Van'da Ramazan Bayramını geçiren Kültür Bakanı Doç.Dr. Hüseyin Çelik, 30 muhtaç aileye gıda ve para yardımında bulundu
Ramazan Bayramını Van’da geçiren Kültür Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, 30 muhtaç aileye gıda ve para yardımında bulundu.
Kültür Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Van Valisi Durmuş Koç ve AK Parti Van milletvekilleri, bayramın ilk günü yardıma muhtaç aileleri dolaşarak yardımda bulundular. Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından daha önce tespit edilen aileleri mahalle mahalle dolaşan Kültür Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, fakir ailelerin bayramını kutladı. Abdurahman Gazi Mahallesi Zeve Sokakta bulunan Düzgün Ailesine ait eve gelen Bakan Çelik, aile reisi Fevzi Düzgün’ün bayramını kutlayarak para ve gıda yardımında bulundu. Burada bir açıklama yapan Çelik, “Allah devlete zeval vermesin. Bayram dolaysıyla Van’ı dolaşıyoruz. Bizler sizleri ziyaret edelim ve hiç olmasa en azından bu bayram hemşehrilerimizle bayramlaşalım” dedi. Düzgün Ailesini ziyareti çıkışında 65 yaşındaki Saliha isimli bayanla kucaklaşan Bakan Çelik, yaşlı bayanın kürtçe konuşarak bayramını kutladı ve para yardımında bulundu.
M. Alihan Hasanğolu
/ Van
06.12.2002
Bayramda ilk doğan çocuğu belediye başkanı kutladı
Ramazan Bayramı nedeniyle Ardahan Devlet Hastanesi’nde yatan hastaların bayramını kutlayan Belediye Başkanı Teoman Güngör, bayram gününün ilk saatlerinde doğan çocuğun bayramını kutlayarak, hediye verdi.
Ardahan Devlet Hastanesi’nde yatan hastaların bayramını kutlayan Belediye Başkanı Güngör, bayram gününün ilk saatlerinde dünyaya gelen ve henüz adı konmayan bebeğin ailesinin bayramını kutladı. Hastane odalarını tek tek dolaşarak hastalarla bayramlaşan Güngör, bebeğe bayram hediyesi olarak bir miktar para verdi. Küçük çocuğun ailesine geçmiş olsun dileklerini sunan Güngör’e, iki bayramı bir arada yaşayan aile de böyle bir günde kendilerini unutmayan başkana teşekkür ederek cevap verdiler.Kutbettin Tarhan, Ardahan, cha
06.12.2002
Prof. Dr. Mirici Grip aşısı emniyet kemeri vazifesi görür
Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastahanesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. N. Arzu Mirici, hava kirliliğinin yoğun olduğu illerde vatandaşların mutlaka grip aşası yaptırması gerektiğini söyledi.
Hava kirliliğinin yüksek oranda görüldüğü illerde grip aşası yaptırmanın önemli olduğunu belirten Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastahanesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. N. Arzu Mirici, “Solunum yolu hastalıklarının temelini oluşturan ve vücudun kendini koruyabilme özelliğini bozan hava kirliliğine karşı emniyet kemeri görevini üstlenen grip aşısı her yaş grubunda mutlaka yaptırımalıdır.” dedi.
Vücudun hava yoluyla her türlü hastalık yapıcı etkenden zarar görebileceğine işaret eden Prof. Dr. Arzu Mirici, hava kirliliğinin fazla olduğu bir ortamda içilen sigaranın da akciğerlerde 20 kat daha fazla zarara yol açacağını söyledi. Prof. Dr. Mirici, hava kirliliğinin insanı hasta yaptığı gibi, var olan bir hastalığın da yeniden nüksetmesine yol açtığını hatırlatarak, “Hava kirliliğinin solunum yolu enfeksiyonları, nefes darlığı, koah ve astım hastalıklarına yolaçar.” dedi.
Mirici, grip aşısının grip hastalığını tamamen ortadan kaldırmadığını, ancak zatüre gibi ileride dönüşebileceği hastalıklardan koruduğunu söyledi. Hava kirliliği bulunan illerde yaşayanlar için maske takmayı veya ağıza tutulan kağıt mendil öneren Mirici, özellikle yaşlı ve çocukların mümkün olduğu kadar dışarı çıkmamalarını istedi.
Gribal enfeksiyonların sepici özelliğinin de bulunduğunu, toplu yerlerden uzak durmak gerektiğini vurgulayan Arzu Mirici, şöyle devam etti: “Hava kirliliği, soğuk ve kuru hava biraraya gelince vücut kendini koruma vazifesini yapamaz. Eylül ayı ortalarından başlayarak soğuk aylarda mutlaka grip aşısı yaptırılmalı. Grip aşısı kirli havalarda vücudun emniyet kemeri gibidir. Grip olan kişiler kendilerini iyi bil hissetseler bile toplum içine çıkmamalıdırlar. İllede çıkmaları gerekiyorsa mikrobu başkalarına bulaştırmamak veya kirli havadan korunmak için maske veya kağıt mendille korunmalıdırlar. “
Recai Morkoç
/ Erzurum
06.12.2002
Erzurum yazdan kalma birgün yaşadı
Hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde seyredince Erzurumlular bayram ziyaretlerinde arta kalan zamanlarını park ve bahçelerde güneşlenerek değerlendirdi.
Hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde seyredince Erzurumlular bayram ziyaretlerinden arta kalan zamanlarını park ve bahçelerde güneşlenerek değerlendirdi.
Ramazan Bayramı’nın ilk gününde hava sıcaklığı gündüz 5, gece eksi 9 derece olarak ölçüldü. Meteoroloji Bölge Müdürlüğü yetkilileri hava sıcaklıklarının önümüzdeki birkaç gün daha mevsim normalleri üzerinde seyredeceğini açıkladılar. Hava sıcaklığının mevsim normalleri üzerinde seyretmesi üzerine vatandaşlar güneşli havanın tadını çıkararak park ve bahçelerde vakit geçirmeyi tercih etti. Bazı bayramcılar mangallarını alıp, Palandöken ve Abdurrahman Gazi Türbesi’ndeki mesire yerlerine akın etttiler. Şehir dışına çıkamayan vatandaşlar ise Yakutiye, 100. Yıl, Aziziye parkları ile Havuzbaşı semtindeki Atatürk Anıtı’nın önündeki banklara oturarak güneşlenmeyi tercih etti. Orhan Yıldırım, Erzurum, cha
06.12.2002
‘Artık kimse hastanede rehin kalmayacak’
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, hastanelerde kralların törediğine dikkat çekerek, “Krallıklar sona erdi. Artık hiç kimse hastanede rehin alınmayacak.” şeklinde konuştu.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ hastanelerdeki rehin kalma çağdışı bir uygulama olduğunu dile getirerek, “Hiçbir mevzuat, hiçbir sağlık yöneticisine hastayı rehin alın demez. Bu kraldan çok kralcılık yapmaktan ortaya çıkmıştır.” dedi.
Bakan Akdağ, Erzurum temasları çerçevesinde uzun yıllar çatısı altında görev yaptığı Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek, Rektör Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz ile görüştü.
Türki Cumhuriyetleri’nden gelerek Erzurum’da üniversite okuyan ve YurtKur’a bağlı 1. Kız Yurdu’nda barınan öğrencilerin hazırladığı yöresel yemekleri yiyen Bakan Akdağ, daha sonra bölüm başkanlığını yaptığı Yakutiye Araştırma Hastanesi Çocuk Servisi ile buradaki hastaları ziyaret etti.
Kıralcılığa son
4 yaşındaki lösemi hastası Furkan Cengiz’in durumunu soran Bakan Akdağ, burada yaptığı açıklamada, Türkiye’de artık hastaların ve cenazelerin hastanelerde rehin kalmayacağını yineledi. Bakan, hastanelerden alınan bıçak parası ile ‘kendi hekimini kendin seç’ imkanları ile ortadan kalkacağını söyledi.
Bakan Akdağ şöyle dedi: “Bir kez daha söylemek istiyorumki hastanelerde rehin kalmak tarihe karışacak. Bunun derdi ve çabasındayız. Aslında açık ve net söylemek lazım. Bir hastanın ve cenazenin hastanede tutulmasının bir izahı yoktur. Bu bir alışkanlıktır ve kraldan çok kralcılık yapmaktan ortaya çıkmıştır. Yaygın bir olay da değildir. Toplum vijdanını rencide eden bir husus olduğu için yankı buluyordu. Artık hiçbir hastanemizde bu tür olay istemiyoruz.”
Bakan Akdağ, hastanelerdeki refaketçi sistemine de bir çözüm bulunacağını kaydederek, “Hastanelerde refaketçilerin kalmasından yana değiliz. Ama refakatçilik halkımızın kültüründe var. Buna da bir çözüm yolu bulacağız. Refaketçilerin yaptığı işleri yardımcı personelin yapması gerekir.” diye konuştu. Akdağ, AB sürecinde refakatçilik sisteminin yaratacağı olumsuz etkiyi değerlendirirken de, “Bu bir kültürdür, toplumların kültü AB’ya etki etmemeli.” yanıtını verdi.
Bakan Akdağ daha sonra Erzurum Valiliği’ne geçerek burada daire müdürleri ile bir toplantı yaptı.
Recai Morkoç
/ v
06.12.2002
Protokol öğretmen evinde bayramlaştı
Erzurum protokolü Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ında katıldığı programla öğretmen evinde bayramlaştı.
Erzurum Öğretmen evinde sabah 10.00’da bayramlaşma programı düzenlendi. Programa Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Vali Vekili Aydın Ölmez, 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Şaban Recai Öztürk, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mahmut Uykusuz, Adalet ve Kalkınma Partisi Erzurum milletvekili Mustafa Nuri Akbulut ve Muzaffer Gülyurt, Zaman Gazetesi Bölge Haber Müdürü Ahmet Ünal, çok sayıda mülki ve askeri erkân ile basın mensupları katıldı. Bakan Akdağ, basın mensuplarına ayak üstü yaptığı açıklamada, sağlık alanında yaşanan sorunların çözümü için yoğun bir çalışma başlattıklarını vurguladı. Bayramlaşma programının ardından Bakan Akdağ, Polis Evi’ne geçerek burada teşkilat mensuplarının bayramlarını tebrik etti.
Orhan Yıldırım
/ Erzurum
06.12.2002
Bayramda kimsesiz yaşlılar ile çocuklar unutulmadı
Ramazan Bayramı nedeniyle Vali Yardımcısı İbrahim Avcı korunmaya muhtaç kimsesiz çocuklar ile yaşlı ve acezeleri ziyaret ederek gönül ve dualarını aldı.
Vali Yardımcısı İbrahim Avcı, bayramın ilk gününü çocuk yuvaları ile Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kimsesiz Yaşlı ve Acezeler Yurdu’na ayırdı. Avcı ilk olarak Merkez, Nenehatun ve Atatürk Yetiştirme Yurtları’na giderek buradaki çocukların bayramlarını tebrik etti. Avcı, bu sırada yanında getirdiği meyve suyu ve çikolataları çocuklara dağıtırak gönüllerini aldı. Daha sonra Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kimsesiz Yaşlı ve Acezeler Yurdu’na geçen Avcı, beraberinde getirdiği lokumları ikram etti. Bayramların toplum için önemli bir yeri olduğunu belirten Avcı, “Bayramlar birlik ve beraberlik günüdür. Bu günde dargınlar barışmalı, kimsesiz ve muhtaç haldeki kişiler ve aileler ziyaret edilerek gönül ve duaları alınmalı.” dedi. Orhan Yıldırım, Erzurum, cha
06.12.2002
Çiftçinin emeği ucuz
Doğu Anadolu Bölgesi’nde çiftçilikle geçimini sağlayan ailelerin, emeklerinin karşılığını alamadığı, tarlada çalışan tüm aile fertlerinin, ürünlerini maliyetin altında satmak zorunda kaldığı bildirildi.
Atatürk Üniversitesi (A.Ü) Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şefkati Gülten, geçimini tarımla sağlayan bir ailenin tüm fertlerinin çalışmasına rağmen, emeklerinin karşılığını alamadığını, bedavaya çalışmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Arazilerini eken ve bunlardan gelir sağlamayı düşünen çiftçilerin, bir yıllık çalışmaları sonucunda hiçbir kar elde edemediğini ifade eden Gülten, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki ekilebilir arazide yetiştirilecek ürünlerin sınırlı olduğunu, bu nedenle ekonomik değeri az olan ürünlerin üretilmesi sonucu çiftçilerin zarar ettiğini bildirdi.
En az beş kişiden oluşan bir ailenin, yaz mevsiminde tarlada çalışarak günlerini geçirdiğini anımsatan Gülten, şunları söyledi: “Geçimini tarımla sağlayan ailelerin en büyük ferdi ile en küçük ferdi olmak üzere hepsi tarlada çalışmak zorundadır. Yaz mevsiminde büyük emek harcayan çiftçilerimiz ancak bu emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Ülkemizde en ucuz emek, çiftçilerin emeğidir. Diğer sektörlerde çalışan işçiler, emeklerinin karşılığını alabiliyor, bunun mücadelesini verebiliyorlar. Tarım sektöründe hiçbir zaman ürün maliyetine emek eklenmez. Aile fertleri, kendilerini çalışmakla zorunlu kılar ve bunu bir maliyet olarak düşünmezler.”
Doğu’daki iklim şartları nedeniyle ekilebilir arazilerden yılda bir kez ürün alındığını anımsatan Gülten, şöyle devam etti: “Çiftçiler, ürettikleri ürünleri, maliyetinin altında satıyorlar. Bölgede ürün çeşidi fazla olmadığı için çiftçiler, genellikle patates, lahana ve şeker pancarı gibi ürünlere yöneliyor. Bu ürünlerin fiyatı hasat döneminde oldukça ucuzluyor. Çiftçinin bir yıllık emeği olan patatesin kilosu 150 ila 200 bin lira arasında satılabiliyor. Çiftçi, bu ücret karşılığında patatesin maliyetini bile almıyor. Maliyet arasında emek gözardı ediliyor. Çiftçinin çalışma ücreti yok sayılıp, sadece ürün için yapılan tohum ve gübre gibi giderler hesaplanıyor. Buna göre de düşük fiyata satılıyor.”
Çiftçilerin bedavaya çalışmalarının yanı sıra ürünlerini de maliyetinin altına satması sonucu mağdur duruma düştüklerini kaydeden Gülten, ürünlerinin işlenememesi, pazarlama sorunları gibi nedenlerden dolayı da üretimden uzaklaşmaya başlandığını söyledi. Erzurum, aa