış dolayısı ile iftarların erken saatte olacak olması en azından bir ay boyunca erken yemenizi sağlayacağından bu alışkanlığı edinmenizi sağlayacaktır. Haydi, iyi yemeler, pardon çalışmalar!
24.10.2002
|