|
Yazgı, trajedi, ara renkler
Elinde büyük bir harita vardı. Çeşitli sektörlere bölünmüştü. Kuzey Kafkasya ve Moskova’nın güneybatısı ayrı bir renkle, Avrupa ve kuzey kısmı başka renk, Sibirya ile kalan kısımlar da bir başka renkle boyanmıştı.
‘Bu ne?’ diye sordum. ‘’Ülkeyi ekstremistlerden arındırmaya çalışıyorum.’’ dedi. ‘Detay verir misiniz?’ diye üsteledim. “Nasıl olacak bilemiyorum; ama işim çok.’’ diyerek uzaklaştı. Silahlı Çeçenlerin Moskova’daki tiyatro salonunu bastığı günden önceki gece bu rüyayı görmüştüm.
18. yüzyıldan beri devam eden Çeçenistan ile Rusya arasındaki sorun acaba nasıl halledilmeli ki yeni rüya ve kabuslar yaşanmasın? Moskova’daki rehine trajedisinin şoku halen de devam ediyor. Tüm dünya gelişmeleri hâlâ merakla izliyor. Olay, bir süre sonra başkaları tarafından unutulacak; ancak Ruslar ve Çeçenler için ek yükler getirerek varlığını sürdürecek. Çeçenler ve Moskova olaya ilişkin mevcut bakış açılarını ve stratejilerini bundan sonra değiştirecek mi? Kocaman bir soru işareti. Yine de en radikal kararların kriz zamanlarında alındığı da bir gerçek.
İzvestiya gazetesi, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ya Fransa’yı kurtarmak için Cezayir’i bırakan General de Gaulle ya da uluslararası tehciri tercih eden Stalin gibi olabileceği yorumunu yaptı. Belki de siyah ve beyazın dışındaki renkler üzerinde de kafa yormak gerekir artık. Mevcut politikaların çözüm getiremediği ortada. Daha başka trajedilere davetiye çıkarmamak lazım.
İlk savaştan sonra ‘kazanılan’ geleceği belirsiz bağımsızlıkta, başta İslam ülkeleri olmak üzere kimse Çeçenlere sosyal, siyasal, ilmî, ahlakî ve sivil hayatla ilgili yardımda bulunmadı. İş silaha dayanınca yardımlar ön plana çıkıyor nedense.
Rusya silahlı kuvvetlerinin Çeçenistan’da yaptıkları, sağır sultanın kulağına kadar gitti. Peki kadın, çocuk; silahsız insanları rehin alma eylemi ne? Olayla ilgisi bulunmayan masumları cezalandırmaya kalkışma cehaleti modası...
Dubrovka’daki tiyatro binasının birkaç metre uzağında, içerideki oğlunu çaresiz gözleyen, Kremlin’in dibinde ellerini yukarı kaldırarak ‘’Kızım içeride... Allah’a dua ediyorum...’’ diyen babanın feryadı ile daha elindeki silahı bile kullanamadan vurulup uyku pozisyonunda hayatını kaybeden Çeçen genç kadının yazgısı... Trajedi üstüne trajedi...
Putin için de Çeçen halkı için de en zor günlerin ilk adımları gerçekleşti. Federal bir ülke olan Rusya için de bu federasyonun içinde yer alan Çeçenistan cumhuriyeti için de radikal ve yapıcı kararlar alınarak mı tarihe not düşülecek; yoksa Dubrovka vahşetinin hafızalarda derin izler bırakmasına izin mi verilecek?
Başkanlık süresi boyunca oldukça başarılı bir grafik çizen Putin, belki de hayatının ve kendi görevinin en zor anlarından birini yaşıyor. Bazen Çar I. Petro’ya da benzetilen Putin’in bundan sonra takip edeceği politika onun ve ülkesinin geleceğini büyük ölçüde belirleyecek gibi görünüyor.
***
Tiyatro basan Çeçen eylemcilerin, “federal ordunun Çeçenistan topraklarından 7 gün içinde çıkartılması” talebi, zaten yerine getirilecek türden ‘realist’ bir talep değildi. Ancak; Putin, “generallerden çıkmalarını isteseydi ve rehine olayı bittikten sonra ordular Çeçenistan'a geri dönseydi” diye bir ihtimal de akla gelmiyor değil.
***
Çeçen eylemcilerin Dom Kultura’ya bu kadar silahla nasıl girdiği muamması halen çözülemedi. Fakat, SSCB kültürünün realite yerine doküman ve kağıtlara fazla itibar etmesini, ayrıca Moskova’ya gelenlerle polisin daha çok ‘parasal’ açıdan ilgilenmeyi tercih ettiğini kayda geçirmede fayda olsa gerek.
***
Eylemcilerin, ellerindeki bombaları patlatmasına dahi fırsat verilmemesi, patlayıcıları taşıyan kadınların keskin nişancılar tarafından hemen vurulması operasyonu ‘başarılı’ kılıyor. Operasyondan saatler öncesinde içeriye verilen su ve yiyeceğe bir şeyler karıştırılması da bazı uzmanlar tarafından akıllıca bulunuyor. Ölü sayısının (bu yazı hazırlandığı sırada) 100’ü aşması ise Moskova'yı şoke eden operasyona çok ciddi gölge düşürüyor.
27.10.2002
|