|
NURİYE AKMAN |
 |
Muhtemel başbakan adaylarından Abdullah Gül: Başbakanın eşinin başörtüsü Türkiye’de sorun olmamalı
Türkiye gündemi, ‘başbakanın kim olacağına’ kilitlenirken, başbakan adayları arasında adı geçen Abdullah Gül, Nuriye Akman’a konuştu.
Laik–demokratik rejim açısından, AK Parti iktidarında hiçbir sorun yaşanmayacağını vurgulayan Gül, başbakan olma ihtimali ile ilgili ise konuşmaktan kaçındı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Gül, Cumhurbaşkanı’nın karşısına ‘tek adayla’ gidilmesinden yana olduğunu söyledi. Gül, Cumhurbaşkanı’nın, kendi ismini nasıl karşılayacağına dâir soruyu da, “Ben Sayın Cumhurbaşkanının bu konularda demokrasiye, halkın iradesine, hukuka uygun bir şekilde hareket edeceğini düşünüyorum.” diye cevaplandırdı.
Başbakan adayının belirlenmesinde tek ve asıl seçici Tayyip Bey mi? O sürecin şekli nasıl olacak?
Biz, kişi merkezli bir parti değiliz. Önemli kararları hep arkadaşlar kendi aramızda tartışarak alırız. Dolayısıyla bir sıkıntımız olmaz.
Cumhurbaşkanı sizin isminizi nasıl karşılar?
Ben Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu konularda demokrasiye, halkın iradesine, hukuka uygun bir şekilde hareket edeceğini düşünüyorum.
Adayın belirlenmesinde en sağlıklı yol nedir?
Bu kadar halk desteğini almış, Anayasa değişikliğini yapacak bir güçle Meclis’e gönderilen AK Parti’nin herhalde ne düşündüğü çok önemlidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bunları dikkate alacağını zannediyorum.
Yani Cumhurbaşkanı’nın karşısına tek adayla gidilmesinde yarar var diyorsunuz.
Benim şahsi kanaatim o.
En kuvvetli başbakan adayı siz görünüyorsunuz. Sizin isminiz daha çok geçiyor. Neden?
Vallahi onu siz söyleyeceksiniz, nedendir. Ben bu tip sorulara cevap vermem.
MKYK’da fikriniz sorulduğunda ne diyeceksiniz? Siz, sizin adayınız mısınız?
(Gülüyor) Bir şey söyleyemem. Birkaç gün bekleyeceğiz bu konularda.
Zihinsel olarak hazır mısınız başbakan olmaya?
Ben onları sonra konuşayım isterseniz.
Sizi etkileyen en önemli siyasi figür kimdi?
Ben bugünkü kimliğimi, düşüncelerimi bir parti etkisiyle değil, siyasete girmeden önce kazandım. Gençlik yıllarımda daha çok yerli düşünceler, milli düşünceler etkiliydi. Siyasette de birçok kişinin etkisi olmuştur. Adnan Menderes’ten Turgut Özal’a kadar. Tabii ki Sayın Erbakan ile beraber çalıştım. Hepsinden muhakkak ki etkilenmişizdir.
Refah Partisi’nden Parlamento’ya ilk girdiği günkü Abdullah Gül ile şu anki Abdullah Gül arasındaki en önemli fark nedir?
Ben siyasete ilk girdiğimde de, bugünkü düşüncelerimin büyük bir kısmı vardı. Ben o zaman da kafama basmayan meselelere karşı, onları en azından kendim tekrarlamamışımdır. Usulünce, uygun yerlerde görüşlerimi de açık açık söylemişimdir. Ben o zaman da realisttim, hiç hayalperest olmadım. Bizim Refah Partisi’nin retoriklerini kullanmadım.
Kendinizi Müslüman demokrat olarak tanımlar mısınız?
Biz Türkiye’de dini terminolojileri siyaset ile birleştirmenin yanlış olduğuna inanıyoruz. Kritik konuların hepsini konuşarak, tartışarak partimizi kurduk. Dini terminoloji içindeki kelimeleri siyasetin içine geçirmenin doğru olmadığı kanaatindeyiz. Eğer dini terminolojiyle kendinizi tamamen özdeşleştirirseniz, politikada başarılı ya da başarısız olduğunuzda bunların dinle de ilişkisi kurulur. Halbuki dinler evrenseldir. O açıdan, biz kendimizi muhafazakar demokrat olarak sınıflandırdık.
İslam’la demokrasinin bağdaşıp bağdaşmadığının cevabı, sizin iktidarınız döneminde aranacak.
Doğru, önemli bir nokta bence. Brüksel’de, Center for European Policy Studies merkezinde bir konuşma yaptım. Orada şunu söyledim: Biz, halkı Müslüman olan bir ülkenin demokrat olabileceğini, güzel bir demokrasiyi oluşturabileceğini, şeffaf olabileceğini ve dünyayla barışık olabileceğini göstermek istiyoruz. Ben bunun çok önemli bir proje olduğuna inanıyorum ve dünya barışına en büyük hediyenin bu olacağına inanıyorum. Bunu da AK Parti olarak bizim yapabileceğimize inanıyorum.
Bunun gerçekleşebilmesi için eskiden yapılan hangi hataların yapılmaması gerekir?
Vallahi ben şimdi eski hataları oturup konuşan bir konuma düşmek istemiyorum. Burada söyleyeceğimiz şu: Hayal, retorik, abartıyla, sloganla değil, gerçekçi olarak, sosyolojik gerçekleri dikkate alarak hareket ederseniz, herkesle diyalog içinde olursanız hata ve yanlış yapmazsınız. Tek başına aritmetik çoğunluğun bir ülkeyi yönetmek için yeterli olmadığına inanıyorum. Muhalefet partisiyle, Meclis dışı siyasi partilerle, sivil toplum örgütleri ile birçok meseleleri konuşarak hareket etmek gerekiyor.
Özetle laik demokratik rejim açısından, AK Parti iktidarında hiçbir sorun yaşanmayacaktır diyebilir miyiz?
Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokmak için gayret eden bir siyasi iktidarın, bu tip sorunları zaten yaşatmayacağını gayet açık biliyorsunuz. Yoksa biz AB ile ilgili bu kadar kendimizi bağlamazdık. Gelişmiş, perfect bir demokrasiyi, ekonomik kalkınmışlığını sağlamış bir ülkede, hiçbir problem olacağına inanmıyorum.
Sayın Erbakan hangi duygular içerisindedir? Öfkeli midir sizce?
Bilemiyorum. Sayın Erbakan da biliyorsunuz, siyasi yasaklı. Siyaset yasağının herkes için kaldırılması için uğraşacağız tabii ki.
Kişisel olarak en kuvvetli ve en zayıf yanınız nedir?
Bunları sonra konuşalım.
Evlendiğinizde 30 yaşındaydınız. Eşiniz Hayrünissa Hanım 16 yaşındaydı. O kadar genç bir eş seçmek kişiliğinizle ilgili nasıl bir ipucu verir?
(Suskunluk)
Kendinizle ilgili eskiden daha rahat konuşurdunuz.
İleride daha rahat konuşuruz.
Mütevazı ve mahcup bir haliniz de var. Bu sizin avantajınız mı, dezavantajınız mı, bir lider adayı olarak nasıl etkiler durumları?
Vallahi ona siz karar verin.
Sizin dilinizde sanki böyle çok hassas bir terazi var. Sanki Tayyip Bey’in dilinde böyle bir terazi yok. (gülmeler)
Olabilir.
Neden böyle?
Tabii herkesin fıtratı, geldiği süreç farklı. Bunların muhakkak etkisi oluyor.
Başbakan olamamanız çok büyük bir haksızlıktır. Buna tahammül edebilir misiniz?
Ha bunu geçin şimdi siz.
Şu anda neden terlediniz?
Yoo.
Alnınız ter içinde.
Belki biraz grip nezleyiz, ilaç alıyoruz, ondan da olabilir.
Çözüm bekleyen sorunlar içerisinde başörtüsünün öncelikli meseleniz olmayacağına dair mesajlar verdiniz. Ancak başörtüsü mağdurları açısından bakıldığında onlar birinci öncelikli olmayı arzu ediyor. Bu çelişkiyi nasıl çözeceksiniz?
Bizim amacımız Türkiye’yi AB’ye hazır bir ülke haline getirmektir. Bunun iki ayağı vardır. Biri demokratik standartların, temel hak ve hürriyetlerin geliştirilmesi, yükseltilmesi. İkincisi, ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesidir. Bu çerçeve içinde baktığımızda, biz insanların istediği gibi giyinmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne yazık ki bu konu uzun süre siyasi tartışmaların merkezi haline geldiği ve direkt siyasi bir konu haline dönüştürüldüğü için çözümü biraz zorlaştırıldı. Biz bunların çözülmesini istiyoruz. Ama bunların çözümü, yaklaşım şekli çok önemli. Bunlar bir zafer kazanmak, bunu ben yaptım, ben ettim, havası içinde olursa hiç kimseye faydası olmaz. O açıdan bunun uzlaşma içerisinde çözüleceğine inanıyorum.
Sorunun çözümü bu öğretim sezonuna yetişecek mi?
Hükümetimizi bir kuralım, programımızı bir yazalım, görürsünüz.
Sizin bir haftalık, bir aylık, bir yıllık eylem planlarınız var. Bir haftalık eylem planınızdan başlayalım...
İlk yapılacak iş, bakanlar kurulu ile ilgili. Bakan sayısı 38’den 25’e indirilecek, yani 13 bakanlık kaldırılacaktır. Sonra şeffaflığı getiren, gereksiz harcamaları gideren tedbirler alınacaktır. Bunlar sadece verilecek talimatlarla, çıkartılacak kararnamelerle alınacak şeylerdir. Seçim beyannamemizde ortaya koyduğumuz birçok reform arka arkaya getirilecektir.
Başbakan şu ya da bu kişi oldu diyelim. Bu ikili bir yönetim mi olacak? Başbakan Tayyip Bey’e karşı mı sorumlu olacak, yoksa ondan tamamen bağımsız bir şekilde mi olacak?
Muhakkak ki, AK Parti hükümetinin başarılı olmasının gerekleri neyse, onlar yapılacak. Bizim kulağımızda bir küpe vardır. Bu da şu son üç sene içinde ülkeyi idare edenlerin düştüğü durumdur. Biz o durumlara düşmek istemeyiz. Bakan olmak, başbakan olmak, cumhurbaşkanı olmak, milletvekili olmak bence bunlar bir şey ifade etmez. Önemli olan o pozisyonlarda bulunurken, Türkiye’ye ne katkınız oldu, ne kazandırdınız? Bazen kaybettirebilirsiniz.
Ama şimdi bunlar son derece yuvarlak laflar. Ama şu anda söylenecekler bunlar doğrusu.
Bir başbakanın eşinin başının örtülü olması devleti nasıl etkiler? Başbakan adayını seçerken, bu konuyu da dikkate alacak mısınız?
Medeni ülkelerde kişisel tercihlere herkes saygı gösterir. O, neticede yabancı bir kıyafet şekli değil. Ben Türkiye’nin bu olgunluklara ulaştığı kanaatindeyim. Halk bu olgunluğu gösterdi. Milletin iradesi ortaya çıktı. Her şey açık seçik oldu. Gizli kapaklı hiçbir şey söz konusu değil. Oy verenler her şeyi çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla, önemli olan olgunluk içerisinde bu işleri götürmektir.
Yani başbakanın eşinin başörtüsü sorun olmamalı mı diyorsunuz?
Evet, bunu söylemek istedim zaten.
Çağdaş bir imaj yakalama adına, bıyıklarınızı kesmeyi düşünür müsünüz?
Hayır.
Gülü seven dikenine katlanır atasözü sizin şahsınızda nasıl realize olur? Siz dikensiz bir gül müsünüz, yoksa gerektiğinde dikenleriniz batabilir mi?
(Gülmeler) Ona da kamuoyu ve siz karar verin.
Bence siz, dikenlerini başkasına batmasın diye özenle saklayan bir gülsünüz.
Öyle mi diyorsunuz?
|