|
Türkiye geleceğini belirlemeye hazırlanıyor
3 Kasım erken seçimi ile halk, ülkeyi bir dönem yönetecek siyasi partiyi veya partileri belirlemeye hazırlanıyor. Bu seçim, ekonomide iki ağır kriz yaşanmış ve henüz krizin yaraları tam olarak sarılamamış olması nedeniyle oldukça önemli. Ancak siyasi partilerin seçim meydanları ve televizyon programlarındaki konuşmalarında; daha çok geçmişte yapılanlar dile getirildiğinden, ekonomide geleceğe yönelik çarpıcı çözümlere rastlanmıyor.
Merkezdeki siyasi partilerin halen uygulanmakta olan IMF programına bağlı kalacakları anlaşılıyor. Bu nedenle iktidara yakın siyasi partilerin, ekonomide yapacakları uygulamalar konusunda; IMF programı dışında bir uygulama takvimi vermeleri de mümkün görünmüyor. İktidara gelirsek; 100 gün veya bir senede, şu gerekçelerle; faizi, enflasyon oranlarını, döviz kurlarını, büyümeyi, ihracat ve ithalat rakamlarını ve gayri safi milli hasılayı şu rakamlara getireceğiz gibi, makro ekonomik dengelerden bahsedilmiyor.
Nitekim geçtiğimiz hafta sonunda bir televizyon kanalında karşı karşıya getirilen Sayın Tayyip Erdoğan ile Sayın Deniz Baykal’ın tartışmalarında da, zihinlerdeki bu soruların cevapları bulunamadı. Ekonomi ve ticaret bilincinin, adetâ simit satarak kazanılmaya başlandığı imajı ön plâna çıkarıldı. Bu tartışma sonunda; anketlerde yüksek oy oranına ulaşmış görünen sağın ve solun iki partisinin, seçim öncesinde koalisyona hazır oldukları mesajı verildi. İki parti liderinin günlerdir beklenen bu karşılıklı tartışmalarından, ekonomiye yön verecek somut bir sonuç çıkmadı. Seçim sonrasında; ekonomi, IMF programı yeni hükümetle kaldığı yerden devam edecek görünüyor. Piyasalar da bunu böyle algıladığından, geçen hafta yatırım araçlarında koalisyon kuruldu. Borsada olan yatırımcılar hisse senetlerini, bonoya yatırım yapanlar, bu yatırımlarını ve döviz yatırımcıları da dövizlerini korudular. Türk Lirası’nda olanlar da yine pozisyonlarına göre, bu üç yatırım aracından birini seçtiler.
Ekonomideki mevcut güven eksikliği, seçim sandığından çıkacak hükümetin yapacağı icraatlara bağlı olarak, artar veya azalabilir. Bu nedenle pazar günü yapılacak seçimle Türkiye, geleceğini belirlemeye hazırlanıyor.
Seçim sonrasında kurulacak hükümetin icraatları, dış ilişkiler açısından da oldukça önemli. Seçim hazırlıkları nedeniyle bir süredir gündemin gerisinde kalan AB temaslarının, 12 Aralık’taki Kopenhag Zirvesi’nde Türkiye’ye üyelik takvimi verilmesi beklentisiyle ön plânda tutulması gerekiyor. Ayrıca yeni hükümet belirleyeceği tutarlı dış politika ile; ABD–Irak gerginliği ve muhtemel Irak harekatına yön vermede etkili olabilir. Kıbrıs konusunun çözümünün; AB’ye üyeliği de dikkate alınarak, geçen hükümetlerde olduğu gibi, yeni hükümetin dış politikasındaki öncelikli gündem maddeleri arasında olması gerekiyor.
İşsizliğin azaltılması, üretimin ve ihracatın artırılması ile birlikte işçinin, işverenin, memurun, çiftçinin, esnafın ve emeklinin ekonomik sıkıntılarının azaltılması ve gelir dağılımının düzeltilmesi, seçim sonrası kurulacak hükümetten, çözmesi beklenen konuların başında geliyor. Seçmenler bunları çözebileceğine inandığı siyasi partiye oy vererek geleceğini belirleyecek.
ABD–Irak gerginliğinin yumuşaması sonucu, dış piyasalarda azalan tedirginlikle petrol ve altın fiyatları gerilerken, hisse senedi fiyatları yükseldi. Bu gelişmeler iç piyasaya da olumlu yansıdı.
Bu hafta para piyasalarında; seçim sonrası beklentiler satın alınmaya devam edileceği gibi, mevcut pozisyonların korunması söz konusu olabilir. Seçim öncesindeki birkaç günde; anketlerde olağanüstü bir değişme olmaması koşulu ile yatırım araçları fiyatlarında sınırlı yükselişler olacağı düşüncesindeyim.
28.10.2002
|