İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
04.12.2002
Çarşamba
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  English
  Reklam
  Künye / İletisim
  Basın özetleri
  Hava Durumu
  Namaz Vakti
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Okur Hattı...(Bütün Haberler)

okurhatti@zaman.com.tr

 

Türkiye bir oldubitti ile mi karşı karşıya?

Muhtemel Irak harekatı öncesinde ABD’nin Türkiye’den belli sayıda asker istediği, bunun yanında başka istekleri de olduğu ortaya çıktı.

Görünen o ki AKP’yi birçok konuda olduğu gibi burada da ciddi bir sınav bekliyor. Doğrusu AKP’nin vereceği kararı merakla bekliyorum. Zira Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök bu gibi kritik konularda tam da demokratik ülkelerde olduğu gibi konuşmuyor ve 'siyasi otoritenin direktiflerine' bağlı olduklarını vurguluyor. Sayın Genelkurmay Başkanımızın bu davranışını, sergilediği bu nazik tutumu hayranlıkla izliyorum. Ancak bir taraftan da endişelendiğimi belirtmeliyim. Acaba Türkiye bir oldu–bittiyle mi karşı karşıya? Türk halkı hiçbir şekilde böyle bir savaşın tarafı olmak niyetinde değil. Nitekim Körfez Savaşı'nın yaraları hâlâ sarılabilmiş değil. Kaldı ki bu savaş meşru mudur? ABD Hıristiyan bir ülkedir. Peki Hıristiyan teolojisine göre bu savaşın bir meşruiyeti var mıdır? İncil Hıristiyanlara gereksiz yere savaşmayı öğütlemediğine göre ABD gerçekte ne yapmak istiyor?

Kaan Dönmezer, Ankara

04.12.2002


 

Bir muhasebe yapma zamanı

Bir Ramazan’ı daha geride bıraktık, hüznü ve sevinci ile birlikte. Ne kadar ‘hoş’ veya ne kadar ‘boş’ geçirdik bu mübarek ayı. Ne kadar ağladık kendimiz ve insanlık için yahut ne kadar dertlendik.

Belki de tam sırası muhasebe yapmanın; bayram öncesi bir daha silkinmek, arınmak için, üzerimizdeki günahtan, kirden, pastan kurtulmak için. Gerçi bayramlar sevinçtir, huzurdur, mutluluktur... Öpmedir büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden... Bir gönlü kırığın gönlünü yapmaktır; ama gel gör ki her şeyi hak ettikten sonra elde ettiğimiz gibi bayramı da hak etmemiz lazım. Gariplere yardım etmek, muhtaçların ihtiyaçlarını gidermek, evsize ev bulmak gerek. Bu duygularla bir daha gözden geçirmeli Ramazan’ı ve bayramı... Bu duygularla bütün ‘insanlığın’ bayramı mübarek olsun...

Ahmet Eroğlu, Yalova

04.12.2002


 

OGS’ler sinek avlıyor, bilet gişelerinde kuyruk bitmiyor

Otomatik geçiş sistemi (OGS), İstanbul Boğaz trafiğini rahatlatmak için üç yıl önce getirildi. Boğaz’dan her gün geçen bir İstanbullu olarak OGS’nin yaygınlaşmadığını görüyorum.

Bilet gişelerinin önünü otomobil kuyrukları oluştururken OGS geçişleri bomboş. Bir de İstanbul Valisi Erol Çakır çıkmış trafik sıkışıklığını azaltmak için tek–çift plaka uygulamasının zorunlu olduğunu söylüyor.

Çakır’ın önerisi kabul edildiği takdirde haftanın tek günleri plakasının son rakamı tek olanlar, haftanın çift günleri ise son rakamı çift olan araçlar Boğaz köprülerini kullanabilecek. Türkiye’de bürokratların çözüm üretme şekli bu. 15 milyon nüfuslu İstanbul’da 1 milyon 200 bin otomobil bulunuyor. Aynı nüfusa sahip Londra’da araç sayısı 9 milyon. Londra’da bu sorun yaşanmıyor.

Vatandaşın sorunlarına çözüm bulmakla görevli devlet yetkilileri bir dönem demirperde ülkelerinde uygulanan faşizan yöntemlerle halkın yaşantısını kısıtlamaya çalışıyorlar. Oysa Türkiye, otomobil sayısı bakımından nüfusa oranlandığında Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde en düşük rakama sahip.

Zaman’ın otomobil editörü Memduh Taşlıcalı, ABD’de bin kişiye 750 araç düştüğünü aktarınca bu tartışmaların ne kadar anlamsız olduğunu fark ettim. Bu rakam Almanya’da 550. Yani her iki Alman vatandaşından birisi otomobil sahibi. Türkiye’de ise bin kişiye 70 otomobil düşüyor. Bu da her 14 Türk’ün sadece bir otomobili var demek.

Bence Karayolları, insanların işini zorlaştıracağına önce OGS’yi cazip hale getirip yaygınlaştırmayı denesin.

04.12.2002


 

Vatandaş sağılacak inek muamelesi görüyor!

Türkiye’de yaşayan insanlar için kendilerine sunulan kolaylıklara hemen adapte olamıyor, denilir. Öne sürülen sistem ayan beyan açıklanmadığı için her kafadan birçok ses çıkar.

Oysa gelen sistemle ilgili vatandaşa doğru düzgün bilgi verilse bu kadar sıkıntı yaşanmayacak. Sözünü edeceğim konu OGS.

Bana gelen bilgilerden anladığım kadarıyla adeta insanlar otomatik geçiş sistemini kullanmasın diye birileri çaba sarf ediyor.

Mesela, Ziraat Bankası’yla çalışmak istemiyorum, geçiş ücretini kendi bankamdaki hesabımdan ödeyeceğim, diyorsanız yanlış yaparsınız. Çünkü Karayolları’na göre, Türkiye’de yaşıyorsanız, mutlaka Ziraat Bankası’yla çalışmanız gerekiyor.

Oğuz Topoğlu’nun başından geçen olay OGS’nin mevcut işleyişi hakkında bilgi veriyor. Okurum Boğaz Köprüsü’nden yaptığı geçişte cihazın arızalı olduğunu fark edip Ziraat Bankası’na gitti. Banka yetkilileri, cihazın Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün girişinde bulunan Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü’ne götürülüp arıza tespiti yapılmasını önerdi. Cihazın arızalı olduğu ve garanti kapsamında değiştirilmesini belirten kağıdı Karayolları’ndan alan Topoğlu tekrar banka şubesine gittiğinde cihazın garanti kapsamı dışında olduğunu öğrendi. Bu arada banka görevlisi alaycı bir ifade ile 50 dolar verip bir cihaz almasını söylemeyi de ihmal etmedi.

Topoğlu, “Burada Karayolları ve Ziraat Bankası göz göre göre kanunları çiğniyor. Sanayi Bakanlığı’nın çıkardığı genelgede, optik okuyucular garanti belgesi ile satılır ibaresi bulunuyor.” diyerek haklı tepki gösteriyor.

Resmen OGS kullanan araç sahipleri yolunacak kaz gibi görülüyor. “Adam kaç milyarlık arabaya biniyor; versin 50 dolar yenisini alsın” mantığı işliyor. Karayolları ve Ziraat Bankası yetkilileri ellerini vicdanlarına koyup çözüm üretsinler. Vatandaşı sağılacak inek gibi görmeyi bıraksınlar artık!

04.12.2002


 

Bedelli askerlik çıkarılmalı

Acil Eylem Planı’nda bedelli askerliğin yer almamış olması bedelli askerlik bekleyen kişiler olarak bizlerin ümidini kırmamıştır. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim sonrası yaptığı açıklamayı çok makul bulmaktayım.

Bu çerçevede elbette önce Genelkurmay’ımızla bu konu müzakere edilecektir. Ve bir uzlaşı sağlandığı takdirde –ki sağlanmaması için bir sebep yoktur. Ne denli asker fazlalığı olduğu ve büyük bir mali gidere yol açtığı ortadadır. Öte yandan ülkenin ekonomisine katkısı da göz ardı edilmemelidir.– Acil Eylem Planı içindeymiş gibi uygulamaya hemen start verilmelidir. Bu sayede şu anda iş güç sahibi olan onbinlerce kalifiye eleman işini kaybetme riski olmaksızın askerliğini bedelli olarak yapabilecektir. Ne yazık ki bedelli askerlik son çıkarıldığında 1972’den sonra doğanlar kapsama alınmamış, ancak büyük bir umut verilmiştir. Bedelli askerliğin yeniden çıkarılması için Meclis’e dört önerge verilmiş ve gazetelerde bedelli askerliğin çıkarılacağı haberleri günlerce yer almıştır. Bu yüzden onbinlerce genç bedelli askerlik çıkacak ümidiyle çalıştığı işyerinden ayrılmayıp bakaya duruma düşmüşlerdir. Meydana gelen bu mağduriyetin çözülmesi için bedelli askerliğin bir an önce çıkarılması hükümetten en büyük arzumdur.

Kazım Çelik, İstanbul

04.12.2002


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 


   BÜTÜN YAZARLAR  



Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.