|
Nişancı keskin, ya zekalar?
Türk medyası pek fazla soru sormayı, kafa yormayı sevmediği için, siz muhtemelen, ‘Keskin nişancı kâbusu bitti’ ya da ‘Amerika derin nefes aldı’ türü başlıklar okuyorsunuz.
İntikal haberciliği ve yorumculuğuna bir de kronikleşmiş ‘yerel ve dini’ değerler karşıtlığını ekleyince, birçok gazete ‘Keskin Nişancı’ olayında geçtiğimiz gün ele geçirilen katil zanlılarından birinin hep soy ismini kullandı: Muhammad!
John Allen’in tam olarak ne zaman Müslüman olduğu bilinmiyor ama ‘Muhammed’ ismini 11 Eylül’den sonra aldığı biliniyor. Ancak Türk medyasının büyük bölümü, tıpkı USA medyası gibi ona Muhammed diyor. Oysa aynı medyanın, başka sonradan Müslüman olmuş gayrimüslimler için, asla yeni ismini kullanmadığını çok iyi biliyoruz. Sözgelimi size ‘Ünlü boksör Abdulmalik’ dersem eminim zorlanırsınız hatırlamak için kim olduğunu. Çünkü Türk medyası neredeyse bütün haberlerinde, ‘Mike Tyson’ olarak yazıyor, anonsluyor. Yusuf İslam bu konuda biraz şanslı, canlı yayında kendisine hâlâ ‘Cat Stevens’ diyen eski tüfek solcu bir anchormanı haşlamasa ona da hala ‘Cat’ deyip duracak medyamız. Yani Türk medyası sonradan Müslüman olanların eski isimlerine, Hıristiyan adlandırmalarına pek meraklı. Ama bu ‘Keskin Nişancı’ olayında nedense yakalanan zanlının ismini ezberletiyorlar adeta bize: Muhammad!
Neden bu isme taktığımı da hemen belirteyim. Zira bu olayda, ‘Muhammed’ isminin özenle seçildiğine inanmaya başladım. Şüphemin en büyük sebebi, tam da bu ‘Keskin Nişancı’ dehşetinin yaşandığı günlerde başka bir olayın aynı topraklarda tartışılması: Papaz Jerry Falwell, ABC’de ekrana çıkıp, ‘Muhammed teröristtir’ demişti. Aradan iki hafta bile geçmeden, gazete ve Tv ekranlarını açıp bir de bakıyoruz ki: Terörist yakalandı, adı Muhammed!
Meselenin bir yönü bu.
İkinci ve daha tuhaf olan bir yön var. Eğer federal ve yerel polisin ortak iddia ettiği gibi 10 kişiyi öldürüp, üç kişiyi yaralayan şahıslar John Allen ve John Lee Malvo ise (bu arada zanlılar arasında ne öz ne de üvey, baba–evlat ilişkisi yok, iddia bir medya safsatasından ibaret) çok ciddi çelişkiler, problemler ve daha da önemlisi ABD polisinin küçümsenmeyecek akıl–mantık dışılığı var.…
Hatırlayınız lütfen ‘Beyaz Van’ hikayelerini. Washington çevresinde görülen bütün beyaz minibüsler durdurulup teker teker aranmış, beyaz kamyonet satan tüm satıcılardan listeler istenmiş, herkes potansiyel zanlı olmuştu. Hatta dünya polisiye tarihinde ilk defa bir kamyonun eşkali çizilmiş ve medyaya dağıtılmıştı. Neden kimse çıkıp da, ‘Bu zanlılar 500 dolara satın aldıkları eski püskü bir Charrolet Caprice’de yakalandılar? Hani beyaz Dodge?’ diye sormuyor.
Bir de ‘Olive Skin’ meselesi var. Kelime anlamıyla ‘Esmer Tenli’ denebilecek bir şey. Polis görgü tanıklarının ifadesine dayanak zanlının ‘esmer tenli’, yani Akdenizli ve ya Ortadoğulu olduğunu söylüyordu. Hatta FBI’ın sitesinde de bu yönde bilgiler hâlâ mevcut. (Her an uçabilir o sayfa.) Yakalanan kişiler sizce ‘esmer’e benziyor mu peki?
Aynı durum aksanları için de geçerli. Polis kendileriyle bağlantı kuran seri katilin bozuk bir aksana sahip olduğunu söylemişti. Oysa yakalanan zanlılar pürüzsüz İngilizce konuşuyorlar. Çelişkiler, soru işaretleri, bir değil, on değil.. Her şey zanlıların yapacağı itirafa bağlı. Kabul ederlerse suçlamaları, polis açısından iş bitmiş olacak. Ancak bu sorular akıllarda hep olacak.
Benim en çok dikkatimi çeken şey ise, polisin katillere ulaşma yöntemi. Düşünün hele, bir katilin polisi arayıp, bundan önce bir yerde işlediği cinayeti söylemesi akılla mantıkla izah edilebilir mi?. Gelişmeye bakın: Polis katilin söylediği cinayet mahalline tekrar gidip (ki burası bir içki dükkanıdır ve katil adaylarının dini bütün Müslüman olduklarını ileri sürmektedir!) ordaki bir dergiyi alıyorlar. Dergiden parmak izi çıkıyor. Parmak izinden katile ulaşıyor. Yani bütün bunlar bir Cüneyt Arkın filminde olsa ‘hadi ordan’ deyip kanal değiştiririz.
Şimdi birkaç komplo teorisi ve bir de ürkütücü tahmin var Washington civarında. Önce kötü haber, katilin ‘yakalandı’ duyumlarına rağmen insanlar, ya eski katilin ya da yeni seri katil adaylarının bu işi yapmaya devam etmesinden çekiniyor. Ve teoriler: Kimileri polisin katili ölü ele geçirdiğini ama demografisinin klasik terörist formatına uymadığı için, parayla zanlı kiralamış olabileceğini söylüyor. Bir başka teori ise, polis katille baş edemeyeceğini anlayınca istediği parayı verdi. İki tane figüranla da kamuoyunu tatmin etmeye çalıştı.
Zaten bu ‘Hayalet Sniper’ işi başından beri biraz garip olarak gidiyor ya neyse!
27.10.2002
|