İslâm âlemi Ramazan Bayramı’nı sevinç, hüzün ve coşku ile karışık duygularla kutluyor. Ülkemizde de 3 yıl önceki depremin acılarını yüreklerinden silemeyen depremzedelerin çoğu bayramı prefabrik evlerde karşıladı.
Depremzedeler, kabir ziyareti sırasında depremde kaybettikleri sevdikleri için gözyaşı döktü. G. Doğu’da yıllar sonra OHAL’siz ilk bayram sevinci yaşandı. Mardin’de bayram kutlamalarına Süryanilerin önde gelenleri katılarak hoşgörü örneği sergiledi. Camilere sığmayan cemaat yağmur altında namazını kıldı.
İstanbul’da bayram sevincinin coşkuyla yaşandığı yerlerden birisi de Eyüpsultan’dı. Namazını burada kılmak isteyen binlerce vatandaş çocuklarını da beraberinde getirerek sabahın erken saatlerinden itibaren Eyüp Sultan Camii’ni doldurdu. Namazını dışarıda kılmak zorunda kalan vatandaşlar ise birbirlerinin üstüne secde etti. Yağmurda namazını kılan cemaat halinden şikayetçi olmadı.
Elazığ’dan oğlunun yanına bayram geçirmek için gelen Salih Mercan, Eyüpsultan’da kıldığı ilk namazın bayram namazı olduğunu belirterek büyük bir manevi haz duyduğunu söyledi. Mercan, “Hayalimde hep Eyüpsultan’da namaz kılabilmek vardı. Yağan yağmura rağmen hiç endişe etmeden soğuk taşların üzerinde namazımı kıldım. Benim için bu namaz en konforlu mekanlarda kılınan namazlardan daha zevkli oldu.” diye konuştu. Namazının ardından cami avlusunda halka oluşturan vatandaşlar birbirleriyle bayramlaştı. Cami avlusunda tam bir bayram havası yaşandı. Bayramlaşmadan sonra Eba Eyyüp el– Ensari’nin kabri başında dua edildi. Cami çıkışında da vatandaşları simitçiler ve dilenciler karşıladı. Bayram namazının ardından insanlar aileleriyle birlikte mezarlıklara ve şehitliklere giderek yakınlarına dua okudu. Özellikle Edirnekapı Şehitliği ve Eyüp Sultan Mezarlığı’nda kalabalık oluştu. Mezarlıkların girişinde araç yoğunğu nedeniyle Alibeyköy’den Eyüp istikametine, Demirkapı’dan Edirnekapı Fatih istikametine ve Anıtmezar girişinde trafik tıkandı.
Antalya’da arefe günü akşam başlayan sağanak yağmur bayramın birinci gününde de devam etti. Bayram namazına giden Antalyalılar camilerde mahsur kaldı. Antalyalılar sağanak yağmur sebebiyle öğlene kadar evlerinden dışarı çıkamadılar.
Yakınları gelenlerin yüzü güldü
İstanbul, Darülaceze’de kalan yaşlılar Ramazan Bayramı’nı buruk karşıladı. Sabahın erken saatinde kalkıp, yataklarını ve odalarını düzelten yaşlılar, en güzel kıyafetlerini giyerek, yakınlarının onları ziyarete gelmelerini bekledi. Ancak, birçok Darülaceze sakini bu bayrama da yalnız ve buruk bir şekilde başladı. Akrabaları gelmeyenler personelle bayramlaşarak teselli bulmaya çalıştı. Yakınları gelenlerin sevinçleri yüzlerinden okunurken, bazı yaşlılardan kimsesi gelmeyenlerin ağladıkları gözlendi.
OHAL’siz ilk bayram
30 Kasım’da olağanüstü halden olağan hale geçiş yapan Güneydoğu’da OHAL’in kaldırılmasından sonra gelen ilk bayramın coşkusu yaşanıyor. Diyarbakırlılar sabahın erken saatlerinden itibaren cadde ve sokakları doldurdu. Diyarbakır’da 23 yıl boyunca uygulanan olağanüstü hal uygulamasının kaldırılmasından 5 gün sonra gelen bayram huzur içinde geçti. OHAL’in kaldırılmasından mutlu olan Diyarbakırlılar, “OHAL’siz bayram güzel, ailemizle eş dost ziyaretlerine gidiyoruz. Bayram iyi devam ediyor. Daha iyi olacağına inanıyoruz. Çok memnunuz.” ifadelerini kullanırken, bazı vatandaşlar ise “OHAL kalktı; ama uygulamada yine aynı olduğunu düşünüyoruz. Değişen bir şey yok.” şeklinde konuştu. Mükremin Albayrak, Abdulhamit Yıldız, Seyfettin Koçak, Uğur Öztürk, Ali Merdan, Özer Akoğlu, Kerbela Aslan; İstanbul, Antalya, Diyarbakır
06.12.2002
Bayramı görev başında karşıladılar
Toplumun birçok kesimi bayramı akraba ziyaretleri ile kutlarken bazı meslek grupları tatil yapma imkanı bulamadı. Polis, şoför, doktor, hemşire, zabıta ve itfaiyeciler bu ziyaretlerin huzurlu, güvenli ve rahat geçmesi için çalışmak zorunda kaldı.
Medya mensupları da mesai yapan meslek grupları arasında yer aldı.
Bayramda yoğun çalışanlar ulaşımı sağlayan belediye ve özel halk otobüs şoförleri ile taksi ve dolmuş şoförleri oldu. İstanbul dahil birçok ilde bu yıl bedava ulaşım imkanı tanınmadı. Bu durum dolmuşlara ve taksilere rağbeti artırdı. Belediye otobüsleri de gün boyunca yoğun bir şekilde yolcu taşıdı.
Polisler de vatandaşın güvenliği için izin kullanamayanlar arasında. İstanbul Büyükşehir İtfaiyesi’nde de bayram izni yok. İtfaiye Daire Başkanı Sabri Yalın, bütün personelin vatandaşın iyi bir bayram geçirebilmesi için işinin başında bulunduğunu bildirdi.
Bayramda zabıtalar nöbetleşe görev yapıyor. İstanbul’da bayram süresince 235 civarında zabıta memuru görevlendirildi. Zabıtaların, vatandaşın huzurunu kaçıracak şekilde dilenen dilencilere, mezarlıklardaki sahte hocalara ve ana arterler üzerinde huzur ve sukunete rahatsızlık verecek her olaya müdahale edeceği belirtildi.
Sağlık personeli de izin yapamayan gruplar arasında. Sosyal Sigortalar Kurumu ve devlet hastanelerindeki acil servislerin tam kapasite olarak işinin başında olduğu belirtilirken, normal servislerde de yeterli miktarda doktor, hemşire ve hastabakıcının görevlendirildiği bildirildi.
Mükremin Albayrak, İstanbul
06.12.2002
Telefonlar yine kilitlendi, Telekom aceleci vatandaşı sorumlu tuttu
Ramazan Bayramı’nı sevdiklerinden uzakta geçirenler telefonla da olsa hasret gidermek istedi. Ancak vatandaşlar, telefonlardan yükselen ‘dıt, dıt’ şeklindeki meşgul sesi yüzünden yakınlarına yine ulaşamadı.
Telekom ise hatlardaki yoğunluğun aceleci vatandaşlardan kaynaklandığı savundu.
Şehirlerarası görüşme yapmak isteyenler dakikalarca şanslarını denemelerine rağmen yakınlarıyla görüşemedi. Telefon hatlarındaki yoğunluğun dışında cep telefonu kullanıcıları da haberleşme konusunda çeşitli sıkıntılarla karşılaştı. Turkcell ve Telsim’de yaşanan mesaj trafiği de hatların yoğunluğunu artırdı. Telekom ve cep telefonu (GSM) opereatörleri, yaşanan sıkıntıyı, “Herkes aynı zamanda arama yapınca bu sonuç doğdu.” şeklinde yorumladı.
Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre Ekim 2002 tarihi itibarıyla yaklaşık 19 milyon sabit telefon abonesi bulunuyor. Abonelerin dörtte üçü yani 14,5 milyonu ev abonesinden oluşurken geri kalan 4,5 milyonu işyeri kullanıcısı. Bayram dolayısıyla artan haberleşme trafiği konusunda gerekli tedbirleri aldığını açıklayan Türk Telekom yetkilileri ve GSM operatörleri, yaşanan sıkıntının arkasında aceleci kullanıcıların olduğunu ileri sürdü. Alınan bütün önlemlere karşın sıkıntı yaşanmasının herkesin aynı zamanda arama yapmasından kaynaklandığını iddia etti.
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Ömer Arasıl, Türk Telekom ve GSM santarallarının belirli bir planlama mantığına göre yaplandırıldığının altını çizerek, “Sadece bayramda on dakika veya yarım saatlik bir yoğun telefon trafiği için yüksek maliyetli yatırımlar yapılmaz. Ama olağanüstü durumlarda idari birimlerin haberleşmesi için Türk Telekom ve GSM operatörleri özel hatlarını hazır tutar.” dedi. Sabit ve cep telefonu santralların sahip oldukları hat sayısında belirli bir oranda fazladan aboneye hizmet verecek şekilde kurulduğunu belirten Arasıl, “GSM ve Türk Telekom santralları kurulurken, görüşme trafiği, coğrafi konum gibi bazı kriterlerin gözönünde alınarak belirli sayıda görüşmeye imkan veren sistemler yapılandırılır. Örneğin 30 bin hatlık bir santrala 35 bin abone bağlanabilir. Çünkü bir santraldan yılın büyük bir zamanında aynı anda 30 bin kişi konuşmaz. Ama olağanüstü durumlarda operatörlere kapasitesinden fazla görüşme isteği gelince kapasite fazlası aboneler hizmet alamaz. Bazı zamanlar kısa bir süre santrallarda kitlenme de olur.” dedi.
Konuyla ilgili Zaman’a konuşan Müstakil Tüketiciler Birliği Başkanı Avukat Bülent Deniz, Telekom’un abonelerden topladığı sabit ücret ve KDV’nin hakkını veremediğini söyledi. Deniz, yaptığı değerlendirmede 19 milyon sabit telefon kullanıcısının bayramın ilk günü haberleşemediklerini ve bunun müsebbibinin bu konuda gereken teknik altyapı hizmetlerini yerine getirmeyen Türk Telekom olduğunu bildirdi. “Her ay tüketiciden yeni yatırımlar için gereken finansmanı sağlama vaadiyle toplanan sabit ücret ve katma değerin karşılığını veremeyen Türk Telekom halkı göz göre göre kandırmaktadır.” diyen Deniz, Telekom’un verdiği hizmetin ayıplı ve kusurlu hizmet olduğunu ifade etti. Rekabet olmadığı için kendini yenilemek zorunda hissetmeyen Türk Telekom’un bu durumunun AB’ye girmeye çalışan Türkiye için bir ‘ayıp’ olduğunu belirten Müstakil–Birlik Başkanı Deniz, bu konunun yasal takipçisi olacaklarını söyledi. Tüketiciler Derneği Başkanı Engin Başaran ise her bayram yaşanan bu sorunun çözümü için etkin önlemler almayan kurumun kendisine artık bir çekidüzen vermesi gerektiğini belirtti.
Muhabbet kuşu ötmedi
Türk Telekom’un başlattığı ‘Muhabbet Kuşu’ kampanyası hatların yoğunluğu yüzünden başarısız oldu. Ramazan Bayramı öncesinde başlattığı indirimli konuşma kampanyası Türk Telekom abonelerinin telefonla konuşma süresinin artmasına yol açtı. Bu yüzden özellikle Anadolu’daki birçok ilçenin santralları yoğunluk yüzünden kilitlendi. Konuşma ücretlerinin bayram süresince yüzde 30 daha ucuz olmasının hatların biraz daha yoğunlaşmasına sebep olduğunu söyleyen bir Türk Telekom yetkilisi bu kampanyanın hatları olumsuz etkilemiş olabileceğine dikkat çekti.
Mardin'deki kutlamalara Süryani cemaati de katıldı
Mardin’de yapılan bayram kutlamaları güzel görüntülere sahne oldu.
Mardin Belediye Düğün Salonu’ndaki kutlamaya Vali M. Temel Koçaklar, Belediye Başkanı Abdülkadir Tutaşı, Tugay Komutanı Tuğgenaral Fahri Işıldak, AK Parti milletvekilleri Beşir Hamidi, Nihat Eri ve CHP milletvekili Muharrem Doğan’ın yanı sıra Mardin Deyrulzaferan Manastırı’na yeni atanan Süryani Ruhani lideri Nuri Özmen, eski Deyrulzaferan Manastırı rahibi İbrahim Türker, Kırklar Kilisesi Papazı Gabriyel Akyüz ve Süryani cemaati katıldı. Süryani rahipler Müslümanlarla kucaklaşarak Ramazan Bayramı’nı kutladı. Vali Temel Koçaklar “Dünyanın hiçbir yerinde dinsel ve kültürel zenginlik Mardin’de yaşandığı kadar yaşanmıyor. Burada Süryani cemaaati Müslümanların bayramının aynı çatı altında kutluyor.” dedi
Deyrulzaferan Manastırı’na yeni atanan Oxford Üniversitesi mezunu Süryani cemaati ruhani lideri Nuri Özmen “Burada yaşanan sıcak tablo dünyanın hiçbir yerinde yaşanmıyor. Avrupa'da yaşadığım süre içinde böyle hoşgörü tablosunu ilk defa Mardin’de görüyorum. Bu olayın bütün dünyaya örnek olmasını diliyorum. Şeyhmus Edis, Mardin
06.12.2002
Deprem bölgesinde acılar tazelendi, dualar edildi
Adapazarı’ndaki depremzedeler, Marmara depreminin ardından 7. bayramın sabahında da, ilk iş olarak 3,5 yıl önce kaybettikleri yakınlarının mezarlarını ziyaret etti.
Sabah namazının ardından yola çıkan yüzlerce depremzede aile, Serdivan, Erenler, Emirdağ, Emir Sultan, Yorgalar deprem şehitliklerini ziyaret ederek dualar okudu.
Mezar başlarında oluşan kalabalıkların, yakınlarının kabrinde temizlik yapıp, çiçekler bıraktığı gözlendi. Emirdağ Şehitliği’ndeki yakınının mezarı başında dua okurken gözyaşı döken Ali Taşkısık, ‘’Değil 7 bayram, 17 bayram geçse de bu acı dinmez ve küllenmez.’’ dedi.
Depremde kaybettiği eşinin mezarı başında dua eden Hatice Kalıntaş da, halen derin bir acı içinde olduğunu belirterek, ‘’Bayramlar, artık benim için hüzün dolu ve gözyaşı eksilmeyen günler anlamına geliyor.’’ diye konuştu.Adapazarı’nda, bayram dolayısıyla deprem şehitleri için mevlit okutulacak. Bu yıl deprem mezarlığında ziyaretçilerin azlığı dikkat çekti. Depremde yakınını kaybeden M.A. “ Zaman geçtikçe kor acıların üzeri külleniyor. İnsanlar daha az mezarlıklara uğruyorlar. Ayrıca yakınlarını kaybedenlerden bazılarının Adapazarı’nı terk ettiği, başka bir yere taşındığı söyleniyor. ” şeklinde konuştu.
Adapazarı ve Bolu’da depremzedelerin çoğu bayramı prefabriklerde karşıladı.
Sakarya’da 14 ayrı yerde kurulan prefabrik yapılarda toplam 29 bin afetzede barınıyor. Bolu’da 10 prefabrik alanda yaklaşık 10 bin depremzede yaşıyor.
Duran Savaş Mehmet Güler, Adapazarı, Bolu
06.12.2002
Bayram en çok çocukları sevindirdi
Her zaman olduğu gibi bu bayram da yüzü gülenlerin başında çocuklar geldi. Bayramın neş’e yanını büyüklere gösteren çocuklar, bayramlık elbiselerini giyip ev ev dolaştı. Büyüklerin elini öpüp harçlık ya da şeker, lokum ya da çerez aldıklarında sevinçleri bir kat daha arttı.
Bu bayramda çocukların harçlık isteme konusundaki ısrarının altından Çocuklar Duymasın dizisindeki Havuç karakteri çıktı. Havuç’a özenen çocukların, kafalarında tasarladıkları eşyayı alabilmek umuduyla el öpme işini daha bir dikkatle yerine getirdikleri görüldü. İstanbul’da 5 yaşındaki Büşra, annesinin elini öptükten sonra aldığı parayı abisine gösterirken, “Bu kaç para?” dedi. Abisi Selman (10), kardeşinin moralini bozmamak için ayrıntılı bilgi vermekten kaçınarak, “Annemden iş çıkmadı.” diye konuştu. Torunlarını görmek üzere İzmir’den geldiğini söyleyen Ömer Faruk Altınbilek’in ise çocuklara harçlık vermekten cebinde parası kalmamış. Harçlık için her an bir çocuk gelecek diye yol gözleyen Altınbilek, “Bir akraba gelirse dışarıya çıkmam gerekecek.’’ diyor.
Çocuk Psikolojisi Uzmanı Doç. Dr. Mücahit Öztürk, çocukları bayramda sevindirmenin önemli olduğunu belirtti. Çocuğa hoşuna gidecek şeyleri alabilecek kadar para verilmesini öneren Öztürk, anne ve babaları patlayıcı ve benzeri tehlikeli oyuncaklar almama konusunda uyardı. Çocukların para istemelerini normal bulan Öztürk, bunun Türk toplumunun geleneklerine dayandığını bildirdi. Çocuklar Duymasın dizisinin defaatle yayınlanmasının zararına da dikkat çeken Öztürk, “kahramanların model alınmaya başlaması”nın tehlikeli olduğunu söyledi. İstanbul, cha
06.12.2002
Derede akvaryum balığı yetiştiriyorlar
Amasya’nın Göynücek ilçesi Ilısu köyünde yüzeye çıkan 28 derece sıcaklığındaki termal suda yaşayan binlerce akvaryum balığı görenleri şaşırtıyor.
Balıklarını köyün eski muhtarının yaklaşık 8–9 yıl önce, üretmek amacıyla getirdiğini anlatan Muhtar Sadık Aydın, şöyle konuştu: “Eski muhtar, evinin bahçesinde akvaryum balığı yetiştirmek istedi. Bu amaçla 20–30 tane aakvaryum balığı getirdi. Ama, balıkları satamadı. Sonra bu işten vazgeçerek, balıkları dereye döktü. Balıklar da çoğalıp şimdi binlerce oldular.” Muhtar Aydın, zaman zaman bazı meraklıların köye gelerek balıkları yakaladıklarını da kaydederek, “Tavuk ve ördekler yiyor. Değerlendirmek istiyoruz, ama nasıl satacağımızı bilmiyoruz.” dedi. Amasya, aa
06.12.2002
Konteynerde sızınca az daha çöpe gidiyordu
Küçükçekmece’de çöp konteynerinde uyurken yanlışlıkla çöp kamyonuna atılan bir kişi, son anda kurtarıldı.
İstanbul Küçükçekmece’de kağıt toplayarak geçimini sağlayan ve alkol aldıktan sonra çöp konteynerinin içinde uyuyakalan Mehmet Yavuz isimli bir şahıs temizlik görevlileri tarafından fark edilmeden çöp arabasına kondu. Presin kolunu sıkıştırması üzerine ayılan Yavuz’un çığlıkları sonrasında durumu fark eden temizlik görevlileri tarafından boşaltma işlemi durdurularak olay yerine sağlık ve iftaiye ekibi çağrıldı. Şahıs itfaiye ve sağlık ekiplerinin çalışması sonucu kurtarıldı.
Olay yerine işçiler tarafından polis ve sağlık görevlileri çağrıldı. Adının Mehmet Yavuz olduğu öğrenilen ve geçimini kağıt toplayarak sağlayan şahıs acı içinde çöpleri tekmelerken, sağlık görevlileri havada konteyner içinde asılı bulunan şahsa müdahale edemedi. Çöp içerisinde su isteyen ve “Kolumu kurtarın, demiri kesin.” diye bağıran şahsı kurtarmak için itfaiye müdahalede bulundu.
Özel bir aletle pres makinesinin demirini açan itfaiye, daha sonra sağlık ekipleriyle birlikte şahsı dışarı çıkardı. Şahıs sedyeye konarak ambulansla hastaneye sevk edildi.
Said Edige
/ İstanbul
06.12.2002
İkinci el cep telefonu alırken faturasını isteyin
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilileri, şikayet üzerine başlattıkları soruşturmalarda, ikinci el cep telefonu kullananların fatura ibraz edememeleri durumunda haklarında, ‘cürüm eşyasını satın almak’ suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldığını ve telefonun da sahibine iade edildiğini belirterek, vatandaşları mutlaka fatura istemeleri konusunda uyardı.
Başsavcılık yetkilileri, cep telefonunun çalındığı iddiasıyla yapılan başvuruların son zamanlarda arttığını kaydettiler. GSM operatörleri ile yaptıkları yazışmalar sonucu, kısa sürede telefonun kim tarafından kullanıldığını tespit ettiklerini ifade eden yetkililer, vatandaşları, ikinci el telefon alırken mutlaka fatura ya da makbuz istemeleri konusunda uyardı.
Telefonu nereden aldığına ilişkin belge ibraz edemeyenler hakkında dava açıldığını, telefonun da şikayetçiye iade edildiğini bildiren yetkililer, “İfadesini aldığımız vatandaşlar, telefonu kimden aldıklarını bilmediklerini, ellerinde fatura olmadığını söylüyorlar. Nereden aldıklarını kanıtlayamadıklarından zor durumda kalıyorlar. Mağdur olsunlar istemiyoruz. Mutlaka fatura ya da makbuz alsınlar. Paraları boşa gitmesin.” diye konuştular.
Yetkililer, son açılan davalardan birisini de örnek olarak gösterdiler. Yasemin Bağçı’nın şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Mehmet Nesih Bayar hakkında asliye ceza mahkemesine dava açıldı. Bayar’ın, cep telefonunu seyyar satıcıdan aldığını, satıcının kimlik ve adresini bilmediğini söylediği ifade edilen iddianamede, sanık hakkında, “cürüm eşyasını satın almak” suçundan 3 yıla kadar hapis ve telefonun sahibine iadesine karar verilmesi istendi. Ankara, aa
06.12.2002
Verici üst üste 3 gün çalındı Belediye çareyi nöbette buldu
Eskişehir’in Mihalıççık İlçe Belediyesi, televizyon vericisinin 3 gün üst üste çalınması üzerine, çareyi, verici çevresinde 24 saat nöbet tutmakta buldu.
Mihalıççık Belediye Başkanı Osman Özel, yaptığı açıklamada, Yelkentepe mevkiinde bulunan verici sayesinde Tv yayınlarının daha iyi izlendiğini belirterek, vericinin, ilçe halkından toplanan paralarla alındığını söyledi.
Vatandaştan Tv yayınlarının kesildiği yönünde şikayet almaları üzerine, önce vericinin bozulduğunu düşündüklerini anlatan Özel, şöyle konuştu:
“Tamir amacıyla Yelkentepe’ye giden bakım ekibi, vericinin yerinde olmadığını belirledi. Bunun üzerine yeni verici aldık, ancak ertesi gün o da çalındı. 3 gün üst üste taktığımız vericiler, kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce çalındı. Hırsızlığın önüne geçmek için verici çevresinde 24 saat nöbet tutmaya karar verdik.” Özel, emniyet güçlerine bildirdikleri hırsızlık olayıyla ilgili soruşturmanın sürdüğünü sözlerine ekledi. Mihalıççık, aa
06.12.2002
Türkiye, 3 milyon İranlı turist için düğmeye bastı
AK Parti hükümeti, turizmin çeşitlendirilmesi çerçevesinde gözünü Ortadoğu ve Uzakdoğulu turistlere dikerken, Turizm Bakanı Güldal Akşit, geleneksel Hacı Bektaş–ı Veli Şenlikleri’ni İran’la birlikte düzenlemeyi düşündüklerini açıkladı.
Bu yolla yaklaşık 3 milyon İranlı turistin Türkiye’ye geleceğini belirten Akşit, “Bu hareketlilik aynı zamanda o bölgedeki otelleri hareketlendirecek. Sadece Kapodokya değil. Böylelikle Nevşehir Hava Limanı da değerlendirilmiş olacak.” diye konuştu.
Bakan Akşit, turizm konusundaki hedeflerini Zaman’a anlattı. Akşit, ilk adımın İran halkı için büyük manevi öneme sahip Hacı Bektaş–ı Veli’nin inanç turizmi kapsamında değerlendirilmesiyle atılacağını belirtti.
Akşit, “Türkiye’de turist deyince akla Avrupalı turist, turizm deyince de, kıyı turizmi geliyor. Biz turisti sadece Avrupa’dan bekliyoruz. Bu doğru değil. Ülkeye gelen turist sayısını artırmak için, hem turizmi çeşitlendirmemiz, hem de Doğu ve Ortadoğu’ya yönelmemiz gerekiyor. Bu nedenle inanç turizmi kapsamında Hacı Bektaş–ı Veli’yi önemsiyoruz.” dedi.
Bakan Akşit, diğer ülkelere göre çok yüksek olan vergi oranları ve enerji fiyatlarında yeni düzenleme yapılmasını içeren raporun Başbakan Gül’e sunulduğunu da hatırlattı. Bakanlığın 2003 yılında hedeflediği turist sayısı ise 15 milyon.
Bakan Güldal Akşit, öncelikli hedefinin, partisinin ‘acil eylem planı’nda da yer alan, Turizm Kentleri Projesi’ni hayata geçirmek olduğunu dile getirdi. Akşit, projeyle ilgili şöyle konuştu: “Bir işe başarı ile başlarsanız, öyle de devam eder. Bu nedenle Turizm Kentleri Projesi’ne büyük önem veriyorum. Turizm kentleri, turistik yörelerde, turisti çekebilen şehirlerde, geniş alanlar içine kurulacak. Marinasıyla, alışveriş merkezi, golf sahaları, otelleri, spor sahaları, sağlık merkezleri ve camisiyle komple bir turizm şehri oluşturulacak. Böylece turist aradığı her şeyi bir arada bulma imkânına kavuşmuş olacak. Ancak bu proje çok büyük sahaları gerektiriyor. Turizm Bakanığı’nın elinde böyle araziler yok. Bunu diğer bakanlıklarla irtibata girerek, yapmayı düşünüyoruz.”
“Turist denince akla sadece Avrupalı turist gelmemeli.” diyen Akşit yeni hedeflerinden birisinin de Ortadoğulu turistleri Türkiye’ye çekebilmek olduğunu ifade etti. Akşit, “Doğu’ya, Ortadoğu’ya açılım yapmalıyız. Bilindiği gibi, Japonya 2003 yılını ‘Türk yılı’ olarak kabul etti. Ülkemize gelecek ve memnun ayrılacak Japon turistler, ülkelerinde bizim için iyi birer referans olacak. Japonların özellikleridir, küçük şeylerle mutlu olabiliyorlar. Doğu ve Ortadoğu ülkeleri yeni hedef kitlemiz.” diye konuştu.
Sektörün sorunları çözülecek
Turizm sektörünün sorunlarının çözümü için yapılması gerekenler hakkında Bakanlar Kurulu’na rapor verdiğini belirten Akşit, “KDV oranları, enerji fiyatları yüksek. En azından dış ülkelerdeki emsalleriyle rekabet edebilecek seviyeye getirmemiz lazım. Vergi oranlarında indirim yapmamız lazım. Sivil havacılığın desteklenmesi lazım. Çıkması gereken yasal düzenlemeler var. Bütün bunları bir rapor halinde Başbakan Gül’e verdim.” dedi. 2003 yılında 15 milyon turist hedeflediklerini kaydeden Akşit, kıyı turizminin yanı sıra diğer alanlarda yapacakları çalışmalarla bu hedefi tutturacaklarını söyledi.
Türkiye’yi dış dünyaya tanıtmak için çekilen reklam filminden çok etkilendiğini aktaran Bakan Akşit, “Bu filmi herkes seyretmeli.” dedi. Akşit sözlerini şöyle sürdürdü: Bir daha, bir daha izledim. Filmi izleyince bu nasıl bir ülke hissi uyandırıyor insanda? Masal ülkesinde hissediyorsunuz kendinizi. Tanıtım filminde sanki bir büyü var. Seyredince bunu yaşıyorsunuz ve o ülkeyi görme hissi kaplıyor sizi. Filmde, Boğaz Köprüsü üzerinden beyaz bir atlı aşıyor, Mevleviler Boğaz’ın üstünden döne döne geliyor. Çok değişik bir film olmuş.”
Haksız yere cezaevinde yattığı gerekçesiyle devlet aleyhine dava açan ve 32 milyar lira tazminat kazanan Ordu’nun Kabataş ilçesi Alankent Belediye Başkanı Ali Kemal Yaşar, ‘yolsuzluk’ suçlamasıyla yeniden cezaevine girdi.
Ordu’nun Kabataş ilçesi Alankent Beldesi Belediye Başkanı Ali Kemal Yaşar, haksız yere 128 gün cezaevinde yattığını iddia ederek, kamudan 32 milyar lira maddi tazminat kazandı, emniyet yetkililerinin yaptığı yeni incelemeler ile tekrar tutuklanarak cezaevine girdi.
Alankent Beldesi Belediye Başkanı Ali Kemal Yaşar “yolsuzluk yaptığı” gerekçesi ile girdiği cezaevinden 2 ay önce tahliye olmuş ve haksız yere hapis yattığı gerekçesiyle devlet aleyhine dava açmıştı. Kamuyu mahkemeye veren Başkan Yaşar, 32 milyar maddi tazminat kazanmıştı. Yaşar, davayı kazanmasının ardından, belediye başkanlığı görevine geri dönmüştü. Kamuyu mahkum ettiren Başkan, ‘onur savaşı verdiğini’ belirterek, hapse girmesine neden olan 4 belediye meclis üyesi ve 1 vatandaşa da ayrı ayrı 10’ar milyarlık tazminat davası açmıştı. Başkan Yaşar’ın ‘onur savaşı’, bir ihbar üzerine belediyede yeniden inceleme başlatılması ile şiddetlendi. Emniyet yetkilileri, ihbar üzerine belediyede yaptıkları incelemede zimmet, görevi suiistimal ve ihaleye fesat karıştırma suçlarıyla ilgili deliller buldukları gerekçesiyle Belediye Başkanı Ali Kemal Yaşar, belediye muhasebecileri Avni Yaşar ve Dursun Ertürk’ü tutuklayarak tekrar cezaevine koydu.
Alankent Belde Belediye Başkanı Ali Kemal Yaşar, yolsuzluk ve zimmet iddiasıyla Kabataş Cumhuriyet Savcılığı tarafından tutuklanarak Ünye Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Ordu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamanın sonucunda beraat eden Hapisten çıkar çıkmaz görevine dönen ve devlet aleyhine tazminat davası açan Yaşar, devleti mahkum ettirerek 32 milyar lira tazminat kazandı. Yeniden aynı suçlamalarla karşı karşıya kalan ve hapse giren Başkan Yaşar’ın bu davadan kurtulup kurtulamayacağını zaman gösterecek.
Hanefi Ceyhan
/ Ordu
06.12.2002
Saklı ‘demiryolu müzesi’ gün yüzüne çıkmayı bekliyor
Demiryollarında 39 yıl çalıştıktan sonra 2 yıl önce emekli olan Mete Tekyıldız, 39 yıl süresince kişisel çabalarıyla oluşturduğu 1200 parçalık demiryolu koleksiyonu ile evini küçük bir “demiryolu müzesi” haline getirdi.
TCDD Meslek Okulu’nu bitirdikten sonra hareket memuru olarak göreve başlayan ve Söğütlüçeşme Gar Müdürlüğü görevinden önceki yıl emekli olan Tekyıldız, evinde muhafaza ettiği ve eşi benzeri bulunmayan parçaların da yer aldığı koleksiyonunu devletin imkanlarıyla bir müze haline dönüştürmek istiyor.
Mete Tekyıldız, yurtiçi ve yurtdışından temin ettiği koleksiyonunun demiryolu tarihine ışık tutacak nitelikte olduğunu belirterek, “Yıllardır kişisel çabalarımla oluşturduğum koleksiyonum bir müze niteliğindedir ve ülkemiz ile dünyada tektir.” dedi. Trenlerin hem kız hem de erkek çocuklarını sakinleştiren tek oyuncak olduğunu ifade eden Tekyıldız, hâlâ trene, tren sesine ve demiryollarına tutkuyla bağlı olduğunu söyledi.
Annesi, babası, amcası, dayısı, kayınpederi ve eşinin de demiryollarından emekli olduklarını dile getiren Tekyıldız, “Koleksiyonumda, muhtemel sel ve doğabilecek olaylara karşı ray üzerine konarak tren personelini uyarıcı işaret veren kestane fişekleri, TCDD çalışanlarının giydiği bilumum şapkalar ve yaka apoletleri, Avrupa demiryollarında kullanılan muhtelif şapkalar, tren şeklinde dolmakalemler, tablolar, sigaralıklar, dizel ve buharlı tren maketleri, lokomotif motifli kravatlar, kampanalar, telefonlar, gaz lambaları, yine çeşitli ülkelere ait üç renkli demiryolu fenerleri, demiryolu düğmeleri, takım elbiseler, eski biletler, manevracı ve tren şefi düdükleri, tren restoranlarında kullanılan ziller, Avrupa demiryollarında kullanılan kapaklı cep saatleri bulunuyor.”
Hâlâ bitpazarlarını gezerek, insanların attığı demiryolu ile ilgili çok değerli parçalar bulduğunu belirten Tekyıldız, çok geniş olan koleksiyonunun bir kısmını arkadaşına ait depoda koruduğunu kaydederek, “İçinde tarihî olan ve bir örneği daha bulunmayan parçalardan oluşan koleksiyonumla, devletin desteğiyle bir müze açmak ve bu müzeyi herkesin görmesini istiyorum.” dedi. İstanbul, aa
06.12.2002
Emniyet, büyük ilçelere tecrübeli müdür atayacak
Metropol ilçelere tecrübeli polis müdürleri atamayı hedefleyen Emniyet Genel Müdürlüğü, buralardaki üst düzey rütbeleri yeniden yapılandırıyor.
Personel Daire Başkanlığı’nca yürütülen çalışmada Bakırköy gibi ilçe emniyet müdürlüklerine üçüncü sınıf yerine ikinci sınıf emniyet müdürleri atanacak.
AK Parti'nin bakanlık sayısının azaltılmasıyla başlayan kamu kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılması çalışmaları çerçevesinde Emniyet teşkilatı da önemli değişikliğe gidiyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı’nca yürütülen çalışma çerçevesinde hem Emniyet Genel Müdürlüğü hem de il emniyet müdürlüklerinde köklü değişiklikler hedefleniyor.
Çalışma çerçevesinde İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropol il emniyet müdürlüklerindeki bazı görevlere daha tecrübeli ve rütbesi yüksek polis müdürleri atanacak. Araştırma ve Koordinasyon Daire Başkanlığı bünyesinde bulunan yaklaşık 250 birinci sınıf emniyet müdüründen yapılacak atamayla, il emniyet müdür yardımcıları, il emniyet müdürü gibi birinci sınıf emniyet müdürlerinden oluşacak. İstanbul’daki Bakırköy, Şişli gibi ilçe emniyet müdürleri ile Terörle Mücadele, Güvenlik gibi şube müdürleri de üçüncü sınıf müdürler yerine ikinci sınıf müdürlerden oluşacak.
AK Parti’nin devleti küçültmeyi hedefleyen politikaları Emniyet Genel Müdürlüğü’ne de yansıdı. Daha önce de gündeme gelen Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki bazı daire başkanlıklarının birleştirilmesi çalışmalarına hız verildi. Buna göre İnterpol Daire Başkanlığı ile Dışilişkiler Daire Başkanlığı’nın, Terörle Mücadele ve Harekat Daire Başkanlığı ile Özel Harekat Daire Başkanlığı’nın birleştirilmesi 5 daire başkanlığından oluşan trafik hizmetlerinin tek daire başkanlığı altında toplanması hedefleniyor. Sedat Güneç, Ankara
06.12.2002
AİHM’de bekleyen dava sayısında birinciyiz
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapılması hükmünün kabul edildiği 1987 yılından bu yana, Türkiye aleyhine 4 bin 570 kişisel başvuruda bulunuldu.
Adli Tıp Kurumu’nda görevli Dr. Esin Akgün, hazırladığı uzmanlık tezinde, ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Kararlarında Yaşam Hakkı ve İşkence Yasağı İhlali Olgularının Adli Tıp Boyutu’nu irdeledi. Tezde, Adalet Bakanlığı’ndan alındığı belirtilen bilgilere göre, 1987 yılı ile 15 Nisan 2002 tarihleri arasında AİHM’ye, Kıbrıs Rum Kesimi’nden mülkiyet haklarının ihlal edildiğine dair 2 bin 250, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden 1500, Yüksek Askeri Şûra kararıyla TSK’dan uzaklaştırılan 60, devlet başvuruları için 2, parti kapatma davalarıyla ilgili 8, mülteci başvurularıyla ilgili 23, kamulaştırmayla ilgili 701, 12 Eylül dönemi davalarıyla ilgili 26 kişisel başvuru yapıldı. Bunlar arasında yaşam hakkının ihlaline ilişkin 148, işkence iddialarıyla ilgili de 330 kişisel dava var.
Türkiye’nin aleyhine sonuçlanan davalar için 9 milyon 274 bin 905, dostane yolla çözüme ulaşılanlar için ise 6 milyon 671 bin 998 dolar tazminat ödenmek zorunda kalındı. Toplam tazminat tutarı Türk Lirası karşılığı yaklaşık 25 trilyon oldu.
Ankara, aa
06.12.2002
Türkiye, AİHM’de bir kere daha mahkûm oldu
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yazar Yalçın Küçük’ün yaptığı bir şikayet başvurusunda, Türkiye’nin maddi tazminat ödemesine karar verdi.
Mahkemeden yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesini ihlal ettiğine karar verildi. AİHM, Türkiye’nin mahkeme masrafları da içinde olmak üzere Yalçın Küçük’e 4 bin 500 Euro (yaklaşık 6 milyar 800 milyon lira) maddi tazminat ödemesini istedi. Küçük, Türkiye’de yayın yoluyla bölücü terör örgütünün propagandasını yaptığı gerekçesiyle 1995 yılında aldığı mahkumiyete itiraz mahiyetinde AİHM’ye başvurmuştu.
Strasbourg, aa
06.12.2002
İslâm alemi, bayramda renk cümbüşü
Ramazan Bayramı bütün dünyada coşkuyla kutlanıyor. Bayram, milyonlarca insanın Ramazan ayını geçirmek için geldiği Mekke ve Medine’de top atışlarıyla karşılandı.
Farklı ülkelerden gelen insanlar en güzel elbiselerini giyince kutsal belde renk cümbüşüne dönüştü. Hatimle kılınan teravih ve son on günde kılınan teheccüt namazıyla bir ay geceyi ayakta geçiren Mekke ve Medine’deki yerli halk da bayram sabahı sokaktaydı. Halk, bayram namazına kadın erkek ayrım gözetmeden beşikteki çocuklarıyla geldi.
On yıldır Medine’de çalışan Mehmet isimli bir Türk, kutsal beldedeki duyguyu, “Bir yanda Ramazan’ın bitişine duyulan hüzün, diğer yanda bayramın gelişine sevinç. Başka yerde yaşanır mı bilemem.” diyerek özetliyor.
Dünyanın değişik ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’den de bu yıl yaklaşık 25 bin insan Ramazan ayını Mekke ve Medine’de geçirebilmek için Suudi Arabistan’a geldi. Geçmiş yıllarda Ramazan’da gelip hacca kadar kutsal beldede kalan Türk hacılar bu dönemde Suudi yönetiminin sıkı kontrolü sebebiyle umrelerini yapıp bayram namazının ardından geri dönüyor. Kutsal beldede her ülkeden insan var. Endonezyalı Muhammet, buraya gelişinin sebebini, “Burada kılınan bir namaz bazen bin bazen de yüz bin namaz değerindedir. Burada hissettiğim şeyleri başka yerlerde hissedemedim.” diyerek anlatıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan 11 Eylül terörü geçen Ramazan’daki yoğunluğa olumsuz etki yapmıştı. Bu yıl özellikle Ramazan ayının son on gününde kutsal beldeler tarihi bir kalabalığa şahit oldu.
İşportacılar hayatın vazgeçilmezleri arasında. Hatta Türkiye’dekilerden daha güçlüler. Çünkü güçlerini fıtır sadakasından alıyorlar. Haremeyn’de fıtır sadakası para olarak değil; hurma, kuru üzüm, pirinç, buğday gibi yiyecek maddelerinden veriliyor. Bu konuda özellikle hutbelerde “Sakın para vermeyin, aksi takdirde sadakanız kabul olmaz.” şeklinde hatırlatmalarda bulunuluyor. İşte bu sadaka verilecek malzemeyi satanlar genelde işportacılar. Harem’e gelirken yolun sağı ve solu paketlenmiş pirinç satıcılarıyla dolu. Sokak onların “zekki zekki” (zekatını ver) sesleriyle çınlıyor.
Rusya’da dondurucu soğukta bayram namazı
Rusya’daki Müslümanlar da Ramazan Bayramı’nı büyük bir sevinç içinde kutlarken, din adamları tarafından yapılan açıklamalar ve siyasilerin bayram tebriklerinde ağırlıklı olarak son uluslararası gelişmeler yer aldı. Moskova’nın merkezinde bulunan Prospekt Mira’daki camide bayram namazı için cami ve bahçesi yeterli gelmezken insanlar namazı, soğuk havaya rağmen çevredeki ara sokaklarda kıldı. Rusya Müftüler Şûrası Başkanı Ravil Gaynutdin, vaaz ve dualarında Irak’ta savaş olmaması, Filistin’in özgür devlet olması ve bölgedeki savaş ile Çeçenistan’daki çatışmaların durması temennisinde bulundu.
Namaz kılmasını bilmeyenler bile bayram namazındaydı
Tataristan’da bu yıl oruç tutanların sayısı geçtiğimiz yıllara göre daha fazlaydı. Bunun sonucu olarak da insanlar bayramı geçen yıllara oranla daha büyük bir coşkuyla kutladı. Resmi tatil olmamasına rağmen ülkenin bütün camilerine gelen Müslümanlar, camilere sığmayınca sokaklarda namazlarını kılmak zorunda kaldılar. Namaz kılmasını bilmeyen insanların bile bayram namazı dolayısıyla namaza gelmeleri dikkat çekti. Tataristan Diyanet İşleri Başkanı Osman İshaki bayram kutlamasında, “Bütün Müslümanlara barış ve güven, hastalara sağlık diliyorum.” dedi.
Karabağ için dualar edildi
Azerbaycan’da bayram heyecanı sabahın ilk saatlerinde, camilerde kılanan bayram namazıyla birlikte başladı. Bayramlaşmalar sırasında oldukça sıcak görüntüler yaşanırken, T.C. Büyükelçiliği Din İşleri Müşavirliği tarafından Şehitler Hıyabanlığı Camisi avlusunda kurulan çadırda toplanan Müslümanlara çay ve tatlı ikram edildi. Din İşleri Müşaviri Halil Demir, bayram hutbesinde, barış, kardeşlik ve birlik mesajları verirken, Ermeni işgali altında bulunan Yukarı Karabağ topraklarının en kısa zamanda bağımsızlığına kavuşması için dualar edildi.
Hollanda’da Müslümanlar camilere sığmadı
Hollanda’da sabahın erken saatlerinden itibaren camileri dolduran vatandaşlarımız bayrama ulaşmanın huzur ve güvenini yaşadılar. Bin kişi kapasiteli Amsterdam Mescid–i Aksa Camii’nin iki katı da tamamen dolunca vatandaşlarımız namazlarını Hollanda polisinin eşliğinde sokaklarda kıldı. Bayram namazı esnasında trafik durdu. Cami imamı Osman Çelik verdiği vaazda, bayramların Müslümanların hayatında önemli bir yer teşkil ettiğini, bayramlarda dargınlıkların olmadığını, kardeşlik ruhunun pekiştiğini ifade etti.
Avrupa sokakları Türkiye’yi aratmadı
Belçika’da gurbetçilerimiz sabahın erken saatlerinden itibaren camileri doldurdu. Rengarenk kıyafetleriyle çocuklar da babalarıyla geldikleri camilerde yerlerini aldılar. Avrupa’da da Türkiye’yi aratmayacak mekanlarda bayram namazları kılınmaya başlandı. İlk yıllarda çekilen sıkıntılar artık yaşanmıyor. Binlerce gurbetçimiz dün bayram namazında bir araya gelerek İslam âleminin içinde bulunduğu ortamın düzelmesi için dua etti. Gent Hızır Bey Camii’ne gelen vatandaşlarımız kalabalık sebebiyle birbirinin üzerine secde yapmak zorunda kaldı.
Mehmet Meriç, İlnar Husnullin, Mirza Çetinkaya, Basri Doğan, Hasan Hasanov, S. Arabistan, Rusya,