Bilhassa Kuzey kuşağında yer alan Mısır, Fas, Cezayir, Tunus, Suriye ve Lübnan gibi Arap ülkelerinde daha ziyade genç kuşakta yaygın bir şekilde yeniden görülen başörtüsü, bu ülkeleri ziyaret eden turistleri şaşırtıyor. Çünkü başörtülü bayanlar yeni nesle mensup orta yaş grubundan kimseler, daha önemlisi eğitimlerinde önemli bir yol kat eden bu bayanların hepsi kendi hür iradeleriyle örtünüyorlar. Hatta önemli bir bölümü de babalarının itirazlarına rağmen örtünüyorlar.
Batılı sosyolog Lois Becck, asırlarca geri kalmışlığın sembolü ve kadınların bir sıkıntısı olarak bilinen başörtüsünün, modern çağda ve eğitimli kadınlar arasında yeniden ortaya çıkıp yaygınlaşmasını garip bir sosyal olgu olarak değerlendiriyor.
Bir başka Batılı toplum bilimci Nikki Kedddiede 20. asrın ilk yarısında İslam dünyasında faaliyete geçen ve açık giyinmeyi kadın özgürlüğünün bir sembolü olarak algılayan feminist hareketinden sonra, başörtüsünün yeniden Arap toplumuna dönmesini hayret ve garabetle karşılayarak olayı sorguluyor.
İslam toplumundaki başörtüsüyle ilgili bu gelişmeler Batılı sosyologları konuyu araştırmaya ve modernlikle ilgisini incelemeye sevk etti. İngiliz toplum bilimci Jodiy Mabru’nun, son senelerde İslam dünyasında genç ve eğitimli kesimde görülen ve yaygınlaşan başörtüsü olgusu ile ilgili ‘’Batılı Seyyahların Ortadoğu Kadınları Hakkındaki Tasavvurları’’ adlı kitabındaki düşüncesi, aynı zamanda Batılı sosyologların olaya bakışını da özetliyor.
Mabru kitabında şöyle diyor: ‘Özellikle son zamanlarda Fransa ve İngiltere gibi bazı Avrupa ülkelerinde, bazı Müslüman kız öğrencilerin, okulda başörtüleriyle derslere girmek istemeleriyle, Batı basınında başörtüsü meselesi yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Bu tartışma Fransa’da daha da uzun sürdü. Sonuçta Batı kamuoyu, Müslüman kız öğrencilerin ısrarla başörtüsü takma isteklerinin dini inançlarından kaynaklandığı kanaatine vardı. Başörtüsü takmanın tek sebebinin din olduğu Batılıların ortak görüşü oldu. Bu bir vaka, herkesin bunu böyle görmesi lazım.’
Mabru, bu konuda bir örnek veriyor ve şöyle devam ediyor: ‘The Guardian gazetesi muhabiri, başlarını örten iki Müslüman kız öğrencinin durumlarını tetkik için evlerine gidiyor. Muhabir İslam’ı, her konuda erkeklerin söz sahibi olduğu, kadınların hiçbir gücü olmayan negatif varlıklar olarak kabul edilen bir din şeklinde bildiği için, kızların babasıyla görüşmek ister, kızlardan birisi, babasının meşgul olduğunu ve kendisinin yardımcı olabileceğini söyler. Muhabir diyor ki, ‘Fatma benimle kırk dakika konuştu, sorularıma cevap verdi, 15 yaşında olmasına rağmen mükemmel bir hitabeti vardı ve kendinden son derece emindi; anladım ki, bu kız kendini tanıyor ve ne istediğinin bilincinde.’ (The Guardian 19 Ocak 1990)
Mabro, Müslüman kadınlardaki tesettürü gericilik alameti sayan bir kısım Avrupalıları da ırkçılık ve Avrupa unsurunun daha üstün olduğu inancından ve sathi bir bakıştan kaynaklandığını ifade ediyor.
Bir kısım Batılı’nın başörtüsünün geri kalmışlığın bir sembolü olduğu iddiaları ve Arap dünyasında yaygınlaşan başörtüsü gerçeğiyle ilgili olarak Mısırlı bilim adamı sosyolog Saduddin İbrahim ‘Arap Toplumunun Yeni Sistemi’ adlı kitabında konuyu şöyle değerlendiriyor:
Eğer modernlik, açık saçık giyinmek, erkeklerle haşır neşir olmak ve iki cinsiyetin romantik buluşmasından ibaret ise, o takdirde tesettür modernliğe bir engel teşkil etmekte; eğer modernlik ve çağdaşlığın ölçüsü, bir taraftan modern bilim ve teknolojiyi almak, diğer taraftan da dinin emirlerini yerine getirmek ise, bu durumda başörtülü bayanlar tam manasıyla modernliği ve çağdaşlığı temsil ediyor demektir.
Bu haliyle başörtüsü, Batı’nın hayat tarzı karşısında taklit değil gerçek kimliği koruma ve Batı toplumundaki ahlâk dışı davranışlara bir itiraz, kendi kültür ve geleneklerine bir dönüştür.
Batı’nın bilim ve teknolojisini almaya hazır, dini değerlerle örf ve âdetlerine bağlı bu başörtülü kızlar, mesleki geleceklerine de ciddi bir şekilde önem veriyorlar. Aynı zamanda Batı’nın, kontrolden çıkmış sel gibi akan pahalı tüketim mallarına karşı denge unsuru konumundalar.
Afrikalı mütefekkir Frans Fanun da, Fransız sömürgesi altındaki Cezayirli kadınların tesettürünü ele alırken, Fransızlar, Cezayirli kadınlara yönelik örtülerini bırakarak Fransız gibi giyinmeleri yönünde teşvik ve propaganda yapmaya çalışırken tam tersi bir durumla karşılaştıklarını, Cezayirli kadınların tesettürü Fransızlara karşı bir direniş sembolü olarak kullandıklarını; ancak Fransızlara karşı eylemlerde bulunmak için kadınların Fransızlar arasında tesettürü bırakıp onlar gibi giyindiklerini ifade ediyor.
(islamweb.com–29.11.2002)
Son senelerde özellikle Batı’nın tesiri altında kalan Arap ülkelerinde yoğunlukla görülen başörtüsü olgusu, İslam dünyası ve toplumlarıyla ilgilenen Batılı sosyologların ilgi odağı oluyor.
05.12.2002
|