İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
10.11.2002
Pazar
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Ramazan
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi
 
 

NURİYE AKMAN



Tecrübeli değiliz; ama işimizin erbabıyız

AK Parti’nin çiçeği burnunda kadın vekillerinden Güldal Akşit, Nimet Çubukçu ve Zeynep Uslu yeni dönemdeki hedeflerini Nuriye Akman’a anlattı. Siyasette yeni olan üç kadın vekil de, politik deneyimden yoksun olmayı bir avantaj olarak görüyor.

Güldal Akşit, “ANAP’ın, Turgut Özal’ın hükümet olduğu dönemde yaptığı icraatlar, en başarılı icraatlardır. Bunun sebebi, milletvekilleri bilinmeyen isimlerdi.” diyerek, acemi olmalarının bir avantaj olduğunu belirtiyor. Nimet Çubukçu ise Meclis’e yansıtacakları amatör ruhun önemli katkılar sağlayacağı görüşünde. Zeynep Uslu da, “Ben iyi şeyler yapabileceğime, çözüm sürecinin bir aktif aktörü olabileceğime inandığım için buradayım.” diyor.

Muhafazakar insanlar olduğunuz için mi AK Parti’de politika yapıyorsunuz?

Güldal Akşit: Belki biraz ırsi, biraz hukukçu olmamız sebebiyle zaten her an politikanın içindeyiz. Biraz da biz elimizi taşın altına koyalım dedik. Tabii ki ilkeleri, yapısı da yakın geldiği için AK Parti. İlk teklif Sayın Tayyip Erdoğan’dan geldi. Daha önce tanışmıyorduk. Üstümde bıraktığı ilk etki çok olumluydu. “Biz sizin gibi mesleğinde kendini kanıtlamış, kariyer sahibi, toplumda belli bir yeri olan, modern bayan arkadaşları istiyoruz.” dedi.

Nimet Çubukçu: AK Parti kurulmadan önce, hareketin önde gelenlerinin 40 bin denek üzerinde yaptırdığı araştırmalarda ‘yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı, partinin lideri kim olmalı, prensipleri ne olmalı ve kurucular olarak kimleri görmek istersiniz’ gibi sorular var. Bütün sivil toplum örgütlerinde dolaşıldı. Bir toplantıya ben de çağrılıydım. Orada izlediğim tablo Türk siyasetine taşınabilir, toplumun tüm katmanlarına yansıtılabilirse, gerçekten bu hareket başarılı olur diye düşündüm. Herkes her konuyu özgürce istişare ediyordu. Başkana rağmen, aksi görüşler de savunulabiliyordu. Yerel değerleri, milli kimliğimizi korumayı baz alan bir muhafazakar yapı vardı.

Güldal Akşit: Muhafazakarlık bizim anlayışımızda, dine bağlı değil. Kültürel değerlerin korunmasının önemli olduğu, örf, âdet, ananelerin önem kazandığı, tarihi ve etnik yapımıza sahip çıkma anlamında muhafazakarlık.

Zeynep Armağan Uslu: AK Parti’nin fikri yapısıyla benim fikri yapım örtüşüyor. Ben siyasal iletişim çalışan bir insanım. Türkiye’de zaten çok fazla çalışan insan yok. Kadın konusuyla ilgilendiğimi biliyorlar. Değerlendirmek istediler. Genel Merkez’den geldi teklif.

Sizler aynı zamanda kendinizi dindar olarak tanımlar mısınız?

Güldal Akşit: Ben kendimi dinime bağlı, gereklerini yerine getirmeye çalışan bir insan olarak tanımlarım; ama bir başka kişi beni light bulabilir. Bir başkası dini gerekleri fazla yerine getiriyor diye telakki edebilir.

Nimet Çubukçu: Ben de kendimi dindar tanımı içinde görürüm. Ama bireysel anlamda inançlarımı özgürce yaşayabilmek isterken, herhangi bir dinin kurallarının devletin yönetimine hakim olmaması gerektiğini de savunurum.

Zeynep Armağan Uslu: Koyu bir dindarlıktan bahsedemeyiz; ama muhafazakar bir kadınım. Dini hassasiyetlerim de, zaten muhafazakarlık tanımının içerisinde var olan bir öğedir.

CHP’li kadın meslektaşlarınızla ne kadar tanışıyorsunuz, kadın sorunları için ortak çalışmak ister misiniz?

Güldal Akşit: Ben sadece adaşım Güldal Hanım’la tanıştım. Tabii ki birlikte çalışmayı arzu ederim. 24 kadın, aramızda çekişme olmaksızın çalışabileceğimizi düşünüyorum. Çünkü bugüne kadar bayan milletvekilleri çok fazla varlık gösteremediler deniyor.

Evet, pek çoğu vitrin süsü olmaktan öteye gidemedi.

Nimet Çubukçu: Vitrin süsü olan beyler de var, hanımlarımıza haksızlık etmeyelim. En ufak bir iz bırakmadan, Parlamento’ya dört kez bile gitmeden, dönemlerini tamamlayan erkeklerimiz var.

Hangi konuyu öncelikle Türkiye’nin gündemine taşımak istersiniz?

Nimet Çubukçu: İlk hedefim, Avrupa Birliği’ne giriş hedefinin bir gereği olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Evrensel Haklar Bildirgesi, Kadına Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesine İlişkin Sözleşme’nin iç hukukta gerçekleştirilmesi için düzenlemeler yapmak. Bu konuda CHP’li kadınlar veya beyler, hiçbir parlamenterle uyumsuz olacağımızı zannetmiyorum. Türkiye’nin demokratikleşmesi yolunda adımların hızla atılması lazım. Avrupa’daki kadın da şiddete uğruyor; ama onu koruyan bir hukuku, sosyal bir devleti var bizden farklı olarak.

Yani kadın milletvekili olmak, spesifik olarak kadın sorunları ile ilgileneceğiniz anlamına gelmez. Sorunları global olarak çözdüğünüz zaman, kadın zaten payını insan olarak alacak gibi bir yaklaşımınız mı var?

Güldal Akşit: Evet. Çünkü oraya sadece kadın seçmenlerin Meclis’e taşıdığı bir milletvekili olarak gitmiyorsunuz ki. İlk önce bir yargı reformu çok acilen gerekli. AK Parti bünyesinde, bir yargı reformu çalışması, bizim de bulunduğumuz bir komisyon tarafından hazırlandı. İnşallah bunu hayata geçirme çabalarımız olacak. Ekonomik krizden, eğitim ve sağlık sorunlarından, aile içi şiddetten en çok etkilenen kesim kadınlar. Onların sesi olmak tabii ki önemli. Bu konuda muhalefet partisindeki hemcinslerimizle birlikte bir çalışma ortamı oluşturulabilirse, büyük bir mutluluk duyarız.

Aile ilişkileriniz nasıl etkilenecek? Ankara’ya taşınacak mısınız?

Güldal Akşit: Eşimin işi burada. O nedenle İstanbul–Ankara arasında mekik dokuyan insanlar olacağız. Bu, büyük bir fedakarlıktır, ağır bir bedeldir. Ama ülkemize hizmet etmek için biraz sıkıntıya girmemiz gerekiyor.

Nimet Çubukçu: Zaten parti kurucusu olmak da çok sembolik bir görev değildi. Çünkü henüz yapılandırılmamış bir partinin kuruluşunda görev alıyorsunuz. Eşim beni bu konuda çok destekledi. Oğlumun fazla politize olmasını istemiyorum. İstanbul’daki düzenimi ben de bozmayacağım.

Zeynep Armağan Uslu: Hayat bedel ödemektir Nuriye Hanım. Bir şey istiyorsanız, bedelini ödersiniz. Ben iyi şeyler yapabileceğime, çözüm sürecinin hakikaten aktif bir aktörü olabileceğime inandığım için buradayım. Son derece mutlu bir ailem var. Çok şükür diyorum. Yaşam düzeninin değişeceğini baştan kabul ettik biz.

Hiç başörtüsü takma gibi bir isteğiniz oldu mu?

Güldal Akşit: Benim böyle bir isteğim olmadı. Yaşım ilerlediğinde, dini gerekleri yerine getirme adına bunu yapmak ister miyim, şu anda bir şey diyemiyorum.

Nimet Çubukçu: Örtünme inanç sistemi ile doğru orantılı bir olay. İnsan, kendisini, bu şekilde tanımlıyorsa, bu özgür bir seçim olmalı, örtünebilir. Ben böyle bir şey düşünür müyüm, düşünebilirim. Yani hayatın hangi anında, kendimi nasıl tanımlayacağımın garantisini veremem. Örtünmeyi düşündüğüm anlar oldu. Ama örtünmediğim için büyük bir rahatsızlık hissetmiyorum.

Zeynep Armağan Uslu: Ben hayatımın herhangi bir döneminde başımı örtme düşüncesine kapılmadım. Ama tabii bunu dinimizin bir gereği olarak da kabul ediyorum.

Politik deneyiminizin olmaması dezavantajınız olur mu?

Güldal Akşit: Ben bir avantaj olarak görüyorum. ANAP’ın, Turgut Özal’ın hükümet olduğu dönemde yaptığı icraatlar, en başarılı icraatlarıdır. Bunun sebebi, milletvekilleri bilinmeyen isimlerdi. Hepsi idealistti. Bugün AK Parti de böyle bir görev üstlendi. O yüzden bizlerin acemi olması bir avantajdır.

Nimet Çubukçu: Bizim oraya yansıtacağımız amatör ruh çok önemli katkılar sağlayacaktır. 30 yıldır Parlamento’da bulunan; ama bu ülkeye hiçbir katkısı olmamış sayısız insan var. Onlar siyaseti fazlasıyla meslek haline getirdikleri için, birçok şey onlara olağan geliyor. Vatandaşın söylediği en küçük bir söz bizim için daha önemli. Biz tecrübelilerden daha iyi bir sonuç alırız.

Güldal Akşit: Deneyimli politikacı olmak başka şey, mesleğinin erbabı, konusuna hakim kişiler olmak farklı şey. Bizler deneyimli politikacılar değiliz; ancak kadrolarımızda hakikaten işinin erbabı çok değerli arkadaşlarımız var. İnanıyorum ki büyük hatalarla karşılaşılmayacak.

Bir kadın sorunu olarak “şiddetle” ilgili bir çalışmanız var mı?

Nimet Çubukçu: Sadece fiziksel şiddet değil, bir de duygusal şiddet var biliyorsunuz. Küçümsenmeniz, aşağılanmanız, siz konuşurken, “sen sus, sen bilmezsin” gibi bir tavır da duygusal şiddettir. “Ben eşimi hiç dövmedim, hiç şiddet uygulamadım” diyen bir erkek, eşini sürekli aşağılayabiliyor. Bir ev alınacak kendi beğeniyor, mobilya alınacak kendi seçiyor. Çocuğu okula kaydettirecek baba seçiyor. Bu anlamda kimliği, kişiliği asimile edilen kadın da bence duygusal şiddete uğruyor demektir.

Muhafazakar ailelerde aile içi şiddet daha mı çok oluyor?

Zeynep Armağan Uslu: Hayır. Daha çok alt sosyo–ekonomik statü seviyesindeki insanlarda fiziksel ve duygusal şiddetin yaşandığını görüyoruz.

Güldal Akşit: Muhafazakar çevrelerde, özellikle Anadolu’da erkek çocuk çok kıymetlidir. Evliliklerde de her zaman erkek egemendir. Çünkü, çevresinde “Sen ne biçim erkeksin, kararı kendin veremiyor musun da karına soruyorsun?” gibi tahriklerle karşılaşır. Ama entelektüel kesimde de çok enteresan, çok daha değişik şekillerde yansıyan şiddet var. Sadece bir kesime mal edemeyiz.

Zeynep Armağan Uslu: Türkiye’de kadınların büyük şiddete, cinsel istismara maruz kaldığında gidebileceği kurumlar yaygın değil. Sığınma evlerinin acilen kurulması konusunda programımızda yer alan ilkenin hükümet programına yansıtılması için çalışmak istiyorum. Belirli projeler var; ama bunu parti içerisinde müzakere edip netleştirmeden, sizinle paylaşmayı uygun görmüyorum.

Nimet Çubukçu: Kadına ve çocuğa uygulanan şiddet benim çalışma alanlarım. Eğer devlet sosyal bir devlet olursa, yedi yaşındaki çocuğunu öldüresiye döven bir anne babaya, tekrar o çocuğu vermek zorunda kalmazsa, sorun ancak o zaman çözülür. Sığınma evleri, geçiş sürecinde bir çözüm. Bir ay, kırk gün. Sonra nereye gidecek? Şiddet bir insanlık suçu. Ve bunun müeyyidelerini de uygulamak zorundasınız. Bir adam karısını 54 yerinden bıçaklıyorsa, bir yığın insan bunu seyretmemeli. Yani kadın 20 gün iş göremez raporu alacak şekilde en yakın karakola gidiyor. Kocasına telefon açıyorlar, “gel barışın” diyorlar. Devlet, şiddete uğrayan kadını da, çocuğu da korumak zorunda. Çözüm, bu konuda yasal değişiklikleri yapmaktır, sosyal devlet olmanızdır.

Zeynep Armağan Uslu: Makro politikalarla sosyal değişimi bir toplumda sağlamadığınız müddetçe bu sorunlar kangren olmaya devam edecektir. Bu kadınların ekserisi zaten, iktisadi bağımsızlığa sahip olmayan kadınlar. O şiddete yaşamlarının belirli döneminde maruz kalıp, bıçak kemiğe dayanınca oralara geliyorlar. Bu anlamda bu sığınma evlerinde bu insanların meslek edinme meselesi de çözülmeli. Biz, bu konuların takipçisi olacağız.

Ya töre cinayetleri?

Nimet Çubukçu: Töre cinayetlerine ilişkin parti programımızda bir düzenleme var. Biliyorsunuz, töre cinayetlerinde uygulanan cezai müeyyideler indirime tabi tutuluyor. Bunun derhal düzeltilmesi lazım. Yasal düzenlemeyi derhal yapacağız. “Ağır tahrik altında cinayet işlemiştir” gerekçesini tamamen ortadan kaldırmak gerekiyor.

Zeynep Armağan Uslu: Namus davalarına ben çok hassas bir insanım. İnsan hak ve özgürlüklerinden bahsedilen, sözüm ona demokrasinin hakim olduğu ifade edilen bir ülkede, hâlâ ceza yasalarında böyle bir hükmün bulunması gerçekten aşağılayıcıdır. Yerel yönetimlerle ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliğine geçerek, bu tür problemlerin yaşandığı bölgelerde, eğitim programlarını derhal yürürlüğe sokacağız. Çünkü bu iş, kolektif zihnin değişmesi ile çözülebilir.

Nimet Çubukçu: Yerinden yönetime ağırlık verilirse ve merkezi idare dışında çözümler üretilirse yol alırsınız. Bölge insanının yapısına uygun, aktif bir eğitimle insan haklarını çözersiniz. Alt kültüre eğitim vermediğiniz sürece, olan biteni makul karşılar. Bu makul karşılama toplumsal refleksleri harekete geçirmez. Eğer toplumsal refleksleri harekete geçiremiyorsanız, çözüm aramazsınız.


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Röportaj

> (10.11.2002) - Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çiçeği burnunda kadın vekilleri iddialı konuştu: Tecrübeli değiliz; a

> (06.11.2002) - Muhtemel başbakan adaylarından Abdullah Gül: Başbakanın eşinin başörtüsü Türkiye’de sorun olmamalı

> (04.11.2002) - Seçim gecesi parti merkezleri

> (03.11.2002) - Gazetemizin yeni yüzü Şahin Alpay: Ben felsefî bakımdan bir döneğim ve bununla iftihar ediyorum

> (13.10.2002) - Kaza olmasa bile babamı öldüreceklerdi

> (12.10.2002) - Meral Çatlı: Mercedes’i kimin takip ettiğini Sedat Bucak açıklasın

> (06.10.2002) - Emekli Tümgeneral Osman Özbek: Asker, terör ve irtica ile uğraşırken soyguncular malı götürdü

> (05.10.2002) - Emekli Tümgeneral Osman Özbek: Şirketlerde çalışan emekli askerler soygun düzenine alet oluyor

> (29.09.2002) - ‘Said–i Nursi küreselleşmeyi erken fark etti, evrensel bir dille konuştu’

GAZETE SAYFALARI



 

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.